12. Hukuk Dairesi 2013/12976 E. , 2013/18363 K. MAHKEMESİ : Mersin 3. İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 26/12/2012 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Borçlu, takibin kesin…
**12. Hukuk Dairesi 2013/12976 E. , 2013/18363 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Mersin 3. İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 26/12/2012 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Borçlu, takibin kesinleşmesinden sonra, 11.04.2011 ile 11.10.2011 tarihleri arasında işlem yapılmadığını belirterek İİK'nun 71/2 ve 33/a maddeleri gereğince zamanaşımının gerçekleştiğinden bahisle icranın geri bırakılmasını istemektedir. 03.02.2012 tarih ve 28193 (mükerrer) Sayılı Resmi Gazete yayımlanarak yürürlüğe giren 6273 Sayılı Kanunun 7. maddesiyle değişik 6762 Sayılı TTK.'nun 726. maddesine göre; "Hamilin; cirantalarla keşideci ve diğer çek borçlularına karşı haiz olduğu müracaat hakları ibraz müddetinin bitiminden itibaren üç yıl geçmekle müruruzamana uğrar. Çek borçlularından birinin diğerine karşı haiz olduğu müracaat hakları bu çek borçlusunun çeki ödediği veya çekin dava yolu ile kendisine karşı dermeyan edildiği tarihten itibaren üç yıl geçmekle müruruzamana uğrar." İlke olarak, herhangi bir kanun veya düzenleyici kural, hukuksal sonuçlarını yürürlüğe girdiği tarihten sonrası için doğurmaya başlar. Bunun doğal sonucu da, yasaların yürürlüğe girmelerinden önceki olayları etkilememeleri, yani, geçmişe etkili olmamalarıdır. Yasaları uygulama durumunda bulunanlar, başta mahkemeler olmak üzere, onları geriye yürür sonuçlar doğuracak şekilde yorumlamamakla yükümlüdürler. Hukuk güvenliği bunu gerektirir. Kanun koyucu bu kaidenin aksine düzenleme yapabilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun; 09.03.1988 tarih ve 1987/2-860 E., 1988/232 K.; 13.10.2004 gün ve 2004110-528 E., 2004/533 K.; 06.04.2005 tarih ve 2005/10-183 E., 2005/241 K. sayılı kararları da aynı yöndedir. Bundan ayrı, devam eden uyuşmazlıklarda, tamamlanmamış hukuki durumlara yeni yasa veya düzenleyici kural, "derhal yürürlüğe girme" (I'etfet immediat de la loi novelle) niteliği nedeniyle uygulanacak ve hukuki sonuçlarını doğuracaktır. Tamamlanmış hukuki durumların yeni yasa veya düzenleyici kuraldan etkilenmemesi, kazanılmış hakların saklı tutulması gereğinden kaynaklanan bir sonuçtur. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 2. maddesi hükmüne göre, Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir. Kazanılmış hak kavramı, her ne kadar açık bir biçimde Anayasa'da düzenlenmemiş ise de, bunun hukuk devleti kavramının temel taşlarından biri olduğu ve Anayasa'nın bünyesinde mündemiç bulunduğu, Türk Kamu Hukuku'nda, öğretide ve yargısal kararlarda benimsenmektedir. 6273 Sayılı Kanun'un 7.maddesiyle 6762 Sayılı T.K'nun 726.maddesinde yapılan değişiklikle çeklerde 6 ay olan zamanaşımı süresi 3 yıla çıkartılmıştır. Yukarıda açıklanan ilkelere göre değişiklikle getirilen 3 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanabilmesi için çekin ibraz süresinin bitim tarihinin yasanın yürürlüğe girdiği 03.02.2012 tarihinden sonraki bir tarih olması gerekir. Belirtilen tarihten önce zamanaşımı süresi dolmuş ise bunun canlandırılması ve sürenin üç yıla çıkarılması kazanılmış hakları ortadan kaldıracağından hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmaz. Bu nedenle ibraz süresi 03.02.2012 tarihinden önce biten çeklerde uygulanacak olan zamanaşımı süreleri altı ay, sonraki çeklerde üç yıldır. Somut olayda takibin dayanağı çeklerin ibraz sürelerinin bitim tarihi 03.02.2012 tarihinden öncesine ait olup 6 aylık zamanaşımına tabidirler. TTK'nun 662.maddesinde zamanaşımını kesen sebepler, dava açılması, takip talebinde bulunulması, davanın ihbar edilmesi veya alacağın iflas masasına bildirilmesi şeklinde sınırlı olarak sayılmıştır. Ticari işlemlerin itimat, itibar ve sürat gibi özellikleri nedeniyle Türk Ticaret Kanunu'nda daha kısa süreli zamanaşımı süreleri belirlenmiş olup, Borçlar Kanunu'ndaki zamanaşımı süreleri burada uygulanmaz. Anılan maddede dava açılması ile kastedilen, kambiyo senetleri hukukuna ilişkin bir talep dolayısıyla yetkili mahkeme nezdinde, usulüne uygun bir davanın açılmış bulunmasıdır. Örneğin senet borçlusunun açtığı senet iptal davası zamanaşımını kesmez(TTK.669 vd.md.). Keza ihtiyati haciz, ihtiyati tedbir, önceki davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması vs. davaları da zamanaşımını kesici nitelikte değildir. Zira açılmış bulunan davanın, HUMK'nun 237.maddesindeki kesin hükme konu teşkil edecek biçimde nizalı kazaya konu edilmesi gerekir(12.HD.07/04/1983-l439 K.-2701 E.). Kanundaki dava tabirinden maksat sadece eda davalarıdır. Bu bağlamda yukarıda belirtilen nitelikte olmayan davalar ve takip işlemleri zamanaşımını kesmemektedir. (İstihkak, izale-i şuyu, kıymet takdirine itiraz, senet iptali, tasarrufun iptali vb. nitelikte davalar). Somut olayda Mersin 2.İcra Hukuk Mahkemesi'ne 29.03.2011 tarihinde borçlu tarafından açılan 2011/338 esas sayılı kıymet takdirine itiraz davası yukarıda belirtildiği üzere zamanaşımını kesen davalardan değildir. Açıklanan bu şekli ile işbu davanın, alacaklının cebri icrayı sürdürme iradesini kısıtladığından sözetmek mümkün değildir. Diğer bir deyişle davada belirtilen konu dışında alacaklı, icra takibine devam edebilir. O halde mahkemece takibin kesinleşmesinden şikayet tarihine kadarki dönemde alacaklı tarafça şikayetçi borçlu hakkında icra takibini ilerletmeye yönelik işlem yapılıp yapılmadığının tespiti ile oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ :Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.