11. Hukuk Dairesi 2024/451 E. , 2025/1324 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1509 Esas, 2023/1752 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/190 E., 2023/109 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz
**11. Hukuk Dairesi 2024/451 E. , 2025/1324 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1509 Esas, 2023/1752 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/190 E., 2023/109 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 25.02.2025 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin yazar John Steinbeck'in "Fareler ve İnsanlar" ile "İnci" isimli eserleri ile ilgili olarak hak sahibi The Estate of Elaine Steinbeck c/o Mcintosh&Otis Inc. ile 18.11.2020 tarihinde münhasır yayıncılık sözleşmesi imzaladığını, hak sahibinin temsilcisi tarafından, davalıya gönderilen 30.09.2019 tarihli ihtarname ile davalının hak sahibi ile olan lisans sözleşmelerinin 30.09.2019 tarihi itibarıyla feshedildiği bildirilmesine rağmen davalının lisans anılan eserler için bandrol aldığının tespit edildiğini, davalının dava konusu kitapları basma hakkına sahip olmadığını, bu kitapların münhasır yayma haklarının müvekkilinde bulunduğu ihtar edilmesine rağmen kitapları basmaya devam ettiğini, davalının eyleminin çoğaltma ve yayma haklarınn ihlali olduğunu ileri sürerek davalının dava konusu kitaplarla ilgili baskı miktarının ve satış fiyatının tespitine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak olarak 15.000,00 TL'nin Türk Ticaret Kanunu hükümleri ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun (FSEK) 68. maddesi uyarınca tespit edilecek üç kat telif bedelinin/tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, davalının haksız rekabet kapsamında elde ettiği haksız kazancın tespitine, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 60. maddesi uyarınca müvekkilinin en iyi (en yüksek) giderim/tazminat imkanı üzerinden karar verilmesine, davalının, dava konusu kitaplar ve baskılar dışında yeni baskı ve satış ihtimali nedeniyle davalının muhtemel tecavüzünün men'ine karar verilmesini talep etmiş bedel artırım dilekçesi ile toplam 630.000,00 TL maddi tazminatın faiziyle tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dava açma hakkı bulunmadığını, hak sahibi ile müvekkili arasında imzalanan sözleşmeler uyarınca müvekkilinin dava konusu kitaplar üzerinde meşru hak sahibi olduğunu, müvekkilinin sözleşmelerinin 04.10.2024 tarihine kadar geçerli olduğunu, hak sahibinin temsilcisi Anatolialit Telif ve Tercümanlık Hiz. Tic. Ltd. Şti.'nin fesih konusunda yetkilendirilmediğini, anılan şirket tarafından gönderilen fesih ihtarının geçersiz olduğunu, fesih tarihinden itibaren de sözleşmeler gereğince resmi bandroller alındığını, baskılar yapıldığını, 30.09.2019 tarihinden sonra yapılan baskılar için imtiyaz sahibine yapılacak ödemelerle ilgili ihtarnameyi gönderen Anatolialit...Ltd. Şti. ile müzakerelerin yürütüldüğünü, bu durumun da davacının davasına dayanak yaptığı fesih ihtarnamesinin taraflar arasında hükümsüz sayıldığını ortaya koyduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dışı imtiyaz sahibi ile davalı arasındaki 05.10.2017 tarihli sözleşmelerin feshinin sözleşmeye uygun olarak dava dışı imtiyaz sahibinin kendisi tarafından yapılmadığı, FSEK'in 56/1 hükmü kapsamında hak sahibinin, davalı ile davacıdan önceki tarihte münhasır lisans sözleşmesi yaptığı, münhasır lisansın yalnız bir kimseye mahsus olması gerektiği, sözleşme fesih yetkisinin dava dışı imtiyaz sahibinde olduğu, imtiyaz sahibi tarafından davalıya sözleşmenin feshine dair herhangi bir bildirimde bulunulmadığı, davadışı Anatolialit ...Tic. Ltd. Şti.'nin fesih konusunda yetkilendirilmediği, Anatolialit...Ltd. Şti. tarafından yapılan feshin geçersiz bulunduğu, davalı ile imtiyaz sahibi arasında imzalanan sözleşmelerin geçerli olduğu, davalının imzaladığı sözleşme kapsamında münhasır hak sahibi sayıldığı, münhasırlık sözleşmesinin gereği olarak sözleşmeye konu hakkın 3. bir kişiye tanınmasının mümkün olmadığı, davalının münhasır lisans sözleşmesi usulüne uygun olarak dava dışı hak sahibi şirketi tarafından feshedilmediği ve buna bağlı olarak davacının münhasır lisans hakkına sahip olmadığı gerekçesiyle davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığından husumet yokluğu gözetilerek davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ve dava dışı imtiyaz sahibi arasında imzalanan sözleşmelerin 10. maddesi uyarınca akde aykırılık nedeniyle ancak sözleşmede taraf olan imtiyaz sahibinin ihtar göndermesi halinde sözleşmenin feshedileceğinin kararlaştırıldığı, sözleşmelerin 13. maddesi ile imtiyaz sahibi tarafından bazı konularda temsile yetkili kılınan Anatollialit...Tic. Ltd. Şti. tarafından sözleşmenin feshedilebileceğinin açıkça yazılı olmadığı, sözleşmelerde taraf olan imtiyaz sahibinin yargılama sırasında ve fesih ihbarından yaklaşık iki yıl 3 ay sonra düzenlediği ve dosyaya sunulan 10.01.2022 tarihli yazıda davalı şirket ile yapılan 05.10.2017 tarihli sözleşmenin 30.09.2019 tarihinde Türkiye’deki temsilcileri tarafından feshedildiği ve davacı şirket ile imzalanan 18.11.2020 tarihli sözleşmenin geçerli olduğu, davacı şirketin yasal girişimde bulunma ve dava açma haklarını da kapsadığı bildirilmişse de bu yazının yetkisiz temsilcinin yaptığı fesih işleminin TBK’nın 46. maddesi uyarınca sonradan onanması niteliğinde olduğu, yenilik doğurucu bir işlem olduğundan ancak bu tarihten sonrası için davalı ile yapılan sözleşmelerin feshedilmiş sayılacağı, davalının davacıdan önce münhasır lisans sözleşmesi yaptığı, FSEK'in 56/1. hükmü kapsamında hak sahibi olduğu ve münhasır lisansın yalnız bir kimseye mahsus olması gerektiği, davacı da bu onama bildiriminin öncesinde münhasır lisans haklarının sahibi olmadığından aktif taraf ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, FSEK’ten kaynaklanan mali haklara tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve maddi tazminat istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 27.02.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.