7. Hukuk Dairesi 2013/13548 E. , 2013/20967 K. "İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı vekili, davalının 24.11.2007 tarihli iş sözleşmesi ile işyerinde çalışmaya başlayıp iki ay dizayn mühendisi, daha sonra yurt dışı satış sorumlusu olarak görev yaptığını, davalı ile imzalanan sözleşmenin 5.f maddesinde, iş sözleşmes
**7. Hukuk Dairesi 2013/13548 E. , 2013/20967 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı vekili, davalının 24.11.2007 tarihli iş sözleşmesi ile işyerinde çalışmaya başlayıp iki ay dizayn mühendisi, daha sonra yurt dışı satış sorumlusu olarak görev yaptığını, davalı ile imzalanan sözleşmenin 5.f maddesinde, iş sözleşmesinin işçi tarafından herhangi bir nedenle veya işveren tarafından haklı nedenle feshedildiği tarihten itibaren 2 yıl süreyle enerji nakil hattı, trafo merkezleri, şehir şebekeleri, GSM ve bunlara ilişkin imalat alanlarında faaliyet gösteren bir başka şirket, kurum-kuruluş ya da işletmede hangi unvanla olursa olsun çalışmayacağı ve görev almayacağı, böyle bir şirkete ortak olmayacağı, aynı faaliyet konularında kendi adına iş kurmayacağı, aksi takdirde son aylık brüt ücretinin 10 katı tutarında ceza-i şart ödenmesinin kabul ve taahhüt edildiğini, davalının 08.02.2010 tarihli dilekçesi ile istifa edip, 17.02.2010 tarihinde işyerinden ayrıldığını, ayrılmadan bir gün önce 16.02.2010 tarihinde aynı alanlarda faaliyet gösteren Miteng Mühendislik Bilgisayar Tic. A.Ş.'de çalışmaya başladığını, adı geçen şirketin faaliyet konularının şirket ana sözleşmesinde tanımlandığını ve 28.06.2007 tarihli T. Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edildiğini, Miteng A.Ş.'nin, davalı şirketin faaliyet alanlarında Türkiye'deki en büyük rakibi Mitaş Enerji Grubunun bir parçası ve iştiraki olduğunu, Mitaş A.Ş'nin faaliyet alanlarının da, davalı şirket ile aynı olduğunu ve sözleşmedeki rekabet yasağı kapsamında kaldığını, davalının çalıştığı 2,5 yıla yakın sürede davalı şirketin plan, proje, üretim, maliyet, ürün fiyatları, teklif alma-hazırlama süreci, teklif fiyatlar, satış, müşteri portföyü vs. konulara ilişkin tüm bilgilere sahip ve hakim konumda bulunduğunu, bu nedenle rekabet yasağına aykırı olarak aynı alanlarda faaliyet gösteren işveren yanında çalışmasıyla, sahip olduğu ticari ve teknik bilgileri yeni işvereni yararına kullanarak davalı şirketin ciddi zararlara uğratılacağının kesin olduğunu, davalının rekabet yasağının amaç ve sonuçlarını bilerek, özgür iradesiyle sözleşmeyi imzaladığını, son aylık brüt ücretinin 2.933,37.-TL olduğunu, 10 kat tutarındaki ceza-i şartın 29.333,70.-TL olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 1.000,00.-TL ceza-i şartın faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili, davalının 24.11.2007'de çalışmaya başlayıp, işteki bazı olumsuzlar nedeniyle 08.02.2010 tarihinde istifa ettiğini, ancak işlerin yarım kalmaması için ve davacının talebi ile 17.02.2010 tarihine kadar çalışmasına devam ettiğini, yaptığı iş başvuruları sonucunda daha önce çalıştığı şirket grubu içinde yer alan Miteng Mühendislik Bilgisayar A.Ş.'de 16.02.2010 tarihinde işe giriş işlemi yapılıp fiilen 18.02.2010 tarihinden itibaren çalışmaya başladığı, aynı grup içindeki daha önce çalıştığı Mitaş A.Ş.'de ve sonrasında Miteng A.Ş.'de tasarım mühendisi olarak çalıştığını, davacı şirkette ise satış pazarlama departmanında görevli olduğunu, görevleri farklı olduğundan rekabet yasağının ihlal edilmediğini, Borçlar Kanunu'nun 348 ve 349. maddelerindeki düzenlemeye göre sözleşmedeki rekabet yasağı ve cezai şartın geçersiz olduğunu, anılan maddelerde yasağın zaman, yer ve işin türü yönünden sınırlandırılması gerektiğinin belirtildiğini, 2 yıllık sürenin uzun bir süre olduğunu, yer ile ilgili sınır getirilmediğinden, hiçbir yerde çalışamayacağı gibi bir sonucun doğduğunu, işin türünün çok geniş tutulduğunu, yasal kapsamında davacı şirkete herhangi bir zarar verilmediğini belirterek, davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, davalı ile dava dışı Miteng A.Ş. arasında imzalanan 16.02.2010 tarihli sözleşmenin 12. maddesine göre tarafların rekabet yasağı ve aykırı davranıştan kaynaklanabilecek dava ve takipleri öngörerek, bunların Miteng A.Ş. tarafından takip edilip sonuçlandırılacağı ve aleyhe sonuçlanması halinde tüm ödemelerin Miteng A.Ş. tarafından karşılanacağını kararlaştırdıkları, tüm bu yönler birlikte dikkate alındığında davalının rekabet yasağına aykırı davrandığının anlaşıldığı ancak, rekabet yasağı ve bu yasağın ihlali halinde tazminat-cezai şart koşulunun geçerli olabilmesi için, Borçlar Kanunu'nun 349. maddesine göre, işçinin ekonomik geleceğinin hakkaniyete aykırı şekilde tehlikeye girmesini engelleyecek ölçüde zaman, yer ve işin türüne göre sınırlandırılmasının gerekli olduğunu, davacı şirket ile davalı arasındaki sözleşmede rekabet yasağının süre açısından 2 yılla, işin türü açısından enerji nakil hattı, trafo merkezleri, şehir şebekeleri, GSM ve bunlara ilişkin imalat alanları olarak sınırlandırıldığı, ancak yer itibariyle herhangi bir sınırlamanın yapılmadığı, bu yönüyle taraflar arasındaki 24.11.2007 tarihli sözleşmedeki rekabet yasağına ilişkin düzenlemenin Borçlar Kanunu'nun 349. maddesine uygun ve geçerli olduğundan söz edilemeyeceği anlaşılmakla, davacının talebinin reddine karar karar verilmiştir. Uyuşmazlık iş mahkemesinin görevi noktasında toplanmaktadır. İş sözleşmesinin doğası gereği akdin devamı müddetince işçi yanında çalıştığı işveren ile rekabet yapamaz. İşçi tarafından işverenle rekabet etme anlamı taşıyabilecek davranışlarda bulunması 4857 sayılı Kanunun 25. maddesine göre sakakat borcunun ihlali olarak değerlendirilir. İşçinin sadakat borcu iş sözleşmesinin kurulmasıyla birlikte doğar, sözleşmenin sona ermesine kadar devam eder ve iş sözleşmesinde sadakat yükümlülüğü ile ilgili herhangi bir hüküm yer almasına da gerek yoktur. Akdin devamı sırasında anılan şekilde işçinin işverenle rekabeti anlamına gelebilecek bir başka anlatımla sadakat borcuna aykırılık teşkil edebilecek davranışlarına bağlı olarak açılacak tüm davaların 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 1'inci maddesine göre İş Mahkemesinde görülmesi gerekeceğinde şüphe yoktur. 818 sayılı Borçlar Kanununun 10. babı içerisinde rekabet yasağına dair maddeler bulunmaktadır. 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 348. maddesinde yeralan düzenlemede "...akdin hitamından sonra..." kelimelerine yer verilmiş bulunmaktadır.(paralel mahiyetteki düzenleme 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 444. maddesi "...sözleşmenin sona ermesinden sonra..." kelimeleri) Anılan bu madde ile akdin sonlanmış olmasına vurgu yapılmakla iş sözleşmesinin bitiminden sonra yapılmaması gereken hususlar hakkında düzenleme getirildiği sonucuna varmak gerekir. İşçinin iş sözleşmesi sona erdikten sonra işveren ile rekabet etmeyeceğine dair rekabet etmeme borcu sadakat borcunun aksine her iş sözleşmesi açısından söz konusu değildir. İşçi bakımından böyle bir yükümlülükten bahsedilebilmesi için iş ilişkisi devam ederken işçi ve işveren arasında iş sözleşmesinden ayrı bir rekabet yasağı sözleşmesi imzalanması ya da iş sözleşmesine rekabet yasağına dair bir hükmün konulması gereklidir. Bahsedilen şekilde ortaya çıkacak olan Borçlar Kanunununda düzenlenmiş rekabet etmeme borcu ise sadakat borcunun aksine iş sözleşmesinin bitiminden sonra doğacak bir borç niteliği taşır. 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1-3 maddesine göre 818 sayılı Borçlar Kanununun 348. maddesinden kaynaklanan davalar mutlak ticari dava olarak sayılmıştır. Mutlak ticari davaların ise Ticaret Mahkemelerince incelenip karara bağlanması gerekir. Dosya kapsamına göre taraflar arasında 24.11.2007 tarihli iş sözleşmenin 5.f maddesinde, iş sözleşmesinin işçi tarafından herhangi bir nedenle veya işveren tarafından haklı nedenle feshedildiği tarihten itibaren 2 yıl süreyle enerji nakil hattı, trafo merkezleri, şehir şebekeleri, GSM ve bunlara ilişkin imalat alanlarında faaliyet gösteren bir başka şirket, kurum-kuruluş ya da işletmede hangi unvanla olursa olsun çalışmayacağı ve görev almayacağı, böyle bir şirkete ortak olmayacağı, aynı faaliyet konularında kendi adına iş kurmayacağı, aksi takdirde son aylık brüt ücretinin 10 katı tutarında ceza-i şart ödenmesinin kabul ve taahhüt edildiği düzenlenmiştir. Taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesindeki rekabet yasağı hükmü iş sözleşmesinin sona ermesinden sonraki dönem için rekabet yasağına aykırılığı düzenleyen nitelik taşımaktadır. Yukarıda sıralanan yasal düzenlemeler karşısında taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesindeki rekabet yasağına dair hükmün Borçlar Kanunu kapsamında değerlendirilmesi gerekir ki Türk Ticaret Kanununun 4/1-3 maddesi gereği bu sözleşmeden doğacak davalar mutlak ticari davadır. Mutlak ticari davalar ise Ticaret Mahkemelerinin görevi kapsamında kalır.(Benzer mahiyette Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29.2.2012 tarih ve 2011/11-781 E. - 2012/109 K. sayılı ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.2.2013 tarih ve 2012/9-854 E. - 2013/292 K. sayılı kararları) Tüm bu tespitler karşısında mahkemece davaya bakmaya İş Mahkemesi değil Asliye Ticaret Mahkemesi görevli olduğundan görevsizlik nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir. Görev hususu kamu düzenine ilişkin olup dava şartı olduğundan bu husus res'en nazara alınmalı ve karar bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının diğer itirazların incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 04.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.