T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/19 - 2026/11 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/19 KARAR NO : 2026/11 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 26/10/2023 NUMARASI : 2023/19 E. - 2023/374 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar H…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/19 - 2026/11 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/19 KARAR NO : 2026/11 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 26/10/2023 NUMARASI : 2023/19 E. - 2023/374 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 26/10/2023 tarih ve 2023/19 E. - 2023/374 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davalı Şirketin 2021/110902 sayılı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince adına tescilli 2017/63105 ve 88918 sayılı "..." ve "..." ibareli markalara dayalı olarak bu başvuruya itiraz edildiğini, davalı Kurum tarafından müvekkili itirazının reddine karar verildiğini, oysa davalı markasının, müvekkili markalarını birebir içerdiğini, "..." ibareli müvekkili markasının ilaçlar için tanınmış marka olduğunu, "..." markasının, ağrı kesici olarak yıllardır yaygın biçimde kullanıldığını, bu derecede meşhur, iyi bilinen ve tanınmış marka konumunda olduğunu, davalı markasının, "...+..." ibarelerinden teşekkül ettiğini, davalı markasının, müvekkilinin yegane ayırt edici unsuru olan “...” markasını aynen içerdiğini, davalı markasının, sıradan bir ilaç markasını değil bilhassa ilaçlar malları için tanınan “...” markasını birebir barındırdığını, müvekkiline ait diğer tescilli markanın "..." olduğunu, müvekkilinin "..." markasının, 40 yıla yakın bir süredir ağrı kesici tedavisine yönelik olarak yaygın, etkin ve aralıksız bir şekilde kullanıldığını, müvekkilinin "..." markasının, yıllardır tanınmış "..." markasının bir versiyonu olduğunu, müvekkili markaları karşısında davalının "..." markasının da "..." markasının bir diğer versiyonu olarak algılanmasının kaçınılmaz bulunduğunu, markaların kapsamlarının da aynı olduğunu ileri sürerek, YİDK’in 2022-M-15155 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, taraf markalarının bir bütün olarak ele alındığında karıştırılacak derecede benzer olmadığını, taraf markalarının genel izlenimlerinin farklı bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket vekili, müvekkilinin ihtilaf konusu yapılan markasının "..." ve etken maddesinin "..." olduğunu, Dünya Sağlık Örgütü kuralları uyarınca, bir etken maddenin münhasıran marka olarak tescilinin mümkün olmadığını, ilaç markalarının ilgili toplum kesimini, diğer bir deyişle hitap ettiği tüketici kitlesini doktor ve eczacı gibi sağlık profesyonellerinin oluşturduğunu, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, davacı markasının tanınmışlığına ilişkin hiçbir delil sunulmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu 2021/110902 sayılı markanın kapsamındaki 5. sınıfta yer alan malların tamamının, davacı yanın davasına mesnet markalarında yer alan mallar ile aynı/aynı tür olduğu, davaya konu davalı şirket markası ile davacı şirketin itiraza dayanak markaları arasında 6769 s. SMK’nun 6/1. maddesi kapsamında ilişkilendirme ihtimali dâhil karıştırılma ihtimali bulunmadığı, davacı yanın SMK’nun 6/5. madde kapsamındaki tanınmış marka korumasından yararlanamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili, mahkemece taraf markaları arasında mutlak red gerekçesi düzeyinde bir benzerlik arandığını, oysa 6769 sayılı SMK'nın nispi ret nedenlerini içeren 6/1 maddesinde, karşılaştırılan markalar için tescil edilmiş ve tescili talep edilmiş markaların "aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer" olmasının aranmadığını, markaların benzer olmasının yeterli görüldüğünü, müvekkili markaları, ... adından türetilmediğinden ayırt edici gücü yüksek, orijinal nitelikte bir marka olduğunu, mahkeme kararında davalı beyanı üzerine ... adının esas alınmasının hukuka aykırı bulunduğunu, mahkemece benzerlik incelemesinde ... adının esas alındığını, mahkemenin ruhsatı bulunmayan, yeni başvuruya konu edilmiş bir marka için sadece beyanı esas alarak benzerlik incelemesini etken maddeye göre yapmasının doğru bulunmadığını, markalar arasındaki benzerlik değerlendirmesinin somut olayın koşulları gözetilmeden yapıldığını, davalının markasının müvekkili markasını aynen içerdiğini, bu durumun markaların karıştırılmasına yol açacağını, taraf markalarının iltibasa yol açmayacağı yönündeki mahkeme kararının hukuka aykırı bulunduğunu, karıştırılma ihtimali değerlendirmesinde, 5. sınıf malların tümünün ortalama tüketici kitlesinin dikkat düzeyinin yüksek olduğunun kabul edilemeyeceğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." ve "..." ibareli markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, zira karıştırılma ihtimali değerlendirilmesinin, marka işaretlerinin hecelerine bölünerek yapılması mümkün olmadığı gibi dava konusu başvurunun kapsamında yer alan malların niteliği de gözetildiğinde, dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, dosya kapsamındaki delillerle davacı markalarının tanınmışlığının da ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 462,15-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 15/01/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 15/01/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.