Hukuk Genel Kurulu 2025/300 E. , 2025/916 K. "" MAHKEMESİ : Yargıtay 3. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2022/13 E., 2023/18 K. 1. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı Yargıtay 3. Hukuk Dairesince ilk derece mahkemesi sıfatıyla yapılan yargılama sonunda, davanın reddine karar verilmiştir. 2. Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü: I. YARGILAMA SÜRECİ Da…
Hukuk Genel Kurulu 2025/300 E. , 2025/916 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Yargıtay 3. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2022/13 E., 2023/18 K. 1. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı Yargıtay 3. Hukuk Dairesince ilk derece mahkemesi sıfatıyla yapılan yargılama sonunda, davanın reddine karar verilmiştir. 2. Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü: I. YARGILAMA SÜRECİ Davacı İstemi 4. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirkette avukat olarak çalışıp sonrasında azledilen dava dışı ... ile müvekkili arasında karşılıklı davalar açıldığını, İstanbul 17. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/321 Esas sayılı dosyasında birleştirilerek görülen bu davalar ile ilgili yargılamada haksız azil iddiasında bulunan davacı avukatın ihtiyati haciz talebinin önce reddedildiğini ve davacının bu karara itiraz dahi etmediğini, sonrasında hâkim değişikliği olduğunu ve ihbar olunan hâkimin davaya bakmaya başladığını, bu değişikliğin hemen akabinde davacı tarafın yeniden ihtiyati haciz talep ettiğini ve talebin bu kez mahkemece kabul edildiğini, bunun üzerine müvekkilinin karara itiraz ettiğini ve istinaf mahkemesinin vekâlet ücretine ilişkin alacak iddiasında azlin haklı olup olmadığının mahkemece tespit edileceği, alınan bilirkişi raporunun tek başına yaklaşık ispat şartını sağlamayacağı, müvekkilinin mal kaçırdığı iddiasına yönelik somut delil sunulmadığı gerekçesiyle itirazlarının kabul edildiğini ve ihtiyati haczin kaldırıldığını, davacı avukatın daha sonra tekrar aynı başvuruda bulunduğunu ve müvekkilinin taşınmaz mallarını sattığına dair internet ilânlarına dayandığını, üstelik aynı talepte adli yardım talep ederek tedbirin teminatsız alınmaya çalışıldığını, mahkemece aynı gün her iki talebin de kabul edildiğini, oysa mal kaçırmaya delil olarak sunulan ilânların sahte olduğunu ve adli yardımın koşullarının sağlandığı konusunda fakirlik belgesi vb. yeterli hiçbir emare sunulmadığını, bu hususlar belirtilerek itiraz etmişlerse de bu itirazın reddedildiğini, başlangıçta yalnızca hukuki bir yanılgı sanılan bu durumun bilerek ve istenerek, kasıtlı olarak yapıldığının yargılama sürecinde davranışlardan anlaşıldığını, ihbar olunan hâkimin karşı tarafın tek taraflı beyanlarıyla tarafgir tavır içerisinde ve farklı bir anlam yüklenemeyecek kadar açık ihtiyati hacze ilişkin düzenlemelere aykırı şekilde karar verdiğini, bu eylem nedeniyle müvekkilinin ticari itibarının zedelendiğini, giriştiği inşaat projelerinin sekteye uğradığını, hiçbir şekilde şartlarını taşımıyor olmasına rağmen davacı avukatın adli yardım talebinin kabul edilmesiyle müvekkilinin haksız ihtiyati haciz nedeniyle doğacak zararlara ilişkin teminatın da elinden alındığını, borca batıkmış gibi sürekli uygulanan ve açıkça hukuka aykırı olan ihtiyati hacizlerin müvekkilinin ticari mahfına neden olduğunu, bu nedenlerle oluşan zarardan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 46. maddesi gereği Devletin sorumlu tutulması gerektiğini ileri sürerek 100.000,00 TL manevi ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Cevabı 5. Davalı ... Hazinesi vekili cevap dilekçesinde; somut olayda yargısal faaliyetten dolayı Devletin sorumluluğuna ilişkin koşulların oluşmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Özel Daire Kararı 6. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 21.11.2023 tarihli ve 2022/13 Esas, 2023/18 Karar sayılı kararı ile; "...Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 15.07.2011 gün ve 2011/4 Esas 2011/4 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere, Hâkimlerin görevlerini yaparken yargısal faaliyetleri sebebiyle, kasıtla veya ağır ihmalle kanuna açıkça aykırı karar vermiş olmaları durumunda, vermiş oldukları zararlar için HMK'nın 46. maddesinde sayılan hallerde Maliye ve Hazine Bakanlığına karşı tazminat davası açılabilir. Bu davanın açılmasına dayanak olan hükümler, Hâkimin vicdani kanaatindeki bağımsızlığını, yargı erkinin herhangi bir etki altında kalmamasını ve adalete güven duygusunun sarsılmamasını temin amacıyla Yasa’ya konulmuştur. T.C. Anayasasının 138/1-2. maddesi gereğince; “Hâkimler görevlerinde bağımsızdırlar. Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.” Hâkimlerin Anayasa güvencesi altına alınan bağımsızlığı, ilke olarak yargı fonksiyonunun ifa edilmesi dolayısıyladır. Yargı yetkisinin özellikleri, hâkimlerin kişisel sorumluluğunda, özel bir sorumluluk düzeninin uygulanmasını zorunlu kılmıştır. Zira yargı görevinin bağımsızlık ve tarafsızlık içinde aksatılmadan yerine getirilmesi esastır. Gerçekten, hâkimlerin diğer devlet memurlarının tâbi bulundukları sorumluluk esaslarına bağlanmaları, yaptıkları her işlemin, aleyhlerine bir tazminat davasına yol açabileceğini düşünmelerine ve bunun sonucu olarak şüphe ve tereddüt içinde kalmalarına yol açabilir. Tabiidir ki; adaletin gerçekleşmesi, hâkim hakkında sorumsuzluk müessesesinin kabulünü gerektirmez. Ancak, hâkimin hukuki sorumluluk halleri benimsenirken, yargısal faaliyetten ibaret olan esas görevinin aksatılmamasına büyük özen gösterilmesi zorunludur. Gelişigüzel bir sorumluluk sisteminin benimsenmesi, hâkimin bağımsızlığını ve tarafsızlığını tehlikeye düşürebilir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 46/1. maddesinde; Hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı Devlet aleyhine tazminat davası açılabileceği vurgulandıktan sonra, dava sebepleri; a) Kayırma veya taraf tutma yahut taraflardan birine olan kin veya düşmanlık sebebiyle hukuka aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması, b) Sağlanan veya vaat edilen bir menfaat sebebiyle kanuna aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması, c) Farklı bir anlam yüklenemeyecek kadar açık ve kesin bir kanun hükmüne aykırı karar veya hüküm verilmiş olması, ç) Duruşma tutanağında mevcut olmayan bir sebebe dayanılarak hüküm verilmiş olması, d) Duruşma tutanakları ile hüküm veya kararların değiştirilmiş yahut tahrif edilmiş veya söylenmeyen bir sözün hüküm ya da karara etkili olacak şekilde söylenmiş gibi gösterilmiş ve buna dayanılarak hüküm verilmiş olması, e) Hakkın yerine getirilmesinden kaçınılmış olması şeklinde tahdidi olarak gösterilmiştir. Somut olayda, taraflar arasındaki uyuşmazlık Hakimin hukuki sorumluluğu sebeplerinden olan HMK'nın 46/a ve 46/c maddelerine aykırı karar vermesi nedeniyle meydana gelen maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir. Anılan yasal düzenlemeler ve mevcut olgular karşısında; hakimin kayırma veya taraf tutma yahut taraflardan birine olan kin veya düşmanlık sebebiyle hukuka aykırı, farklı bir anlam yüklenemeyecek kadar açık ve kesin bir kanun hükmüne aykırı karar veya hüküm vermiş olduğunu kabule yeterli delil bulunmadığı anlaşılmaktadır. Hatalı olduğu ileri sürülen yargısal işlemlerde, devletin sorumluluğu ve hakime rücuyu gerektirir herhangi bir somut delil davacı tarafça ortaya konulamamıştır. Sınırlı ve sayılı hukuki sorumluluk nedenlerinden hiçbirisi eldeki davada mevcut değildir. ...nun 46 ve devamı maddesindeki şartların hiçbirisi oluşmamıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca, davanın esastan reddi halinde disiplin para cezası taktir edilerek hüküm altına alınması gerekir. Bu konuda, para cezasında yeniden değerleme oranında yapılması gereken artırım miktarı ile dava konusu olayın gelişim biçimi ve dosyaya yansıyan olgular gözönünde tutularak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: 1-HMK 46 maddesine göre açılan davanın REDDİNE, 2-6100 Sayılı HMK m. 49 uyarınca davacıdan takdiren 3.000 TL disiplin Para Cezası ALINMASINA, 3-Davanın reddi nedeniyle alınması gereken 269,85 TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan 3.415,50 TL'nin düşümü ile bakiye 3.145,65 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı yararına taktir olunan 32.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine; 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına; 6-Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK m. 333 uyarınca karar kesinleştiğinde davacıya iadesine…" karar verilmiştir. Kararın Temyizi 7. Özel Daire kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. II. GEREKÇE 8. Dava, HMK'nın 46. maddesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. 9. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 46. maddesinde sorumluluk nedenleri sınırlı olarak sayılmıştır. Anılan maddede “(1) Hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı aşağıdaki sebeplere dayanılarak Devlet aleyhine tazminat davası açılabilir: a) Kayırma veya taraf tutma yahut taraflardan birine olan kin veya düşmanlık sebebiyle hukuka aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması. b) Sağlanan veya vaat edilen bir menfaat sebebiyle kanuna aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması. c) Farklı bir anlam yüklenemeyecek kadar açık ve kesin bir kanun hükmüne aykırı karar veya hüküm verilmiş olması. ç) Duruşma tutanağında mevcut olmayan bir sebebe dayanılarak hüküm verilmiş olması. d) Duruşma tutanakları ile hüküm veya kararların değiştirilmiş yahut tahrif edilmiş veya söylenmeyen bir sözün hüküm ya da karara etkili olacak şekilde söylenmiş gibi gösterilmiş ve buna dayanılarak hüküm verilmiş olması. e) Hakkın yerine getirilmesinden kaçınılmış olması.” düzenlemesi bulunmaktadır. 10. Somut olayda HMK'nın 46. maddesinde sınırlı sayıda belirtilen sorumluluk sebeplerinden hiçbiri bulunmadığından ve hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı tazminat şartları oluşmadığından Özel Dairece davanın reddine karar verilmesi yerindedir. 11. Hâl böyle olunca, yapılan açıklamalara, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bilgi ve belgelere, Daire kararında açıklanan gerektirici nedenlere, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, usul ve yasaya uygun olduğu tespit edilen Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın onanması gerekir. III. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın ONANMASINA, Harç peşin alındığından harç alınmasına yer olmadığına, 25.12.2025 tarihinde oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.