T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/988 KARAR NO:2025/2039 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemes i TARİHİ:02.11.2025 NUMARASI:2018/1127 Esas - 2021/718 Karar DAVA:İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklı) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair veril…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/988 KARAR NO:2025/2039 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemes i TARİHİ:02.11.2025 NUMARASI:2018/1127 Esas - 2021/718 Karar DAVA:İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklı) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında uzun süredir devam eden ticari ilişkide davalıdan satın alınan emtia nedeniyle müvekkilince 26.06.2018 tarihli 169.276,90 TL tutarında fiyat farkı faturası düzenlenerek e-fatura portalı üzerinden gönderildiğini, alacağın ödenmemesi üzerine... sayılı dosyasında 07.08.2018 tarihinde takip başlatıldığını, taraflar arasındaki ticari ilişkide bu fatura dışındaki alacak için müvekkilince ... sayılı dosyasında başlatılan takipte kısmi ödeme yapıldığını, ayrıca başka bir fiyat farkı faturası nedeniyle davalı aleyhine ... sayılı dosyasında dava açıldığını, bu durumun da uzun yılardır taraflar arasında fiyat farkı faturasının anlaşma ile düzenlendiğini gösterdiğini, itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle;müvekkilince satılan mallara ilişkin fiyat farkı faturası nedeniyle takip başlatıldığını, taraflar arasındaki distribütörlük sözleşmesine göre müvekkilinin ürünlerinin davacı tarafından Afyonkarahisar bölgesinde satışını üstlendiğini, buna göre müvekkilince belirlenen fiyat koşul ve şartlarda ürünlerin satılması gerektiğini, sözleşmenin ödeme koşulları, iskonto ve primler başlıklı bölümüne göre sözleşmenin müvekkilince satılacak ürünler karşılığında, davacıdan alınacak satış bedeli üzerinde kurulu olduğunu, sözleşmenin bu yapısına göre davacının alacaklı olamayacağını, kaldı ki belirtilen bölüme göre fiyat farkının oluşması için sözleşmede belirtilen hükme göre işlem yapılması gerektiğini, bunun için de sözleşmede belirtildiği üzere iskonto oranlarının değiştirildiğine ilişkin olarak davacıya bildirimde bulunulması gerektiğini, davacının bu bildirimin yapıldığına ilişkin bir belge sunulmadığını ve bu hususta bir bayanda dahi bulunulmadığını ve bu nedenle fiyat farkı faturasının geçerli nedene dayanmadığını, davacının düzenlediği 26.06.2018 tarihli faturaya süresinde itiraz edildiğini, 27.06.2018 tarihinde iade faturası düzenlendiğini, sözleşme gereğince fiyat farkının doğması durumunda bu farkın para olarak değil ürün olarak ödeneceğini, sözleşmenin satış koşulları başlığındaki bölümde "Şirket yazılı onayı olmayan hiçbir hizmet bedeli faturasını kabul etmez ve ödemesini yapmaz, Distribütör, şirkete keseceği faturaları en geç 7 gün içinde şirkete teslim etmekle yükümlüdür" hükmüne göre davacı sözleşmenin bu hükmüne aykırı davrandığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;"...Davacı ... Şti.'ne davalının distribütörü olarak faaliyet bölgesindeki bayilerine satış rakamlarını davalı şirketin merkezine raporlaması ve davalının belirlediği iskonto oranı ile bayilere satış bedelinin çarpılması usulü ile “Fiyat Farkı” hesaplaması dışında bir teamül oluştuğuna dair tespite varılamadığı, talimat mahkemesi tarafından görevlendirilen bilirkişi ... tarafından dosyaya sunulan bilirkişi raporunda tespit edilen ve Fiyat farkı faturasının dayanağı olduğu beyan edilerek bizzat davacının kendi müşterilerinden almış olduğu 12 adet ... fiyat farkı açıklamalı 169.015,80 TL. miktarlı faturaların hangi tarihlerde müşterilere teslime edilen mallara ilişkin olduğunun sevk irsaliyeleri ile ispatlanamadığı, talep edilen fiyat farkı bedellerinin hangi oran ve kıstaslar dikkate alınarak nasıl ve kim tarafından belirlendiği hususlarının belli olmadığı, Distribütörlük Sözleşmesinde taraflar arasında fiyat farkına ilişkin bir sözleşme maddesinin bulunmadığı, taraflar arasında fiyat farkı faturası yönünden fiyat farkı faturasına ilişkin bir uygulama ve teamülün bulunmadığı, davacının takip dayanağı 26.06.2018 tarihli 169.276,90 TL fiyat farkı faturası talebini ispatlamadığı..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Dosyada alınan tüm bilirkişi raporlarına yapılan itirazların istinaf sebebi olarak ileri sürüldüğünü, raporlar hatalı olup uyuşmazlığı irdelemediğini, hükme esas alınan 07.07.2021 tarihli heyet raporundaki olayla ilgisiz ve hatalı yorumlar bulunduğunu, fiyat farkı faturası düzenlenmesinin ve ödenmesinin teamül halinde geldiğinin ileri sürüldüğünü, bu nedenle 2014 yılından itibaren tüm ticari defterin incelenerek bu durumun ticari teamül haline gelip gelmediğinin istenmesine rağmen sadece 2018 yılı ve sonrasının incelendiğini, oysa ticari ilişkinin 2014 yılında başladığını, davalının ise ısrarla fiyat farkının mal olarak ödeneceğini ve müvekkil şirketin kendilerinden alacaklı olmadığını iddia etse de tüm bu süreçte 2017 yılı ve öncesinde 100 fazla fiyat farkı faturasını kabul ederek ödediğini, bu faturaların dosyaya daha önceki dilekçeler ekinde sunulduğunu, bu iddianın doğru olmadığının ancak tüm ticari ilişkinin incelenmesi neticesinde ortaya çıkacağını, müvekkilinin müşterilerinden aldığı fiyat farkı faturalarını müşterilerinin borçlarından mahsup etmiş, akabinde davalıya bu bedelleri fiyat farkı olarak yansıttığını, tüm defterlerin incelenmesi ile fiyat farkının mal olarak değil para olarak ödeneceğinin anlaşılacağını, Raporda davalının düzenlediği iade faturasının müvekkil şirket kayıtlarına alındığı tespitine yer verilerek müvekkilin iadeyi kabul ettiği sonucuna varıldığını, oysa elektronik faturaya itiraz edilememesi nedeniyle bu faturanın kayıtlara girdiğini, iade faturasından sonra yeniden fiyat farkı faturası düzenlenmesi halinde bu durumun sonsuza kadar devam edeceğini, bu durumun taraflar arasında görülen İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1112 Esas sayıl davaya konu faturada gerçekleştiğini, bu durumun müvekkilinin aleyhine yorumlanamayacağını, faturanın iadesinin borcu sona erdiren bir işlem olmadığını,Raporun 11-14 sayfalarının UYAP ortamında okunamadığından itiraz edilemediğini, bu durumun hukuki dinlenilme, ispat hakkı ile adil yargılanma hakkına aykırı olduğunun dikkate alınmadan karar verildiğini,Davalının savunmanın genişletilmesi yasağına aykırı beyanlarının dikkate alındığını, 07/07/2021 tarihli raporun 11-14 sayfalarında yer alan belgelerin daha önce davalı tarafından dosyaya sunulmadığını, sunulmayan belgelerin sonradan inceleme adı altında sunulmasının hukuka aykırı olduğunu, izah edildiği şekli ile davalı şirketin 139 adet fiyat farkı faturasını kabul ederek ödediğini, davalının onaylı form sonrasında fiyat farkı ödemesi yapması halinde daha önce neden 100'den fazla kez fiyat farkı ödemesi yaptığının değerlendirilmesi gerektiğini, tarafların sözleşmede yazan usulü hiçbir zaman uygulamadıklarını, tarafların sözlü olarak fiyat farkı faturalarını kararlaştırdıklarını, daha önce form olmadığı halde ödeme yapıldığını, Fiyat farkının mal olarak verileceği kararlaştırılmasına rağmen defalarca kez para olarak ödendiğini ve sözleşmenin fiilen tadil edildiğini ve fiili duruma üstünlük tanınması gerekirken hukuki duruma üstünlük tanınmasının hatalı olduğunu, fiyat farkı faturalarının form olmaksızın ödenmesinin teamül haline geldiğini, fiyat farkının belirlenmesi için sözleşmedeki usule hiçbir zaman uyulmadığını, tarafların daha önce de karşılıklı olarak fiyat farkını belirlediklerini, davalı şirketin yıllar boyunca hiçbir ihtirazı kayıt ileri sürmeden fiyat farkı ödemesi yaptığından bu durumun teamül haline geldiğini,Tanık dinletme talebinin reddinin hatalı olduğunu, cevaba cevap dilekçesinde fiyat farkının nasıl oluştuğu konusunda bilgi sahibi olan tanık ...'ın dinlenmesinin mahkemeden istendiğini, akdi ilişkinin ispatı halinde bunun şartları ile ilgili tanık dinlenebileceğini, davalının, müvekkilinin, müşteriye satış yapmadığını ileri sürerek fiyat farkı ödemeyi reddetmediğini, müvekkilinin müşterilerine kestiği fatura veya imzalattığı irsaliyelerin sahteliğinin ileri sürülmediğini, müvekkilinin malları müşterilerine teslim ettiği ve müşterilerin cari hesaplarından bu bedellerin mahsup edildiğinin açık olduğunu,Kararın 4. sayfasındaki fiyat farkı belirlenme usulünün şekli ile ilgili son bilirkişi raporundaki görüşlerin dikkate alındığını, ancak gerekçede kabul edilen usulün uygulanmadığının dosya kapsamı ile sabit olduğunu, sözleşmede yazan usulün hiçbir zaman uygulanmadığını, buna rağmen davalının 139 kez fiyat farkı ödemesi yaptığını, sözleşmede yazan usulün uygulanmadığı sabit olduğu halde aksinin mahkemece kabulünün hatalı olduğunu, bilirkişinin bu kanıya yalnızca bir adet formdan vardığını, ancak 139 tane fiyat farkı faturası form olmaksızın ödendiğini, taralar arasındaki usulün form ile olmadığının da açığa kavuştuğunu, bilirkişi raporunun kopyalanıp yapıştırılması ile yazılan kararın gerekçeli karar hakkının ihlali niteliğinde olduğunu,Müvekkilince aynı iddialar ile İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1112 Esas sayılı dosyasında dava açıldığını, bu davanın kısmen kabulüne karar verildiğini ve icra inkar ile faiz talebinin reddedildiğini, kararın gerekçesinin bu davaya emsal olduğunu, müvekkilin alacaklı olduğu ... sayılı icra dosyasına davalının yaptığı ödemenin de müvekkilinin haklılığını kanıtladığını, zira ... sayılı icra dosyasına davalının 01.06.2018 tarihinde 354.979,78 TL ödediğini ve bu durum sözleşmede yer alan "fiyat farkının mal olarak ödeneceği" hükmünün aksinin taraflar arasında benimsendiğini ve tarafların müvekkile nakit oalrak fiyat farkı ödemesi yapılmasını kararlaştırdığını gösterdiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, taraflar arasındaki distribütörlük sözleşmesinden kaynaklanan fiyat farkı faturası bedelinin tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasındaki distribütörlük sözlemesi kapsamında davacının davalıya sattığı emtiaların davacı tarafından üçüncü kişilere satıldığı anlaşılmaktadır. Distribütörlük sözleşmesi davalı tarafından cevap dilekçesinin ekinde ibraz edilmiş olup, bu sözleşmede davacı distribütör olarak adlandırılmıştır. Sözleşmenin 5. sayfasında ödeme ve koşulları ile iskonto ve primler düzenlenmiştir. Sözleşmenin 7. maddesindeki ödeme koşullarına göre distribütörün ürünlerin toplam bedellerinin, fatura tarihinden itibaren en geç 90 gün içinde şirketin belirleyeceği vadelerde ödeyeceği, şirketin vadeyi tek başına değiştirme hakkı bulunduğu, şirket tarafından belirlenen vadelere uyulacağı, gecikme hâlinde o tarihteki TR/Libor faizinin uygulanacağı kabul edilmiştir. İskonto ve primler başlıklı 8.maddede ise şirketin gerekli gördüğü ve ekonomik koşulları gerektirdiği hallerde dilediği şekilde iskonto oranlarını değiştirmek, azaltmak veya araştırmak yetkisine sahip olduğu, değişiklik durumunda şirketin yaptığı oranı değişikliğini uygulanacağı tarihten 15 gün önce distribütöre bildireceği, değişiklikler sonucu ürünlerin daha önce açıklanmış geçerli olan brüt liste fiyatından düşüş olması durumunda distribütör stoklarında ödemesi gerçekleşmiş adetteki ürünlerin fiyat farkının ürün olarak ödeneceği kararlaştırılmıştır.Davacı, distribütörlük sözleşmesi kapsamında kalan fiyat farkı faturası alacağının tahsili amacıyla ... sayılı dosyasında takip başlatmıştır. Takibin dayanağı 26.06.2018 tarihli, 169.276,90 TL'lik fiyat farkı faturasıdır. Takibe itiraz edilmesi üzerine süresi içerisinde bu itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır. Davacı tarafından başka bir fiyat farkı faturasının tahsili amacıyla ... sayılı dosyasından başlatılan takibe itiraz edilmesi üzerine, İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1112 Esas - 2021/102 Karar sayılı dosyasında itirazın iptali davsı açılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, fiyat farkı faturasının, davacı tarafından müşterilere satılan ürünlerde davalı şirket tarafından yapılan indirim nedeniyle oluşan fiyat farkının yansıtılması şeklinde oluştuğu belirlenerek asıl alacağa yönelik itirazın iptaline karar verilmiştir. Bu karara yönelik olarak davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulduğu, dosyanın istinaf incelemesinin İstanbul BAM 43. Hukuk Dairesinin 2021/885 Esas sayılı dosyasında yapılarak fiyat farklı alacağının oluştuğu belirlenerek, istinaf başvurusunun reddedildiği, kesin hükme yönelik temyiz başvurusunun Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 24.02.2025 tarih ve 2025/833 Esas - 2025/1233 Karar sayılı ilamıyla onanarak kararın kesinleştiği anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki aynı ticari ilişkide fiyat farkı alacağına ilişkin yukarıda belirtilen kararla fiyat farkı faturasına hükmedilmesi kesin hüküm oluşturmasa da HMK'nın 204. maddesi gereğince, ticari ilişkide fiyat farkı istenebileceğine ilişkin güçlü bir delil oluşturmaktadır. Ayrıca davacı vekili ... sayılı dosyasında başlatılan bir fiyat farkı faturasının da ödendiğini belirtmiştir. Dosya ekindeki klasörde de bir çok fiyat farkı faturasının bulunduğu görülmüştür.Dava konusu alacağın, davacının davalıya düzenlediği 26.06.2018 tarihli 162.262,90 TL bedelli fiyat farkı faturasından kaynaklandığı, davalının davaya konu fiyat farkı faturasını ticari defterlerine kaydettiği, ancak faturaya sekiz gün içerisinde itiraz edilerek iade edildiği, davacı şirketin müşterilerinin kendisine kesmiş olduğu iskonto/fiyat farkı faturalarını müşterilerinin cari hesap borçlarından mahsup etmek suretiyle ticari defterlerine kaydettiği dosyadan anlaşılmaktadır. Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması başlı başına alacağın varlığına delalet teşkil etmez. Fiyat farkı faturasının istenebilmesi için, taraflar arasında bu yönde yazılı bir sözleşmenin ya da bu doğrultuda oluşmuş bir teamülün bulunması şarttır (Y.İ.B.K.'nun 27.6.2003 gün ve E:2001/1, K:2003/1 Sayılı ilamı) Teamülün mevcut olduğunun kabulü için ise en az iki ya da daha fazla fiyat farkı faturasının davalı tarafça itirazsız olarak ödenmiş olması gerekmektedir HGK'nın 2004/19-470 E. 2004/462 K. Sayılı Kararı). Taraflar arasında tarihsiz bir distribütörlük sözleşmesi imzalandığı, süregelen ilişki kapsamında sözleşmede açık hüküm bulunmasa da davacı distribütörün satılan malların müşteriye satışında indirime gidilmesi durumunda davacı tarafından bu indirim nedeniyle oluşan fiyat farkının davalı satıcıya fatura edildiği, fiyat farklarının bu şekilde ödenmesi konusunda taraflar arasında bir teamül bulunduğunun ispat edilip edilmediği üzerinde durularak sonuca gidilmelidir.İlk derece mahkemesinde hükme esas alınan bilirkişi raporunda ve gerekçede, sözleşmedeki şartlara uyulmadığı, fiyat farkı faturasına ilişkin teamül bulunmadığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir. Oysa davacı, taraflar arasındaki sözleşmedeki usulün aksine onlarca faturanın nakdî olarak ödendiğini ileri sürmüştür. Ayrıca yukarıda belirtilen İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasında da taraflar arasında fiyat farkı alacağına ilişkin teamül bulunduğu tespit edilmiştir. Ayrıca ... sayılı dosyasında da fiyat farkı faturasının ödendiği ileri sürülmüştür. Bu durumda, tarafların ticari defterlerinin sözleşmenin ilk kurulduğu tarihten itibaren değerlendirilerek ve yukarıda belirtilen İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin dosyasının HMK'nın 204. maddesi gereğince dikkate alınarak, ... sayılı dosyasının da incelenerek, taraflar arasında fiyat farkı ödemesine ilişkin bir teamül bulunup bulunmadığı, yapılan uygulama ile sözleşmenin 7 ve 8. maddesindeki fiyat farkının ayni olarak ödeneceğine ilişkin şartın değiştirilip değiştirilmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir.Zira sözleşmede bulunan bir hükmün uzun süre farklı şekilde uygulanarak fiyat farkı faturalarına ödenmesi hâlinde, davalının sürekli şekilde ödediği fiyat farkı faturalarına bu kez sözleşmedeki ayni ödeme ve form şartlarını ileri sürerek karşı çıkması dürüstlük kuralına uygun düşmeyecektir. Davacı, taraflar arasındaki ticari ilişkide çok sayıda fiyat farkı faturası düzenlendiğini ileri sürmüştür. Dava dosyası ekindeki kırmızı dosya içerisinde bir çok fiyat farkı faturasının davacı tarafından davalı adına düzenlendiği, faturaların 2015, 2016, 2017, 2018 yıllarına ilişkin olduğu, ancak bu faturaların mahkemece değerlendirilmediği anlaşılmıştır.Fiyat farkı uygulanmasına dair teamül hâline gelmiş uygulamanın varlığının saptanması hâlinde, sözleşmenin bu hükmünün uygulamada tadil edildiğinin kabulü gerekeceğinden, bu durumda mahkemece, yukarıda belirtilen şekilde inceleme yapılarak takip konusu faturanın dayanaklarının yeniden incelenerek, bu faturanın gerçek bir nedene dayanarak düzenlenip düzenlenmediğinin belirlenmesi ve bu araştırmaların sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, eksik delillerle ve hatalı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir. KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafça yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,4-Kaldırılan ilk derece mahkemesi kararının icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,5-Yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine 6-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.25.12.2025