11. Hukuk Dairesi 2011/11611 E. , 2013/13000 K. MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02/05/2011 tarih ve 2007/615-2011/229 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 21/06/2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işi…
**11. Hukuk Dairesi 2011/11611 E. , 2013/13000 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02/05/2011 tarih ve 2007/615-2011/229 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 21/06/2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin tasarruflarını davalı bankadaki 43171 nolu vadesiz mevduat hesabına yatırdığını, davalı bankanın müvekkilinin bilgisi dışında mevduat hesabı ile ilişkili olarak 21087 nolu yatırım hesabını açtığını, müvekkilinin 43171 nolu vadesiz mevduat hesabındaki tasarruflarının yok edilerek hesabının sıfırlandığını, davalı bankadan hesap ekstreleri talep edilmesine rağmen müvekkilinin oyalanıp parasının ödenmediğini, müvekkilinin davalı bankadan kredi kartı ve bankamatik kartı aldığını ve bunları zaman zaman kullandığını, aile ferlerine havaleler yaptığını, ancak internet hesabı açmadığı gibi, şifre alıp internet üzerinden işlem yapmadığını, davalı banka tarafından ibraz edilen ekstrelere göre 25.05.2005 tarihinde müvekkilinin sahip olduğu 61.880,00 TL üzerinden dava ikame olunduğunu, müvekkilince gerçekleştirilmeyen ve müvekkilinin imzasını taşımayan tüm işlemlerin dava konusu olduğunu ileri sürerek, 61.880,00 TL’nin faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının davasının hangi tarihte, hangi işlemden, ne miktar için olduğunu açıklaması gerektiğini, davacı ile 30.11.2001 tarihinde bankacılık hizmet sözleşmesi imzalanarak 43171 nolu vadesiz mevduat hesabı açıldığını, bu sözleşme hükümleri uyarınca da resen 21087 nolu yatırım hesabı açıldığını, davacıya kredi kartı ve bankamatik kartı verildiğini, davacının internet üzerinden de işlemler yaptığını, davacının her yaptığı işlemin önceki işlemi zımnen kabul sayılacağını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile 30.11.2001 tarihinde bankacılık hizmet sözleşmesi imzalanarak 43171 nolu vadesiz mevduat hesabı açıldığı, bu sözleşme hükümleri uyarınca 21087 nolu yatırım hesabı açıldığı, davacı tarafından ilk defa 23.09.2003 tarihinde ATM’den interaktif bankacılık şifresi belirlendiği, 25.09.2003 tarihinde internet şifresi ile işlem yapılmaya tanımlandığı ve kullanılmaya başlandığı, yatırım hesabından vadesiz mevduat hesabına aktarılan 34.135,43 TL’nin vadesiz mevduat hesabı kredili olarak kullanıldığı için vadesiz hesaptan kullandırılan kredilerle mevduat bakiyesinin sıfırlandığı gerekçesiyle davacı davasını kanıtlayamadığından reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, davacının davalı banka nezdinde bulunan hesabındaki parasının davacının bilgisi ve talimatı dışında çekilmiş olduğu iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, alınan bilirkişi asıl ve ek raporu doğrultusunda kredi borcu karşılığı kullanımlar sonucunda mevduat bakiyesinin sıfırlandığı, ayrıca davacının vadesiz mevduat hesabının kredili olarak kullanıldığının davalı bankanın ticari defter ve belgeleri ile kanıtlandığı, davacının davasını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, davacı vekili 27.05.2010 tarihli, kök rapora itiraz dilekçesinde tarihleri tek tek bildirilen ödeme dekontlarındaki imzaların davacıya ait bulunmadığını, davalı banka tarafından ibraz edilen CK kodlu işlem dekontlarındaki imzaların da davacıya ait olmadığını bildirerek yeni bir bilirkişi raporu alınmasını talep etmiştir. Mahkemece, alınan ek rapor içeriği ise davacı vekilinin itirazlarını karşılayacak nitelikte değildir. Bu itibarla mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporları hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Ayrıca davalı bankanın 26.10.2009 havale tarihli cevabi yazısında da davacı adına ilk defa 23.09.2003 tarihinde ATM aracılığıyla interaktif bankacılık şifresi alındığı, 25.02.2005 tarihinde saat 18.35’de şubenin 4 nolu gişe 118 numaralı fişi ile davacının interaktif şifrelerinin iptal edildiği ve fakat iptal fişinde imza bulunmadığı gibi davacının talimatının da bulunmadığı, aynı gün saat 18.41’de tekrar ATM aracılığı ile internet şifresi alındığı, 20.06.2005 tarihinde şubenin 6 nolu gişe 46 numaralı fişi ile iptal edildiği, işlem dekontunda ... isimli kişinin imzasının bulunduğunun bildirildiği görülmekle, davacı da hiçbir zaman internet şifresi alıp kullanmadığını iddia ettiğine göre anılan hususlar ve davacı vekilinin bilirkişi raporlarına karşı ciddi itirazlarını karşılayacak şekilde yeni bir rapor alınıp ve davacının kendisine ait olmadığını iddia ettiği ödeme dekontları üzerinde de imza incelemesi yaptırılarak hasıl olacak sonuca göre karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.