T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2025/1988 KARAR NO:2025/1980 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:14/04/2025 NUMARASI:2014/371 E. - 2025/228 K. DAVANIN KONUSU:Tazminat (Eşya taşımadan kaynaklı) Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı,…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2025/1988 KARAR NO:2025/1980 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:14/04/2025 NUMARASI:2014/371 E. - 2025/228 K. DAVANIN KONUSU:Tazminat (Eşya taşımadan kaynaklı) Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket nezdinde sırasıyla;..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...,..., ..., ..., ..., ... nolu kasko sigorta poliçeleri ile sigortalı bulunun..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ... plaka nolu römork ve çekici araçların İstanbul'dan ... Limanı'na gitmek üzere ... gemisine bindiklerini, geminin 06.02.2008 tarihinde yanması neticesinde araçların tamamen zayi olduğunu ve hasar nedeniyle davacının sigortalılarına ait (...) plaka nolu araç için 19.000,00-TL, (...) plaka nolu araç için 83.000,00-TL, (...) plaka nolu araç için 30,000,00-TL, (...) plaka nolu araç için 50.000,00-TL, (...) plaka nolu araç için 80.000,00-TL, (...) plaka nolu araç için 67.500,00-TL, (...) ptaka nolu araç için 20.000,00-TL, (...) plaka nolu araç için 74.250,00-TL, (...) plaka nolu araç için 110.000,00-TL, (...) plaka nolu araç için 60.000,00-TL, (...) plaka nolu araç için 75.000,00-TL, (...) plaka nolu araç için 60.000,00-TL, (...) plaka nolu araç için 25.000,00-TL, (...) plaka nolu araç için 30.000,00-TL, (...) plaka nolu araç için 40.000,00-TL, (...) plaka nolu araç için 39,000,00-TL, (...) plaka nolu araç için 20.000,00-TL, (...) plaka nolu araç için 128.500,00-TL, (...) plaka nolu araç için 30.000,00-TL, (...) plaka nolu araç için 36.000,00-TL olmak üzere toplam 1.077.250,00 TL hasar tazminatı ödendiğini, davalı... AS'nin gemini sigortacısı olduğunu ileri sürerek, fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla 1.077.250,00-TL tazminatın dava tarihinden işleyecek en yüksek ticari avans faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... AŞ (Eski Ünvanı ... AŞ) vekili, savunmasında özetle; müvekkiline ait ... isimli ... gemisinin Pendik (İstanbul-Türkiye)/Trieste (İtalya) seferini gerçekleştirmek üzere 03.02.2008 tarihinde... Limanından hareket ettiğini, 06.02.2008 tarihinde saat 05.30 civarında geminin varma limanına ulaşmasına üç saat kala ana güvertede başlayan yangının 10-15 dakikalık bir süre içinde tüm gemiyi sardığını ve geminin içindeki yüklerle birlikte yanarak tamamen zayi olmasına neden olduğunu, söz konusu yangının başladığı ana güvertede tamamı yanabilir obje ihtiva eden akülü-dizel yakıtlı yaklaşık 60 tır ve kamyon bulunduğunu, bu tır ve kamyonlardan başka ana güvertede yangına neden olabilecek bir tutuşturma kaynağı bulunmadığını, müvekkili şirketin başlangıçtaki elverişsizlikten kaynaklanmayan yangından ileri gelen dava konusu zarardan TTK m. 1062 / II hükmü uyarınca mutlak şekilde sorumsuz olduğunu, müvekkili şirketin bir an için herhangi bir sebeple iddia edilen zarardan sorumlu tutulabileceği düşünülse dahi bu durumda müvekkilinin tazmin borcu hakkında 1976 Londra Konvansiyonu uygulanması gerektiğini, 1976 Londra Konvansiyonu'nun 6. maddesinin 1. Paragrafının b) bendi uyarınca hesaplanacak meblağ ile sınırlı sorumlu olduğunu, bu sınıra göre ileri gelen zararların tamamı için ödeyeceği tazminatın üst sınırının 1 SDR = 1.8761 YTL (06.02.2008 tarihli kur) olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.Davalı ... vekili, savunmasında özetle; gemi donatanı bakımından dosyaya sunulan cevap dilekçesinde belirtilen tüm iddia ve savunmalara aynen katıldıklarını, dava konusu zarardan müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, müvekkili davalının ''...'' (... - koruma tazmin) sigortacısı olup üyesi donatanların sorumluluklarını sigorta ettiğini, ''Kulüp sigortası'' olarak adlandırılan bu sorumluluk sigortalarında verilen sigorta teminatının ''Önce ödeme'' (pay to be paid) kuralına tabi olduğunu, bu kurala göre, sorumluluğu teminat altına alınan donatanın, zarar gören üçüncü şahsa tazminat ödemiş olması şartı ile ödediği tazminatı sorumluluk sigortacısı ''...'' kulüpten talep hakkına sahip olduğunu, dolayısıyla sorumluluğu teminat altına alınan sigortalı donatanın dahi zarar gören üçüncü şahsa tazminat ödemeden kulüp sigortacısına başvurma hakkına sahip olmadığını, sorumluluğu sigortalanan donatanın dahi ancak tazminat ödemiş olması koşuluyla kulüp sigortacısına başvurma hakkına sahip olduğu kulüp sigortalarında, zarar görene doğrudan kulüp sigortacısını dava edebilme hakkı tanıyan bir sözleşme ya da kanun hükmü mevcut olmadığını, bu nedenlerle kulüp sigortacısı aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle, ayrıca esastan reddi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... isimli ... gemisinde ortaya çıkan yangın hadisesinde zarar gören araç sahipleri/ yük ilgilileri ve sigorta şirketleri tarafından davalı gemi donatanına karşı mahkememizde çok sayıda davalar açılmış olup, bu dosyalardan 2008 /151 Esas sayılı dosya pilot dosya olarak seçilerek, diğer dosyalarda ve eldeki dosyada 2008/151 Esas sayılı dosyanın sonucunun beklenmesine karar verilmiştir.Bekletici mesele yapılan dosyanın Denizcilik İhtisas Mahkemesinde aldığı ilk Esas numarası 2008/151 olup, bu esas üzerinden yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir. Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 18.07.2011 tarihli 1.bozma ilamı ile davacının bilirkişi raporuna yaptığı itirazların karşılanması konusunda yeniden rapor alınması gerektiğinden bahisle hüküm bozulmuş, bozmadan sonra İstanbul(Kapatılan) 51.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/411 Esasını alan dosyada yapılan yargılama sonucunda 19/12/2013 tarihli karar ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İş bu kararın Yargıtay 11 Hukuk Dairesinin 27/03/2015 tarihli 2. bozma ilamıyla bozulmasının ardından 2016/94 Esas üzerinden Direnme kararı verilerek dosya Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmiştir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun oy çokluğu ile aldığı 25.10.2018 tarihli ilamı ile, "... bilirkişi raporları arasındaki geminin teknik donanımının yolculuğun başında denize ve yola elverişli olup olmadığı hususundaki çelişkinin yeniden bilirkişi raporu alınması suretiyle giderilmesi ile davalı taşıyan-donatanın gemi adamlarının kusurlarından dolayı sorumlu olup olamayacağının da yukarıda ispat yüküne ilişkin belirtilen ilkeler gözetilmek suretiyle yeniden değerlendirilmesi ile direnme kararının bu değişik gerekçe ile bozulması gerektiği kurul çoğunluğu tarafından kabul edilmiştir." gerekçesi ile yeniden bilirkişi raporu alınması gerektiğinden bahisle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.Mahkemece bu aşamadan sonra 2019/211 Esas üzerinden yapılan yargılama neticesinde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında işaret edilen hususlarda bilirkişi raporu alındıktan sonra 17/03/2021 tarihli karar ile; "... gemisinin ... yöneticisi olan şirket hukuki açıdan taşıyanın yardımcısı konumunda olduğundan bu şirketin geminin yola elverişsizliğine neden olan kusurlu davranışının davalı taşıyanın kişisel kusuru sayılması gerektiği, saptanan elverişsizlik hali ile yangın olayı ile davacının ortaya çıkan zararı arasında illiyet bağının bulunduğundan yangında zayi olan davacıya ait 11 adet araç ile ilgili zararından davalı donatanın eTTK m.1019 ve 1062.gereğince sorumlu olduğu, kar kaybı zararının ispatlanamadığı" gerekçesi ile davanın Kısmen Kabulüne karar verilmiştir. İş bu karar davalı vekili vekili tarafından temyiz edildiğinden dosya yeniden Yargıtay'a gönderilmiştir. Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 23/02/2023 tarihli ilamı ile; "... iddia, savunma, bilirkişi raporları, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı uyarınca dava konusu geminin yapısı, teknik donanımı, yangın algılama ve söndürme donanımı bakımından ulusal ve uluslararası normlara uygun olduğu, gemi adamlarının gemide çıkabilecek yangın konusunda eğitildikleri, tatbikatlarını yaptıkları, bu konuda gerekli ve yeterli belgelere sahip oldukları, yangın olayının denizde karşılaşılabilecek en tehlikeli olay olarak kabul edilmesi gerektiği, gemi personelinin yangının çok hızlı ve kısa bir süre içerisinde yayılması ve büyümesi sonucu yangına müdahalede yetersiz kalmasının can korkusu ve panik duygusu gibi tamamen insani sebeplerle geliştiği, bu durumun geminin yolculuğun başında yola elverişsizliği sonucunu doğurmayacağı ayrıca aynı yangın olayı nedeniyle yanan treylerle ilgili olarak görülüp sonuçlandırılan ve davalıyı sorumlu tutan Landshut Eyalet Mahkemesinin (2.Ticaret Mahkemesi) ve temyizi inceleyen Münih Eyalet Yüksek Mahkemesinin kararına karşı karar düzeltme istemini inceleyen Federal Eyalet Mahkemesinin 15.12.2011 tarih IZR 12/11 sayılı kararında da dava konusu gemide çıkan yangın riskinin, sadece açık denizdeki bir geminin başına gelebilecek bir riske dönüştüğü, taşıyıcının mallarda yangın sebebiyle meydana gelen zarar ve ziyadan, kendi kastı ve ihmali yoksa sorumlu olmayacağı, davalı taşıyıcının kasıt veya ihmali ile ilgili maddi delil bulunmadığı, bu sebeple taşıyıcının sorumluluktan kurtulabildiği, davalının karar düzeltme talebinin kabulü ile davanın tamamen reddedilmesi gerektiği sonucuna varıldığı da değerlendirildiğinde bir bütün olarak davalının meydana gelen zarardan sorumlu olmadığına karar vermek gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği" gerekçesi ile hüküm davalı yararına bozulmuştur. Dosya Yargıtay'dan döndükten sonra 2024/215 nolu Esasını alan davada mahkemece Yargıtay Bozma İlamına uyularak, Bozma ilamında açıklanan gerekçelerle sonuç olarak davanın reddine karar verilmiştir.Böylelikle bekletici mesele yapılan dosyada, Yargıtay'ın 23/02/2023 tarihli son Bozma İlamı ile, eldeki dosyaya konu olan .. isimli ...gemisinde meydana gelen yangın olayında gemi donatanının "sorumlu olmadığına" karar verilmiş olduğundan, aynı yangın olayında zayi olan araçlar için gemi donatanı ve geminin .. Sigortacısı olan davalılara karşı açılan iş bu davanın anılan Yargıtay ilamı doğrultusunda reddine karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkeme yargılamasının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na uygun yürütülmediğini, hiçbir tahkikat yapılmaksızın hüküm kurulduğunu, 11/05/2016 tarihli celsede İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/94 Esas sayılı dosyasının neticesinin beklenilmesine karar verildiğini, beklenen dosya kesinleştikten sonra duruşma günü tayin edilerek tahkikat aşamasına geçilmesine karar verildiğini,bu surette dosyanın duruşmadan çekildiğini, 2016'dan bu yana dosyanın herhangi bir işlem görmediğini, akabinde dosyadan yapılan ilk usuli işlein 13/03/2025 tarihli ara karar ile yeni duruşma günü belirlendiğini, bekletici mesele yapılan söz konusu dosyada davacının taraf olmadığı gibi huzurdaki davanın tüm davalılarının birlikte de yer almadığını, bu yönüyle söz konusu dosyadan alınan raporun huzurdaki rücuen tazminat davasına emsal olma niteliği de bulunmadığını, bu nedenle bekletici mesele yapılan dosyadaki kusur ve sorumluluğa ilişkin tespitlerin huzurdaki dava bakımından kesinleştiğinin söylenemeyeceğini, tüm davalıların yer aldığı, her bir davalının kusur ve sorumluluğu hakkında ayrı ayrı değerlendirme içeren, taraf ve Yargıtay denetimine uygun rapor alınmasının elzem olduğunu, yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınması taleplerinin karşılanmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bekletici mesele yapılan dosyanın huzurdaki davaya emsal olma niteliği olmadığı gibi söz konusu dosyadan verilen kararın kesinleşmesinin dahi beklenilmediğini, her halükarda davalıların zarardan sorumluluğunun dosya kapsamı ile sabit odluğunu, yerel mahkeme tarafından maddi gerçeğin hilafına hüküm kurulduğunu, geminin sefere elverişsiz olması ve zararın tespit olunabilir niteliği gereği TTK uyarınca davalıların zarardan sorumlu olduğunun teknik gerekçeleri ile ispatlandığını, bekletici mesele yapılan dosyada dahi kısmen kabul kararına esas alınan ve davalıların sorumluluğunu gösterir bilirkişi raporları bulunduğunu, geminin ro-ro gemisi olup yakıt dolu araçlarla yüklü olması nedeniyle yangın riskinin en üst seviyede bulunduğu ve bu nedenle alınacak tedbirlerin de en üst düzeyde olması gerektiğini, zira TTK'nın 817/2 maddesinde belirtildiği üzere geminin denize elverişli olması gerektiği gibi, yakıtı, yükleme hali ve gemi adamlarının da yeterli olması gerektiğini, ancak gerek mürettebat beyanları gerekse de değişik iş dosyalarında alınan raporlara göre yangında mücadelede basiretsizlik gösterildiği, geminin uluslararası yeterlilik belgeleri tam ise de yola elverişli olmadığının açıkça tespit edildiğini, nitekim İtalyan Ulaştırma Bakanlığı Liman Komutanlığı Venedik Sahil Güvenlik Teknik İdare Bölümüne ait faks mesajında olaydan hemen sonra İtalyan makamları nezdinde geminin kurtarılan personelinin ifadelerine başvurulduğu ve buna göre gemi personelinin gemideki yangın söndürme sistemini, yangın çıkması halinde kullanılacak su pompasını ve gemi ambarındaki yağmurlama yangın söndürme sistemini çalıştıramadığı, dolayısıyla yangına müdahale ve söndürme anlamında hiçbir şey yapılamadığı, yangının kısa sürede yayılması nedeniyle gemi personelinin ve yolcularının kurtarma donanımlarına ulaşamadığını, gemideki herkesin kaptan köprüsünde toplandığı ve buradan bulabildikleri araçlarla değişik zorlukları aşarak denize atladıkları, denizde birbirlerine kenetlenerek kurtarılmayı bekledikleri bilgisinin verildiğini, bununla birlikte gemi adamlarının ifadeleri ile sabit olduğu üzere, yangın algılama alarmının verilmesi ile gemi adamlarının kontrolü ve maindeck'te yoğun bir duman olduğunu tespit etmesi arasında yaklaşık 16 dakika bulunduğunu, oysa ki yangın algılama alarmının verilmesinden sonra 2 dakika içerisinde yangının kontrol edilip doğrulanması mümkün iken 2. Kaptanın durumu gemi kaptanına bildirmesi için makul sayılamayacak kadar çok sürenin geçtiği ve yangınla mücadelede azami önem arz eden uzun bir zamanın gemi adamlarının yönetim zafiyeti ile geçirilmiş ve dolayısıyla müdahalede gecikilmiş olduğunun aşikar olduğunu, ayrıca yine gemi adamlarının ifadelerinden anlaşıldığı üzere, yangın mahalline yangın donanımlı (uygun elbiseli/maskeli) inilmediğini, gemide SOLAS kurallarının aradığı sayıda yangın elbisesinin, oksijen tüpünün ve gaz maskesinin varlığının kabulü halinde neden sadece yağcının elbise giyerek indiğini, gaz maskelerinin neden kullanılmadığı ve neden yetersiz donanımla ve gereği gibi olmayan şekilde yangınla mücadeleye başlanılmak istendiğinin belirsiz olduğunu, yine gemideki yangın söndürme donanımı kapasitesinin yürürlükteki mevzuata uygun olduğunun kabulü halinde bu donanımların neden aktif hale getirilemediğinin ve çalıştırılamadığının da belirsiz odluğunu, öte yandan gemi personelinin yangına müdahale edemediği, yangınla mücadelede yönetim zafiyeti gösterdikleri ve fiilen yetersiz oldukları hususu dosyalarda mübrez Prof. Dr. ...'in 22.02.2012 tarihli ayrık bilirkişi raporu, Doç. Dr. ... ve ... tarafından hazırlanan 29.03.2013 tarihli ayrık bilirkişi raporu ve Prof. Dr. ... tarafından hazırlanan hukuki mütalaa ile de olduğunu, bu çerçevede her ne kadar yangının çıkış sebebi tespit edilemese de yangının gemide sefer başlangıcında mevcut elverişsizlikler yüzünden yayıldığı ve denetim altına alınamayarak sonunda gemideki bütün araçların ve yüklerin zayi olmasına yol açtığı, bu elverişsizliklerin sefer başına kadar tedbirli bir taşıyanın göstereceği özenle saptanmasının mümkün olduğu, bu bağlamda davalıların TTK 1019. Maddesi uyarınca sorumluluğu bulunduğunu, kaldı ki donatanın mutlak sorumsuzluk hükümlerinden de yararlanamayacağını, zira sorumluluktan kurtulmak isteyen donatan/taşıyanın başlangıçta mevcut bir elverişsizlik olsa da tedbirli bir taşıyanın özenine rağmen yolculuk başına kadar keşfedilemediğini ve keşfedilememesinde kendisinin ve fiillerinden sorumlu olduğu kişilerin bir kusuru olmadığını ispat edemediğini, bu tür bir ispat faaliyetine dahi girmediğini, bu durumda davalıların zararı tazminle yükümlü olduğunun açık olduğunu, bu sebeple dosyaya emsal teşkil etmeyen dosyadan alınan ve can korkusu, panik vs. gibi tamamen subjektif tespitler içeren denetime elverişsiz raporlara dayanılarak hüküm kurulmasının haksız ve çelişkili olduğunu, kararın bu yönüyle de kaldırılması gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davacı sigorta şirketinin kasko sigorta poliçeleri ile sigortaladığı araçların deniz taşıması sırasında gemide çıkan yangın sonucunda zayi olması sebebiyle ödediği sigorta tazminatı bedellerinin davalı gemi donatanı ve onun sorumluluk sigortacısından rücuen tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı sigorta şirketi ile dava dışı sigortalıları arasında kasko sigorta poliçeleri düzenlendiği, poliçeye konu araçların ... Limanından deniz taşımacılığı yapan davalı ... İşletmeleri AŞ'ye ait ... gemisine yüklenerek yola çıktığı, geminin Hırvatistan açıklarında iken 06.02.2008 tarihinde çıkan yangın sonucunda içindeki araçlar ve diğer emtialarla yanarak zayi olduğu, bunun sonucu olarak davacı sigorta şirketi tarafından dava dışı sigortalılarına kasko poliçeleri uyarınca toplamda 1.077.250,00 TL hasar tazminatı ödemesi yapıldığı, ödeme sonrasında sigortalılarından ibranameleri aldığı, ödenen hasar bedelinin rücuen tahsili istemiyle 02.02.2009 tarihinde eldeki davanın açıldığı, mahkemece, aynı mahkemenin 2008/151 Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapıldığı, söz konusu dosyanın yeni esas numarasının 2024/215 Esas sayılı dosya olduğu, bu dosyada Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 23/02/2023 tarihli, 2021/4620 Esas ve 2023/1074 Karar sayılı ilamı gereği ... gemisinde çıkan yangın olayında davalılardan gemi donatanının sorumlu olmadığına karar verildiği, eldeki uyuşmazlık bakımından da mahkemece, dosya kapsamı ve anılan Yargıtay ilamına göre davalıların sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Bekletici mesele yapılan İstanbul 17.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/215 Esas (Eski esas 2008/151 Esas) sayılı dosyasının incelenmesinde; davanın 2008/151 Esas sayılı dosya ile .... Şti.tarafından eldeki davanın konusu olan taşımadaki gemide yüklü bulunan dorse ve çekicilerin tamamının yanarak zayi olduğu iddiası ile ... AŞ (Eski unvanı: ... İşletmeleri AŞ) aleyhine açıldığı ve maddi tazminat isteminde bulunulduğu, mahkemenin 27.01.2011 tarihli ve 2008/151 Esas, 2011/20 Karar sayılı kararı ile geminin ana güvertesinde nedeni tespit edilemeyen tır araçlarının birinde yangın çıktığı, gemide SOLAS kuralları gereği bulunması gereken tüm sertifika ve teçhizatın tam olarak bulunduğu, personelin de eğitimli görülmesine rağmen yangına yapılan tüm müdahalelerin başarısız kaldığı, olayda 6762 sayılı Kanun'un 1019 uncu maddesinin ikinci fıkrasının uygulama yeri olmadığı, 6762 sayılı Kanun'un 1062 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince davalının mutlak sorumsuzluğu nazara alınarak, gerek gemi adamlarının teknik kusuru, gerekse idari kusuru nedeniyle davalının sorumlu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, kararın davacı vekilince temyiz edildiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 18.07.2011 tarihli ve 2011/6376 Esas, 2011/9220 Karar sayılı kararı ile davacının bilirkişi raporuna yaptığı ciddi itirazları karşılamak üzere bilirkişi heyetinden ek rapor ya da yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak, davacı tarafın iddialarının tek tek incelenmek suretiyle Yargıtay denetimine elverişli bilirkişi raporu alınması gereğine işaret edilerek bozulduğu, mahkemenin 19.12.2013 tarihli ve 2011/411 Esas, 2013/331 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verildiği, kararın taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 27.03.2015 tarihli ve 2014/7243 Esas, 2015/4347 Karar sayılı kararı ile bozulduğu, bunun üzerine mahkemenin 27.04.2016 tarihli ve 2016/94 Esas ve 2016/189 Karar sayılı kararı ile önceki kararında direnilmesine karar verildiği, direnme kararının temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25.10.2018 tarihli ve 2018/11-624 Esas, 2018/1566 Karar sayılı ilamı ile bilirkişi raporları arasındaki geminin teknik donanımının yolculuğun başında denize ve yola elverişli olup olmadığı hususundaki çelişkinin yeniden bilirkişi raporu alınması suretiyle giderilmesi ile davalı taşıyan-donatanın gemi adamlarının kusurlarından dolayı sorumlu olup olamayacağının yeniden değerlendirilmesi ile direnme kararının değişik gerekçe ile bozulmasına kurul çoğunluğu tarafından karar verildiği, mahkemece, Yargıtay Hukuk Genel Kurul kararına uyularak verilen 17.03.2021 tarihli ve 2019/211 Esas, 2021/140 Karar sayılı karar ile davanın kısmen kabulüne karar verildiği, kararın taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/4620 Esas, 2023/1074 Karar ve 23.02.2023 tarihli ilamı ile; "... dava konusu geminin yapısı, teknik donanımı, yangın algılama ve söndürme donanımı bakımından ulusal ve uluslararası normlara uygun olduğu, gemi adamlarının gemide çıkabilecek yangın konusunda eğitildikleri, tatbikatlarını yaptıkları, bu konuda gerekli ve yeterli belgelere sahip oldukları, yangın olayının denizde karşılaşılabilecek en tehlikeli olay olarak kabul edilmesi gerektiği, gemi personelinin yangının çok hızlı ve kısa bir süre içerisinde yayılması ve büyümesi sonucu yangına müdahalede yetersiz kalmasının can korkusu ve panik duygusu gibi tamamen insani sebeplerle geliştiği, bu durumun geminin yolculuğun başında yola elverişsizliği sonucunu doğurmayacağı ayrıca aynı yangın olayı nedeniyle yanan treylerle ilgili olarak görülüp sonuçlandırılan ve davalıyı sorumlu tutan Landshut Eyalet Mahkemesinin (2.Ticaret Mahkemesi) ve temyizi inceleyen Münih Eyalet Yüksek Mahkemesinin kararına karşı karar düzeltme istemini inceleyen Federal Eyalet Mahkemesinin 15.12.2011 tarih IZR 12/11 sayılı kararında da dava konusu gemide çıkan yangın riskinin, sadece açık denizdeki bir geminin başına gelebilecek bir riske dönüştüğü, taşıyıcının mallarda yangın sebebiyle meydana gelen zarar ve ziyadan, kendi kastı ve ihmali yoksa sorumlu olmayacağı, davalı taşıyıcının kasıt veya ihmali ile ilgili maddi delil bulunmadığı, bu sebeple taşıyıcının sorumluluktan kurtulabildiği, davalının karar düzeltme talebinin kabulü ile davanın tamamen reddedilmesi gerektiği sonucuna varıldığı da değerlendirildiğinde bir bütün olarak davalının meydana gelen zarardan sorumlu olmadığına karar vermek gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir..." gerekçesiyle, davalı tarafın temyiz isteminin kabulüne ve davanın tümden reddine dair hüküm tesis edilmesi için kararın bozulduğu, bunun üzerine mahkemenin 2024/215 Esas, 2024/294 Karar sayılı ilamı ile Yargıtay bozma ilamına uyularak davanın reddine karar verildiği, kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 08.07.2025 tarihli ve 2024/5455 Esas, 2025/4965 Karar sayılı ilamı ile onanmış olduğu görülmüştür.Davacı, yaptığı ödeme sonucu sigortalılarının haklarına halef olması sebebiyle eldeki davayı açmıştır. Davacı tarafça sigortalanan araçların davalıya ait gemide bulunduğu sırada gemide çıkan yangın sonucunda yanarak zayi olduğu, bekletici mesele yapılan dava dosyasında da davalının, eldeki davadaki gibi geminin donatanı şirket olduğu, dava konusu tazminat talebinin dayanağı olayın da eldeki davadaki gibi gemide meydana gelen 06.02.2008 tarihli yangın olayı olduğu görülmektedir.HMK 165. maddesi uyarınca, bir davada hüküm verilebilmesi, başka bir davaya, idari makamın tespitine yahut dava konusuyla ilgili bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise mahkemece o davanın sonuçlanmasına veya idari makamın kararına kadar yargılama bekletilebilir. Öte yandan, olay tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HMUK'nın 295.maddesinde, ''Mahkeme ilamlariyle katibiadillerce re'sen tanzim olunan senetler sahteliği ve salahiyattar memurların salahiyetleri dahilinde usulüne tevfikan tanzim veya tasdik ettikleri vesikalar hilafı ispat olununcaya kadar delili kati teşkil eder. Şu kadar ki mahkeme işbu evrak hakkında şüpheyi davet eden haller görürse bunları tanzim ve tasdik eden daireden izahat itasını isteyebilir." düzenlemesi, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan HMK'nın 204/1maddesinde ise ''İlamlar ile düzenleme şeklindeki noter senetleri, sahteliği ispat olunmadıkça kesin delil sayılırlar." düzenlemesi yer almaktadır.HMK'da pilot dava şeklinde bir düzenleme olmamakla birlikte yasal düzenlemenin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Aynı olaya dair farklı dava dosyalarında farklı ve çok sayıda inceleme ile bilirkişi raporları alınması gereksiz gider yapılmasına neden olmakla birlikte farklı mahkemelerden farklı kararlar çıkması ihtimalini de beraberinde getirecektir. Bu durum HMK'nın 30. maddesinde düzenlenen usul ekonomisi ilkesine aykırı olduğu gibi farklı mahkemelerin birbiri ile çelişkili kararlar vermesinden dolayı adil yargılanma hakkının ve hukuki güvenlik ilkesinin de ihlal edilmesi sonucunu doğuracaktır. Mahkemece, 2008/151 Esas sayılı dosyanın bekletici mesele yapılmasına karar verilmiş, devam eden oturumlarda bir çok kez bu karar tekrar edilmiş ve yeni numara alan 2011/411 Esasta görülen davanın sonucunun beklenmesine karar verilmiştir.Somut olayda, aynı gemi kazası sonucunda meydana gelen zarardan dolayı açılan birden fazla dava dosyası söz konusudur. Tüm dosyalarda kazanın meydana gelmesinde taşıyıcının sorumluluğunun olup olmadığının belirlenmesi öncelik ve önem arz etmektedir.Mahkemece aynı yangın olayı nedeni ile taşıyıcının sorumluluğuna dair görülmekte olan dava sonucunun bekletici mesele yapılması, hukuki belirlilik, öngörülebirlik ilkelerine uygun düştüğü gibi usul ekonomisi ve adil yargılanma ilkesi göz önünde bulundurulduğunda usul ve yasaya uygun olmuştur. Zira aynı konuda farklı kararlar verilmesi hukuk güvenirlirliğini zedeleyeceği gibi adil yargılanma hakkının da ihlali anlamına gelecektir. Diğer taraftan, davacı vekili davalı şirket çalışanları ve gemi adamlarının usulüne uygun şekilde yangına müdahale etmemeleri nedeniyle zarar oluştuğu ileri sürülmüş ise de, ileri sürülen bu husus bekletici mesele yapılan dosyada alınan raporla ve bu raporlara göre verilen kararla kesin şekilde çözülmüş olup oluşan zarardan davalı gemi donatanının sorumlu olmadığı kesin şekilde belirlendiğinden, davacı vekilinin davalı gemi donatanı yönünden ileri sürdüğü istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Öte yandan, davalı gemi donatanın sigortacısı konumunda olan diğer davalının da sigortalısının zarardan sorumlu olmaması sebebiyle sorumluluğu bulunmadığı anlaşıldığından bu davalı yönünden de davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmuştur. Davacı vekili tarafından her ne kadar bekletici mesele sayılan dosyanın kesinleşmesi beklenilmeksizin karar verildiği ve kararın usul ve yasaya aykırı olduğu iddia edilmiş ise de, bekletici mesele yapılan dava dosyasında verilen kararın istinafa konu karar verildikten sonra Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 08.07.2025 tarihli ve 2024/5455 Esas, 2025/4965 Karar sayılı kararı ile onanmış olduğu ve önceki ilamlar birlikte değerlendirildiğinde, kesinleşmesinin beklenilmesinde hukuki yarar olmadığı anlaşıldığından bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 18.12.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.