TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : KONYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 26/12/2017 NUMARASI : 2014/949 Esas 2017/1189 Karar DAVA : Şirket Ortağı Olunmadığının Tespiti ve Tazminat DAVA TARİHİ : 16/09/2014 KARAR TARİHİ : 24/02/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/02/2026 Taraflar arasındaki şirket ortağı olunmadığının tespiti ve tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yöneli…
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2025/1488 Esas 2026/157 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/1488 KARAR NO : 2026/157 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : KONYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 26/12/2017 NUMARASI : 2014/949 Esas 2017/1189 Karar DAVA : Şirket Ortağı Olunmadığının Tespiti ve Tazminat DAVA TARİHİ : 16/09/2014 KARAR TARİHİ : 24/02/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/02/2026 Taraflar arasındaki şirket ortağı olunmadığının tespiti ve tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekili ve davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 09/10/2019 tarih ve 2018/1468 Esas 2019/1188 Karar sayılı dosyasında taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin verilen kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 16/11/2020 tarih ve 2020/827 Esas 2020/5065 Karar sayılı bozma ilamı üzerine Dairemizce yeniden yapılan duruşmalı inceleme sonunda 22/02/2021 tarih 2021/66 Esas 2021/272 Karar sayılı kararıyla taraf vekillerinin istinaf başvurularının yasa nedeniyle ayrı ayrı kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 3332 sayılı Yasa'nın geçici 4. Maddesi gereğince karar verilmesine yer olmadığına ilişkin karara karşı davacı vekilince temyiz kanun yoluna başvurulduğu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 20/12/2021 tarih 2021/2946 Esas 2021/7259 Karar sayılı onama ilamı üzerine davacının bireysel başvurusu sonucunda Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü 2021/14510 başvuru numaralı dosyada 19/12/2023 tarihli karar ile Anayasanın 35. maddesi ile güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasanın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine, kararın bir örneğinin mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere ekli listenin (D) sütununda belirtilen mahkemelere gönderilmesine dair verilen karar üzerine Dairemizin 24/12/2024 tarih ve 2024/1297 Esas 2024/1570 Karar sayılı dosyasında verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 11/09/2025 tarih ve 2025/2442 Esas 2025/5270 Karar sayılı bozma ilamı ekinde Dairemize gönderilen dosyada duruşma açılmış ise de davadan feragat edilmesi üzerine dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 31/03/2000 yılında 31.300 DM (16.300,00 Euro'ya tekabül eden 33.430,00 TL) karşılığında 400 adet hisse ile davalı şirkete ortak üye yapıldığını, müvekkilinin şirket ile arasında bulunan ortaklığı sonlandırmak için yaptığı görüşmelerin ve 24/03/2010 tarihli Konya 6.Noterliği'nin 5980 noluy ihtarnamesinin sonuçsuz kaldığını ve kar payı dahi alamadığını iddia ederek 31.300 DM (16.300,00 Euro'ya tekabül eden 33.430,00 TL) paranın 31/03/2000 tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davacı arasında ortaklık ilişkisi bulunduğunu, TTK.m.329 ve 405 gereğince davacının elinde bulunan hisse senetlerinin alınıp parasının iade edilerek ortaklık ilişkisine son verilmesinin mümkün olamadığını, davacının kar payı alamadığı gerekçesiyle ortaklığını sona erdirmek istemesinin iyi niyet kurallarına ve TTK'na aykırı olduğunu, davacının tüm taleplerinin zaman aşımına uğradığını bildirerek davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, davalı tarafın hak düşürücü süre ve zaman aşımı def'inin yerinde olmadığı, davalı şirkete SPK'ya kendisinin sunduğu CD'ler gereğince alınan bilirkişi raporuna göre davacının davalı şirkete 15.182,00 Euro ödeme yaptığı, davacının dava dilekçesinde belirttiği miktarın SPK'da çıkan miktarı aşmadığından SPK'da çıkan miktarın hesaplamada dikkate alındığı, 15.182,00 Euro'nun dava tarihi itibariyle TL karşılığının 31.355,38 TL olduğu, davadan önce temerrütün oluşmadığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne, 31.355,38 TL'nin temerrüt tarihi olarak kabul edilen dava tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlardaki avans faiziyle davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; açılan davanın yabancı para (Alman Markı) cinsinden olmasına rağmen mahkemece davanın açıldığı tarihteki kur üzerinden TL cinsinden ve davanın açıldığı tarihten itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, TBK'nun 99/3.maddesi gereğince yabancı paranın fiili ödeme günündeki kur üzerinden ödenmesine karar verilmesi gerekirken davanın açıldığı tarihteki kur üzerinden hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, yine faizin paranın davalı şirkete verildiği 31/03/2000 tarihinden itibaren ticari faiz uygulanması gerektiğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, 31.300,00 DM karşılığı 16.003 Euro'nun fiile ödeme günündeki kur üzerinden 31/03/2000 tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece delillerin taktirinde hataya düşüldüğünü, somut delillere dayanmadan zamanaşımı itirazının reddedildiğini, mahkemece verilen kabul kararının sebepsiz zenginleşmeye neden olduğunu, müvekkilinin tüm delilleri toplanmadan hüküm kurulduğunu, davacının ödeme ve hile iddiasını ispat ettiğine yönelik mahkeme kabulünün dosya içeriğine ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece SPK'ya sunulan CD ve üst yazı içeriklerinin hatalı değerlendirildiğini, zamanaşımı definin dürüstlük kuralına aykırı bulunduğu gerekçesiyle reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının tüm taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının kendisine yöneltilen yemini eda etmekten kaçındığını, mahkemece hile iddiasına üstünlük tanındığı halde davacının taleplerinin hak düşürücü süre yönünden reddedilmemesinin isabetsiz olduğunu, taraflar arasında geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığına yönelik mahkeme kabulünün yerinde olmadığını, yemin delilini kullanma haklarının engellendiğini, isticvap istemlerinin usul ve yasaya aykırı olarak reddedildiğini, davacının var ise yedinde bulunduğu iddia edilen hisse senetlerinin davalı şirkete iadesine karar verilmediğini, yasal faiz yerine avans faizine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, dosyaya sunulan 31/03/2000 tarihli 3.100 DM bedelli Baco Assets Inc belgesinin ödeme olarak kabul edilmemesinin hatalı olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tazmini istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Mahkemece davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekili ve davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 09/10/2019 tarih ve 2018/1468 Esas 2019/1188 Karar sayılı dosyasında taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin verilen kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 16/11/2020 tarih ve 2020/827 Esas 2020/5065 Karar sayılı bozma ilamı üzerine Dairemizce yeniden yapılan duruşmalı inceleme sonunda 22/02/2021 tarih 2021/66 Esas 2021/272 Karar sayılı kararıyla taraf vekillerinin istinaf başvurularının yasa nedeniyle ayrı ayrı kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 3332 sayılı Yasa'nın geçici 4. Maddesi gereğince karar verilmesine yer olmadığına ilişkin karara karşı davacı vekilince temyiz kanun yoluna başvurulduğu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 20/12/2021 tarih 2021/2946 Esas 2021/7259 Karar sayılı onama ilamı ile kesin olarak karar verildiği anlaşılmıştır. Kararın kesinleşmesi üzerine davacının bireysel başvurusu sonucunda Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm 2021/14510 başvuru numaralı dosyada 19/12/2023 tarihli karar ile Anayasanın 35. Maddesi ile güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasanın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine, kararın bir örneğinin mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ekli listenin (D) sütununda belirtilen mahkeme olan Dairemize gönderilmesine ilişkin karar verildiği görülmüştür. Anayasa Mahkemesi'nin anılan kararı üzerine bu kez dosya Dairemizin 2024/1297 Esas sırasına kaydı yapılmıştır. Anayasa Mahkemesi tarafından verilen hak ihlali kararı ile yeniden yargılama yapılması için dosya Dairemize gönderilmekle kesinleşmeye yönelik hukuki sonuçlar ortadan kalkmıştır. Dairemizce yapılan inceleme sonunda 24/12/2024 tarih ve 2024/1297 Esas 2024/1570 Karar sayılı kararıyla davanın kısmen kabulüne hükmedilmiştir. Dairemiz kararına karşı davalı vekilince temyiz kanun yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 11/09/2025 tarih ve 2025/2442 Esas 2025/5270 Karar sayılı ilamı ile davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Dairemiz kararının bozulmasına, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Anılan bozma kararı üzerine dosyanın yeniden esasa kaydedilerek yapılan duruşmalı yargılaması sırasında, davacı vekili Av. ... 18/02/2025 tarihli yazılı beyan dilekçesi ile davadan feragat ettiğini bildirmiştir. Davacı vekilinin Essen Başkonsolosluğunun 10/02/2026 tarih 1183 (A) yevmiye numaralı vekaletnamesinde davadan feragat yetkisinin bulunduğu görülmüştür. HMK'nun 307 vd. maddeleri uyarınca feragat davaya son veren ve davacının talep sonucundan vazgeçmesine ilişkin taraf işlemi olup karşı yanın ve mahkemenin kabulüne bağlı değildir. Bilindiği üzere feragat, 6100 sayılı HMK'nun 307. maddesinde; davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmıştır. Hükmün kesinleşmesinden önceki herhangi bir aşamada davadan feragat edilebilir. Aynı Kanun'un 311. maddesinde ise, feragatin kesin hüküm gibi sonuç doğuracağı açıklanmıştır. Davadan feragatin, davayı sona erdiren kesin bir usul işlemi olması sebebiyle dilekçede açıkça gösterilmesi, kayıtsız ve şartsız olması gerektiği kuşkusuzdur. Hal böyle olunca, HMK'nun 310/2. "Feragat veya kabul, hükmün verilmesinden sonra yapılmışsa, taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi, dosya kanun yolu incelemesine gönderilmez ve ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesince feragat veya kabul doğrultusunda ek karar verilir. " maddesi gereğince davadan feragatin mümkün olduğu, feragat nedeniyle duruşma günü beklenmeksizin dosya üzerinden karar verilebileceği, davacı vekilinin de duruşma günü beklenmeksizin feragat nedeniyle davanın reddi kararı verilmesini talep ettiği gözetilerek duruşma günü beklenmeksizin davacı vekilinin feragat talebinin kabulü ile davanın feragat nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. Dairemizce yeniden kurulan hüküm sırasında davalı şirket vekili Av. ...'un 19/02/2026 tarihli Uyap üzerinden gönderdiği e-imzalı dilekçesindeki feragat nedeniyle davacıdan vekalet ücreti ve yargılama gideri taleplerinin bulunmadığı hususu gözetilerek davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmediği gibi, davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir. Tüm bu nedenlerle, davacı vekilinin istinaf aşamasında davadan feragat ettiği gözetilerek davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurularının kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; A)1-Davanın feragat nedeniyle REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcının 2/3'ü olan 488,00 TL'den peşin alınan 496,45 TL harcın mahsubu ile fazla alınan 8,45 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama masraflarının üzerinde bırakılmasına, 4-Yargılama aşamasında vekille temsil edilen davalı şirket yararına talebi gözetilerek vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Davalı şirket tarafından yargılama aşamasında yapılan yargılama giderlerinin talep gözetilerek davalı üzerinde bırakılmasına, 6-HMK'nun 333. maddesi gereğince bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine, B)1-Davacı tarafından yatırılan 35,90 TL maktu istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 2-Davalı tarafından yatırılan 535,48 TL nispi istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin talebi gözetilerek davalı üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmış ise de, talebi bulunmadığından davalı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, 6-Konya 4. İcra Dairesi'nin 2018/8179 sayılı takip dosyasına ve Ankara 22. İcra Müdürlüğünün 2018/9433 sayılı takip dosyasına davalı tarafından sunulan teminatların İİK'nun 36. maddesi uyarınca davalıya iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 24/02/2026 Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi - Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.