(Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi 2013/10353 E. , 2013/19804 K. "" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı, davalı işyerinde 03.01.2001 tarihinden itibaren çalışmaya başladığını, davacının iş akdinin 15.06.2011 tarihinde haklı nedenle feshettiğini, yılda 3 kez 1 maaş tutarında ikramiye ödendiğini, ancak 2006 yılında…
**(Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi 2013/10353 E. , 2013/19804 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı, davalı işyerinde 03.01.2001 tarihinden itibaren çalışmaya başladığını, davacının iş akdinin 15.06.2011 tarihinde haklı nedenle feshettiğini, yılda 3 kez 1 maaş tutarında ikramiye ödendiğini, ancak 2006 yılında ikramiye ödemelerinin kesildiğini, ileri sürerek kıdem tazminatı ile yıllık izin ücreti, ikramiye, fazla çalışma ücreti, ücret alacağı isteklerinin kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı, davacının 15.06.2011 tarihinde istifa ederek ayrıldığını, kıdem tazminatı isteğinin yersiz olduğunu, ikramiye ödemesi uygulamasının olmadığını, fazla çalışmasının olmadığını, ücretlerini eksiksiz aldığını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, davacının iş akdinin feshi sonrasında işverence kıdem tazminatı ödendiğinden fesih konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, ikramiye talebinin yerinde olmadığı davacının haftalık 45 saati aşan çalışması bulunmadığı, gerekçesi ile bilirkişi raporundaki miktarlara göre, kıdem tazminatı ve izin ücreti isteklerinin kabulüne, diğer isteklerin reddine karar verilmiştir. Anayasanın 141 nci maddesi uyarınca, yargı kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerekir. Bu husus 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297 nci maddesinde de hüküm altına alınmıştır. Anılan anayasal ve yasal düzenlemeler gereğince yargıcın, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendiril- mesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kararda göstermesi zorunludur. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır.