12. Hukuk Dairesi 2025/8878 E. , 2025/8453 K. "" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı İlk Derece Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Kambiyo senetlerine mahsus haciz yo…
12. Hukuk Dairesi 2025/8878 E. , 2025/8453 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı İlk Derece Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibine karşı borçlunun icra mahkemesine başvurusunda; ödeme emri tebliğ işleminin usulsüz olduğunu, takibin dayanağı olan bononun teminat olarak verildiğini ve üç yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini ileri sürerek takibin iptaline, aksi halde icranın geri bırakılmasına karar verilmesini istediği, ödeme emri tebliğ işlemine yönelik şikayet ile zamanaşımı şikayetinin reddine, borca itirazın ise süre aşımından reddine ilişkin kararın, Dairemizce ödeme emri tebliğ işleminin usulsüz olduğu, buna göre borçlunun başvurusunun sürede olup olmadığının denetlenmesi ve borçlunun hakkındaki takibi beyan ettiği tarihten daha evvel öğrendiği tespit edilemez ise işin esası incelenerek oluşacak sonuca karar verilmek üzere bozulduğu, İlk Derece Mahkemesince bozma üzerine yapılan yargılama neticesinde; usulsüz tebligat şikayetinin kabulü ile tebliğ tarihinin 26.04.2023 olarak düzeltilmesine, borca itirazın reddine, takip sonrası zamanaşımı itirazının kabulü ile borçlu hakkında icranın geri bırakılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. 7201 sayılı Kanun'un 32. maddesi gereğince tebliğ, usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğ işleminden haberdar olmuş ise geçerli sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi olarak kabul edilir. Görüldüğü üzere, usulsüz yapılan tebliğ, mutlaka batıl olmayıp, muhatap tarafından öğrenildiği tarihte geçerli olacaktır (HGK'nun 05.06.1991 tarih, 1991/12-258 E.-1991/344 K. sayılı kararı). Bu madde hükmünün uygulanabilmesi için ise usulsüz de olsa bir tebligatın varlığı ön koşuldur. Öte yandan, tebliğ işleminin usulsüzlüğü iddiasının yasal dayanağı İİK'nun 16. maddesi olup, bu yöndeki şikayetin, aynı maddenin 1. fıkrası uyarınca usulsüz tebliğ işleminin öğrenildiği tarihten itibaren 7 gün içerisinde icra mahkemesine yapılması zorunludur. Somut olayda, UYAP evrak işlem kütüğünde yapılan incelemede, borçlu tarafından ödeme emrinin 6.02.2023 tarihinde uyaptan okunduğu ve borçlunun bu tarih itibariyle takipten haberdar olduğu anlaşılmıştır. Dairemiz bozma ilamında da belirtildiği üzere ödeme emri tebliğ işlemi usulsüz olsa da, borçlu tarafından ödeme emri tebliğ işleminin usulsüz olduğuna dair şikayetin yasal 7 günlük süreden sonra 28.04.2023 tarihinde yapıldığı görülmektedir. Bu durumda, Mahkemece, ödeme emri tebliğ işleminin usulsüz olduğuna dair şikayetin ve yasal beş günlük sürede olmayan borca itirazın süre aşımından reddine karar verilmesi gerekirken, esasının incelenmesi doğru görülmemiştir. Diğer taraftan, borçlu tarafından üç yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu iddia edilmiştir. HMK'nın 33. maddesinde; başvurunun hukuki tavsifinin hakime ait olduğu hükmüne yer verilmiş olup; her ne kadar, mahkemece, istem hatalı vasıflandırma ile, İİK'nın 169/a-4. maddesi dayalı zamanaşımı itirazı olarak kabul edilmek suretiyle sonuca gidilmiş ise de; somut olayda başvuru tarihi itibariyle takibin kesinleştiği anlaşıldığından, başvuru bu hali ile İİK'nın 71. ve 33-a maddelerine kapsamında takibin kesinleşmesinden sonraki döneme ilişkin zamanaşımına yönelik şikayet niteliğindedir. O halde mahkemece, borçlunun zamanaşımı şikayetinin takibin kesinleşmesinden sonraki devreye ilişkin olduğu nazara alınarak işin esasının incelenmesi ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ: Alacaklının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Ankara 10. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 8.07.2025 tarih ve 2025/3 43... /434 Karar sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/4. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre zamanaşımı şikayetinin esasına yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 24.12.2025 gününde sonucu itibariyle oy birliğiyle karar verildi.