TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 28/02/2024 NUMARASI : 2023/636 Esas 2024/146 Karar DAVA : Şirket Ortaklığının Tespiti DAVA TARİHİ : 15/09/2023 KARAR TARİHİ : 04/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 29/12/2025 Taraflar arasındaki şirket ortaklığının tespiti istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın usulden reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekili ve d…
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2024/832 Esas 2025/1497 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/832 KARAR NO : 2025/1497 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 28/02/2024 NUMARASI : 2023/636 Esas 2024/146 Karar DAVA : Şirket Ortaklığının Tespiti DAVA TARİHİ : 15/09/2023 KARAR TARİHİ : 04/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 29/12/2025 Taraflar arasındaki şirket ortaklığının tespiti istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın usulden reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekili ve davalı ... vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin vadesi geçmiş vergi borcu bulunduğunu, vergi müfettişleri tarafından hazırlanan raporda davalı şirketin 3. ve/veya ilişkili kişi ve/veya kurumlar lehine yaptığı tasarrufların iptali yoluyla dava açılması için taraflarına yazı gönderildiğini, anılan raporda davalı ...'nun davalı şirketin ticaret siciline tescilinin sağlanması için dava açılarak sonucunun vergi dairesine bildirilmesinin istenildiğini, davalı şirketin sahibi, gizli ortağı, hakim ortağının davalı ... olduğunu belirterek davalı ...'nun davalı şirketinin gizli ortağı ve hakim ortağı olduğunun tespiti ile ticaret siciline tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu alacağın zaman aşımına uğramamış kısmının tespit edilmesi gerekip, alacağın tahsilinin icra yoluyla tahsilinin gerektiğini, davalı şirketten tüm çabalara rağmen tahsil edilememesi halinde şirketin ortaklarına karşı dava açılması gerektiğini, şirketin ortakları üzerinde tüzel kişilik perdesi aralandıktan sonra yine de fayda sağlanamamış ise müvekkiline karşı dava açılabileceğini, müvekkilinin ise davalı şirketle bir ilgisinin bulunmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir. Diğer davalıya dava dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen davalı davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, davacının eldeki tespit davasının açılmasında güncel hukuki yararının olmadığı gerekçesiyle HMK'nun 114/1-h ve 115 maddeleri uyarınca davanın hukuki yarar dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın lehlerine sonuçlanmış olmasına rağmen müvekkili lehine 2.468,72 TL maktu vekalet ücretine hükmedildiğini, davacı tarafından açılan davanın tespit davası mahiyetinde olduğunu, tespit davalarında maktu harç alınıp, maktu vekalet ücreti takdir edildiğini, mahkemece nispi vekalet ücreti takdir edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, eldeki dava konusu uyuşmazlığın konusu para olmadığı gibi para ile değerlendirilebilen bir uyuşmazlık da olmadığından, açıklanan düzenlemeye aykırı olarak taraflarına nispi avukatlık ücreti takdir edilmiş olmasının usul ve yasaya uygun düşmediğini, vekalet ücreti bakımından ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerektiğini, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre belirlenecek 17.900,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının vekalet ücreti yönünden kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalıların kamu alacağının tahsilini akamete uğratmamaları açısından davalılar adına kayıtlı gayrimenkullere, banka hesaplarına, trafiğe tescilli araçlar üzerine, şirket paylarına ihtiyati tedbir konulmasının talep edildiğini, akabinde ticaret siciline tespiti teminen davalı şirketin sahibi, gizli ortağı ve hakim ortağının davalı ... olduğunun tespitinin istendiğini, mahkemece talepler ve dosya kapsamında yer alan bilgiler dikkate alınmaksızın davanın hukuki yarar yokluğu sebebiyle usulden reddi kararı verildiğini, kararın hukuka aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; davalı şirketin gizli ortağı ve hakim ortağı olduğunun tespiti ve ticaret siciline tescili istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Davacı yan işbu davada davalı ...'nun davalı şirketin gizli ve hakim ortağı olduğunun tespitini talep etmiştir. Bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığı yahut yokluğu, tespit davası açılabilmesi için yalnız başına yeterli değildir. Bundan başka o hukuki ilişkinin varolup olmadığının mahkemece hemen tespit edilmesinde, davacının korunmaya değer (meşru) bir hukuki yararının bulunması gerekir. Bir hukuki ilişkinin hemen tespit edilmesinde hukuki yararın bulunması için davacının bir hakkı veya hukuki durumu güncel bir tehlike ile tehdit edilmiş olması, bu tehdit nedeniyle davacının hukuki durumunun tereddüt içinde bulunması, bu hususun davacıya zarar verebilecek nitelikte olması, yalnız kesin hüküm etkisine sahip olup, cebri icraya yetki vermeyen (icraya konulamayan) tespit hükmünün bu tehlikeyi ortadan kaldırmaya elverişli olması gerekmektedir. Davacının tespit davası ile istediği hukuki korunma (himaye), diğer dava çeşitlerinden biri ile sağlanabiliyorsa, o zaman davacının tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmayacaktır. Mesela boşanma davası açma hakkı olan bir eşin, ilk önce yalnız boşanma hakkının tespiti için bir tespit davası açmakta hukuki yararı yoktur. Bunun gibi eda davası açması mümkün olan davacının, aynı konuda tespit davası açmakta (kural olarak) hukuki yararı bulunmamaktadır (bkz. Prof. Dr. Baki Kuru/Prof. Dr. Ramazan Arslan/Prof. Dr. Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 25. Baskı, Ankara 2014, s. 260 - 261). Somut olayda, davacı tarafından davalı ...'nun davalı şirketin gizli ve hakim ortağı olduğunun tespiti davası açılmıştır. Yukarıda açıklandığı üzere, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığı yahut yokluğu, tespit davası açılabilmesi için tek başına yeterli olmayıp, o hukuki ilişkinin var olup olmadığının mahkemece hemen tespit edilmesinde davacı yanın korunmaya değer bir hukuki yararının bulunması gerekmektedir. Şayet davacının tespit davası ile istediği hukuki koruma diğer dava çeşitlerinden biriyle sağlanabiliyorsa, davacının o konuda tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmamaktadır. Davacı yan da, işbu davada davalı ...'nun davalı şirketin gizli ve hakim ortağı olduğunun tespitini talep etmiş ise de, limited şirketlerde ortakların kamu borcundan dolayı sorumluluğuna dair özel düzenlemeler olsa da gizli ortağın durumunun adi ortaklık olarak kabul edildiği ve şirket ortaklarının sorumluluğunun adi ortaklığı teşkil edilemeyeceği, davalının hangi ortak ile gizli ortak olduğu ve daha önce pay sahibi olup olmadığının belirsiz olduğu, üstelik muvaazalı işlemlere dair deliller varsa 6183 sayılı Yasa gereği ihtiyati tahakkuk ve ihtiyati haciz yetkisinin davacı idarenin takdirinde olduğu, keşinleşmiş bir yargı kararına gerek olmadığı, delillerin takdirinde bir tespit kararına gerek olmadığı, idarenin yapması gereken açık ve emredici bir hüküm olduğu, tespit hükmü ile idari işlemlerden dolayı gidilecek kanun yollarında sorunlara neden olabileceği, eldeki davanın konusunu teşkil eden tespit talebi yönünden hukuki yararının bulunmadığı anlaşılmıştır. Hal böyle olunca, mahkemece davacının tespit davası açmakta hukuki yararının bulunmadığı, HMK'nun 114/1-h maddesi uyarınca hukuki yararın dava şartı olduğu, yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınacağı gözetilerek yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş olup, davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Davalı ... vekilinin istinaf itirazına gelindiğinde, mahkemece yapılan yargılama sonunda anılan davalı yararına 2.468,72 TL maktu vekalet ücretine hükmedilmiştir. Açılan işbu dava anılan davalının davalı şirketin gizli ve hakim ortağı olduğunun tespiti talebiyle açılmıştır. Tespit davası maktu harca tabi olarak açılmakta olup, yapılacak yargılama sonunda kendisini vekille temsil ettiren taraf yararına maktu vekalet ücretine hükmedilecektir. Bu durumda, mahkemece davanın tespit davası olduğu, davacı tarafından alacağın tahsiline ilişkin bir talepte bulunulmadığı, tespit davasında davada haklı çıkan ve vekille temsil edilen taraf yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden davalı ... lehine 2.468,72 TL maktu vekalet ücretine hükmedilmesinde isabet görülmemiştir. Vekalet ücreti yönünden Dairemizce yeniden kurulan hüküm sırasında davalı ... vekilinin istinaf dilekçesinde açıkça 17.900,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesini talep etmekle miktar yönünden kendisini bağladığı, talebinin aşılamayacağı gözetilmiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın hukuki yarar dava şartı kabulü yönündeki kararında vekalet ücreti yönünden isabet görülmediğinden davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının vekalet ücreti yönünden kaldırılmasına, davanın hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; A)1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı harçtan muaf olup, harç yatırmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, B)1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/02/2024 tarih 2023/636 Esas 2024/146 Karar sayılı kararının vekalet ücreti yönünden KALDIRILMASINA, 1-Davanın HMK'nun 114/1-h ve 115/2 maddeleri uyarınca hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, 2-Davacı harçtan muaf olup, harç yatırmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 3-Davalı ... yargılamada kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'ya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, C)1-Davalı ... tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcı ile 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde anılan davalıya iadesine, 2-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında posta ve tebligat gideri olarak yapılan 350,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine, 3-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından davalı ... yararına vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 04/12/2025 Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -