11. Hukuk Dairesi 2024/2328 E. , 2025/495 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/348 Esas, 2024/127 Karar SAYISI : 2018/257E., 2020/313K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
**11. Hukuk Dairesi 2024/2328 E. , 2025/495 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/348 Esas, 2024/127 Karar SAYISI : 2018/257E., 2020/313K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin “Burlington” markasını 1923 yılında oluşturup ticaret unvanı olarak kullanıldığını, tanınmışlık düzeyine sahip markanın ve logosunun Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde davacı adına tescil edildiğini, müvekkilinin daha sonra aynı ibareli ve logolu başka marka başvuruları olduğunu, müvekkilinin tanınmışlığından yararlanmak isteyen davalının “Burlington” ibaresini kötüniyetle adına tescil ettirdiğini ileri sürerek davalı adına tescilli 2008/21711 başvuru numaralı ve 2012/102924 başvuru numaralı “Burlington” ibareli markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; “Burlington” markasının 9. sınıfta sadece müvekkili adına tescilli olduğunu, davacının 9. sınıfta tescilinin bulunmadığını, tarafların farklı alanlarda iştigal ettiğini, davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığını, “Burlington” ibaresinin coğrafi bir ad olduğunu, davacı tarafından oluşturulmuş özgün, emsalsiz bir marka niteliği taşımadığını, davacının markasının Türkiye'de sadece çorap emtiası satışında kullanıldığını, tanınmış bir marka olmadığını, müvekkilinin gözlük markasının ekonomik olarak giyim markası ile bağlantılı olabileceğinin düşünülemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirketin ilk marka tescil başvurusunu 1998 yılında yaptığı, davalının tescil başvurusunun ise 2008 yılında olduğu, davacının çorap, davalının gözlük ürettiği, davacı markasının bir çok ülkede bulunduğu, kullanılan ürünler üzerindeki markaların bilinirliğinin yanında reklam ve tanıtım için yapılan çalışma ve giderler nazara alındığında, davacı şirketin “Burlington” marka ve logosunun tanınmış marka olarak kabul edileceği, davalının başvuru tarihinde davacı markalarından haberdar olmadığını ileri süremeyeceği, bu halde de iyi niyetli sayılamayacağı, markalardaki ibarenin davacının unvanıyla birebir örtüştüğü, taraflar farklı mal ve hizmet sınıflarında tescil almışsa da, işaretlerin karıştırılabileceği, davacı markasının ayırt edici karakterinin zedelenebileceği, davacının marka ibaresinin aynı zamanda şirket unvanı olduğu, bu sebeple davacının portföyünden davalının yararlanması sonuçlarının da doğabileceği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı adına tescilli 2008/21711 ve 2012/102924 başvuru numaralı markaların hükümsüzlüğüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafça istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının marka tescili sırasında markanın davacıya ait olduğunu bildiği, bu itibarla davalının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/9 hükmü anlamında kötü niyetli olduğunun belirlendiği, “Burlington” markasının davacı adına uzun süre önce tescil edildiği, sözcük ve görsel olarak internet ortamında yıllardır kullanıldığı, davacının ürün tanıtımı ve paketlemesinde kullandığı teneke kutuların davalı tarafça da aynen kullanıldığına dair davalı internet sayfa örneğinin sunulduğu, dosyadaki belgelere ve kesinleşmiş mahkeme kararlarına göre davacı markasının isim ve logosunun tanınmış marka olarak kabul edileceği, davalının başvuru tarihinde davacı markalarından haberdar olmadığını ileri süremeyeceği, bu halde de iyi niyetli sayılamayacağı, markalardaki ibarenin davacının unvanıyla birebir örtüştüğü, ibarenin fantezi nitelikli de olmadığı, hak düşürücü süre şartlarının oluşmadığı, davalının hakkın kötüye kullanılması ile markanın Türkiye'de tanınmadığı savunmalarının yerinde görülmediği, hükümsüzlüğü talep edilen markaların taraflar yönünden farklı mal ve hizmet sınıflarında tescil alınmışsa da, tarafların ürettiği malların giyim- aksesuar ikileme ve tamamlayıcılık özelliği bulunduğu, bu durumun tarafların markalarının karıştırılması sonucunu doğuracağı, davacı markasının ayırt edici karakterini zedeleyeceği gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 04.02.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.