İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/11/2025 Taraflar arasındaki Menfi Tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... aleyhine davalı ... tarafından …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/872 KARAR NO : 2025/1692 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 20/10/2020 NUMARASI : 2018/732 Esas - 2020/451 Karar DAVA: Menfi Tespit İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/11/2025 Taraflar arasındaki Menfi Tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... aleyhine davalı ... tarafından İstanbul 28. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, İstanbul 28. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinde takibe 5 adet bononun konu edildiğini, icra takibine konu bonoların müvekkili tarafından davalıya teslim etmesi gereken mal karşılığı verildiğini, zira bahse konu bonoların incelendiğinde görüleceği üzere bonoların boş ve malen kayıtlı olduğunu, mal karşılığı verildiğinin sabit olduğunu ,müvekkili ile davalının yapay çiçek teslim etmesi hususunda anlaştıklarını, davalının yapay çiçek ticareti yaptığını, v anlaşma üzerine davalıya dava konusu 5 adet bonoyu tanzim ettiğini, ancak davalının teslim etmesi gereken malları bono vade tarihleri de dikkate alındığında o tarih aralığında teslim etmediği gibi, bu yöndeki tüm çağrıları da cevapsız bıraktığını, alacaklı olmamasına rağmen bir de kötüniyetli olarak davaya konu icra takibini başlattığını beyanla, davanın kabulü ile, öncelikle İstanbul 28. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında takdiren teminatsız olarak icra takibinin tedbiren durdurulmasına karar verilmesini, söz konusu senetlerin bedelsiz kaldığının tespiti ile karşı tarafa borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; icra takibinin bonolara değil 30.09.2015 tarihli ... ait ... seri nolu 12.500,00 TL bedelli çeke dayandığını, müvekkilinin basiretli bir tacir olarak malın teslim yükümlülüğünü ticari ilişkinin en başında yerine getirdiğini, davacının çek bedelini ödeme yükümlülüğünden imtina ettiğini, çek tarihine bakıldığında 3 seneye yakın bir zamandır çek bedelinin vekiledenine ödenmediğini ve üzerine haksız olarak bu davanın açıldığını, 20.02.2015 tarihli 11.800,00 TL bedelli ... sıra nolu faturanın davacıya malın teslim edildiğinin ispatı olduğunu, davacının amacının İstanbul 28 İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasını sürüncemede bırakmak olduğunu beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , davacı tarafından davalı aleyhine açılan menfi tespit davasında İstanbul 28. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının dayanağını oluşturan bonoların mal karşılığı verildiğini ancak malların teslim edilmediğinin iddia edildiği ancak İstanbul 28. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının dayanağını 30.09.2015 keşide tarihli 12.500,00-TL bedelli çekin oluşturduğu, 6098 sayılı TBK'nun 207/2. maddesi uyarınca sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir adet bulunmadıkça satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlü olacağı ve çek bir ödeme aracı olup, mevcut bir borcun karşılığında verildiğinin kabulü gerekeceği, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda davalı taraf kanuni defter ve belgelerine göre davalı tarafından davacı tarafa 2015 yılında KDV dahil 11.800.00 TL tutarında mal satışı yapıldığı, yapılan satışla ilgili olarak davalı tarafından 20.02.2015 tarih ve ... sayılı fatura düzenlendiği, düzenlenen faturanın 20.02.2015 tarih ve 0042 yevmiye numarası ile borç olarak kaydedildiği, davalının sattığını ve teslim etliğini iddia ettiği mala ilişkin fatura dışında bir belgeye sahip olmadığı, dosyadaki İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/714 E. dosyası için hazırlanan 03.05.2019 tarihli Bilirkişi Raporu'nda davacının muhasebesini tutan yetkiliden temin edilen belgelere dayanarak bu faturanın davacının yasal defter kayıtlarında kayıtlı olduğunun tespit edildiği, Yargıtay 19. HD'nin 2016/2492 Es. Ve 2016/9203 K. sayılı emsal ilamında da kabul edildiği üzere somut olayda dosya içerisindeki faturanın 20.02.2015 tarihine ait olduğu, İstanbul 28. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının dayanağını oluşturan çekin keşide tarihinin ise 30.09.2015 olduğu, dolayısıyla malların teslim edildiği tarihten sonraki ileri tarihli olarak verildiği bu durumda çeklerin avans olarak verildiği, karşılığında mal teslim edilmediğine yönelik iddiayı ispat yükünün davacı üzerinde olduğu davacının bu hususu ancak yazılı delillerle ispat edebileceği ancak davacı tarafından çek karşılığı malın alınmadığının yazılı delillerde ispat edilemediği anlaşılmakla davanın reddine ..." karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin işbu çekten dolayı hiçbir borcu bulunmadığını, yapılan takibin haksız ve mesnetsiz olduğunu, müvekkilinin davalı yandan yapay çiçek satın aldığını ve bunun karşılığında davalı yana işbu davaya konu çeki verdiğini, fakat gelinen noktada davalının satmış olduğu yapay çiçeklerin teslimatını yapmadığını ve doğal olarak da müvekkilini, davaya konu çek bedelini davalı yana ödemediğini, davaya konu çekin tarihine bakıldığında görüleceği üzere, davalı yan neredeyse üç seneye yakın bir zamandır çek bedelinin kendisine ödenmediğini iddia ettiğini, 12.08.2021 tarihli bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere; "davalının sattığını ve teslim ettiğine ilişkin fatura(teslim alan imzası yoktur) dışında bir belgeye sahip olmadığı" tespit edildiğini, yine aynı bilirkişi raporunda yapılan defter incelemeleri neticesinde, davacının davalıya 25.000,00 TL değerinde 2 adet çek verdiğini ve verilen bu çekler neticesinde davacının davalıdan alacaklı durumda olduğunun belirtildiğini, her ne kadar gerekçeli kararda, ispat yükünün davacıya ait olduğu belirtilmiş ise de; menfi tespit davasında, HMK’nın ispata ilişkin genel kuralların geçerli olduğunu, tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde, davalının anlaştıkları yapay çiçekleri davacıya teslim ettiğini ispatlayamadığının ortada olduğunu,Mahkeme kararın İstinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE: Dava, takibe konu çekin bedelsiz olduğundan bahisle borçlu olmadığının tespiti(menfi tespit) davasıdır. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, takibe konu çekin avans olarak verilip verilmediği ve karşılığında mal tesliminin yapılıp yapılmadığı noktasındadır.Davalı takip alacaklısı tarafından, davacı takip borçlusu hakkında, İstanbul 28. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında, '' 30.09.2015 keşide 30.09.2015 ibraz tarihli 12.500,00 TL tutarında ... ait ... seri numaralı çek'' nedeniyle 11.210,00 TL asıl alacağın ferileriyle birlikte tahsili istemiyle 23.07.2018 tarihli takip talebi ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlatılmıştır. Davacı tarafından davalıya İstanbul 30.09.2015 tarihli 12.500,00 TL bedelli çeki keşide ederek teslim etmiş olup, çek lehtar tarafından davalıya ciro edilmiş ve 30.10.2015 tarihinde muhatap bankaya ibrazında karşılıksız işlemi yapılmıştır.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 72. maddesi uyarınca takip nedeniyle borçlu olmadığını tespitine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, başka bir deyişle bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer [6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 6]. Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s. 370 ilâ 372). Kambiyo senetleri ve dolayısıyla çek illetten mücerret olup davalı hamilin çekleri edinme sebebini açıklama yükümlülüğü yoktur. Kural olarak çek ödeme aracı olup, çekin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla verildiği yolunda yasal karine mevcuttur. Yasal karinenin aksini yani çekin borç ödenmesinden başka bir amaçla verildiğini, bedelsiz bir avans çeki olduğunu iddia eden davacı tarafın, bu iddiasını kesin delillerle ispatlaması gerekir. Davacının kendi ticari defterlerinde alacaklı gözükmesi veya davalı ticari defterlerinde mal teslimine ilişkin bir kayıt bulunmaması tek başına ispata yeterli değildir. Somut olayda, davacı taraf çekin davalıya mal teslimi karşılığında avans olarak verildiği ancak mal tesliminin yapılmadığı bu suretle çekin bedelsiz kaldığını ileri sürmektedir. Davalı ise, çekin avans olarak verildiğini kabul etmemiş ve davacıya mal tesliminin yapıldığını savunmuştur. Davalı tarafından düzenlenen 11.800,00 TL bedelli, ... numaralı fatura 20.02.2015 tarihli olup, dava konusu çekin keşide tarihi ise 30.09.2015 tarihli olduğu, dolayısıyla malların teslim edildiği tarihten sonraki ileri tarihli olarak verildiği anlaşılmaktadır. Bu kapsamda çek hamili olan davalının savunması ispat yükünü değiştirecek nitelikte değildir. Ayrıca ispat yükü kendisinde olmayan tarafın ispat yükünü taşıyan tarafın iddiasının doğru olmadığı hakkında delil sunabilir. Bu halde karşı ispat faaliyeti için delil sunan taraf, ispat yükünü üzerine almış sayılmaz (HMK 191).(Yargıtay 19.Hukuk Dairesi 2018/2473 E-. 2019/5340 K. sayılı 28.11.2019 tarihli kararı) Bu halde davacı iddialarını ispatla yükümlüdür. Davalı tarafça, 20.02.2015 tarihli 11.800,00 TL bedelli, ... numaralı faturadaki malların teslim edildiği iddia edilmiş buna karşılık ise davacı tarafından teslim olgusunun ispat edilemediği ileri sürülmüş ise de, davacı taraf davaya konu çekin avans olarak verildiğini ispat edememiş olup, çekin ödeme aracı olması, menfi tespit davasında ispat yükünün davacı tarafta olması, davacının çekin avans olarak verildiğini, bedelsiz kaldığını aynı güçte bir delille ispat edememiş olaması karşısında, mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 20/11/2025