T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1705 - 2025/1898 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1705 KARAR NO : 2025/1898 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 01/11/2022 NUMARASI : 2021/374 E. - 2022/333 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Hak…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1705 - 2025/1898 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1705 KARAR NO : 2025/1898 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 01/11/2022 NUMARASI : 2021/374 E. - 2022/333 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 01/11/2022 Tarih ve 2021/374 Esas - 2022/333 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, davalı gerçek kişi tarafından 2019/101078 sayılı "..." ibareli marka başvurusunun yapıldığını, müvekkilinin adına tescilli 2016/60325 sayılı "..." ibareli markaya dayalı olarak bu başvuruya itiraz ettiğini, davalı Kurum tarafından nihai olarak bu itirazın kısmen yerinde bulunduğunu ve 11. sınıftaki bir kısım malların başvuru kapsamından çıkarıldığını, halbuki dava konusu markanın tümden reddinin gerektiğini, müvekkilinin "..." markasını çok uzun yıllardır tescilsiz olarak kullandığını, 1998 yılından beri de ibarenin tescilli olduğunu, müvekkili markası ile dava konusu markanın benzer bulunduğunu, davalı markasındaki sair unsurların markaları ayırt etmek için yeterli olmadığını, davalı markasının da esas unsurunun "..." ibaresinden oluştuğunu, müvekkilinin "..." markasını 07. ve 11. sınıftaki mallar için tescil ettirdiğini, davalının tescil başvurusunda bulunduğu ürün grubu ile müvekkilinin tescilli markasının ürün gruplarının benzerlik arz ettiğini ve bu durumda söz konusu markaların tüketici nezdinde karışıklığa yol açacağını, müvekkili markasında eşya grubunda ağırlıklı olarak soğutma ürünleri yer almışsa da "..." santrali ibaresine de yer verilerek soğutucu ve ısıtıcı ürünlerin kapsam içine alındığını, davalının, müvekkili markalarının tanınmışlığından haksız yarar temin ettiğini, müvekkili markalarının 1975 yılından beri endüstriyel ısıtma ve soğutma sistemleri üzerinde kullanıldığını, 1998'de tescil edilen "..." markasıyla da yaklaşık çeyrek asırlık zaman diliminde alanında tanınmış hale geldiğini, davalının bu tanınmışlıktan yararlanmayı amaçladığını, Ankara 4. FSHHM 2021/16 D. İş sayılı dosyası kapsamında davalı aleyhine yapılan delil tespitinde davalının soğutma ürünlerinde faaliyet göstermeye hazırlandığının tespit edildiğini, dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olarak yapıldığını ileri sürerek, YİDK'in 2021-M-7356 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, başvuru kapsamında kalan mallar yönünden emtia benzerliği şartı oluşmadığından, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, markaların sınıfsal olarak benzer olmadığını, markaların 11. sınıfta yer alan alt sınıflar bakımından birbirinden tamamen farklı emtiaları kapsadığını, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda izah edildiği üzere davacı yanın önceki tarihli markasının temel olarak sanayi tipi soğutma amaçlı makine ve cihazlar, havalandırma ve klima santralleri, derin dondurucu– soğutucu cihazlar için hem sanayi hem de günlük kullanıma konu soğutucu makine ve cihazlar, iklimlendirme amaçlı makine ve cihazlar ve bunların parça/aksamlarına ilişkin emtiaları kapsadığı, dava konusu marka başvurusu kapsamında ise bu emtialar ile benzer görülen emtiaların Kurum tarafından yapılan inceleme sonucunda başvuru kapsamından çıkartılmasına karar verildiği, başvuruda kalan emtiaların ise temel olarak aydınlatma cihazları, jeneratör modelleri, sanayi ve gündelik kullanıma yönelik pişirme, kurulama ve kaynatmada kullanılan elektrikle ve gazla çalışan fırınlar, elektrikli tencereler, elektrikli su kaynatıcıları, mangallar, barbeküler, elektrikli çamaşır kurutucuları, saç kurutucuları ve el kurutma cihazları gibi elektrikli cihazlar, sıhhi tesisat ürünleri, su arıtma cihaz ve tesisatları, elektrikli ısıtıcılar, akvaryum ve sterilize edici cihazlar gibi emtialar olduğu, bu bağlamda dava konusu marka kapsamından YİDK kararı sonucunda çıkartılmasına karar verilen 11.02, 11.04 ve 11.05 alt gruplarındaki mallar dışında dava konusu marka kapsamında kalan emtiaların, benzer ihtiyaçlara yönelik makine ve cihazlar olmadığı, bu ürünlerin ilgili tüketicilerinin nispeten farklılaştığı gibi sektörel anlamda birbiri ile doğrudan rekabet ilişkisi içerisinde de bulunmadığı, olağan şartlarda birbirlerini tamamlayıcı ya da birbirleri yerine ikame edilebilir özelliklerinin olmadığı, taraf markalarının aynı sınıfta yer almalarının sınıf içerisinde yer alan tüm mallar açısından benzerlik şartını kendiliğinden oluşturmayacağı, YİDK kararı sonrasında kalan emtialar açısından markaların kapsamlarının yeterince uzaklaştıklarının değerlendirilebileceği, davalı yanın fiili anlamda, YİDK kararı kapsamında reddine karar verilen emtialarda markasını kullanmaya devam ettiği/edeceği yönündeki davacı yan itirazının, SMK m. 6/1 kapsamında yapılan işbu değerlendirme açısından dikkate alınmasının mümkün olmadığı, sonuç olarak YİDK kararı sonrasında dava konusu marka kapsamında kalan emtialar açısından taraf markaları arasında emtia benzerliği bulunmadığı, SMK m. 6/1’in öncül koşulu taraf markalarının kapsamlarındaki mal ve hizmetler açısından benzerliği olup bu kriterin somut olayda meydana gelmediği değerlendirildiğinden SMK m. 6/1’in koşullarının da somut olayda oluşmadığı, taraf markaları arasında doğrudan bir benzerlik hali görülmediğinden, esasen haksız rekabetin özel bir düzenlemesi olan SMK m. 6/1deki koşullar da meydana gelmeyeceğinden haksız rekabete ilişkin koşulların da bulunmadığı; davacı yanın işlem ve dava dosyasında "..." markasının tanınmışlığını ortaya koyar nitelikte delillere yer vermediği, SMK m. 6/5 koşullarının somut olayda meydana geleceği yönünde bir kanaate varılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, gerekçeli mahkeme kararında atıfta bulunulan ancak hiç değerlendirmeye alınmayan SMK'nın 6/9. maddesinin bulunduğunu, yargılama aşamasında defalarca dile getirmelerine rağmen bu hususun mahkeme tarafından dikkate alınmadığını, eksik inceleme ile karar verildiğini ve delillerin değerlendirilmesinde hataya düşüldüğünü, davada en başından beri davalı tarafın marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu, kanunu dolanmak amacı taşıdığını ileri sürdüklerini, delil tespiti raporu ile de davalının internet sitesinde, müvekkil adına tescilli markanın kapsamındaki soğutma cihazı satışı yaptığının sabit bulunduğunu, bu tezgahların bugün salt "dolap" şeklinde olduğu iddia olunabilir ise de bu tescilden sonra soğutma ekipmanı kurulacağını anlamak için çok fazla düşünmeye gerek olmadığını, kaldı ki davalının kataloğundan, davalının soğutma tezgahı değil bilfiil soğutucu yaptığının anlaşıldığını, dolayısıyla dava konusu başvurunun kötü niyetli olarak yapıldığını, davalının ürün grubunda yer alan ısıtıcı ürünler ile müvekkilinin ürünleri benzerlik arz ettiğinden, birbirlerini çağrıştırdığından ve davaya konu YİDK kararı ile ısıtıcı ürünlerin bir kısmı başvurudan çıkartıldığından, söz konusu YİDK kararının iptalinin gerektiğini, ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE :1-Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, her ne kadar "..." ibaresinin asli unsur olarak kullanılması nedeniyle taraf marka işaretleri arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik mevcut ise de içinde makine mühendisi de bulunan bilirkişi heyetince hazırlanan bilirkişi raporunda açıklandığı üzere başvuru kapsamında kalan mallarla davacının itirazına mesnet markanın kapsamındaki mallar arasında benzerlik ilişkisi olmadığı, zira bu malların benzer ihtiyaçlara yönelik bulunmadığı gibi birbirlerini tamamlayıcı ya da birbirleri yerine ikame eden ürünler olarak da değerlendirilemeyeceği, emtia benzerliğine ilişkin koşul gerçekleşmediğinden, SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının somut olayda bulunmadığı, öte yandan davacı markasının tanınmışlığının da dosya kapsamındaki delillerle ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. 2-Ancak davacı tarafça dava dilekçesinde, diğer iddiaların yanında dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğu da ileri sürülmüş olup, bu hususta ilk derece mahkemesince olumlu-olumsuz bir değerlendirme yapılmamıştır. SMK'nın 6/9. maddesi uyarınca kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Tescil başvurusu sırasında kötü niyetin başlı başına bir itiraz sebebi olarak öne sürülebilmesi mümkün olduğu gibi, sonradan aynı nedenle hükümsüzlük davasının açılabilmesi de mümkündür. Yargıtay HGK'nun 16.07.2008 gün ve 2008/11-501 E.-507 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi marka hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tesciller kötü niyetli olarak kabul edilmektedir. Kötü niyetin varlığı, her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak belirlenmelidir. Yine Yargıtay HGK.'nun 21.09.2005 gün ve 2005/11-501 E.-507 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca iyiniyetin asıl, kötüniyetin istisna olması sebebiyle davalının kötüniyetli olduğunun delil ve gerekçelerinin gösterilmesi gerektiğinden davacı, davalının kötü niyeti bulunduğunu kanıtlamalı ve mahkemece de bunun delil ve gerekçesi gösterilmelidir. Bu açıklamadan sonra somut olay değerlendirildiğinde, yukarıda açıklandığı üzere, dava konusu başvuru ile davacı adına tescilli markalar arasında, emtia benzerliği şartı gerçekleşmediğinden, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında bir karıştırılma ihtimali bulunmamaktadır. Kaldı ki benzer marka başvurusunda bulunmak dahi tek başına kötü niyetin varlığını kabul için yeterli değildir. Her ne kadar davacı taraf, davalının kanunu dolanmayı amaçladığını, dava konusu markayı tescil ettirdikten sonra müvekkili adına tescilli markanın kapsamındaki soğutma cihazı sektöründe faaliyet göstereceğini, buna ilişkin tespit raporu ile davalının kataloğunu delil olarak sunduklarını ileri sürmüş ise de, tescil edilen bir markanın, kapsamında olmayan mallar yönünden sahibine bir hak bahşetmeyeceği, diğer bir deyişle davalının dava konusu markayı adına tescil ettirmesinin, kendisine davacının markasının kapsamındaki mallar üzerinde bu markayı kullanma imkanı sağlamayacağı, davalının dava konusu markanın kapsamında yer almayan mallar üzerinde söz konusu markayı kullanması halinde davacının her zaman hukuki yollara başvurmasının mümkün olduğu gözetildiğinde, davacının anılan hususa dayalı kötü niyet iddiası yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamında, dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olduğunun ispatına dair başkaca da bir iddia ve delil sunulmadığından, Dairemizce dava konusu marka tescil başvurusunun kötü niyetli olmadığı kanaatine varılmış, davacının bu yöndeki iddiasına itibar edilmemiştir. HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, diğer bir ifade ile kanun koyucu, temyiz kanun yolunda Yargıtay tarafından verilebilen, yerel mahkeme hükmünün gerekçesinin değiştirilerek düzelterek onanması kararını, istinaf mahkemeleri için öngörmeyip, bu halde istinaf mahkemesince yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiğini düzenlediğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun, ilk derece mahkemesi hükmünün gerekçesine ilişkin olarak yerinde görülmekle kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 01/11/2022 gün ve 2021/374 Esas - 2022/333 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA, 3-Davanın REDDİNE, 4-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 615,40.TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 59,30.TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10.TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 5-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirmiş olduğundan ve istinafa gelen davacı aleyhine hüküm kurulamayacağından, ilk derece karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 15.000,00.TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 7-Davalılar tarafından ilk derece mahkemesinde ve istinaf aşamasında herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 9-Davacıdan peşin olarak alınan 179,90.TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 16/10/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/10/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.