İSTİNAF KARAR TARİHİ:18/02/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde; Dairemizce verilen kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi tarafından bozularak iadesi üzerine yapılan duruşma sonunda dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA:Davacılar vekili, davacıların %10,25 hissedarı olduğu davalı şirketin 26.12.2012 tarihinde 150.000-TL sermaye ile kurulan şirketin iki kez sermaye artırımı sonucunda 37.587.350-TL sermayeye ulaştığını 15.05.2013 tarihinde ... AVM ola…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2025/1661 KARAR NO:2026/304 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 15/10/2020 NUMARASI:2019/257 Esas 2020/465 Karar DAVA:Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) DAVA TARİHİ:29/04/2019 İSTİNAF KARAR TARİHİ:18/02/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde; Dairemizce verilen kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi tarafından bozularak iadesi üzerine yapılan duruşma sonunda dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA:Davacılar vekili, davacıların %10,25 hissedarı olduğu davalı şirketin 26.12.2012 tarihinde 150.000-TL sermaye ile kurulan şirketin iki kez sermaye artırımı sonucunda 37.587.350-TL sermayeye ulaştığını 15.05.2013 tarihinde ... AVM olarak bilinen taşınmazı satın alarak işletmeye başladıklarını, şirketin 31.01.2019 tarihli genel kuruluna davacıların davet edilmediğini, bu toplantının 2016-2017 ve 2018 yıllarına ilişkin olağan genel kurul toplantısı olduğunu, toplantıda gündemin 3 nolu karar ile YK faaliyet raporları, 4 nolu karar ile bilanço ve gelir tablolarının kabul edildiğini, 5 nolu karar ile YK üyelerinin (..., ... ve ...) 2016, 2017 ve 2018 yıllarına ait faaliyetlerinden dolayı ibra edildiklerini, 8. nolu karar ile YK üyesi seçildiklerini, 10 nolu karar ile TTK'nın 395 ve 396 maddeleri uyarınca izin verildiğini, 9 nolu karar ile davalı şirketin tek mal varlığı olan AVM’nin satışı için TTK'nın 408 uyarınca oy birliği ile YK’na yetki verildiğini, davacıların, 2015 yılı Kasım ayında yönetim kurulu üyeliğinden istifa ettiğini, 12.06.2015 tarihli olağan genel kurulda 3 yıl süre ile görev yapmak üzere ..., ... ve ...'in seçildiğini, YK Başkanı ...’e temsil için münferit yetki verildiğini, davacıların YK üyeliğinden ayrılmasından sonra, yönetimin çoğunluk hissedarlara geçtiğini, 30.06.2016 tarihinde yapılan erteleme toplantısında şirketin tek mal varlığı olan AVM’nin 20 milyon USD bedelle satışına karar verildiğini, davacılar tarafından 20.06.2016 tarihinde şirketin feshi için İstanbul 18. ATM’nin 2016/691 esas sayılı dosyası ile açılan davanın reddedildiğini, davalı tarafından bu dosyaya sunulan 10.02.2016 tarihli noter tanzimli Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi ile genel kurul kararı olmadan Hukuk ... Şti unvanlı bir şirket ile AVM’nin satışına ilişkin sözleşme imzalandığının tespit edildiğini, ancak 30.06.2016 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında, bu sözleşme ile ilgili bir bilgi verilmediği gibi, GK kararına göre önce 20 milyon USD’ye çoğunluk pay sahiplerine aktarılması/ satılması, sonrasında ise sözleşme hükmüne göre 30 milyon USD’ye alıcıya (... Şti.’ye) satışının mümkün hale geldiğini, genel kurula davet edilmedikleri için bu hususlarda GK’dan bilgi talep edemeyip, finansal tabloları inceleyemeyip, TTK'nin 420 maddede öngörülen haklarını kullanamadıklarını, ileri sürerek davalı şirketin 31.01.2019 günlü genel kurulda alınan kararların butlanın tespiti ile iptaline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP:Davalı vekili, 16 Ocak 2019 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi’nde gündemin ilan edildiğini, pay sahiplerine usulüne uygun bildirim yapıldığını, bir an için çağrı usulüne riayet edilmediği düşünülse dahi, bu durumun kararın alınmasında etkili olduğunun ispatı gerektiğini, davacı tarafın paylarının alınacak kararlara etki etmeyeceğini, AVM satışı ile ilgili iddialarının İstanbul 18.ATM’nin 2016/691 esas numaralı dosyasında incelenerek reddedildiğini, AVM satışı gerçekleşmeyip Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesinin 10.02.2019 tarihinde satış olmaksızın sona ererek işletmesi ile birlikte 22.03.2019 tarihinde davalı tarafından devralındığını, teslim tesellüm tutanağını sunduklarını, İstanbul 1.ATM’nin 2019/257 esas sayılı dosyasında bilgi alma hakkını kullanma talebinde bulunduğunu, davanın derdest olduğunu, şirketin azınlık haklarını gözetmeksizin hiçbir tasarrufta bulunmadığını, genel kurul kararlarının iptali ve/veya butlanı için sebep olmadığını, davacının birbiri ardına davalar açtığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEME KARARI:Mahkemece, toplantının 16.01.2019 tarihli ticaret sicil gazetesinde ilan edildiği, pay sahiplerinin %90’ının katılımı karşısında çağrı usulsüzlüğünün genel kurul toplantısının iptali nedeni olmayacağı, 2016-2017-2018 yıllarına ait yönetim kurulu faaliyet raporları ile bilanço ve gelir tablolarının onaylanmasına ilişkin 3 ve 4 nolu karar ile; bilançoların tasdikine, 5 nolu karar ile ibraya, 7 nolu karar ile kar dağıtımı yapılmamasına, 8 nolu yönetim kurulu üyelerinin seçimi, 10 nolu kararın TTK'nın 395. ve 396. maddeleri uyarınca şirketle işlem yapma ve rekabet yasağına izin verilmesine ilişkin olup iptal ve butlan koşulları olmadığını; 9 nolu genel kurul kararının ise TTK'nin 408/f-2'ye göre genel kurulun devredilemez görev ve yetkileri arasında "Önemli miktarda şirket mal varlığının toptan satışı" olup bu durumda satışın TTK'nın 408. madde hükmünün kapsamına girmesi nedeni ile alınan kararın TTK md. 408 hükmüne aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin 31/01/2019 tarihli 2016-2017-2018 yıllarına ilişkin olağan genel kurul toplantısında alınan 9 nolu kararın iptaline, fazla istemin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili, müvekkili şirketin maliki bulunduğu İstanbul- Bahçeşehir'de bulunan AVM’nin, 30.06.2016 tarihli genel kurul toplantısında alınan karar ve 10.02.2016 tarihinde tanzim edilen Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi uyarınca ... Şti.'ye satışının gerçekleştirileceğini iddia etmiş ise de gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi işbu davanın açılmasına aylar önce 10.02.2019 tarihinde feshedildiğini, taşınmaz işletmesi ile birlikte 22.03.2019 tarihinde müvekkili şirket tarafından devralındığını, TTK'nın 408. maddesinin "önemli miktarda şirket mal varlığının toptan satışı" hali için öngörülmüş bir düzenleme olup olayda dava tarihinden önce iptal konusu yapılan satış vaadi sözleşmesi feshedilmiş ve taşınmazın üçüncü bir kişiye satışı gerçekleşmediğini, kararın iptalini talep etmekte hukuki yarar bulunmadığını, dava pek çok karar yönünden iptal isteği reddedildiğinden davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE VE SÜREÇ:Dairemizin 2021/2093 esas 2024/1830 karar sayılı ilamı ile "Dava, davalı şirketin 31/01/2019 tarihli genel kurulda alınan 3, 4, 5, 7, 8, 9 ve 10 numaralı kararlarının butlanının tespiti ve/veya iptali istemine ilişkin olup mahkemece 9 nolu karar dışındakilerin iptal isteminin reddine karar verilerek bu kısımlar bakımından kesinleştiği anlaşılmakla, istinaf incelemesi 9 nolu karar bakımından yapılmıştır.Gündemin 9. maddesi "Şirketin maliki bulunduğu İstanbul Bahçeşehir 607 ada 3 parselde kain ... AVM in uygun bir alıcı bulunarak SPK'ya kayıtlı bağımsız gayrimenkul değerleme şirketlerinden alınacak ekspertiz raporları doğrultusunda belirlenecek rayicin altında kalmamak üzere bir bedelle satılmasına devrine bu kapsamda çalışmaları yürütmek üzere yönetim kuruluna yetki verilmesine katılan hissedarların oy birliği ile karar verilmiştir." şeklindedir.Dava dilekçesinde 9 nolu kararın iptali istemine ilişkin olarak davacı tarafça; 30.05.2016 tarihinde yapılan 2015 yılı olağan genel kurulda gündemin 8. maddesi "TTK'nın 408 madde uyarınca taşınmazın satışına ilişkin karar alınması” olduğu, ertelenen toplantının 30.06.2016 tarihinde yapıldığı "taşınmazın 20 milyon USD bedelle satılmasına, yönetim kurulunca yapılan tüm işlerin onaylanmasına" karar verildiğini, müvekkilleri tarafından "20 milyon doların çok düşük olduğu, ekspertiz raporu alınması talebine rağmen, çoğunluk hissedar ve tek başına imza yetkilisi olan YK Başkanı ... tarafından "piyasa rayicine uygun olduğu" belirtildiği, sonradan öğrenildiği üzere AVM'nin satışı için sözleşme daha evvel yapılmış olmasına rağmen bu hususun gizlendiğini, çoğunluk hissedarların 30.06.2016 tarihinde satışa karar almış iselerde aslında 10.02.2016 tarihli sözleşme ile 30 milyon USD ne satışı için genel kurul kararı olmadan imzalandığının tespit edildiğini,anılan gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin akıbetinin ne olduğu, sözleşmede yazılı bedelin alıcıdan tahsil edilip edilmediği, genel kurula davet edilmedikleri için bu hususlarda GK'dan bilgi talep edememiş,daha önce 20 milyon USD'ye satışı için yetki verilen AVM'nin satışı için,31.01.2019 tarihli GK'de de aynı yönetim kuruluna yetki verildiğini, alınan bu kararın çoğunluk hissedarlarının azınlık olan müvekkillerin zararına aldıkları kararlar olduğundan iptali talep edilmiştir.TTK nın 408/ 2-f Md uyarınca "Önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı"nın genel kurulun devredilemez görev ve yetkileri arasında olduğu düzenlenmiştir. Elde ki dava da genel kurulda taşınmazın davalı şirketin tek mal varlığı olduğu önemli miktarda şirket varlığının satışının söz konusu olduğu ve önemli mal varlığının TTK'nin 421. maddesinde öngörülen ağırlaştırılmış nisap ile alındığı sabittir. Alınan karar içeriği ile şirketin önemli miktarda mal varlığının satışı yetkisinin yönetim kuruluna devir edilip edilmediği noktasında inceleme gerekmektedir.Davacılar, alınan karar ile akıbeti bilinmeyen 10.02.2016 tarihli dava dışı alıcı şirket ile akdedilen gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile devir edileceği ileri sürülmekte ise de alınan bu karar içeriği itibariyle daha evvel genel kurul kararı alınmadan yönetim tarafından imzalanan gayrımenkul satış vaadi sözleşmesinin onanmasına ilişkin bir karar değildir.Genel kurul kararı içeriğinde yönetim kuruluna şirketin tek mal varlığı için yetki devri yapılmamış,SPK ya kayıtlı bir gayrımenkul değerleme şirketine yaptırılacak ekspertiz ile belirlenecek rayiç değer altında olmamak koşuluyla satış işlemlerinin başlatılması ve satışı konusunda yönetim kurulu görevlendirilmiştir. Satışda gözetilecek ekspertiz ile belirlenecek alt limit "rayiç değer"olarak genel kurul tarafından belirlenmekle yönetim kuruluna yetki devri yapıldığı kabul kabul edilemeyeceğinden 9 nolu karar bakımından iptal isteminin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru bulunmamıştır.Verilen karara göre de; dava sadece bir karar yönünden kabul edildiği ,diğer kararlar bakımından reddedildiği halde davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken bu konuda karar verilmemesi doğru olmamıştır.Açıklanan nedenlerle; Davalı şirket genel kurulu taşınmazın rayiç değer tespitinin yapılarak alıcı bulmak üzere çalışmalar yapmak üzere yönetim kurulunu görevlendirdiği halde genel kurul tarafından yönetim kuruluna yetki devri yapıldığının kabul edilemeyeceğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına yeniden karar verilerek alınan kararların iptali isteminin reddine" karar verilmiştir.Kararın davacılar vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 11. HD'nin 2025/1189 esas, 2025/5835 karar sayılı ilamı ile " davacının dava dilekçesinde 9 numaralı kararın iptali istemine ilişkin olarak iddialarının Bölge Adliye Mahkemesince dar yorumlandığı, oysa ki alınan bu kararın taşınmazın satışına devrine ilişkin yönetim kuruluna yetki devri yapılmasını içerdiği, davalı şirketin faaliyet konusunun Türkiye'de alışveriş merkezi projeleri geliştirmek ve uygulamak, gayrimenkul almak, satmak ve ana sözleşmede yazılı diğer işlerin girdiği, davalı şirketin tek mal varlığının da ... AVM olduğu, genel kurulun devredilemez görev ve yetkileri arasında TTK’nın 408. maddesinin ikinci fıkrasında “Önemli miktarda şirket mal varlığının toptan satışı” şeklindeki düzenleme bulunduğu, bu durumda satışın TTK’nın 408. maddesi kapsamına girdiği, dolayısıyla alınan kararın mezkur hükme aykırılık teşkil ettiği anlaşılmakla Bölge Adliye Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir." denilerek kararımız bozulmuş, usul ve yasaya uygun bulunan Yargıtay bozma ilamına uyularak hükmüne uyulan bozma ilamı gereği 9 nolu kararın iptaline diğer kararların iptali isteminin reddine,kabul ve red olunun kısımlar gözetilerek her iki taraf vekili yararına maktu vekalet ücreti hükmedilmesine karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/10/2020 Tarih 2019/257 Esas - 2020/465 Karar sayılı kararın HMK.'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA;"Davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin 31/01/2019 tarihinde yapılan 2016-2017-2018 yılları olağan genel kurul toplantısında alınan 9 nolu kararın iptaline, fazla talebin reddine," İlk derece yargılamasına ilişkin olarak;"Alınması gereken 732-TL harçtan peşin alınan 44,40-TL harcın mahsubu ile kalan 687,60-TL karar harcının davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,Davacılar tarafından yapılan 1.600-TL bilirkişi ücreti, 849,60-TL basın ilan gideri, 253,20-TL tebligat posta gideri olmak üzere toplam 2.702,80-TL ile 95,20-TL harç gideri olmak üzere toplam 2.798-TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 1.399-TL'sinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, kalanın davacılar üzerinde bırakılmasına,Davacılar lehine takdir olunan 45.000-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,Davalı lehine takdir olunan 45.000-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya ödenmesine" Yatırılan 59,30-TL peşin istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve istek halinde davalıya iadesine,Davacılar tarafından istinaf ve temyiz aşamasında yapılan 517,20-TL istinaf yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 258,60-TL'sinin davalıdan alınarak davacılara ödenmesine,kalanın davacılar üzerinde bırakılmasına,Davalı tarafından istinaf ve temyiz aşamasında yapılan 138,30-TL istinaf yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 69,15-TL'sinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, kalanın davalı üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,Dair, duruşmalı yapılan inceleme neticesinde davacılar vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde HMK’nun 361/1 maddesi gereği Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 18/02/2026