İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/11/2025 Taraflar arasındaki Alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ticari ilişki nedeni ile yapıla…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/899 KARAR NO : 2025/1697 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 21/10/2021 NUMARASI : 2016/1157 Esas - 2021/589 Karar DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/11/2025 Taraflar arasındaki Alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ticari ilişki nedeni ile yapılan sözleşmelere binaen davalının faaliyet yürüttüğü işyerinin tahliye tehdidinden kurtulması, muaccel vergi ve kira borçlarının ödenmesinin sağlandığını ve davalı şirketin faaliyetlerine devam edebilmesi için harap durumdaki işyerinin onarıp yeniden tefriş ederek müvekkilinin pazarladığı ürünleri burada teşhir edilip pazarlanması sureti ile davalı şirkete mali destek sağladığını, davalının satışlardan edeceği kar paylarının tamamını müvekkilinin davalının ticari faaliyetleri sürdürmesi için yaptığı harcamaların sıfırlanıncaya kadar müvekkiline ödemeyi kabul ettiğini, yapılan harcamalar sıfırlandıktan sonrada edilecek karların %60'ını müvekkiline ödemeyi kabul ettiğini, ayrıca sözleşmenin feshedilmesi halinde müvekkiline 150.000,00 TL ödemeyi de kabul ettiğini, müvekkilinin edimlerini yerine getirdiği ancak davalı yanın hiçbir şekilde ödeme yapmadığını, 2011 yılından itibaren de müvekkilinin elemanlarını ticari faaliyet alanına sokmayarak sözleşmeyi feshettiğini, davalının 27/05/20214 tarihinde ise tasfiye kararı aldığını, bunun üzerine müvekkilinin kayıplarının ödenmesi için davalıya ve tasfiye memuru olarak atanan şirket ortağı ...'a ihtar çıkartıldığını, şirketin diğer ortağı olan Sarkis Kasap müvekkiline başvurarak şirketin borcunu kabul edip 40.000,00 TL borcu şahsi olarak taksitlendirerek müvekkiline ödemeyi kabul ettiğini, kalan kısım için huzurdaki davanın açılarak şimdilik 50.400,00 TL alacağın 23/11/20211 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, davalı şirketin tasfiyesinin kapanışına izin verilmemesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini, yapılan yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın belirttiği sözleşmedeki edimlerinin hiçbirini yerine getirmediğini, işyerini restore ettiğini ancak küçük bir dükkan olan işlerinin restore giderini yüksek gösterdiğini, ödemeyi taahhüt ettiği vergilerin ise sadece iki taksitini ödediğini, davacının şirkete kendi kardeşini yönetici olarak koyduğunu şirketin kasasını bu kişinin yönettiğini kar paylarını davacıya aktardığını, şirketin muvazalı olarak devredilmediğini, zarar eden şirketin tasfiye işlemlerinin tamamen hukuka uygun olarak yapıldığını, şirketin ortaklarından ....'ın davacıya ödeme yapmasınında şirketin borçlu olduğunu kanıtlamayacağını, bu sebeplerle davanın reddini, yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , taraflar arasında 23/01/2009 tarihinde 10 yıllık süre için sözleşme imzalandığı, sözleşmenin karşılıklı olarak taraflara borç yüklediği, şirketi yönetiminin 1 yıl boyunca davacı şirket tarafından yerine getirildiğinin tartışma konusu olmadığı , davacının dava konusu şirketin vergi borcunun 2 taksitini ödediğine ilişkin davalı şirket tasfiye memurunun kabulü olduğu ancak buna ilişkin ödeme belgesi olmadığı, icra dosyasında belirlenen 20.019.73 TL bir yıllık ira ödemesinin davacı yanca yapıldığı, şirketin 05.06.2014 yılında tasfiye kararının tescil edildiği, taraflar arasındaki sözleşme edimlerinin davacı tarafça da eksiksiz olarak yerine getirilmediği, vergi borçlarının ödenmediği, bu hali ile sözleşmenin feshinin haklı olmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin ise belirli sürede karma ve sürekli nitelikteki sözleşme olduğu anlaşılmıştır. Davalı tanığı ... 'nun alınan beyanında, kendi maaşlarının davalı şirket kasasından ödendiğini belirttiği, davalı şirket ortağı ... ile davacı şirket arasında 20.01.2016 tarihinde yapılan protokol incelendiğinde, dava konusu sözleşme kaynaklı kısmi vergi borçları, kira borçları iş yerinin yeniden elden geçirilmesi için yaptığı harcamalar karşılığı 40.000,00 TL üzerinde anlaşmaya varıldığı ve bu paranın da taksitler halinde ödeneceğinin karara bağlandığı, bu protokol ile birlikte davacı şirketin alacağının kalmayacağının belirtildiği, dava dosyasına sunulan bu protokolün davacı tarafın kabulünde olduğu ve itiraz edilmediği görülmektedir. Netice olarak iddiası gereği davacının davalı şirket ortağının ödeme yaptığı miktarda göz önüne alındığında davacı yanın davalı şirketten alacağının kalmadığı ve davacının iddia ve taleplerinin yerinde olmadığı kanaatine ulaşılmış olmakla davanın reddine ..." karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalı şirketin, 2009 yılına ait muaccel kira borçlarını İcra Dairesine defaten ödeyerek geçmiş yıla ilişkim kira borcunu kapatmış, 2010 yılı kirasını da peşin vermek suretiyle, işyerini tahliye tehdidinden kurtarmış, işyerini davalı şirket nam ve hesabına yeniden elden geçirtmiş, restore ve tefrişini yaptırmış, davalı şirketin 2009-2011 yılları arasında muaccel Vergi ve SGK borçlarını kapatarak, pazarladığı ürünlerinde burada teşhir pazarlamasına başlamış ve 2011 yılına ilişkin tüm kiraları, davalı şirket yetkilileri ...'a elden vermiş olmakla sözleşmede kararlaştırılan tüm edimlerini/yükümlülüklerini ifa ettiğini, davalı Tasfiye Halinde... Elektrik Tic. Ve San, Ltd. Şti. Tasfiye Memurunun cevap dilekçesinde, müvekkili ile arasında bir sözleşme yapıldığını, sözleşmede kararlaştırıldığı üzere, müvekkilinin davalı şirketin kiracısı olduğu işyerini (dükkanı) çok az bir para ile restore ettirdiğini, işyerinin bir yıllık kira parasını ödediğini ve davalı şirketin vergi borçlarının sadece ikinci taksitini ödediğini, kısaca, sözleşmenin varlığına ve müvekkilinin edimlerinin büyük bir kısmını ifa ettiğini kabul ve ikrar ettiğini, sözleşmenin feshinde davalı şirket ve tasfiye memuru diğer davalının kusurlu olduğunu, davalıların kötü niyetli olduğunu, mahkemenin dosyaya sunulan delillerle çelişkili delillerin yorumlanmasında ortaya koyduğu gerekçesi ile açıkça hukuka yerleşik uygulamaya aykırı olduğunu, Mahkemenin 14/10/2021 tarihli kararı yazılı ve sözlü delillerin gereği gibi değerlendirilmemesi sonucu hukuka, yerleşik uygulamaya açık aykırı olup, istinaf yolu ile kaldırılması, yeni bir karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesi veya yeniden esas hakkında talepleri gibi karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE:Dava, bayilik sözleşmesinin feshi nedeniyle uğranılan zararın tazmini davasıdır. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, taraflar arasındaki sözleşmenin haksız feshedilip feshedilmediği, davacının ödenmeyen zararı bulunup bulunmadığı noktalarındadır.Davacı ile davalı arasında Beyoğlu 27. Noterliğinin 23.01.2009 tarihli ... yevmiye numaralı Bayilik Sözleşmesi imzalanmış, sözleşmeye göre, davacının ithal, yerli ve kendi imalatı malları bayi adresinden teşhir ve pazarlayacağı, davacının işyerinin geriye dönük yıllık kirasını defaten ödeyeceği, davacının, vergi dairesine olan vergi borçlarının taksitlerini ödeyeceğini, faturaları davalı bayi adına düzenlenecek, işyerinin yeniden elden geçirilmesi, restore ve tefrişini yapacağı, davalı bayinin aylık olarak yapılan satışlar ve genel giderler düşüldükten sonra kalan satış karının % 60' şını davacıya ödeyeceği, hesap sıfırlanmasından sonra elde edilen karın % 60'ı davacı, % 40'ı davalı bayi olarak paylaşacakları, sözleşme süresinin 10 yıl olduğu, davalı bayi ve ortakları davacı tarafından yapılan harcamaların geri ödenmesi tamamlanmadan bu sözleşmeyi fesh etmeleri halinde davalı bayi ve ortakları ihtilaf yaratmaksızın davacının harcamaları karşılığı ve faaliyet kayıpları karşılığı olarak net 150.000,00 TL ödemeyi taahhüt ettiği düzenlenmiştir.İlk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.Davalı taraf ticari defterlerini sunmamış olup incelenen davacı tarafın defterlerinde, davalıdan kar payı adı altında alınmış herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanılmadığı, davalı taraf defterlerini sunmadığından, davacının edimini ifa edip etmediği, etti ise tüm edime oranla ne kadarının gerçekleştiğinin belirlenemediği, davacının edimlerini ifa edip etmediği belirlenmeden sözleşmenin feshinin haklı olup olmadığı hususunun değerlendirilemediği belirtilmiştir.Davacı tarafından sunulan 20.01.2016 tarihli Protokol, davacı ile dava dışı ... arasında imzalanmış olup, davalı ile davacı arasında imzalanan 10 yıllık bayilik sözleşmesinin fiilen sona erdiği 2012 tarihine kadar, sözleşme şartlarına göre, davacının ödediği kısmi vergi borçları, kira borçları, ... Elektrik ve San. Tic. Ltd. Şti.'nin kirasında bulunan Okçu Musa Cad. ... (...) Karaköy İstanbul adresindeki iş yerinin yeniden elden geçirilmesi restore ve teşrifi için yaptığı harcamaların karşılığı olarak, ..., şirketin ortağı olarak aşağıdaki şartlarda 40.000,00 TL ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, ... tarafından bu para ödendiğinde, davacının Sarkıs Gaspar'dan başkaca hiç bir hak ve alacağı kalmayacağı belirlenmiştir.Söz konusu protokol kapsamında davacı, sözleşmenin 2012 yılında fiilen sona erdiğini, Beyoğlu 27. Noterliğinin 23.01.2009 tarihli ... yevmiye numaralı Bayilik Sözleşmesi kapsamında, vergi ve kira borçlarını kısmi ödediğini ve bu ödemeler ile iş yerinin yeniden elden geçirilmesi restore ve teşrifi için yaptığı harcamaların karşılığı olarak, şirketin ortağı ...'ın 40.000,00 TL ödemesi karşılığında başkaca hiç bir hak ve alacağı kalmayacağını kabul etmiş olup, dava dilekçesinde toplam 90.400,00 TL alacağından, söz konusu 40.000,00 TL düşüldükten sonra 50.400,00 TL için dava açtığını beyan etmiştir.Somut olayda, söz konusu protokolün, 4. Maddesinde davacının faturaları davalı Bayi adına düzenlenecek faturalarla işyerinin yeniden elden geçirilmesi, restore ve tefrişini yapacağı kararlaştırılmış olması karşısında, davacı davalı adına düzenlenmiş herhangi bir fatura belge vs. sunulmamıştır. Protokole göre davalı şirket ortağı ...'ın borcu şahsen üstlenerek, ödeme yaptığı sabit olup, davacının bu bedelden fazla harcama yaptığını dosya kapsamından ispatlayamamış olması karşısında Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.20/11/2025