11. Hukuk Dairesi 2010/15051 E. , 2012/6030 K. MAHKEMESİ : İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24/03/2010 tarih ve 2008/74-2010/62sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindek…
**11. Hukuk Dairesi 2010/15051 E. , 2012/6030 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24/03/2010 tarih ve 2008/74-2010/62sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili meslek birliğine üye olan...'in 11/02/2008 tarihli yetki belgesi ile orijinal adı "The Reckless Mind" olan kitabın, "İlkesiz Deha" adlı Türkçe çevirisinden doğan mali haklarının, idaresi, korunması, takibi, telif ücretlerinin ve tazminatlarının tahsili amacıyla müvekkiline tüm adli ve idari makamlar nezdinde gerekli işlemleri yapma ve ilgili tüm davaları açma yetkisi verdiğini, söz konusu kitabın müvekkili ile Gelenek Yayınları arasında yapılan anlaşma gereğince 2004 yılında ilk baskısının yapıldığını, 2006 yılında davalı tarafından davaya konu kitabın "Pervasız Dahiler" adı altında ikinci baskısının yapıldığını, ancak müvekkili ile davalı arasında FSEK kapsamında "mali hak devir sözleşmesi"nin bulunmadığını, ayrıca kitabın önsözünde yer alan "Okur, o vakit birçok bülbülün esasında sadece geğirdiğini görecektir" cümlesinin müvekkili açısından son derece onur kırıcı olduğunu ve davalının bu eylemlerinin mali haklarından çoğaltma ve yayma hakkı ile kişilik haklarını ihlal ettiğini ileri sürerek 2.000,00 TL maddi ve 1.500,00 TL manevi olmak üzere toplam 3.500,00 TL'nin yayın tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiş, 12/01/2010 tarihli ıslah dilekçesiyle 2.000,00 TL olan maddi tazminat talebini 3.220,00 TL olarak artırmıştır. Davalı vekili, davaya konu kitabın çeviriden kaynaklanan tüm yasal haklarını, dava dışı şirketten devraldığını ve çevirmene ilk hak sahibi tarafından ödeme yapılmış olması nedeni ile çevirmenin FSEK'in 68/1 ve 70/3 maddeleri kapsamında hakkının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, çevirmen...'in dava konusu eserlerle ilgili mali hakları meslek birliğine devrettiği, devredilen eserin 5846 sayılı Kanun'un 6. maddesinin 1/1. bendi uyarınca işlenme eser niteliğinde bulunduğu, çevirmen ile davalının eseri devraldığı kişi arasında yapılan sözleşmede işleme eserin bir başka yayınevine yayın haklarının devredileceğine dair sözleşmede herhangi bir madde bulunmadığı için davalıya yapılan devrin FSEK 52'ye aykırılık yarattığı ve bu nedenlerle de davalının FSEK 68'de belirlenen tazminattan sorumlu bulunduğu gerekçesi ile 3.220,00 TL maddi tazminatın 01/11/2006 tarihinden itibaren işletilecek reeskont faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacı ... birliğinin manevi tazminat talep etmeye yasal olarak yetkisi bulunmadığı gerekçesi ile de manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1- Davacı vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde, temyiz dilekçesinin temyiz defterine kaydedildiği belirlenemediği gibi, temyiz harcının yatırıldığına dair makbuza da dosya içinde rastlanmamıştır. Temyiz dilekçesinin verilme usulü HUMK'nun 434 ncü maddesinde açıklanmış olup, buna göre temyiz dilekçesinin temyiz defterine kayıt ettirilip, temyiz harcının yatırılmış olması gerekmektedir. Davacı vekili tarafından bu işlemler yapılmaksızın verilmiş temyiz dilekçesinin incelenme kabiliyeti bulunmaması denediyle temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir. 2- Davalının temyizine gelince, dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 143,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı'dan alınmasına, alınmadığı anlaşılan 79,50 TL temyiz başvuru harcının ve 21,15 TL başvuru ilam harcının davacı'dan alınmasına, 13/04/2012 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. MUHALEFET ŞERHİ Dava, davacı ... tarafından eser sahibinin verdiği yetki belgesine istinaden açılan tazminat davası olup, mahkemece FSEK'nun 68 nci maddesi gereğince belirlenen rayiç bedelin üç katına maddi tazminat olarak hükmedilmiştir. FSEK'nun tecavüzün ref'i davalarında genel hüküm olarak öngördüğü 66 ncı maddenin son fıkrasında açıkça mahkemenin eser sahibinin manevi ve mali haklarını, tecavüzün şumulunu, kusurun olup olmadığını varsa ağırlığını.... taktir ederek halin icabına göre tecavüzün ref'i için lüzumlu göreceği tedbirlerin tatbikine karar vereceği belirtilmiştir. FSEK'da düzenlenen ref davası, sadece tecavüzün giderilmesini değil, aynı zamanda mali ve manevi hakları da kapsar. Bu nedenle de Yasa'nın 66 ve 68 nci maddelerine göre tecavüze uğrayan, emsal veya rayiç bedelin “en çok üç kat” fazlasını isteyebilirse de ödenecek bedel bu sınır içinde mahkemece tecavüzün şumulu ve kusurun derecesi gözetilerek tesbit olunur (Ünal Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku, 2012 Basım, sh. 311-319). Mahkemece, somut olayın özellikleri gözönüne alınarak bu yönde bir değerlendirme yapılması gerekirken üç kat fazlanın talep edilmesi nedeniyle hiçbir değerlendirme yapılmaksızın üç kat fazlaya hükmedilmesi doğru olmamıştır. Kaldı ki davanın tazminat davası olduğu gözetildiğinde özel Yasa'sında hüküm olmaması halinde dahi BK'nun 42-43 ncü maddeleri gereğince hakim tazminat miktarını belirleyeceğinden ortak kusur dikkate alınabilir. Mahkemece, bu konuda değerlendirme yapılmamış olması nedeniyle kararın bu yönden bozulması görüşünde olduğumuzdan Sayın çoğunluğun kararına katılmıyoruz.