11. Hukuk Dairesi 2023/4102 E. , 2024/5955 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/352 Esas, 2023/227 Karar HÜKÜM : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2014/910 E., 2019/707 K. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili, davalı vekili ve dava takip yetkisi alanlar vekili tar…
**11. Hukuk Dairesi 2023/4102 E. , 2024/5955 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/352 Esas, 2023/227 Karar HÜKÜM : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2014/910 E., 2019/707 K. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili, davalı vekili ve dava takip yetkisi alanlar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin başvurusunun esastan reddine, dava takip yetkisi alanlar ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından, duruşmasız olarak davacı vekili ve davayı takip yetkisi alanlar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 03.09.2024 günü hazır bulunan davacı ... vekili Avukat ... ve davacı yerine geçenler ... Sigorta A.Ş. ile ... Elec. Tic. A.Ş. vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. I. DAVA 1.Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında 18.10.2006 tarihinde toptan dağıtım ve lojistik sözleşmesi imzalandığını, davalının sözleşmeye aykırı davranarak müvekkilini zarara uğrattığını, müvekkilinin, davalının seçtiği üretici firmaların ürünlerini sadece Vodafone kanalında satarken Turkcell ve Avea shoplarda satış imkanından mahrum bırakıldığını; ancak davalının Brightstar firması ile yaptığı sözleşme ile bu firmaya tüm kanallarda satış onayı verdiğini, bu firma ile sözleşme yapılmasıyla eş zamanlı olarak müvekkili ile birlikte toptan dağıtım sözleşmesi ile ... ve ... firmalarının sözleşmelerinin de davalı tarafından iptal edildiğini, müvekkili dahil bu 4 firmanın sözleşmesi bitmeden davalının Brightstar ile sözleşme imzalayarak bu firmayı tek yetkili toptancı olarak atadığını, bu durum nedeniyle müvekkilinin alacaklarının tahsilinde sıkıntıya düşerek üreticilerden ürün alamaz hale geldiğini, müvekkilinin ithal ettiği cihazların satışının davalının bilgisi dahilinde gerçekleştirildiğini, davalının sözleşmeyi haksız olarak feshetmesi nedeniyle zarara uğradığını, müvekkilinin, davalının talebi ile sadece davalının toptancılığı ve dağıtıcılığı amacıyla kurulduğunu, davalıya güvenerek yatırımlar yaptığını; ancak davalının yükümlülüklerini yerine getirmediğini, sözleşmenin 12. maddesine göre sözleşme süresi 12 ay olup 30 gün öncesinden fesih ihbarı olmadığı sürece 5 yıla kadar uzayacağını, davalının müvekkilinden aldığı teminat mektubunu 2009 yılı Mayıs ayında müvekkiline iade ettiğini, davalının bu tutumunun ticari faaliyeti durdurmaya yönelik olduğunu, Brightstar firmasının tek yetkili toptancı olarak atanması ile de sözleşmenin fiilen uygulanamaz hale geldiğini, sözleşmenin haksız feshi ve sözleşme şartlarına aykırı davranması nedeniyle müvekkilinin uğradığı zararın (kar kaybı, yatırım ve diğer zararlar) şimdilik 100.000TL'lik kısmının dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davacı vekili 06.02.2015 tarihli dilekçesinde; dava dilekçesinde talep ettiği tazminatların 1.000,00 TL kâr mahrumiyeti, 1.000,00 TL geçmiş yıl faaliyet zararı, 1.000,00 TL yatırım harcaması, 1.000,00 TL şüpheli alacaklar, 1.000,00 TL Samsung kampanya zararı, 65.000,00 TL portföy tazminatı ve 30.000,00 TL manevi tazminat olduğunu açıklayarak, sadece portföy tazminatı yönünden talep ettikleri 65.000 TL'yi 743.170,72 TL'ye yükselterek, bu miktar portföy tazminatının dava tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. 2.Dava takip yetkisi alanlar ... Electronics Tic. A.Ş. ve Cofage Sigorta A.Ş. vekili; davacı ... aleyhine İstanbul Anadolu 19. İcra Dairesinin 2014/5751 E. (eski 2009/8639 E.) sayılı dosyası ile 889.417,12TL alacak için 13.05.2009 tarihinde ilamsız takip başlatıldığını, ...'un takibe itirazı üzerine itirazın iptali için İstanbul 14 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/314 E. sayılı dosyasında açtıkları davada, Mahkemece 30.05.2011 tarihinde itirazın iptaline karar verildiği ve kararın kesinleştiğini, müvekkili ile davacı ... arasındaki ticari ilişki diğer müvekkili ... Sigorta A.Ş. tarafından sigortalandığından, ... Sigorta A.Ş. tazminat ödemesini ...'ye yapmış olup halefiyet ilkesi gereği 374.611,02 euro tazminat ödemesi açısından takipte alacaklı duruma geldiğini, her iki firmanın da icra dosyasında alacaklı konumunda olduğunu, alacağın 19.06.2014 tarihli kapak hesabı uyarınca 2.121.813TL bulunduğunu, bu güne kadar bir tahsilat yapılmadığını, alacağın tahsili bakımından, alacak miktarı ile sınırlı olmak üzere işbu davaya katılabilmek için İcra Dairesinden 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 120 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca yetki belgesi aldıklarını belirterek, 100.000TL bedelli olarak açılan tazminat davasının şimdilik 50.000TL'lik kısmı için davaya davacı sıfatı ile kabullerine karar verilmesini talep etmiş, daha sonra dava değerini kar mahrumiyeti açısından 50.000TL'den 2.121.813 TL'ye çıkardıklarını belirterek bakiye harcı yatırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının tazminat taleplerinin sözleşme hükümlerine aykırı olduğunu, sözleşmede davacının temin edeceği ürünlerin sadece müvekkili şirket shoplarında satışının yapılacağının kabul edildiğini, cep telefonlarının ve cep telefonu dağıtım hizmetlerinin sağlayıcılığı konusunda tek distribütörlük sistemine geçileceğinin davacıya bildirildiğini, 11.03.2009 tarihi itibarıyla taraflar arasındaki sözleşmenin fiilen uygulanma kabiliyeti kalmadığını, davacı tarafından müvekkiline verilen son teminat mektubunun geçerlilik süresinin sona ermesi nedeniyle iade edildiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiş ve dava dışı üçüncü kişilerin kısmi talepli olarak davaya dahil olmak istemelerinin kabul edilemeyeceğini, 2004 sayılı Kanun'un 120 nci maddesinin ikinci fıkrasında açılmış bir davaya taraf olarak katılma hakkının düzenlenmediğini, somut olayda davacının sahip olduğu dava hakkını kullanarak dava açtığını, bu nedenle üçüncü kişi olan alacaklıların davaya davacı olarak katılmalarının mümkün olmadığını, borçlunun dava hakkının devri halinde, davacının dava konusu alacak üzerinde tasarruf yetkisi kalmayacağından davacının taraf sıfatının kalmadığı yönünde hüküm kurulması gerektiğini savunarak üçüncü kişi alacaklıların talebinin reddine, talebin kabulü halinde ise davacının taraf sıfatının kalmadığına karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 18.10.2006 tarihli bayilik (distribütörlük) sözleşmesinin 12 nci maddesinde sözleşme süresi 12 ay olarak belirlenmiş ise de 30 gün önceden feshi ihbarda bulunulmaz ise 12 aylık süre ile yenileneceği; ancak 5 yıllık süreden fazla sözleşmenin yürürlükte kalmayacağının öngörüldüğü, 30 gün önceden taraflardan sadır herhangi bir feshi ihbar olmadığından sözleşmenin 18.10.2008 tarihinden itibaren 18.10.2009 tarihine kadar uzadığı; ancak davalının normal sürenin bitmesinden önce sözleşmeyi 11.03.2009 tarihinde feshettiği, davanın tarafları arasında sürekli ve belirli süreli bir sözleşme ilişkisi kurulduğu, sözleşmenin 18.5 madde hükmünde olduğu gibi sürekli bir sözleşmeye istendiği anda derhal son verebilme yetkisinin taraflardan biri lehine konulmasının, davacının durumunu dürüstlük kuralına aykırı olarak ağırlaştıran bir düzenleme mahiyetinde olduğu, davalı şirketin genel işlem koşullarından oluşan dava konusu 18.10.2006 tarihli sözleşmedeki özellikle 18.5 madde hükmünün 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 25 inci maddesinin emredici hükmünü ihlal eder nitelikte olması itibarıyla kesin hükümsüz olduğu, uyuşmazlık konusu sözleşme 18.10.2006 tarihli olup 818 sayılı Borçlar Kanunu'nu hükümlerine tâbi ise de 6101 sayılı yürürlük Kanunu'nun 2 ve 7 nci maddeleri uyarınca kamu düzenine aykırılık nedeniyle 6098 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiği, buna göre de sözleşmenin 18.5 maddesinin 6098 sayılı Kanun'un 25 ve 27 nci maddeleri gereği batıl-geçersiz olduğu, davalının 11.03.2009 tarihli feshinin haksız bulunduğu, sözleşmenin 12 aylık dönemler itibarıyla uzayacağı olgusundan hareketle 18.10.2009 tarihine kadar olan dönem için hesap yapılması gerektiğine dair kanaate itibar edilmediği, tazminat hesabının sözleşmenin olağan süresi sonuna kadar 18.10.2011 tarihine kadar yapılması gerektiği, bilirkişi heyetinin davalının, kendi inisiyatifinde bulunan satış pazarlama politikalarında değişikliğe giderek dava dışı Brightners firması ile tek distribütörlük sözleşmesi imzalayacağı hususunu aralarında davacının da bulunduğu tüm bayilerine duyurmak suretiyle yeni dönemde devam etmek isteyen bayilerinin, yeni sözleşmeler imzalama konusunda dava dışı-Brightners firması ile görüşmeler yapabileceklerini ve varsa elde kalan telefon stoklarını bildirmeleri talebinde bulunduğu, davacı ile davalı arasında 18.10.2008-18.10.2009 dönemini kapsayan sözleşme yürürlükte iken, davalının dava konusu sözleşmeyi süre bitiminden 7 ay + 7 gün önce 11.03.2009 tarihinde tek yanlı olarak sonlandırdığı, 2008 yılında Amerika ve 2009-2010 yıllarında tüm dünyada başgösteren finansal kriz ile şiddetli bir rekabetin gözlendiği ve sadece 3 adet GSM operatörünün (Vodafane, Avea ve Türkcell) faaliyet gösterdiği Türkiye GSM pazarında, anılan operatörlere ait bayilik ağlarının tamamlanmış ve pazarın oturmuş olması nedeniyle davacının, makul bir süre içinde ve başka bir operatörle benzer bir sözleşme imzalayarak ticari faaliyetine devam etmesinin hemen hemen imkânsız olduğu, sözleşmenin sonlandırılmasından sonra davacının 2010 yılı net satışlarının düştüğü, 2011 ve 2012 yıllarında ise ticari faaliyetlerinin sonlandığı anlaşılmakla davacının zararının sözleşmenin olağan süresi sonu olan 18.10.2011 tarihine kadar hesaplanması gerektiği, davacının karlılık oranının %4,63 olarak hesaplandığı, davacının kâr mahrumiyeti tazminatının sözleşmenin 5 yıllık olağan sona erme süresi itibarıyla talep ile bağlı kalınarak kabul edilmesi gerektiği, taraflar arasındaki sözleşmenin açıkça tedarik sözleşmesi olarak kabul edildiği, tek satıcılık sözleşmesi hükümlerinin somut olayda uygulanamayacağı, davacının, davalı şirket tarafından oluşturulan ve kendisine bildirilen bir bayii ağına satış yapma yükümlülüğü altında olduğu, yeni bir müşteri çevresi yaratılmış olmasının mümkün olmadığı anlaşıldığından portföy tazminatı talep edemeyeceği, manevi tazminat ve diğer tazminat taleplerinin yerinde olmadığı, taraflar arasındaki sözleşme tedarik sözleşmesi olup 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olması nedeniyle davalının zamanaşımı definin reddi gerektiği, 2004 sayılı Kanun'un 120 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca takip dosyası alacaklısı ... Sigorta A.Ş. ile ... Tic. A.Ş.'nin aldıkları yetki uyarınca davayı, davacı sıfatı ile takip etmelerine karar verilmiş ise de davayı takip yetkisine sahip olan kişinin, takip ettiği davanın tarafı olmadığı, davayı asıl taraf olan davacı adına takip ettiği, davayı takip yetkisinin sıfattan ayrı olduğu, davayı takip yetkisine sahip olan kişi taraf olmadığından hükmün onun adına değil, asıl taraf adına verileceği ve hükmün asıl taraf hakkında kesin hüküm teşkil edeceği ve alacağın tahsili için yapılan bütün giderler, özellikle takip ve dava giderleri, alacağı tahsil için devralan alacaklıya ait olup ve fakat bu giderler tahsil edilen paradan ilk önce ödeneceği, tahsil edilen para ilk önce alacağı tahsil için devralan alacaklanın alacağının ödenmesine karşılık tutulacağı, bundan sonra geriye para artar ise diğer alacaklılara, ondan da geriye para artar ise takip borçlusuna verileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacı yerine davayı takip eden ... Elektronics Tic. A.Ş. ve ... Sigorta A.Ş. yönünden; 2004 sayılı Kanun'un 120 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü gözönüne alınmak suretiyle 2.121.813,00 TL kâr mahrumiyeti alacağından; 1.000,00 TL'nin dava tarihinden, 2.120.813,00 TL'nin ıslah tarihi olan 06.02.2015 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalı ...Ş.'den alınarak davacı ... Elektronik San. ve Tic. A.Ş.'ye verilmesine, fazlaya dair tüm taleplerin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı vekili ve dava takip yetkisi alanlar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tazminat hesabının hatalı yapıldığını, tazminat hesabında 09.06.2014 tarihli bilirkişi raporundaki tazminat hesabının hükme esas alınması gerektiğini, kârlılık oranı bakımından %4,63 değil %12 oranının dikkate alınması gerektiğini, hükme esas alınan 19.11.2018 tarihli bilirkişi raporundaki karlılık hesabının objektif kriterlere dayanmadığını, hesabın sektör gerçekliğine ve tarafların ticari konumlarına uygun düşmediğini, müvekkili şirketin distribütörü olan ... firmasının %11,38 üzerinden oluşturulmuş kârlılık yazısı karşısında, bu orandan daha düşük bir kârlılık oranının sektör gerçeklerine aykırı olduğunu ayrıca brüt kârlılık hesabı yapılması gerekirken net kârlılık hesabı yapılmasının hatalı olduğunu, net kârlılık hesabının farklı ve öngörülemez verilere dayandığını, nesnel bir hesaplamayı olanaksız kıldığını, bilirkişi kurulunca kârlılık oranına ilişkin itirazlarının değerlendirilmediğini, emsal nitelikteki İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/54 E. sayılı dosyasında kârlılık oranını %12 olarak kabul edildiğini, bu hususun Mahkemece dikkate alınmadığını, 09.06.2014 tarihli bilirkişi raporunda müvekkilinin 743.170,72TL portföy tazminatına hak kazandığı tespit edilmesine rağmen Mahkemece portföy tazminatı taleplerinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin tedarik sözleşmesi değil, tek satıcılık sözleşmesi olduğunu, müvekkilinin ... marka telefonların Vodafone hatlarının tek satıcısı olduğunu, sektörün yeni oluştuğu bir dönemde müvekkilinin davalının portföyüne katkısının bulunmadığının ileri sürülmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, denkleştirme talebinde bulunabilmek için sözleşmenin sona ermesi yeterli olup hangi nedenle sona erdiğinin öneminin olmadığını, bu nedenle portföy tazminatı taleplerinin kabulü gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 2.Dava hakkını üzerine alanlar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacıdan olan kesinleşmiş alacaklarının tahsil edilebilmesi amacıyla alacak miktarı ile sınırlı olmak üzere davaya katılabilmek için 2004 sayılı Kanun'un 120 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca icra müdürlüğünden yetki belgesi alındığını, Mahkemece davaya katılma taleplerinin kabul edildiğini, gerekçeli karar başlığında müvekkillerine yer verilmesine rağmen hükümde müvekkillerinin haklarının gerektiği şekilde tespit edilmediğini, alacağın takibi yetkisinin davacı yerine geçerek alındığını, dava takip yetkisinin davacı ... adına kullanıldığının kabulü halinde hükümde müvekkillerinin haklarının tereddüte yol açmayacak şekilde belirtilmesi gerektiğini, dava hakkının ...'un yerine geçerek kullanıldığının kabulü halinde ise müvekkilleri lehine hüküm kurulması gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 3.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kâr mahrumiyeti talebinin davaya katılanlar tarafından, portföy tazminatının ise davacı tarafından ıslah edildiğini, aynı davada tarafların ancak bir kez ıslah yoluna başvurabileceğini, dava hakkını üzerine alanların taraf sıfatının kabul edilmemesine ve onlar yönünden hüküm verilmemesine rağmen, ıslah dilekçesine göre hüküm verilmesinin hatalı olduğunu, kâr mahrumiyeti tazminatının 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, dava konusu taleplerin ıslah tarihi itibarıyla zamanaşımına uğradığını, somut uyuşmalıkta 6098 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması mümkün olmadığından sözleşmenin 18.5 maddesinin genel işlem koşullarına tabi ve geçersiz olduğunun kabulünün hukuka aykırı olduğunu, 6101 sayılı Kanun'un 2 ve 7 nci maddelerinin de farklı bir sonuca varılmasına imkân tanımadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin süresinin 12 ay olduğunu, Mahkemece emsal olarak gösterilen İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/682 E. sayılı dosyasındaki bozma kararı sonrasında verilen karar düzeltme ilamının dikkate alınmadığını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2015/12027 E. sayılı ilamında, sözleşme süresinin 12 ay olarak kabul edildiğini, davacının emsal iş bulunamayacağı kanaatine varılmasının hatalı olduğunu, emsal iş tanımının 3 GSM operatörü ile sınırlı olmadığını, davacının iş yaptığı sektörde faaliyet gösteren birçok şirket bulunduğunu, davacı tarafın uzun yıllar ... ile çalıştığı sabitken aynı nitelikte iş bulamayacağı kanaatine varılmasının kabul edilemeyeceğini, ayrıca bilirkişi raporunda davacı tarafın özel olarak çalışması halinde elde edebileceği gelire ilişkin bir değerlendirme yapılmadığını, davacının sözleşmenin feshinden sonra hiçbir faaliyette bulunmaksızın tazminat istemesinin korunmaması gerektiğini, davacının müvekkili ile ticari ilişkisi dışında gelir elde ettiği sabit iken aksine varılan kanaatin dikkate alınmasının mümkün olmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının net kârlılık hesaplamasının, müvekkili şirket ile olan ticaretinden elde ettiği kâr baz alınarak hesaplanması gerekirken, tüm ticareti üzerinden kâr hesaplaması yapılmasının hatalı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki sözleşme 6098 sayılı Kanun'un yürürlük tarihinden önce akdedilmiş olup 818 sayılı Kanun'un hükümlerine tabi olduğu, sözleşmenin 818 sayılı Kanun'da bulunmayan genel işlem koşulları denetimine tabi tutulmasının mümkün bulunmadığı, Mahkemece sözleşmede davalıya tek taraflı fesih hakkı veren 18.5 maddesi hükmünün bu nedenle geçersiz olduğu kabulünün yerinde görülmediği, davalının dava dışı Brightstar firmasıyla tek satıcılık sözleşmesi imzalaması ile davacının davalı ile tedarikçi olarak çalışma imkânı kalmadığı, davalının, dava dışı Brightstar firması ile akdettiği sözleşme ile 18.10.2006 tarihli sözleşmeyi haksız olarak feshettiğinin kabulü gerektiği, davalı tarafça başka bir tedarikçi firma ile akdedilmiş olan aynı nitelikteki sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıkta Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2015/12027 E., 2016/8889 K. sayılı emsal ilamında belirtildiği üzere taraflar arasındaki sözleşme davalı tarafından haksız olarak feshedilmiş olup davacının, davalının haksız feshi tarihinden itibaren tazminat isteyebileceği, bu durumda dahi davacının haksız fesih tarihinden itibaren aynı nitelikte yeni bir işi bulabileceği süre belirlenmesi ve bu süre için tazminata hükmedilmesi gerektiği, bu kapsamda kâr kaybına ilişkin hesaplamanın 5 yıllık sözleşme süresinin sona erdiği tarih değil, sözleşmenin 12. maddesinin açık hükmü doğrultunda sözleşmenin 12 aylık dönemlerle uzayacağının kabulü ile somut olay bakımından sözleşmenin davalı tarafça fiilen sona erdirildiği 11.03.2009 tarihinden itibaren 12 aylık dönem sonu olan 18.10.2009 tarihine kadar yapılması gerektiği, Mahkemece tazminat hesabında azami sözleşme süresi olan 5 yıllık sürenin dikkate alınarak yapılan hesaplamaya itibar edilerek karar verilmesinin doğru olmadığı, Bilirkişi raporları ve Mahkeme gerekçesinde açıklandığı üzere davacının sözleşmenin feshi sonrasında emsal bir iş bulmasının mümkün olmadığı, sektörün mevcut durumu ile taraflar arasındaki sözleşmenin rekabet yasağına ilişkin 12 ay süreli 8. maddesi hükmünün birlikte değerlendirilmesi sonucunda, özel olarak kendisinin çalışması halinde de 12 aylık bakiye dönem sonuna kadar kazanç elde edemeyeceği, sözleşmenin feshi sonrasında davacının net satışlarının 2010 yılında büyük oranda düştüğü ve sonraki yıllarda sıfır olduğu dikkate alındığında, davacının davalı ile olan sözleşme kapsamı dışında başkaca bir ticaretinin de bulunmadığı, karlılık oranı %4.63 olup davacının bakiye 7 ay 7 günlük kazanç kaybı tutarının 497.717,71TL hesaplandığı, taraflar arasındaki sözleşmede davacıya taahhüt edilmiş kârlılık oranı bulunmadığı, ... firması ile davacı arasındaki ticari ilişkideki kârlılık oranının, davacının davalı ile olan ticari ilişkisinde esas alınamayacağı, davacı vekilince emsal olarak gösterilen İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/54 E. sayılı dosyasında tespit edilip kesinleşen bir kârlılık oranı bulunmadığı, davacısı farklı olan söz konusu davadaki kârlılık oranın işbu davada esas alınmasının mümkün olmadığı, sözleşmenin bakiye süresi bakımından 5 yıllık sürenin dikkate alınmış olması dışında, taraf vekillerinin kâr kaybı hesaplaması bakımından ileri sürdükleri istinaf nedenlerinin yerinde görülmediği, Mahkemece davacının portföy tazminatı isteminin reddine ve davalının zamanaşımı definin reddine karar verilmesinin yerinde olduğu, farklı alacak kalemlerinin ayrı ayrı ıslahının ikinci kez ıslah yasağı kapsamında kabul edilemeyeceği, 2004 sayılı Kanun'un 120 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca yetki belgesi alarak dava hakkını üzerine alan alacaklıların, borçlunun haklarına halef olarak kabul edilemeyeceği, yalnızca o alacağı tahsil edebilmek için borçluyu temsil etme yetkisi kazandıkları, borçlu adına tahsil için devraldığı alacak için üçüncü kişiye karşı icra takibi yapabileceği veya dava açabileceği, bu suretle davaya katılanlar davaya taraf olmadığından, hükmün de asıl taraf hakkında verileceği, madde hükmünde açıklık olmamakla birlikte, yasaklayan bir hüküm bulunmadığından, dava hakkını üzerine alanların borçlu tarafından daha önce açılmış olan davaya katılmalarının da mümkün olduğu, somut olayda yetki belgesi uyarınca dava hakkını üzerine alanlar vekilinin davaya katılma isteminin kabulü ve yargılama sonucunda hükmün borçlu (işbu davadaki davacı) adına kurulmasının usule uygun olduğu; ancak 2004 sayılı Kanun'un 120 nci maddesinin üçüncü fıkrasında bu suretle elde edilecek paranın ilk önce üzerlerine alanların alacak ve masraflarının ödenmesine karşılık tutulacağı hüküm altına alınmış olup, Mahkemece bu hususun hükümde gösterilmemesi usule aykırı olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davayı üzerine alanlar vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, 497.717,71 TL kâr kaybı alacağından 1.000,00 TL'nin dava tarihinden, 496.717,71 TL'nin ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair ve sair tüm taleplerin reddine, davacı yerine davayı takip eden (dava hakkını üzerine alan) ... Elektronics Tic. A.Ş. ve ... Sigorta A.Ş. bakımından 2004 sayılı Kanun'un 120 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince hüküm sonucunda elde edilecek paranın ilk önce dava hakkını üzerine alanların alacak ve masraflarının ödenmesine karşılık tutulmasına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı vekili ve dava takip yetkisi alanlar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek ve 09.06.2014 tarihli bilirkişi raporundaki tazminat hesabının hükme esas alınması gerektiğini, 5 yıllık süre bakımından %12 kârlılık oranı esas alınarak tazminat hesabı yapılması gerektiğini, müvekkilinin işbu dava bakımından tek hak sahibi olduğunu, salt müvekkili adına hüküm kurulması gerekirken hatalı şekilde ... ve ... adına hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. 2.Dava takip yetkisi alanlar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek ve kâr mahrumiyeti hesabının hatalı olduğunu, 09.06.2014 tarihli raporda 5 yıllık süre için hesap yapılmışken 07.02.2018 ve 19.11.2018 tarihli raporlardaki hesaplamanın kabul edilemeyeceğini, taraflar arasındaki sözleşme tedarik sözleşmesi olmayıp kendine has bir sözleşme olduğunu, davacının benzer nitelikte iş bulamayacağı konunda bilirkişi raporları Mahkeme ve Bölge Adliye Mahkemesinin hemfikir olduğunu, kârlılık oranının %12 olması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. 3.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; zamanaşımı konusundaki değerlendirmenin hatalı olduğunu, sözleşmenin 18.5 inci maddesinin geçerli olduğu kabul edilmesine rağmen kâr mahrumiyeti tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı bulunduğunu, kâr mahrumiyeti hesaplama kriterinin ve davacının özel olarak çalışması halinde kâr elde edemeyeceği yönündeki kabulün hatalı olduğunu, davacının emsal nitelikte iş bulmayacağı yönündeki değerlendirmelerin kabul edilemeyeceğini, kâr mahrumiyeti hesabında davacının tüm ticari hacminin esas alınamayacağını, ... Elektronics Tic. A.Ş. ve ... Sigorta A.Ş.'nin yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamasının hatalı olduğunu, davanın reddolunan kısmı üzerinden 217.613,30 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiğini, yargılama gideri yönünden tavzif taleplerinin kabul edilmediğini, yargılama gideri ve vekâlet ücreti yönünden taraf olmadığı kabul edilmişken harçlar ve dava masrafları yönünden ... Elektronics Tic. A.Ş. ve ...lehine hüküm kurulduğunu, Bölge Adliye Mahkemesince ... Elektronics Tic. A.Ş. ve ... Sigorta A.Ş.'nin taraf olmadığı kabul edilmiş ise de dava takip yetkisinin kullanan alacaklıların davanın tarafı olduğunu, emsal Yargıtay kararında (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2016/15016 E., 2017/480 K. sayılı ilamı) takip yetkisini kullananların davada taraf olarak kabul edildiğini, vekâlet ücretinden sorumlu tutulmamalarının hatalı olduğunu (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2018/5351 E., 2019/3288 K. sayılı ilamı), kâr mahrumiyeti yönünden ıslahın ... Elektronics Tic. A.Ş. ve ... Sigorta A.Ş. tarafından yapıldığını, ıslahın sonuçlarından bu yönde iradesi bulunmayan davacının sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, taraflar arasındaki sözleşmenin niteliği, sözleşmenin süresi, davalının feshinin haksız fesih olup olmadığı, davacının kâr mahrumiyeti ve portföy tazminatı talep edip edemeyeceği, kâr mahrumiyeti tazminatının hangi süre için talep edilebileceği, davacının kârlılık oranı, ... Elektronics Tic. A.Ş. ve ... Sigorta A.Ş.'nin davadaki durumu, yargılama gideri ve vekâlet ücreti ile sair hususlara ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 818 sayılı Kanun'un 125 inci maddesi, 2004 sayılı Kanun'un 120 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili, davalı vekili ve dava takip yetkisi alanlar vekilince dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Takdir olunan 17.100,00 TL vekâlet ücretinin taraflardan alınarak yek değerine verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.