Hukuk Genel Kurulu 2025/388 E. , 2025/931 K. "" MAHKEMESİ : Yargıtay 2. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla) EK KARAR TARİHİ : 24.04.2025 SAYISI : 2024/12 E., 2025/4 K. 1. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı Yargıtay 2. Hukuk Dairesince ilk derece mahkemesi sıfatıyla yapılan yargılama sonunda, davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vasisi tarafından temyiz edilmesi üzerine Özel Dairece temyiz dilekçesinin miktardan reddine dair ek karar verilmişti…
Hukuk Genel Kurulu 2025/388 E. , 2025/931 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Yargıtay 2. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla) EK KARAR TARİHİ : 24.04.2025 SAYISI : 2024/12 E., 2025/4 K. 1. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı Yargıtay 2. Hukuk Dairesince ilk derece mahkemesi sıfatıyla yapılan yargılama sonunda, davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vasisi tarafından temyiz edilmesi üzerine Özel Dairece temyiz dilekçesinin miktardan reddine dair ek karar verilmiştir. 2. Ek karar davacı vasisi tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü: I. YARGILAMA SÜRECİ Davacı İstemi 4. Davacı vasisi Karşıyaka Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; Menemen Sulh Hukuk Mahkemesince kısıtlı olan annesi ...’e ait ¼ hisse tarlanın satış aşamalarında ve sonrasında yapılan hukuki hatalar sebebiyle kısıtlı annesinin zarara uğratıldığını, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 468/1. maddesi uyarınca devletin, vesayet makamının hukuka aykırı olarak annesini uğrattığı zarardan doğrudan doğruya sorumlu olduğunu, yapılan satışta bilirkişi ataması yapıldığını ve ücretinin ödendiğini, ancak satış memurunun bilirkişilik yapmadığını, buna rağmen 1.200,00 TL’nin ödenmesinin uygun görüldüğünü ve 1.200,00 TL için kısıtlı annesinin hissesiyle orantılı olarak 300,00 TL kesinti yapıldığını, bu nedenle 300,00 TL’nin Yİ-ÜFE hesabına göre karşılığı olan 459,93 TL zarar oluştuğunu, ayrıca satış dosyası nedeniyle kısıtlı annesinin en az 23.314,00 TL zarara uğratıldığını, Yİ-ÜFE hesabına göre tazminat davasının açıldığı tarihe kadar kısıtlı annesinin uğratıldığı zararın 37.144,05 TL olduğunu ileri sürerek yasal hakları saklı kalmak üzere zararın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; Özel Dairece yapılan yargılama aşamasında toplam 37.603,98 TL maddi tazminatın masraflarla birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı Cevabı 5. Davalı ... vekili; vesayetle ilgili tazminat ve diğer rücu davalarında vesayet dairelerinin bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinin yetkili olduğunu, eldeki davada yetkili mahkemenin Menemen Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, davacının hissesinin ortaklığın satış yoluyla giderilmesi aşamalarında vesayet makamının hukuka aykırı bir işleminin bulunmadığını, tazminat davasının şartlarının oluşmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Yetkisizlik ve Görevsizlik Kararları 6. Karşıyaka 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 01.07.2022 tarihli ve 2022/2 Esas, 2022/181 Karar sayılı kararı ile; vesayetle ilgili tazminat ve diğer rücu davalarının vesayet davalarının bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği, söz konusu yetkinin kesin olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin yetki şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, talep hâlinde dosyanın yetkili Menemen Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 7. Menemen 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 13.04.2023 tarihli ve 2022/291 Esas, 2023/120 Karar sayılı kararı ile; taşınmazın açık arttırma ile satılmasının yasalara uygun olduğu, Menemen Sulh Hukuk Mahkemesi hâkimliğince satış memuruna 1.200,00 TL ücret takdir edilmesinde herhangi bir yanlışlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. 8. Karara karşı davacı vasisi istinaf başvurusunda bulunmuştur. 9. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 01.11.2023 tarihli ve 2023/1854 Esas, 2023/1935 Karar sayılı kararı ile; davacının dava dilekçesinde vesayet hâkiminin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemi ile taşınmazın satışında görev alan satış memuruna (yazı işleri müdürüne) satıştan elde edilen paradan 300,00 TL’nin satış işlerini yerine getirmesinden dolayı ödeme yapılmasının yasal dayanağının bulunmadığı iddiasıyla tahsilini talep ettiği, davada vesayet hâkiminin sorumlu tutulması karşısında davanın Yargıtay 2. Hukuk Dairesinde görülmesi gerektiği, mahkemece satış memuru ile ilgili istem yönünden tefrik kararı verilip ayrı esasa kaydedilerek yargılama yapılıp karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yeniden görülmek üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 10. Menemen 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 16.04.2024 tarihli ve 2024/59 Esas, 2024/123 Karar sayılı kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararından sonra davacının vesayet makamı satış memurluğu hakkında açtığı davanın iş bu dosyadan tefriki ile ayrı bir esasa kaydedilmesine, vesayet hâkiminin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemi yönünden ise mahkemenin görevsizliğine, davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine, kararın kesinleşmesinden itibaren ya da kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde taraflarca müracaat edildiğinde dosyanın yetkili ve görevli Yargıtay 2. Hukuk Dairesine gönderilmesine karar verilmiştir. 11. Karara karşı davacı vasisi istinaf başvurusunda bulunmuştur. 12. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 28.06.2024 tarihli ve 2024/2413 Esas, 2024/1621 Karar sayılı kararı ile; somut olayda kaldırma kararı doğrultusunda dosyanın Yargıtay 2. Hukuk Dairesine gönderilmesine karar verildiği ve verilen kararın doğru olduğu gerekçesiyle davacı vasisinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 353/b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiş, davacının süresinde talep etmesi üzerine dosya Yargıtay 2. Hukuk Dairesine gönderilmiştir. Özel Daire Kararı 13. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla 10.02.2025 tarihli 2024/12 Esas, 2025/4 Karar sayılı kararı ile; “…Dava, ...46.maddesi gereğince 37.603,98 TL. tazminatın tahsiline karar verilmesi talebinden ibarettir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 46/1 maddesinde; hakimlerin yargılama faaliyetinden dolayı Devlet aleyhine tazminat davası açılabileceği vurgulandıktan sonra, dava sebepleri; Kayırma veya taraf tutma yahut taraflardan birine olan kin veya düşmanlık sebebiyle hukuka aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması, sağlanan veya vaat edilen bir menfaat sebebiyle kanuna aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması, farklı bir anlam yüklenmeyecek kadar açık ve kesin bir kanun hükmüne aykırı karar veya hüküm verilmiş olması, duruşma tutanağında mevcut olmayan bir sebebe dayanılarak hüküm verilmiş olması, duruşma tutanakları ile hüküm veya kararların değiştirilmiş yahut tahrif edilmiş veya söylenmeyen bir sözü hüküm ya da karara etkili olacak şekilde söylenmiş gibi gösterilmiş ve buna dayanılarak hüküm verilmiş olması, hakkın yerine getirilmesinden kaçınılmış olması şeklinde tahdidi olarak gösterilmiştir. Somut olayda, ...nun 46.maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisinin mevcut olmadığı sonuç ve kanısına varılarak davanın reddine ve ...49 maddesi gereğince takdiren 3.000 TL. disiplin para cezasına karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davanın REDDİNE, ...49 maddesi gereğince takdiren 3.000 TL. disiplin para cezasının davacıdan alınmasına, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10.maddesinin 3 numaralı bendi gereğince 46.500,00 TL. vekâlet ücretinin davacıdan alınıp kendisini vekil ile temsil eden Maliye Hazinesine verilmesine, Harçlar peşin alındığından ayrıca harç alınmasına yer olmadığına ve yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,…” karar verilmiştir. 14. Karar davacı vasisi tarafından temyiz edilmiştir. Özel Dairenin Ek Kararı 15. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 24.04.2025 tarihli 2024/12 Esas, 2025/4 Karar sayılı ek kararı ile; “…Davacı vasisi 12.03.2025 havale tarihli dilekçesi ile Dairemizin 10.02.2025 gün ve 2024/12 Esas ve ... nolu kararı davacı vasisi tarafından temyiz edilmiştir. Miktar ve değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu dava değerinin 37.603,98 TL. olduğu kesinlik sınırı olan 544.472,00 TL' nin altında kalması halinde anılan Kanun'un 366. maddesi atfı ile aynı Kanun'un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanısına varılmıştır. H Ü K Ü M : Açıklanan sebeplerle; Davacı vasisinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,…” karar verilmiştir. 16. Ek karar davacı vasisi tarafından temyiz edilmiştir. II. GEREKÇE 17. Dava, HMK’nın 46. maddesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. 18. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında öncelikle, davacının dava değerini 37.603,98 TL göstererek sunduğu dava dilekçesinde ve 10.02.2025 tarihinde yapılan duruşmada alınan beyanında 37.603,98 TL maddi tazminatın davalıdan tahsilini istemesi ve Özel Dairece davanın esastan reddine karar verilmesi, verilen bu kararın davacı vasisi tarafından temyiz edilmesi üzerine Özel Dairece temyiz isteminin miktardan reddine karar verilmesi karşısında, Özel Dairece verilen ek kararın yerinde olup olmadığı hususu tartışılmış ve değerlendirilmiştir. 19. Bu aşamada istinaf ve temyize ilişkin yasal düzenlemelerin açıklanmasında yarar vardır. 20. Bölge adliye mahkemeleri 20.07.2016 tarihinde faaliyete geçmiş olup, bu tarihten itibaren HMK’nın istinaf ve temyiz hükümleri uygulanmaya başlanmıştır. 21. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun istinaf yoluna başvurulabilen kararları düzenleyen 341. maddesi; “…(1) (Değişik:22/7/2020-7251/34 md.) İlk derece mahkemelerinin aşağıdaki kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulabilir: a) Nihai kararlar. b) İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararları, karşı tarafın yüzüne karşı verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları, karşı tarafın yokluğunda verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine verilen kararlar. (2) Miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/41 md.) Ancak manevi tazminat davalarında verilen kararlara karşı, miktar veya değere bakılmaksızın istinaf yoluna başvurulabilir…” düzenlemesini içermektedir. 22. İlk derece mahkemeleri tarafından verilen ve miktar veya değeri 3.000,00 (yeniden değerleme oranlarına göre hesaplandığında 2025 yılı için 40.000,00) Türk lirasını geçmeyen mal varlığına ilişkin davalardaki kararlar kesindir. Kesinlik sınırı bakımından manevi tazminat istemleri için bir istisna getirilmiş ve miktarı ne olursa olsun manevi tazminata ilişkin kararlara karşı istinaf yoluna başvurunun mümkün olduğu belirtilmiştir. 23. Aynı Kanun’un temyiz edilemeyen kararları düzenleyen 362. maddesinde; “…(1) Bölge adliye mahkemelerinin aşağıdaki kararları hakkında temyiz yoluna başvurulamaz: a) Miktar veya değeri kırk bin Türk Lirasını (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararlar…” şeklinde bir düzenlemeye yer verilmiştir. 24. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 341/2. maddesi gereğince manevi tazminat davaları yönünden kesinlik sınırı olmaksızın istinaf yoluna başvurulabilmesine rağmen temyize ilişkin olarak bu şekilde bir istisna yer almadığından manevi tazminat açısından temyiz kesinlik sınırı göz önüne alınarak temyizin mümkün olup olmadığı değerlendirilecektir. 25. Bir mahkeme kararının temyiz edilip edilemeyeceği belirlenirken, temyiz hakkının doğduğu (kararın verildiği) tarihteki hukuksal durum esas alınmalı; karar tarihinde yürürlükte bulunan kanun hükmü temyiz sınırı yönünden hangi düzenlemeyi içeriyor ise ona bağlı kalınmalıdır. 26. 2797 sayılı Yargıtay Kanunu’nun 02.01.2017 tarihli ve 680 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile değiştirilen (08.03.2018 tarihli ve 7072 sayılı Kanun ile kanun hükmü olarak kabul edilen) “Hukuk ve Ceza Genel Kurullarının görevleri” başlıklı 15. maddesinin 3. fıkrasında; “…İlk derece mahkemesi olarak ilgili dairelerce verilen hükümlerin temyiz yoluyla incelemesini yapmak…” hükmü yer almaktadır. 27. Bu hükümde Özel Dairelerce ilk derece mahkemesi sıfatıyla verilen kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabileceği ve Hukuk Genel Kurulunun bu kararları temyiz yoluyla inceleyeceği belirtilmektedir. 28. Yargıtay ilgili hukuk dairesinin tazminat davası sonucunda vermiş olduğu kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir; temyiz incelemesi, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca yapılır (Baki, Kuru: İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medenî Usul Hukuku, 2. Baskı, Kasım 2018 s. 645). 29. Öte yandan bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla veya istinaf incelemesi sonucu verdiği kararlar için dahi ayrım yapılmaksızın HMK’nın 362. maddesinde belirtilen kırk bin Türk liralık temyiz kesinlik sınırı uygulandığından Yargıtay hukuk dairelerince ilk derece mahkemesi sıfatıyla verilen kararların temyizi için de bu parasal sınırın esas alınması ve bu miktarı geçen kararlara karşı temyiz yolunun açık olduğunun kabul edilmesi gerekir. Aksinin kabulü hâlinde Kanun’un bölge adliye mahkemesi için ilk derece mahkemesi veya istinaf incelemesi yapan mahkeme olarak tanıdığı kırk bin Türk lirası parasal sınır dâhilinde kesin karar verme yetkisini Yargıtay hukuk dairelerine tanımadığı gibi bir sonuç ortaya çıkar ki, kanun koyucunun bunu amaçladığından bahsedilemez. 30. Yukarıda belirtildiği üzere miktar veya değeri kırk bin Türk lirasını (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararlar temyiz edilemez. HMK’nın Ek Madde 1 hükmüne göre de, 362. maddedeki parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı belirtilmiştir. Bu hükümlere göre hesaplama yapıldığında 2025 yılı için temyiz kesinlik sınırı 544.000,00 TL’dir. 31. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 366. maddesinin yollaması ile temyiz yolunda da uygulanan 346. maddesi uyarınca, temyiz dilekçesi kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme temyiz dilekçesinin reddine karar verir. Ancak bu hükme rağmen temyiz edilen karar kesin olduğu hâlde bu konuda inceleme yapılıp karar verilmeksizin dosya Hukuk Genel Kuruluna gönderilmiş ise, 01.06.1990 tarihli ve 1989/3 Esas, 1990/4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince dosyanın mahalline çevrilmesine gerek olmaksızın Hukuk Genel Kurulu tarafından temyiz talebinin reddine karar verilebilecektir. Bu İçtihadı Birleştirme Kararı 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri nedeniyle verilmiş olsa da HMK’daki benzer düzenlemeler de aynı yorum ve sonucu doğurduğu için HMK hükümlerine göre temyiz yönünden de uygulanması gerekir. 32. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı vasisi dava dilekçesinde ve yargılama aşamasında alınan beyanlarında 37.603,98 TL maddi tazminatın tahsilini talep etmiş, Özel Dairece davanın esastan reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vasisi tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine bu kez Özel Dairece temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiştir. Bu durumda dava değerinin 2025 yılı itibarıyla temyiz kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla, anılan karara karşı temyiz yoluna başvurulması miktar itibariyle mümkün bulunmadığından, Özel Dairece temyiz başvurusunun miktardan reddine dair verilen ek kararın onanması gerekmiştir. III. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vasisinin temyiz itirazlarının reddi ile Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği ek kararın ONANMASINA, Harç peşin alındığından harç alınmasına yer olmadığına, 25.12.2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.