T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/575 - 2025/2454 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/575 KARAR NO : 2025/2454 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 24/11/2020 NUMARASI : 2018/229 E. - 2020/266 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/575 - 2025/2454 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/575 KARAR NO : 2025/2454 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 24/11/2020 NUMARASI : 2018/229 E. - 2020/266 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 24/11/2020 Tarih ve 2018/229 Esas - 2020/266 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkiline ait 85/083824 numaralı “...” ibareli markanın 01, 29, 30, 32, 33 ve 99.sınıflarında 1985 yılından bu yana tescilli olduğunu, davalı şahsın 2017/31322 sayılı “...+şekil” ibareli marka tescil müracaatına karşı müvekkili tarafından gerçekleştirilen itirazın TÜRKPATENT YİDK'nin 2018-M-4487 sayılı kararı ile nihai olarak reddedildiğini, ancak dava konusu markanın müvekkilinin markaları ile benzer olduğunu, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, başvurunun tescilinin müvekkilinin "..." ibareli markalarının tanınmışlığına zarar vereceğini, 6769 S. SMK 6/4 ve 6/5 maddeleri uyarınca müvekkili markasının tanınmış olması nedeniyle farklı mal ve hizmet sınıflarında da korunmasının gerektiğini, başvurunun kötü niyetle yapıldığını ileri sürerek, TÜRKPATENT YİDK’nin 03.06.2018 tarih ve 2018-M-4487 sayılı kararın iptali ile dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, hükümsüzlük talebi bakımından 6100 sayılı kanunun 57. vd maddeleri kapsamında dava arkadaşlığının mevcut olmadığını ve kuruma husumet yöneltilemeyeceğini, YİDK kararında karşılaştırılan markalarda ortak ibarenin “...” olduğunun, markalar arası bir benzerlikten bahsedilebileceğinin ancak karşılıklı etkileşim teorisine göre markalar arası sınıf farklılığının bu benzerliği ortadan kaldırdığının, davacının tanınmış “...” markasının bu durumu değiştirmeyeceğinin ve 6767 sayılı kanunun 6/4 şartlarının bu dosya bakımından oluşmadığının ifade edildiğini, davacının itiraza mesnet markalarının 29 ve 30.sınıflarda tescilli olduğunu, davalı markasının ise 41.sınıfta tescilli olduğunu, markalar arasında sınıfsal benzerliğin bulunmadığını ve buna ek olarak 41.sınıf ortalama tüketicisinin seçim yaparken daha dikkatli ve özenli davranacağını, ayrıca SMK m. 6/5’teki şartları sağladığının ispat edilmesinin gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı şahıs vekili, "..." kelimesi tüketiciye söylendiğinde oluşan algının davacı markası olmayıp “şirin bir hayvan” olduğunu, hedef kitle olarak çocuklara İngilizce eğitiminin verilmesi amaçlandığından çocuklara sevimli gelecek ve hedef kitlesinin çocuklar olduğunu gösterecek İngilizce'de de Türkçe ile aynı şekilde yazılan ve aynı şekilde telaffuz edilen ... isminin kullanılmak istendiğini ve bu talebin ... tarafından kabul edildiğini, davacı yan markasının bilinirliğinin yalnızca dondurma markasıyla sınırlı olduğunu, ''...” markasının İngilizce dil kursu olarak tüketicilere hizmet verdiğini, davacı yanın çalıştığı gıda sektörü ve bu sektörün alt sektörlerinde çalışmasının söz konusu olmadığını, tarafların markalarında kullandığı görseller arasında da hiçbir bağlantının bulunmadığını, seçilen şirin bir hayvan ismi nedeniyle elde edilecek haksız yararın söz konusu olmadığını, davacının satışlarının ve müşterilerini çalmak suretiyle kârlılığının engellenmesinin somut olay açısından mümkün bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, taraf markalarının ayırıcı unsurları olan "..." ibareleri arasında kelimelerin anlamı bakımından benzerlik bulunduğunun tartışma konusu olmadığı, ibareler arasında fonetik benzerlik de bulunduğu, davalıya ait şekil ögesinin ise ayırıcı özelliği kuvvetlendirmekte olduğu, şu hâlde, davacı şirkete ait ve "dondurma sektöründe" tanınmış olduğu bilirkişi incelemesi sonucu kabul edilen “...” ibareli markalar ile davalı şirket tarafından tescil başvurusuna konu edilen "şekil +...'' ibareli markanın işaret bağlamında benzer olmadığı, bununla birlikte taraf markalarının tescil kapsamında bulunan malların birbirinden çok farklı olması nedeniyle markalar arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrası anlamında bir iltibas tehlikesinin bulunmadığı, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 5. fıkrasında tescil engeli olarak düzenlenen haksız bir yararın sağlanması, markanın itibarına zarar verilmesi veya tescil için başvurusu yapılmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi gibi koşulların somut olayda gerçekleşmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin "..." ibareli markalarının "dondurma" sektörünü aşacak şekilde pek çok sektöre sirayet etmiş bir tanınmışlığa sahip olduğunu, müvekkilinin markaları ile dava konusu marka arasında görsel, işitsel ve kavramsal yönlerden de benzerlik bulunduğunu, müvekkilinin markalarının hitap ettiği tüketici kitlesinin ağırlık olarak dikkat düzeyi düşük olan çocuklardan oluştuğunu, bu durumun karıştırılma ihtimalinin arttırdığını, dava konusu markanın tescilinin SMK'nın 6/5.maddesi anlamında müvekkilinin markalarından haksız yarar sağlanmasına, markaların ayırt edici karakterinin zedelenmesine, itibarının zarar görmesine neden olacağını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : 1-Dava, itirazın reddine dair YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "...+şekil" ibareli 41.sınıf hizmetleri kapsayan dava konusu başvuru ile davacının "..." asli unsurlu markaları arasında emtia benzerliği şartı gerçekleşmediğinden, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, davacı markalarının "dondurma" sektöründe tanınmış olduğu kabul edilebilirse de, 41.sınıf hizmetleri içeren dava konusu markanın tescili nedeniyle, davacının "dondurma" sektöründe tanınmış markaları yönünden SMK'nın 6/5.maddesindeki şartların meydana geleceğinin kanıtlanmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının esas yönünden reddine karar vermek gerekmiştir. 2-İlk derece mahkemesince tarafların marka işaretleri arasında SMK'nın 6/1.maddesi anlamında benzerlik bulunmadığı kabul edilmiş, davacı vekili tarafından bu husus istinaf sebebi olarak ileri sürülmüştür. Dava konusu "...+şekil" ibareli başvuruda "..." ve "..." ibareleri tanımlayıcı tali unsur konumunda bulunduğundan, başvurunun asli unsuru "..." ibaresidir. Markanın sol üst tarafında konumlandırılan pati şekli de asli unsura vurgu yapmaktadır. Davacının itiraza mesnet markalarının asli unsurunun "..." ibaresi olduğu da açıktır. Bu durumda taraf markaları arasında, asli unsurlarının ortaklığı nedeniyle SMK'nın 6/1.maddesi anlamında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunduğu, dava konusu markada yer verilen sair kelime ve şekil unsurlarının yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı kanaatine varılmıştır. Bu durumda mahkemece, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1.maddesi anlamında işaret benzerliği bulunmakla birlikte emtia benzerliği şartının gerçekleşmediği, davacı markalarının tanınmışlığından kaynaklanan tescil engelinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru değilse de, yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davacı vekilinin istinaf itirazlarının hükmün gerekçesine yönelik olarak kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 24/11/2020 gün ve 2018/229 Esas - 2020/266 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Davanın yukarıda açıklanan nedenlerle REDDİNE, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 35,90-TL harçtan mahsubu ile bakiye 579,50-TL'nin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 4-Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden ve istinaf kanun yoluna başvuran davacı aleyhine karar verilemeyeceğinden, ilk derece karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 5.900,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı kuruma verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı ... tarafından yapılan 85,00-TL posta ve tebligat gideri olan 85,00-TL'nin davacıdan tahsili ile davalı kuruma verilmesine, 7-Davalı şahıs tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), 9-Davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 18/12/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 18/12/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.