Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2020/999 E. , 2024/2223 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2020/999 Karar No:2024/2223 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun (Kurul
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2020/999 E. , 2024/2223 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2020/999 Karar No:2024/2223 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun (Kurul) ... tarih ve ... sayılı kararlarıyla verilen 815.555,00-TL'lik idari para cezasının kanuni temsilcisi sıfatıyla davacıdan tahsili amacıyla adına düzenlenen ... tarih ... takip numaralı ödeme emrinin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; asıl borçlu ... Turizm Otelcilik ve Petrol Sanayi Ticaret A.Ş. (...) adına ... tarih ve ... sayılı Kurul kararı ile verilen idari para cezasına ilişkin ödeme emrinin şirkete tebliğ edildiği, şirket hakkında tapu müdürlüğü, trafik şube müdürlükleri nezdinde yapılan malvarlığı araştırmalarında şirkete ait malvarlığına rastlanılmadığı dolayısıyla borcun şirketten tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması üzerine şirketin ödenmemiş kamu alacağından kanuni temsilci sıfatıyla sorumluluğunun bulunduğundan bahisle davacı adına ödeme emri düzenlendiği; Uyuşmazlıkta, 02/12/2011 tarih ve 7953 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayımlanan ilanda davacının 14/11/2011 tarihinde asıl boçlu şirketin yönetim kurulu üyeliğine seçildiği, 24/04/2012 tarih ve 8054 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayımlanan ilanda ise şirketin yönetim kurulu üyesi olarak Mehmet Sait Bartık ile yönetim kurulu başkanı olarak ...'ın seçildiği görülmüş olup, bu haliyle davacının dava konusu ödeme emri ile sorumlu tutulduğu idari para cezasının vade tarihi itibarıyla (12/03/2013) anılan şirketi temsil ve ilzam yetkisinin kalmadığı, bu itibarla 2013 yılı Mart döneminde şirket adına temsil ve ilzam yetkisinin bulunmadığı açık olan davacı adına düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından, anonim şirketlerin yönetim kurulu üyelerince temsil edildiği, davacının yönetim kurulu üyesi olduğu, asıl borçlu şirket hakkında yapılan malvarlığı araştırmasında ilgili şirketin malvarlığının borcunu karşılamaya yetmediğinden amme alacağının şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşılmış olup, davacı adına ödeme emirleri tanzim ve tebliğ edildiği, davacının 28/11/2011-17/04/2012 tarihlerinde asıl borçlu şirketin yönetim kurulu başkanı olduğu, bu doğrultuda 2012/01-12 tarihlerindeki yükümlülüklerden ve idari para cezalarından sorumlu olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçeli onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Dağıtıcı lisansı sahibi ... hakkında 10/06/2012 tarihinde yapılan tespite göre kendi bayisi olmayan şirkete akaryakıt ikmal etmesi sebebiyle ... tarih ve ... sayılı Kurul kararı ile 815.555,00-TL idari para cezası verilmiş, bu karar 12/02/2013 tarihinde anılan şirkete tebliğ edilmiş ve söz konusu Kurul kararına karşı dava açılmayarak idari para cezası 12/04/2013 tarihinde kesinleşmiştir. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun ... tarih ve ... sayılı yazısıyla "anılan idari yaptırım kararının kesinleşmiş olması nedeniyle" söz konusu idari para cezasının 6183 sayılı Kanun hükümleri gereğince tahsil edilmesi Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı'ndan istenilmiştir. Bunun üzerine ... adına ... tarih ve ... sayılı ödeme emri düzenlenmiştir. Anılan şirkete yönelik yapılan mal varlığı araştırması sonucunda şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşılan söz konusu borcun 213 sayılı Kanun'un 10. maddesi ile 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesi uyarınca davacıdan tahsiline yönelik olarak düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un mükerrer 35. maddesinin birinci fıkrasında, "Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir. ", 54. maddesinin birinci fıkrasında, "Ödeme müddeti içinde ödenmeyen amme alacağı tahsil dairesince cebren tahsil olunur. (...)"; 55. maddesinin birinci fıkrasında, "Amme alacağını vadesinde ödemiyenlere, 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumu bir 'ödeme emri' ile tebliğ olunur."; 58. maddesinin birinci fıkrasında, "Kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahıs, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu nezdinde itirazda bulunabilir. (...)" kuralları yer almıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesinde öngörülen sorumluluk hâli kusursuz sorumluluktur. Yani mükerrer 35. madde kapsamında sorumlu tutulacak olan kanunî temsilci kusursuzluğunu ispatlayarak sorumluluktan kurtulamayacaktır. Kamu alacağının doğduğu ya da ödenmesi gerektiği zamanda kanunî temsilci olarak görev yapması, kanunî temsilcinin amme alacağından sorumlu tutulması için yeterlidir. Ancak bu madde kapsamında kanunî temsilcinin sorumluluğuna gidilebilmesi için öncelikle asıl borçluya başvurulacak ve borcun asıl borçludan tahsil edilememiş ya da tahsil edilemeyeceğinin anlaşılmış olması gerekecektir. Dolayısıyla henüz asıl borçlu şirket hakkında ödeme emri ile takip yapılmadan, kanunî temsilcinin sorumluluğuna evleviyet kuralı gereği gidilemeyecektir. Kanunî temsilci, kamu alacağının doğmasına yol açan işlem veya fiilin nihaî sorumluluğunu taşıyan kişi olup, sahip olduğu imkân ve gücü kullanarak, alacağı doğuran işlem veya fiilin ortaya çıkmasını önleyebilecek veya doğan kamu alacağının ödenmesini temin edebilecek en etkin konumdaki kişidir. Bu nedenle, ticarî şirketleri yöneten, şirketi temsilen iş ve işlemler yapan kanunî temsilcilerin, şirketten tahsil imkânı bulunamayan kamu alacaklarından müteselsil sorumluluk esasına göre sorumlu tutulmaları gerekmektedir. Ancak fiil tarihinde görevde olmayıp daha sonra yöneticilik görevinde bulunan ve amme alacağı tahsil edilebilir aşamaya gelmeden kanunî temsilcilik görevinden ayrılan bir kanunî temsilciyi de sorumlu tutmak, kanunî temsilciye, kendisinden beklenemeyecek bir sorumluluk yüklemek anlamı taşımaktadır. Öte yandan, Anayasa Mahkemesi'nin 19/03/2015 tarih ve E:2014/144, K:2015/29 sayılı kararında belirtildiği üzere, kanunî temsilcinin kanunda tanınan yetkiler çerçevesinde müdahale etme ve engelleme imkânına sahip olmadığı ve özellikle şirketin faaliyetleri üzerinde hâkimiyet kurmasının mümkün bulunmadığı bir dönemde gerçekleşen fiil ve eylemlerden doğan kamu alacaklarının ödenmemesinden sorumlu tutulması adalet ve hakkaniyet ile bağdaşmayacaktır. Dolayısıyla amme alacağı tahsil edilebilir aşamaya gelmeden kanunî temsilcilik görevinden ayrılan kişinin söz konusu alacağın ödenmesi konusunda müdahale şansının bulunmadığının kabulü gerekmektedir. Bu hâlde, idarî para cezasına konu fiil işlendikten sonra, fakat idarî para cezasının tahsil edilebilir aşamaya gelmesinden önceki tarihte görevde bulunan kanunî temsilcilerin amme alacağının ödenmemesinden dolayı sorumluluğu bulunmamaktadır. Uyuşmazlıkta, dava konusu ödeme emrinin dayanağı idari para cezasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı Kurul kararı 10/06/2012 tarihli fiil sebebiyle tesis edilmiş, anılan Kurul kararının iptali istemiyle dava açılamayarak idari para cezasının 12/04/2013 tarihinde kesinleşmesinin ardından söz konusu idari para cezasının 6183 sayılı Kanun hükümleri uyarınca tahsili amacıyla asıl borçlu ... adına 06/12/2013 tarihli ödeme emri düzenlenmiştir. ...'e ait Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ilanlarına bakıldığında, 02/12/2011 tarih ve 7953 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde, 29/03/2012 tarihinde davacının 14/11/2011 tarihinde şirketin yönetim kurulu başkanlığına seçildiği hususunun ticaret siciline tescil edildiği; 24/04/2012 tarih ve 8054 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde, 29/03/2012 tarihinde şirketin yönetim kurulu üyesi olarak Mehmet Sait Bartık ile yönetim kurulu başkanlığına ...'ın seçilmesine karar verildiği hususunun tescil edildiği ilan edilmiştir. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davacının idari para cezasına konu fiilin işlenmesinden önce şirket yönetim kurulu üyeliği görevinin sona erdiği, dolayısıyla davacının gerek fiil tarihinde gerekse idari para cezasının tahsil edilebilir aşamaya gelmesinden önceki dönemde şirketi temsile yetkili olmadığı, görevinden ayrıldığı anlaşıldığından, davacı hakkında 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesi uyarınca düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukukî isabetsizlik bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalının temyiz isteminin reddine, 2. Dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararın yukarıda belirtilen GEREKÇEYLE ONANMASINA, 3. Temyiz posta giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın davalıya iadesine, 5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, 15/05/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.