Hukuk Genel Kurulu 2013/2420 E. , 2015/1457 K. "" MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 4. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 14/03/2013 NUMARASI : 2012/872-2013/167 Taraflar arasındaki “ tapu iptal ve tescil ” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul Anadolu 4.Asliye Hukuk (kapatılan Pendik 2.Asliye Hukuk) Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 13.12.2011 gün ve 2011/614 E., 2011/763 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekilince istenilmesi üzerine, Yargıtay 1. Hukuk D…
**Hukuk Genel Kurulu 2013/2420 E. , 2015/1457 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 4. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 14/03/2013 NUMARASI : 2012/872-2013/167 Taraflar arasındaki “ tapu iptal ve tescil ” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul Anadolu 4.Asliye Hukuk (kapatılan Pendik 2.Asliye Hukuk) Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 13.12.2011 gün ve 2011/614 E., 2011/763 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekilince istenilmesi üzerine, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 12.09.2012 gün ve 2012/6239 E., 2012/9579 K. sayılı ilamı ile; “...Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı miras payı oranında tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir. Davanın kabulüne ilişkin olarak verilen ilk karar, Dairece;‘muvazaa olgusunun gerçekleştiği biçimindeki mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik yoktur. Ancak davacının annesinin miras bırakan ile resmi evliliğinin bulunmadığı iddiasıyla Doğanşehir Asliye Hukuk Mahkemesinde 2010/284 esas sayılı davanın açıldığı ve halen bu davanın derdest olduğu anlaşılmaktadır. Anılan davanın kabulü halinde davacının miras payının değişeceği kuşkusuzdur. Doğanşehir Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan 2010/284 esas sayılı dava sonucunun beklenmesi ve ondan sonra davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, kabule göre de davada pay oranında iptal ve tescil isteğinde bulunulmasına karşın HUMK 74. maddesi göz ardı edilerek TMK. 28. maddesi uyarınca kişiliği son bulan muris adına (doğru sicil oluşturma prensibine aykırı olarak) iptal ve tescile karar verilmesi de doğru değildir.’ gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyulmuş olup, hükmüne uyulan bozma kararında yapılması gereken iş ve işlemler açıkça belirtilmiştir. Bilindiği üzere; mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü meydana gelir. Usuli kazanılmış hak olarak tanımlanan bu durum, mahkemeye hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında ki esaslar çerçevesinde işlem yapma zorunluluğu getirir. ( 09.05.1960 T, 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, HGK 29.05.2002 T, 7- 444/463 E.K sayılı kararı). Yargıtay Büyük Genel Kurulunun 04.02.1959 gün ve13/5 sayılı ve 09.05.1960 T, 21/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararlarında; usuli kazanılmış hak, mahkemenin veya tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri yararına diğerinin ise aleyhine doğmuş ve mahkemece uyulması zorunlu bir hak olarak tanımlanmıştır.