T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/199 Esas KARAR NO : 2025/1463 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2020/99 Esas - 2022/270 Karar TARİHİ: 24/03/2022 DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Menfi Tespit) KARAR TARİHİ: 25/09/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/199 Esas KARAR NO : 2025/1463 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2020/99 Esas - 2022/270 Karar TARİHİ: 24/03/2022 DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Menfi Tespit) KARAR TARİHİ: 25/09/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilin davalı bankanın müşterisi olduğunu ve kredi kullandığını, müvekkilin davalı bankadan kullandığı başka kredileri de olduğunu, ödemelerini düzenli bir şekilde yaptığını, davalı banka ile müvekkili arasında gerçekte var olmayan bir borç ilişkisi yaratılarak, usulsüz uygulamalar neticesinde müvekkilin borçlandırıldığını, davalı bankanın kötü niyetli olduğunu, davalı banka tarafından müvekkil aleyhine 20/02/2017 tarihinde İstanbul 24. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosya ile genel haciz yoluyla (ilamsız) icra takibi başlatıldığını, davalı tarafça takibe itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, davalının müvekkiline isnat ettiği borç ilişkisinin gerçek olmadığını, gerçek dahi muacceliyet şartı gerçekleşmeden banka tarafından kat ihtarnamesinin gönderilemeyeceğini, davalı bankanın gerçekte olmayan borç ilişkisine binaen başlattığı ilamsız icra takibine dayanak gösterdiği ihtarnamenin gerçek dışı borç ilişkisine ait olması ve muacceliyet şartı beklenilmeksizin gönderilmesinin müvekkilinin mağduriyetinin arttırılması için kötü niyetli bir davranış olduğunu belirterek davanın kabulüne karar verilmesini, takip başlatan ve takibin devamında davalı bankanın davalının %20'den az olmamak üzere İcra İnkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil banka ile davacı kredi borçlusu/lehtarı ... arasında Tüketici kredisi sözleşmeleri imzalandığı, işbu sözleşme kapsamında davacıya 2 adet tüketici-destek kredisi kullandırıldığı, ayrıca Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi kapsamında kredi kartı verildiği, kredi borçları ödenmediği için hesaplar kesilip kat edilip davacı temerrüde düşürüldükten sonra İstanbul 24. İcra Md. ... E. Sayılı dosyası ile ilamsız İcra takibi başlatıldığı, müvekkil banka alacağı toplamı 48.649,74 TL iken 20.834,33 TL borçlu olunmadığı yönünde dava açılmasının çelişki olduğu belirterek. davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 24/03/2022 tarih ve 2020/99 Esas - 2022/270 Karar sayılı kararında;".....Dava, hukuki niteliği itibariyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.Dosya davacının iddiaları değerlendirilmek üzere bankacılık konusunda uzman bilirkişiye tevdii edilmiş, düzenlenen raporda davacı ile davalı banka arasında imzalanan Destek Kredisi Sözleşmesi kapsamında davacıya ticari amaçlı taksitli kredi kullandırıldığını, söz konusu kredinin öngörülen sürede ödenmediğini, takip tarihi itibariyle davalı bankanın 14.478,85 TL asıl alacak, 110,68 TL işlemiş faiz ve 5,53 TL BSMV olmak üzere toplam 14.595,06 TL alacaklı olduğunu ve bu tutarın icra takip miktarı ile uyumlu olduğu hususları belirtilmiştir.Her ne kadar görevsiz Mahkemede alınan bilirkişi raporlarındaki tespitler Mahkememiz dosyasında alınan rapordan farklı olsa da görevli Mahkeme olarak Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporuna itibar edilmiştir. Dosya kapsamında düzenlenen bilirkişi raporu Mahkememizce denetime elverişli ve hukuka uygun olduğu kabul edilerek hükme esas alınmış ve düzenlene rapor doğrultusunda davalı bankanın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre hareket ettiği, davacının borçlu olmadığına dair itirazlarının dinlenmesinin mümkün olamayacağı kanaatiyle davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile, ''1-Davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalılardan temlik eden ... Bankasının, davacı müvekkil ...'in kredi taksidini ödemediğine ve kredi borcunun tamamının muaccel olduğu iddiasına dayanarak, asıl alacağın tamamı ve fer'ilerine ilişkin müvekkil aleyhine İstanbul 24. İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasından icra takibi başlattığını, ancak müvekkil davalı bankaya ödemeler yapmış olmasına rağmen, bilirkişi tarafından işbu ödemeler dikkate alınmaksızın hesaplama yapıldığını, bilirkişi tarafından yapılan hesaplamalarda sadece banka kayıtlarının esas alındığını ve iddiaları doğrultusunda herhangi bir hesaplama yapılmadan mahkemece bilirkişi raporu dikkate alınmak suretiyle davanın reddine karar verildiğini, 23/09/2021 tarihli bilirkişi raporunun banka kayıtları incelenerek oluşturulduğunu, ancak alacaklı banka/temlik alanın davacı müvekkil ...'in kredi taksidini ödemediğine dayanarak, kredi borcunun tamamının muaccel olduğu iddiasına dayandığını ve asıl alacağın tamamıyla birlikte fer'ilerine ilişkin takip başlattığını, ancak bilirkişi incelemesinde hangi tarihlerde kayıtlarda ne kadar ödeme yapıldığını belirtir detaylı açıklamada bulunmadığını, 10/09/2020 tarihli raporda yalnızca "davacı kredinin 7 adet taksitini ödemiştir" demek suretiyle yetinildiğini, ancak 05/11/2018 tarihli bilirkişi raporunun 3'üncü sayfasında aynı krediyle ilgili olarak "...Taksit ödeme tablosundan yapılan incelemede 28/10/2016 tarihli 9. Taksitin 31/10/2016 tarihinde tahsil edildiği,..." şeklinde saptama yapıldığını, her iki bilirkişinin de banka kayıtlarını incelediğini belirttiğini, ancak birisi 7 taksit ödendi derken diğerinin 9 taksit ödendiğini belirttiğini, bu durumun çelişki oluşturduğunu, müvekkil davalı bankaya ödemeler yapmış olmasına rağmen, bilirkişi tarafından işbu ödemeler dikkate alınmaksızın hesaplama yapıldığı iddiasını güçlendirdiğini, bilirkişi tarafından yapılan hesaplamalarda sadece banka kayıtlarının esas alındığını, işbu kayıtların açılış-kapanış işlemlerinin yapılıp yapılmadığına ve tasdiklerinin tam olup olmadığına ilişkin de bir açıklama bulunmadığını, huzurdaki davanın bedelsizliğe ilişkin menfi tespit davası olması nedeniyle, iki bilirkişi raporunun çelişkisinin müvekkili yaklaşık 2000 TL fazla borçlandırdığını, dolayısıyla bu rapor dikkate alınarak oluşturulan hükmün usul ve yasaya aykırı olduğunu, Hem kredi alacaklısı banka tarafından sözleşme imzalanırken ayınlatılmayan, hem de hesap kat ihtarnamesi tebliğ edilmeyen müvekkilin işbu faiz oranlarını bilecek konumda olmadığını, bilirkişi raporunda, hesap katının müvekkil ...'e tebliğ edilmediği tespit edilmesine rağmen iade tarihi olan 08/08/2016 tarihinin temerrüt faizi başlangıç tarihi olarak kabul edildiğini, bu durumun kanuna aykırı olduğunu, Ticari kredi olduğundan bahisle serbest faiz oranı belirlenebileceğini belirten bilirkişi beyanına dayanılarak oluşturulan hükme karşı, ticari kredilerde ihtarların noter aracılığıyla bildirilmesi zorunluluğu olduğunu, müvekkile PTT aracılığıyla gönderildiği tespit edilen hesap kat ihtarnamesi müvekkile tebliğ edilmediği gibi noter aracılığıyla da gönderilmediğini, bu nedenle kabul manasına gelmemek kaydıyla, müvekkilin tüm borç açısından temerrüt durumuna dahi düşmemiş olmasına rağmen düşmüş gibi işlem yapıldığını, dolayısıyla bu husus dikkate alınmadan oluşturulan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, Bankaların hazırladıkları sözleşmelerin matbu sözleşmeler olduğunu, çerçeve sözleşme niteliğinde olduğunu, çerçeve sözleşmelerin tam anlamıyla, sözleşme niteliği olmaması nedeniyle tek başına değer taşıyan etkiye sahip olmadığını, bu nedenle, başka kanunlarda belirtilen emredici hükümlere aykırı olarak madde konulamayacağını ve sözleşmenin tarafı aleyhine yorumlanamayacağını, alacaklının temerrüt ihtarnamesi ve bu ihtarın tebliğ ile muacceliyet gerçekleşeceği için temerrüt faizi açısından iade tarihi olan 08/08/2016 tarihinin esas alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Davaya konu 422-... numaralı destek kredisi sözleşmesi, bilgi formu ve ödeme planında kararlaştırılan akdi faiz oranının %15,48 ve temerrüt faiz oranının %23,244 olarak belirtildiğini, Destek Kredisi Sözleşmesi'nin 6. maddesi olan Temerrüt Faizi maddesinde; temerrüt halinde, temerrüt tarihindeki bankaların en yüksek kredi faiz oranının %50 fazlasıyla temerrüt faizi uygulanacağının belirtildiğini, ancak davalı banka/temlik alan tarafından, takip talebinde mezkur numaralı krediye ilişkin temerrüt faizinin %48 oranında uygulanmasının talep edildiğini, fakat davacı tarafından temerrüt tarihindeki en yüksek kredi faiz oranını gösterir kanıtını sunmadığını, daha önceki bilirkişi raporunda bu oranın 3 bankadan oranlar alınarak ortalaması belirlenmesi gerektiğinin belirtildiğini, ancak böyle bir tespitte yine yapılmadığını, zaten bilirkişinin yapmış olduğu tespitte %48 faiz oranından hesaplama yapmadığının da belirtildiğini, bu nedenle müvekkilin borçlu olmadığı tespit edilse dahi davalının icra takibinde fahiş ve fazla temerrüt faizi talep ettiğinin ortaya çıktığını, Müvekkil ...'in, ... numaralı sözleşmenin ticari bir kredi olduğu bilinciyle imzalamadığını, imza atarken tüketici kredisi olacağını düşünerek imzaladığını, ancak hükme esas alınan 23/09/2021 tarihli raporda önceki 05/11/2018 tarihli raporun 7'inci sayfasında belirtilen %18 faiz oranı üzerinden hesaplama yapılmadığını, müvekkil ...'in önceki kredisinin bireysel tüketici kredisi olduğunu ve kendisine bu şekilde yapılandırma yapılacağının belirtildiğini, bir sözleşme imzalatıldığını, bu durumda müvekkilin lehine olan faiz hükmünün uygulanması gerektiğini, adi kanuni faizden daha fazla bir faiz işletilemeyeceğini, hesaplamaların da fazla ve fahiş olduğunu, bu nedenle müvekkilin yapmış olduğu ödemelerin tam olarak yansıtılmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, İstanbul 24. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından borçlu olmadığının tespiti talebiyle İİK. 72 Maddesi uyarınca açılan menfi tespit davasıdır.Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davacı vekili dava dilekçesi ile; Davalı banka tarafından müvekkili aleyhine, 20/02/2017 tarihinde İstanbul 24.İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosya ile genel haciz yoluyla icra takibi başlatıldığını, takibe ilişkin gerçekte temerrüde uğamış bir borç ilişkisi olmadığından huzurdaki davayı açma zorunluluğu hasıl olduğunu, davalı bankanın, ödeme emrinde borç miktarını gösterse de, olmayan bir borca ilişkin takip başlattığı için müvekkilinin davaya konu olan ilamsız icra takibine ilişkin herhangi bir borcu bulunmadığını, müvekkilinin davalı bankanın müşterisi olduğunu, davalı bankaya ait kredi kartı kullandığını, müvekkilinin davalı bankadan kullandığı kredileri de olduğunu, ödemelerini düzenli bir şekilde yaptığını, nitekim eğer aksi durum olmuş olsaydı, davalı bankadan müvekkiline kullandığı kredilerin çıkmayacağını, davalı banka ile müvekkili arasında gerçekte var olmayan bir borç ilişkisi yaratılarak, usulsüz uygulamalar neticesinde müvekkilinin borçlandırılması sürecine sayın mahkemece cevaz verilmemesi gerektiğini, davalı bankanın kötü niyetli olarak, müvekkiline ait olmayan borç için takip başlattığını, kabul manasına gelmemekle birlikte; davalının müvekkiline isnat ettiği borç ilişkisi gerçek dahi olsa, muacceliyet şartı gerçekleşmeden, banka tarafından kat ihtarnamesi gönderilemeyeceğini ileri sürerek müvekkilinin İstanbul 24. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasından davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.Somut olayda, davaya konu İstanbul 24. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası ile davalı tarafından davacı hakkında; 1-) 422-... nolu taksitli krediden kaynaklı (Destek Kredisi) toplam: 14.595,06 TL., 2- ) 422-7861605 nolu taksitli krediden kaynaklı (Tüketici Kredisi) toplam: 13.220, 35 TL., 3- ) 5407.... 6036 (A) nolu kredi kartından kaynaklı toplam: 20.834, 33 TL. Alacak olmak üzere toplam: 48.649, 74 TL. Alacağın tahsili talebiyle ilamsız icra takibi başlatıldığı, davacı tarafından 15/05/2017 tarihinde İstanbul İstanbul 9 Tüketici Mahkemesinin 2017/362 Esas sayılı dosyası ile ; İstanbul 24. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından borçlu olmadığının tespiti talebiyle menfi tespit davası açıldığı, mahkemece 16/07/2019 tarihli duruşmanın 3 nolu ara kararı ile; ... sayılı Ticari kredi ile ilgili davanın mahkemeleri dosyasından tefriki ile mahkemenin yeni esasına kaydedilmesine karar verildiği ve tefrik edilen davanın aynı mahkemenin 2019/275 Esas sırasına kaydedildiği, bu esas üzerinden yapılan değerledirmede ; Davacının... sayılı Ticari kredi ile ilgili açmış olduğu menfi tespit davasının ticaret mahkemesinin görev alanına girdiği gerekçesi ile 07/10/2019 tarih ve 2019/275 Esas - 2019/405 karar sayılı görevsizlik kararı verilmesi üzerine dosyanın İstanbul 12 ATM.ye tevzi edildiği anlaşılmıştır. Davalı banka ile davacı ... arasında 02.11.2015 tarihli Destek Kredisi Sözleşmesi imzalandığı, anılan sözleşme kapsamında davacı adına 422-... nolu Destek Kredisi hesabı açıldığı, işbu hesap üzerinden davacıya 02.11.2015 tarihinde 24 ay vadeli, %15,48 akdi faiz ile 20.000,00 TL. Miktarlı destek kredisi kullandırıldığı, geri ödeme miktarının toplam 23.560,61 TL. olduğu, anılan kredi davacı banka kayıtlarına ve sözleşme içeriğine göre ticari nitelikli taksitli kredi olduğu, davalı banka tarafından sözleşmenin (Vİ) m. hükmü uyarınca hesabın kesildiği, doğrudan PTT kanalıyla keşide edilen 05.08.2016 tarihli ihtarname ile hesabın kesilip kat edildiği, kat tarihi itibariyle 422-... no.lu 15.261,10 TL. nakdi kredi borcunun ihtarname tarihinden itibaren işleyecek faiz ve sair fer'ileri ile birlikte (30) gün içinde ödenmesi, herhangi bir işlem yapılmaması halinde ise yasal yollara başvurulacağının ihtar edildiği, davacı kredi lehtarı-...'e gönderilen ihtarın adresinden taşındığı ve yeni adresi de bilinemediği için tebligatın 08.08.2016 tarihinde çıkış merciine İADE edildiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 16.3 m. ile yasal ikametgah taahhüdü düzenlendiği, davacı kredi lehtarının (asıl borçlunun) sözleşmede gösterilen ve bilinen adreslerine tebligat çıkarıldığı, davacı adres değişikliği olduğunu davalı bankaya ihbar/ihtaren bildirdiğine dair herhangi bir belge (ihtar/ihbar) bulunmadığı, bu durumda İİK'nun 68/b m ile yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca davacının sözleşmede gösterilen ve bilinen adresine çıkarılan tebligatın geçerli olduğu, bu durumda hesap kat ihtarnamesiyle ödeme için verilen (30) günlük mehil süresi bitimine müteakip 08.09.2016 tarihi itibariyle davacının temerrüde düşürülmüş olduğu, taraflar arasında imzalanan sözleşmede akdi ve temerrüt faizi ile ilgili hususlar 5. Ve/6. maddelerinde hüküm altına alınmış olup sözleşmenin 6. maddesi: ”....Müşteri, temerrüdün doğduğu tarihten itibaren fiili ödemeyi gerçekleştireceği güne kadar geçecek günler için bankaca tespit edilmiş en yüksek kredi faiz oranının % 50 fazlasının ilavesi suretiyle bulunacak oran üzerinden temerrüt faizini, gider vergisini ve KKDF-Fon kesintisi ile birlikte ödemeyi kabul ederler. “; hükmü düzenlenmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sırasında bankacı bilirkişi ...'den kök ve ek rapor alınmak suretiyle istinafa konu karar verilmiştir.Mahkemece alınan bankacı bilirkişi raporunda; Davalı Bankanın destek kredisi yönünden takip tarihi itibariyle 16.067,40 TL. Alacaklı olduğu halde davalı bankanın 14.595,06 TL. talepte bulunduğunu, davacının, takip tarihi itibariyle toplam 14.595,06 TL ve dava tarihi itibariyle ise toplam 16.930,16 TL. davalı bankaya borçlu olduğu belirtilmiştir.Davacı vekili bilirkişi raporuna karşı verdiği itiraz dilekçesi ile ;1)Bilirkişi raporunda banka kayıtlarının esas alındığını, yapılan ödemelerin dikkate alınmadığını, 2)Müvekkiline hesap kat ihtarı tebliğ edilmemesine rağmen iade tarihi 08.08.2016' dan itibaren temerrüt faizi uygulanmasının kabul edilmediği, 3)Krediye kanuni faizin uygulanması, kabul görmemesi halinde talep edilen %48 değil, bilirkişinin belirlediği %23,44 tem. faizinin uygulanması gerektiği, 4)Kredi tüketici kredisi olarak değerlendirilip, buna göre yasal faiz uygulanması gerektiği belirtilerek itiraz etmiştir.Mahkemece alınan bilirkişi ek raporunda, gerekçesi açıklanmak suretiyle davacı vekilinin kök rapora karşı verdiği beyan dilekçesindeki itirazların değerlendirildiği anlaşılmıştır.Davanın basit yargılama usulüne tabi olduğu, basit yargılama usulünün uygulandığı iş bu davada HMK'nın 319/1 maddesine göre iddianın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı dava açılmasıyla; savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin mahkemeye verilmesiyle başlayacağı, davacı vekili tarafından istinaf dilekçesi ile ileri sürdüğü, dava konusu kredi sözleşmesi imzalanmadan önce davalı bankanın müvekkilini aydınlatmadığı, genel işlem koşuluna ayrılık iddiaları dava dilekçesinde ileri sürmediği, sonradan ileri sürülen iddiaların iddianın genişletilmesi niteliğinde olduğu ve davalı vekili tarafından muvafakat edilmediği anlaşıldığından itibar edilmesi mümkün değildir.HMK'nın 146. maddesine göre hakim delillerden davanın yeterince aydınlandığı kanaatine varırsa tahkikatı bitirebilir. İlk derece mahkemesince gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulduğu da gözetildiğinde; mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davacı vekilinin eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporu ile karar verildiğine yönelik istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı, davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri yargılama aşamasında verilen beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince bankacı bilirkişiden alınan kök ve ek raporda bu iddiaların tartışılıp değerlendirildiği, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre mahkemece davanın reddine yönelik verilen kararda yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin mahkemenin kabulüne yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 25/09/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.