11. Hukuk Dairesi 2010/11719 E. , 2011/2853 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 06.05.2008 tarih ve 2001/324-2007/8 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı ... Deriel vekili ve ... vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 15.03.2011 gününde davacı avukatı ..... ile davalılar avukatı ... vekili .... ... vekili ... gelip, davetiye tebliğine rağmen diğer davalıl…
**11. Hukuk Dairesi 2010/11719 E. , 2011/2853 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 06.05.2008 tarih ve 2001/324-2007/8 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı ... Deriel vekili ve ... vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 15.03.2011 gününde davacı avukatı ..... ile davalılar avukatı ... vekili .... ... vekili ... gelip, davetiye tebliğine rağmen diğer davalılar duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalıların müvekkili bankanın merkez şubesinden 29.9.1998 tarihinde kullanılan toplam 8.314.500.000.000 TL krediyi Likya Turizm ve Yatçılık Ltd. Şti., İleri İthalat ve İhracat A.Ş., Dereks Deri Ltd. Şti. ve Özteks Tekstil San. ve Tic. Ltd. Şti. unvanlı sahte şirketler üzerinden kullandığını, Bankalar Yeminli Murakıplarınca düzenlenen 10.02.2000 tarihli rapor ile tesbit edildiği üzere dava konusu kredilerin davalıların hesaplarına ve kullanımına bırakıldığını, davalılar hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2000/202 esas sayılı dosyasından kamu davası açılmış bulunduğunu, Cumhuriyet Savcılığı tarafından davalılar ... ve ... hakkında takipsizlik kararı verilmiş ise de bu davalıların dahi banka zararına fiiller işlediğini ileri sürerek, fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalması kaydıyla şimdilik, 8.314.500.000.000 TL’nın tahsilde tekerrür etmemek üzere 29.09.1998 tarihinden itibaren faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. ../.. Davalı ... vekili, öncelikle davanın zamanaşımına uğradığını, sahte firmalara verilen kredilerin Egebank A.Ş.’ne havale edilmesi ve ardından da bu banka tarafından adı geçen şirketlere ödeme olarak gösterilmesi nedeniyle uğranılan zararın öncelikle Egebank A.Ş.’den talep edilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili, kredi kullanan şirketle müvekkilinin hiçbir ilgisinin bulunmadığını, kredilendirme sürecinin bankanın serbest iradesi altında yapıldığını, davanın zamanaşımına uğradığını, zararın yöneticilerden tahsil edilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili, müvekkilinin Egebank A.Ş.’de 01.06.1998 tarihinde Genel Müdür Başyardımcısı olarak göreve başladığını, 01.03.1999 tarihinde de istifa ederek görevinden ayrıldığını, görevi sırasında kredi işlemleri ile ilgili görev ifa etmediğini, kredi verilen şirket isimlerinin müvekkili tarafından bildirilmediğini, kredi kullandırılırken gerekli belgelerin alınmasından krediler birim müdürü Serpil Uğurlu'nun sorumlu olduğunu, ceza davalarının bekletici mesele yapılması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili, öncelikle krediyi kullanan tüzel kişilere müracaat edilmesi gerektiğini, müvekkilinin Egebank A.Ş.’nin ortağı yada yöneticisi olmadığını, bankanın mudisi olduğunu, dava konusu paranın da kendisinin ve ailesinin şahsi parası olduğunu, savcılık tarafından da takipsizlik kararı verildiğini, müvekkili yönünden davanın husumetten reddi gerektiğini, kaldı ki davanın zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı bankanın ticaret siciline kayıtlı olmayan Likya Turizm Ltd.Şti.'ne 1.940.050 YTL, İleri İthalat ve İhracat A.Ş.'ne 2.217.200 YTL, Dereks Deri Ltd.Şti.'ne 2.009.337 YTL, Özteks Tekstil San. ve Tic.Ltd.Şti.'ne 2.147.912,50 YTL, aynı şekilde Egebank tarafından hakim ortağı Korkmaz Yiğit olan 4 firmaya toplam 8.314.500 YTL kredi kullandırıldığı, bu paraların 8.000.000 YTL'nın davalı ...’in Egebank merkez şubesindeki 1211660 nolu vadesiz tasarruf mevduat hesabına yatırıldığı, 250.000 YTL’nin davalı ...’in Egebank merkez şubedeki 22414 nolu hesaba, 14.500 YTL’nin davalı ... tarafından nakit olarak çekildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 8.000.000 YTL’nin davalı ...’den, 250.000 YTL’nin davalı ...’den, 14.500 YTL’nin ...’den 29.09.1999 tarihinden itibaren %80 ve değişen oranlarda reeskont faizi ile tahsiline, davalılar ... ve Ali Yalçın hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir. Davalı ... vekili ve ...vekili adli yardım talebinde bulunmuş, mahkemece talep 14.01.2008 tarihli karar ile reddedilmiş, ayrıca mahkemece 06.05.2008 tarihli karar ile davalı ...’in temyiz isteminin reddine karar verilmiştir. Kararı, davalılar ...vekili ve ... vekili, temyiz etmiştir. Dava, Back to Back ( karşılıklı ) kredi ilişkisi sonucu bankanın uğradığı iddia olunan zararın sorumlularından tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucu davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar, süresinde maktu temyiz harcı yatırılmak suretiyle davalılar Yahya Murat Demirel ve...vekili tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece 18.12.2007 tarihli muhtıra ile bakiye karar ve ilam harcı ile eksik yatırılan temyiz harcının yatırılması istenilmiş, bu karar üzerine kararı temyiz eden davalılar vekili tarafından mahkemeden adli yardım talebinde bulunulmuştur. Mahkemece 14.01.2008 tarihli karar ile hükümden sonra kanun yollarına müracaat için adli yardım kararı verilemeyeceği gerekçesiyle adli yardım talebi reddedilmiştir. Adli yardım talebinin reddine dair kararın davalılarca temyizi üzerine mahkemece 12.03.2008 tarihli muhtıra ile bakiye karar ve ilam harcı ile eksik yatırılan temyiz harcının yatırılması talep edilmiş, süresinde davalı ... Demirel tarafından bakiye karar ve ilam harcı yatırılmaksızın eksik temyiz harcı yatırılmış, Murat Demirel tarafından her hangi bir harç yatırılmamıştır. Bu defa mahkemece 06.05.2008 tarihli karar ile davalı ...’in HUMK.434. maddesi uyarınca temyiz talebinden vazgeçmiş sayılmasına karar verilmiştir. Davalı ... vekili işbu kararı temyiz etmiştir. Maktu temyiz harcı yatırarak temyiz isteminde bulunan davalıların nispi temyiz harcının ikmali için kendilerine gönderilen muhtıraların tebliğinden sonra Mahkemeye yönelttikleri adlî yardım istemleri, davanın sonuçlanmasından sonra yasa yollarına başvuru için adlî yardım kararı verilemeyeceği, HUMK.’un 469 ncu maddesi uyarınca ancak davanın açılmasından önce veya dava görülürken adlî yardım istenebileceği gerekçesiyle reddedilmiştir. Adlî yardım, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 465-472 nci maddelerinde düzenlenmiş olup, 465/1 nci maddede belirtilen durum ve koşulların varlığı halinde dava veya diğer hak arama yollarında taraf olanlarca mahkemeden adlî yardım istenebilir. Adlî yardım, davanın açılacağı veya görüldüğü mahkemeden yazılı veya sözlü olarak istenir (md.468/2). Talep üzerine verilecek karar kesindir (md.469/1). Yasa’da, açıkça ilk derece yargılamasını yürüten bidayet mahkemesine bu istemle başvurulabileceği düzenlenmiş, ilk derece yargılamasının sonuçlanmasının ardından temyiz ve diğer yasa yollarına başvuru aşamasında bu yollara başvuran tarafça gereken harç ve giderlerin karşılanmasında acze düşülmesi nedeniyle adlî yardım istenebilip istenemeyeceği, buna cevaz varsa başvuru merciinin ne olduğu öngörülmemiştir. Bu durumda somut davaya bağlı gelişmede ortaya çıktığı üzere, karardan sonraki adlî yardım isteminin mümkün olup olmadığı, mümkün olduğu kabul edilirse hangi hallere müncer olduğunun açıklığa kavuşturulması zorunludur. Yasada engel bir düzenleme bulunmadığından yasa yoluna başvuru evresinde yapılan adlî yardım taleplerinin incelenmesi ve yasal koşullara sahip olup olmadığının değerlendirilmesi mümkün kabul edilmelidir. Bu talebin de yasa yoluna başvurulan kararı veren mahkemeye yöneltilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Kural olarak, hüküm (ilk derece) mahkemesi, dava ile ilgili nihai kararını verdikten sonra tavzih gibi ayrıksı durumlar dışında nihai kararla ilintili herhangi bir yeni karar oluşturamaz. Ancak, karar vererek davadan elini çeken mahkeme, kararın temyizi üzerine bu kararın süresinde temyiz edilip edilmediğini (HUMK md.432/4), temyiz harç ve giderlerinin yatırılıp yatırılmadığını (aynı maddenin 3.fıkrası), kararın temyiz edilebilirliğini (HUMK md.437/2) inceleyip eksikliklerin tamamlanmasına temyiz edeni tevessüle davet işlemleri yapmak ve süre veya mahiyetçe temyizi kabil olmayan bir yön varit ise bunu karara bağlamaya yetkili ve zorunludur. Tüm bu konular, el çekilen davanın esasına ilişen hususlar olmayıp, temyiz başvurusunun geçerlilik koşulları ile ilgilidir. Temyiz harç ve giderleri kapsamında olan adlî yardım talebinin nihai karardan sonra dermeyan edildiğinden bahisle incelenmemesi, talebin dayanaklarının yasal koşullara uygunluğunun ve yerindeliğinin değerlendirilmesinden kaçınılması adlî yardım kararının özü ve amacına uygun düşmemektedir. Böyle bir talebin ortaya çıkması halinde mahkemece esastan incelenip karara bağlanması gereklidir. Çünkü, kendisi ve ailesinin geçimini büyük ölçüde tehlikeye veya zarara uğratma pahasına taraflardan birinin yasa yolunu kullanmaya mecbur edilmesi ya da yasa yolunun gerektirdiği giderleri karşılamada mutlak olanaksızlık nedeniyle yoksun kalınması sosyal hukuk devleti ilkesi, yargı mercileri önünde hak arama özgürlüğünü düzenleyen Anayasa’nın 36 ncı ve adil yargılanma hakkını düzenleyen Avrupa İnsan Hakları Sösleşmesinin 6. maddeleri ile bağdaşmaz. Adli yardım kavram ve kurumunu tanımlayan HUMK.’un 465 nci maddesinde adlî yardımın sadece ilk derece yargılamasında istenebileceği yolunda bir düzenleme bulunmadığından, yargılama giderleri kapsamında yargılamayı sonlandıran hükümden sonraki yasa yollarına başvurularla ilgili harç ve giderler yönünden kararına karşı yasa yoluna gidilen mahkemeden adlî yardım kararı verilmesi talebinin dinlenilebilir olduğunun kabulüyle ve esasen işbu dava ile ilgili beliren somut örnekte olduğu gibi haklarında verilen davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine ilişkin kararla birlikte ilk kez ortaya çıkan temyiz başvurusunun zorunlu kıldığı harcın karşılanması ihtiyacı ile mümeyyiz davalıların adlî yardım talebinin temyiz başvuru hakkına bağlı olarak bulundukları adlî yardımın nihai karardan önceki yargılama sırasında ileri sürülmesinin beklenemeyecek olması doğal ve kaçınılmaz olduğuna göre mahkemece HUMK’nun 434 ncü maddesiyle kendisine tahmil edilen temyiz harç ve giderleri cümlesinden vaki istemlerin esastan incelenerek olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, hükümden sonra böyle bir talebin incelenemeyeceği yolundaki yanılgılı gerekçeyle reddedilmesi doğru bulunmamış, başvurunun dayandırıldığı sebep ve hallere girilmeksizin verildiği için kesin olma değer ve gücü bulunmayan adlî yardım taleplerinin reddine ilişkin 14.01.2008 tarihli kararın ve bu karardan sonra davalı ...’in temyiz talebinden vazgeçmiş sayılmasına dair 06.05.2008 tarihli kararın bozularak ortadan kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. 2- Bozma sebep ve şekline göre davalılar ... ve ... ....vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar ... ve .......vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile adlî yardım taleplerinin reddine ilişkin 14.01.2008 tarihli kararın ve bu karardan sonra davalı ...’in temyiz talebinden vazgeçmiş sayılmasına dair 06.05.2008 tarihli kararın BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle bozma sebep ve şekline göre davalılar ... ve ... Demirel vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 17.03.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.