TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/07/2025 NUMARASI : 2023/632 Esas 2025/555 Karar DAVA : Menfi Tespit/ İstirdat (İnternet Bankacılığından Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 21/03/2023 KARAR TARİHİ : 12/01/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 12/01/2026 Taraflar arasındaki menfi tespit, istirdat istemine ilişkin davanın yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne yönelik verile…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2025/1390 Esas 2026/20 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/1390 KARAR NO : 2026/20 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/07/2025 NUMARASI : 2023/632 Esas 2025/555 Karar DAVA : Menfi Tespit/ İstirdat (İnternet Bankacılığından Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 21/03/2023 KARAR TARİHİ : 12/01/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 12/01/2026 Taraflar arasındaki menfi tespit, istirdat istemine ilişkin davanın yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne yönelik verilen hükme karşı, davacı ile davalı tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı; Davalı bankada bulunan hesabından kimliği belirsiz şahıslar tarafından gece 02:06 - 06:45 saatleri arasında, bilgisi ve onayı dışında internet bankacılığı yoluyla 100.000,00 TL tutarlı kredi çekilerek çekilen kredi tutarının belirli bir kısmının farkı hesaplara aktarılması suretiyle dolandırıldığını, yapılan işlemleri gördüğünde derhal bankayı arayarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na şikayette bulunduğunu belirterek adına çekilen kredinin geri ödemelerinin durdurulması gerektiğini, çekilen kredi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, davalı bankanın kusuru neticesinde hesabından kullanılan 3.999,38-TL'lik tutarın ve yapılacak kredi geri ödemelerinin hesaplanması ile iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı; Davacının hesabının ticari hesap olduğunu, davanın görevsiz mahkemede açıldığını, yapılan işlemlerde bankanın herhangi bir kusuru olmadığını, davacının hesabına ait şifrelerin muhafazasından ve güvenliğinden sorumlu olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; dava dışı üçüncü kişiler tarafından davacı yanın hesabından, dava konusu işlemlerin kimliği belirsiz şahıslar tarafından gece saat 02:06 -06:45 saatleri arasında bilgisi ve onayı dışında internet bankacılığı kullanılarak ile gerçekleştiği, davacının oluşan bu zararından gerekli güvenlik tedbirlerini almayan ve uyarılarda bulunmayan davalı bankanın tam kusurlu olduğunun anlaşıldığını, davacının zararının son ödeme tarihi olan 07/06/2024 tarihi itibariyle, 95.504,00 TL asıl alacak, 3.738,45-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 99.242,45-TL olduğu, bilirkişi raporunun dosya ve delil durumuna uygun bulunarak hükme esas alındığı gerekçesiyle;" Davanın kısmen kabulü ile davacının dava konusu krediden dolayı 99.242,45 TL'lik kısmından son ödeme tarihi olan 07/06/2024 tarihi itibariyle borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine" dair karar verilmiş, karara karşı taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı istinaf dilekçesinde özetle; davanın, menfi tespit ve istirdat istemiyle açıldığını, tam kabul kararı verilmesi gerekirken kısmen kabul kararı verilerek reddedilen tutar üzerinden aleyhe vekalet ücreti takdir edilmesinin hatalı olduğunu, bankanın tam kusurlu olduğunu, reddedilen kısma ilişkin hükmün gerekçelendirilmediğini, üstelik istirdada yönelik hüküm kurulmadığını, banka tarafından söz konusu kredi nedeniyle 151.973,52-TL borçlandırıldığını, kredi geri ödemelerinin öncelikle KMH hesabında kalan tutardan bankaca geri alındığını, icra tehdidi altında bulunduğunu, kararın hatalı olduğunu ileri sürmüştür. Davalı istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin yetkisiz olup İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğunu, bilirkişi heyetinin usulsüz oluşturulup uzman bulunmaması nedeniyle eksik incelemeye dayalı hatalı tanzim edildiğini, tarafına husumet yöneltilemeyeceğini, yapılan işlemler nedeniyle bankanın kusuru bulunmadığını, gerek mobil bankacılığa giriş gerekse sonrasında gerçekleştirilen işlemlerin güvenlik PUSH OTP doğrulama onayları ile gerçekleştirildiğini, tebliğ hükümlerine uygun davranıldığını, şüpheli işlem bulunmadığını, rapordaki tespitlerin hatalı olduğunu, ayrıca davacı hesabına iade gelen tutarlar bulunup bunların davacı ödemelerinden mahsubu gerektiğini, davacının kimlik bilgileri ile mobil cihazın güvenliğinden sorumlu olduğunu, davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; davacının, davalı banka nezdindeki hesabından bilgisi ve izni dışında internet yoluyla 3. Kişiler tarafından kredi kullanılmasından kaynaklı menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Ankara 4. Tüketici Mahkemesi'nin 06/07/2023 gün ve 2023/132 Esas 2023/424 Karar sayılı görevsizlik kararı ile dosyanın gönderildiği Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin işbu esasına kaydedildiği, menfi tespit ve istirdat talepli işbu davanın, davalının kusuruna dayalı olarak davacının ikametinin bulunduğu ve söz konusu işlemlerin davalı bankanın Ankara Yıldızevler Şubesinde bulunan davacıya ait hesaptan gerçekleştirilmesi nedeniyle Ankara ilinde açılarak Ankara Ticaret mahkemelerince görülmesinde usule aykırılık bulunmadığı, davalı bankanın davanın İstanbul Ticaret Mahkemelerince görülmesi gerektiği yönündeki yetki itirazının yerinde olmadığı anlaşılarak bu hususa ilişkin davalının istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. Davacı; davalı bankada bulunan hesabından bilgisi ve onayı olmadan İnternet bankacılığı yoluyla kredi kullanıldığını iddia etmiş, davalı banka ise; yapılan işlemde kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiş, Mahkemece; tüm kusurun davalıya ait olduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabul kısmen reddine ilişkin karar verilmiştir. Taraflar arasında; davacının, davalı bankada mobil bankacılık hesabı bulunduğu, davacının hesabından internet bankacılığı yoluyla 100.000,00 TL kredi kullanıldığı ve kredinin bir bölümünün ... A.Ş. yoluyla 3.kişilere gönderildiği, 44.840,00 TL'lik kısmına ise davacının KMH hesabında iken şikayet üzerine bankaca bloke konulduğu ve kredi taksitlerinin bir kısmının bu tutardan karşılandığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, davacının internet bankacılığı yolu ile kredi kullanılmasında ve kullanılan kredinin, 3.kişilere gönderilmesinde bilgi ve onayının olup olmadığı, bilgi ve onayı yok ise yapılan işlemde taraflardan hangisinin hangi oranda kusurlu olduğu, kredi geri ödemelerinin davacıdan tahsil edilip edilmediği, tahsil edilmişse istirdadı gerekir bir tutar bulunup bulunmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır. Bankaların Bilgi Sistemleri ve Elektronik Bankacılık Hizmetleri Hakkında Tebliğ Hükümleri gözetildiğinde hükmü banka kendi alanına giren konularda sahtecilik ve dolandırıcılık olaylarını önleyici çalışmalar yapmak, güvenlik önlemleri saptamak, ilgili taraflar arasında gerekli bilgi paylaşımının sağlandığından emin olacak şekilde mekanizmalar kurmak ve sağlanan bilgi paylaşımının etkinliğini takip etmekle yükümlüdür. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 19/12/2019 gün ve 2017/11-131 2019/1935 karar sayılı ilamında da açıkça belirtilmekle; Bu düzenlemelerden anlaşılacağı üzere bankalar, özel yasa ile kurulan ve kendilerine alanlarında çeşitli imtiyazlar tanınan, topladıkları mevduatı ve katılım fonlarını sahteciliklere karşı özenle korumak zorunda olan kuruluşlardır. Bankalar sahip oldukları bu vasıfları sebebiyle bankacılık işlemlerinin güvenilen tarafı konumundadırlar. Bu durum, bankaların bir güven kurumu olarak kabul edilmesini ve bankanın sorumluluğunun özel güven sebebiyle ağırlaştırılmasını gerektirir (Battal, Ahmet: Güven Kurumu Nitelendirmesi Işığında Bankaların Hukuki Sorumluluğu, Ankara, 2001, s. 106). O hâlde, bankalar, ağırlaştırılmış sorumluluğun bir gereği olarak objektif özen yükümlülüğü altında bulunmakta olup, buna karşılık hafif kusurlarından dahi sorumludurlar. Ayrıca, bu sorumluluğu kaldırmaya yönelik sözleşmeler de geçerli değildir. Zira sorumsuzluk sözleşmesi hükümlerine sınırlama getiren ve somut olaya uygulanması gereken 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (818 sayılı BK) 99/2. ve 100/3. (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı TBK) 115/3. ve 116/3.) maddeleri gereğince, özel kanun ile kuruldukları ve kendilerine alanlarında çeşitli imtiyazlar tanındığı için bankaların, hafif kusurlarından dolayı ortaya çıkan sorumluluğunu kaldıran sözleşme hükümleri geçersiz olacaktır. Bankalar birer güven ve itimat kurumları olduklarından kural olarak hafif kusurlarından da sorumludurlar. Bankalar, müşterilerinin kişisel bilgilerini korumakla mükelleftir. Bankaların, internet bankacılığında müşterilerinin güvenliğini sağlayacak güvenlik enstrümanlarını kullanması zorunludur. Bankalar; faaliyet alanları, kuruluşları, yönetimleri, iç denetim sistemleri, finansal raporlamaları, öz sermayeleri, sermaye yeterlik oranları ve bağımsız denetimleri 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile düzenlenen güven kuruluşlarıdır. Bankaların hukuki sorumlulukları, başta TBK olmak üzere birden fazla mevzuatta düzenlenir. 6102 sayılı TTK uyarınca, tüm tacirlerin ticari işleriyle ilgili olarak basiretli bir tacir gibi davranmaları gerektiği düzenlenir. Bankalar, kamu nezdinde güven uyandıran kuruluşlar olarak kendi faaliyet alanlarının gerektirdiği ölçüde basiret ve özenle davranmalıdır. Kamu nezdinde oluşturulan bu güven bankaların işlemlerinde sıradan bir tacirden daha yüksek bir özen göstermelerini gerektirir. Güvenin korunması ilkesi, güvenen nezdinde bir güven unsurunun oluşmasına sebebiyet veren güvenilenin, yarattığı bu güvene uygun davranışlarda bulunması ve bunun sonuçlarına da katlanması anlamı taşır. Bankalar, yükümlülüklerini yerine getirirken objektif özen ile davranmak durumunda olup birer itimat kurumları olan bankalar, aldıkları mevduatları sahtecilere karşı özenle korumak zorundadırlar. Bu konuda objektif özen borcunun gereği olarak hafif kusurlarından da sorumludurlar. Bankaların, sözleşmeden kaynaklanan veya bu kapsamda değerlendirilen borçlarını, hiç ya da gereği gibi yerine getirmemelerinin sonucu Borçlar Kanunu’nda genel hatlarıyla açıklanmıştır. Buna göre alacaklı hakkını kısmen veya tamamen alamamış ise borçlu olan taraf, kendisinde hiçbir kusur olmadığını ispat edemedikçe bundan dolayı doğan zararı karşılamak zorundadır. Bankaların, kendilerine güvenen müşterilerine, onların yakınları olan üçüncü kişilere ve bilgi almak ya da ilişki kurmak amacıyla kendilerine başvuran kişilere karşı koruyucu nitelikte bir özen borcu vardır. Mahkemece alınan 24/05/2024 tarihli bilirkişi raporu ve 11/09/2024 tarihli ek raporda özetle; " Dava konusu olayda internet bankacılığı kanalı üzerinden davacıya ait TCKN ve statik şifre ile giriş yapıldığı, davalı banka tarafından gönderilen tek kullanımlık SMS şifresinin doğru şekilde girilmesi gerektiği, göz önüne alındığında, davacının şifrelerin korunmasında gerekli özeni sağlayamadığının değerlendirildiği, usulsüz işlem nedeniyle oluşan zarar: 100.000,00 - (44.840,00 + 2.981,12) = 52.178,88 TL olduğu, davacının belirtilen tutarın % 25'inden sorumlu olduğu düşünüldüğünden ödemesi gereken tutar: 52.178,88 x % 25 = 13.044,72 TL olduğu, buna 2.345,44-TL faiz işleyeceği, 117,27-TL BSMV ile toplam zararın; 15.507,43-TL olduğu, davacının, dava tarihinden önce yaptığı ödeme bulunmadığı, taksit ödemelerinin kredili mevduat hesabından karşılandığı, kredili mevduatta bulunan 44.840,00 TL zarara dahil edilmediğinden ve bankaca başlangıçta zarardan mahsup edilmesi gerektiğinden, bu ödemeler davacı ödemesi olarak değerlendirilemeyeceği, davacı tarafından, dava tarihinden sonra 26.07.2023 tarihinde 19.570,00 TL, 24.08.2023 tarihinde 6.400,00 TL ve 25.09.2023 tarihinde 6.400,00 TL ödendiği, sonuç olarak davacının borcunun dava tarihi itibariyle 15.507,43-TL olduğu," hususu tespit edilmiştir. Tarafların itirazları üzerine alınan 21/04/2025 tarihli 2. Ek raporda özetle; " davacının son ödeme tarihi olan 07.06.2024 tarihi itibariyle alacağı, asıl alacak 95.504,00 TL ve işlemiş faiz 3.738,45 TL olmak üzere toplam 99.242,45 TL olup, 07.06.2024 tarihinden itibaren, tahsil tarihine kadar asıl alacak tutarı olan 95.504,00 TL'ye yasal faiz uygulanması gerektiği, kök ve birinci ek raporda yer verilen görüşleri değiştirecek bir husus bulunmadığı, mahkemece; a) Davacının % 25 oranında kusuru bulunduğu yönündeki görüşümüze katılınması durumunda davacının 07.06.2024 tarihi itibariyle toplam alacağının 80.667,54-TL, b) Davacının kusurunun bulunmadığına karar vermesi durumunda davacının 07.06.2024 tarihi itibariyle toplam alacağının 99.242,45-TL olacağı, " hususları belirtilmiş olup mahkemece, davacının hesaplarında yapılan işlemlerin tespiti ve hesaplama yönüyle bilirkişi raporunun hükme esas alındığı, kusura ilişkin yapılan tespite iştirak edilmeyerek davalının tam kusurlu bulunduğu seçeneğin benimsendiği anlaşılmıştır. Somut dosya kapsamında olayların gelişimine bakıldığında;16/09/2022 tarihinde, gece saat 02:06:16' da davacının, davalı bankada bulunan hesabından aylık %2,9 faiz oranı ve 24 ay vade şartları ile 100.000,00-TL tutarında Bireysel İhtiyaç Kredisi kullanımı ile aynı gün saat 02:18:13' de davacı ... adına davalı bankada bulunan KMH hesabı olan TR... IBAN numarasına 50.000,00-TL tutarında IBAN-Havale işlemi gerçekleştirildiği, aynı gün 03:12:45' de bankaya ait ... A.Ş. adına kayıtlı TR... IBAN numarasına 260,00-TL tutarında IBAN-Havale işlemi gerçekleştirildiği, aynı gün 03:30:32'de bankaya ait ... ... A.Ş. adına kayıtlı TR... IBAN numarasına 4.900,00-TL tutarında IBAN-Havale işlemi gerçekleştirildiği, aynı gün 03:33:40' de Bankaya ait ... ... A.Ş. adına kayıtlı TR... IBAN numarasına 18.750,00-TL tutarında IBAN-Havale işlemi gerçekleştirildiği, aynı gün 05:03:33'de ... ... A.Ş. adına kayıtlı TR... IBAN numarasına 28.200,00-TL tutarında IBAN-Havale işlemi gerçekleştirildiği, aynı gün 06:15:01'de ... Bankasına ait ... A.Ş. adına kayıtlı TR... IBAN numarasına 4.000,00-TL FAST işlemi gerçekleştirildiği, aynı gün 06:45:15'de ... adına kayıtlı ... Hesap numarasına 65,00-TL tutarında Bağış işlemi gerçekleştirildiği, işlemlerin güvenlik PUSH OTP onayları ile doğrulandığı, 4000,00 TL tutarlı FAST işlemi ile 65,00 TL tutarlı bağış işlemi toplamı 3.999,38-TL'nin ise, davacının KMH hesabından kredi kullanımı ile gerçekleştirilmiş olduğu, davacının, olay tarihi olan 16/09/2022 tarihinden önce davalı bankadan kredi kullanmadığı, davacının hesabına aktarılan krediden yapılan para çekiliş işlemlerine ilişkin davacı bankaca davacının sistemde kayıtlı*** *** **** nolu cep telefonuna bilgilendirme mesajları gönderildiği, ancak davacı yanın, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığında vermiş olduğu ifadesinde; dava konusu kredi kullandırım ve hesaptan para çekiliş işlemlerinin davalı bankaca 0850 222 08 05 numaralı hattan aranması üzerine öğrenildiğini beyan ettiği, davacı yanın hesabından çekilen tutarların ... adlı şahısların hesaplarına aktarıldığı, 100.000,00 TL tutarlı tüketici kredisinin 44.840,00 TL'lik kısmının, davalı banka tarafından davacıya ait KMH hesabına aktarılarak davacının şikayeti üzerine bu miktar üzerine bloke konularak toplam 151.973,52-TL olarak bankaca hesaplanan kredi geri ödemelerinin bir bölümünün buradan karşılandığı, kalan bakiyesinin ise kısım kısım davacı tarafından ödenmesiyle kredinin sonlandırıldığı anlaşılmıştır. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 2022/203733 soruşturma sayılı dosyasından davaya konu işlemler nedeniyle tespit edilen 3. Kişiler hakkında soruşturma bulunduğu, davacının, şikayetçi sıfatıyla olay günü 16/09/2022 tarihinde verdiği ifadesinde;" Benim ... şubesinde TR... iban numaralı hesabım bulunmaktadır. Bu hesabıma bağlı olarak internet bankacılığı da kullanıyordum. Bugün saat 02:06 sıralarında bilgim ve onayım olmaksızın adıma 100.000,00 TL Tüketici kredisi çekildiğini, çekilen bu paranın aynı gün 18.750,00 TL, 4.000,00 TL ve 28.200,00 TL' sinin ... elektronikpara ve ödeme hizmetleri anonim şirketi hesabına gönderildiğini, 65,00-TL' sinin Yemen İnsani Yardım Kampanyasına gönderildiğini bugün bankanın kullandığı 0 850 222 08 05 numaralı hattan aranmam üzerine öğrendim. Beni arayan banka personeline bu işlemlerin bana ait olmadığını ve iptal edilmesini istedim. Ayrıca hesabıma bloke konulmasını istedim. Hesabımın bulunduğu ... şubesine giderek itiraz dilekçesi de verdim..." şeklinde beyanda bulunduğu, davacının beyanları kapsamıyla gerçekleşen oluş dikkate alındığında; gece yarısından sonra saat 02:06 - 06:45 aralığında gerçekleştirilen bankacılık işlemlerinde, davacının eylemli bir katkısı bulunmadığı gibi gönderildiği belirtilen bildirimlerin de davacıya ait telefona ulaşmadığı, söz konusu internet bankacılığına giriş ve gerçekleştirilen işlemlerde PUSH OTP doğrulama güvenlik adımları uygulandığı, işlemlerin sistemde kayıtlı davacıya ait cep telefonu üzerinden gerçekleştirildiği anlaşılmakta ise de dolandırıcıların bir şekilde davacıya ait cep telefonuna erişim sağlayarak davacının bilgisi ve rızası dışında söz konusu işlemleri gerçekleştirdikleri, davacının kendisine ait verileri gizlemekte kusuru bulunduğuna ilişkin somut bir veri tespiti bulunmadığı gibi bu hususun da somut olarak davalı tarafından ispatlanamadığı, nitekim davacının beyanına göre sabah banka hattından aranması ile işlemlerden haberdar olup hesabına bloke konulmasını istemesi ile bankaca kalan tutarın KMH hesabına aktarılarak üzerine bloke konulması dikkate alındığında, bankaca da gece vakti gerçekleştirilen işlemlerin şüpheli bulunarak davacının arandığı anlaşılmaktadır. Somut olayda; gece yarısı peş peşe işlemlerle davacının hesabından tüketici kredisi kullanılarak daha önce hiç para göndermediği kişilere para gönderme işlemleri, bağış işlemi yapması sık rastlanan dolandırıcılık şüpheli işlemleri olmakla, bu şüpheli işlemlere karşı davalı bankanın dolandırıcılık(fraud) mekanizmasının devreye alınarak bankacılık işlemlerinin yapılmasında ekstra güvenlik önlemlerini almadığı ortadadır. Davacının, işbu davada ve hesabından kredi kullandırılması ve kullanılan kredinin bir kısmının tanımadığı 3. Kişiler hesabına havale edilmesi sonrası tüm aşamalarda, hesabından internet bankacılığı yoluyla bilgisi ve rızası dışında tüketici kredisi kullanıldığını, herhangi bir bilgi ve şifre paylaşımı bulunmadığını ifade ettiği anlaşılmaktadır. İnternet bankacılığı yoluyla davacının hesabından, bilgisi ve rızası dışında, üçüncü kişi/kişilerce tüketici kredi sözleşmesi imzalanarak tüketici kredisi kullanılması, hesaba yatan kredi bedelinin bir kısmının ardışık işlemlerle 3.kişiler hesabına gönderilmesi işlemlerinin olağan dışı ve şüpheli olduğu, Bankaların Bilgi Sistemleri ve Elektronik Bankacılık Hizmetleri Hakkında Tebliğ hükümleri uyarınca gerekli güvenlik önlemlerini almayarak davacının zarara uğramasına davalı sebebiyet vermiştir. Bu kabul çerçevesinde davacıya yüklenebilecek herhangi bir kusur bulunmayıp meydana gelen zararın oluşmasında davalı banka tam kusurludur. Hal böyle olunca mahkemece, yapılan işlemlerin davacının bilgisi ve rızası dışında gece yarısından sonra gerçekleşerek davalı bankanın tam kusurlu olması nedeniyle yapılan işlemlerden sorumlu bulunduğuna yönelik kusur yönünden yapılan mahkeme tespitinde Dairemizce bir isabetsizlik görülmemiştir. Tüm bu açıklanan nedenlerle davalı bankanın kusura yönelik tüm itirazlarının reddi gerekmiştir. Davalı bankadan gönderilen hesap hareketleri ile söz konusu krediye ilişkin belgeler kapsamından ve Dairemizce yapılan incelemeler sırasında taraflarca dosyaya sunulan kredi geri ödemelerine ilişkin açıklamaları kapsamından; davacıya ait hesaptan dolandırıcılar tarafından kullanılan 100.000,00 TL tutarlı kredi nedeniyle davalı banka tarafından toplam 151.973,52-TL tutarlı kredi geri ödemesi hesaplanarak bu tutarın bir kısmının, kullanılan krediden kalan ve bankaca davacının KMH hesabına aktarıldığı çekişmesiz olan blokeli 44.840,00 TL'sinden karşılandığı, kalan kısmın ise davacı tarafından, 26/07/2023 tarihinde 19.570,00 TL, 24/08/2023 tarihinde 6.400,00 TL, 25/09/2023 tarihinde 6.400,00 TL, 25/10/2023 tarihinde 6.400,00 TL, 29/12/2023 tarihinde 13.190,00 TL, 06/02/2024 tarihinde 6.400,00 TL, 22/04/2024 tarihinde 6.450,00 TL, 20/05/2024 tarihinde 6450,00 TL, 07/06/2024 tarihinde 24.244,00 TL tutarında "çekmediğim kredinin ödemesi" açıklamalarıyla toplamda 95.504,00 TL olarak davalı bankaya ödenerek davacı adına çekilen kredinin kapatıldığı anlaşılmaktadır. Davacı işbu davada; hesabından dolandırıcılar tarafından kullanılan 100.000,00 TL tutarlı kredi nedeniyle borçlu olmadığının tespitiyle, bankaca kendisinden tahsil edilen kredi geri ödemelerinin, ayrıca başka hesaplara yapılan havale işlemlerinde kullanılan kredi tutarı yeterli olmayınca krediyle birlikte KMH hesabından 4000,00 TL tutarlı limitten kullanılan 3.999,38-TL'nin de istirdadına karar verilmesini talep etmektedir. Ne var ki mahkemece, hesap hatası içeren bilirkişi 2. Ek raporu hükme esas alınarak yazılı olduğu " Davanın kısmen kabulü ile davacının dava konusu krediden dolayı 99.242,45 TL'lik kısmından son ödeme tarihi olan 07/06/2024 tarihi itibariyle borçlu olmadığının tespitine, ..." şeklinde HMK'nın 297/2 maddesi hükümlerine aykırılık oluşturacak ve açık olmayacak şekilde karar verilmiş olduğu, istirdat talebinin de karşılanmadığı anlaşılmaktadır. Hükmün kapsamı başlıklı HMK'nun 297/2 maddesi; "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir." hükmünü içermektedir. Mahkemece, yazılı olduğu üzere davacının borçlu olmadığı tutarın net bir şekilde hükümde gösterilmemesi, tarafların hak ve borçlarının neler olduğunun açık, şüphe ve tereddüte yol açılmayacak şekilde hüküm yerinde gösterilmemiş olması, istirdat talebi yönünden olumlu/ olumsuz bir karar verilmemesi, reddedilen hususlara ilişkin yeterli bir gerekçeye de yer verilmemiş olması kamu düzenine aykırılık teşkil ettiği gibi anılan yasa hükmüne ve usule de aykırı olmuştur. Dairemizce dosya kapsamında yapılan inceleme ve değerlendirmelerde; davalı bankanın, davacı hesabından kredi kullanımı ile kredi tutarının bir bölümünün 3. Kişilere ait banka nezdinde bulunan hesaplara havale edilmesi işlemlerinde tam kusurlu olduğunun yukarıda ayrıntılı şekilde yapılan açıklamalar kapsamında kabulüyle; davacı hesabından kullanılan 100.000,00 TL tutarlı "Bireysel İhtiyaç Kredisi" nedeniyle, davacının, davalı bankaya borçlu olmadığının tespitiyle, davacının söz konusu krediye istinaden aktifinden çıkan tutarlar toplamının kredi geri ödemelerine ilişkin olduğunun ve kredi geri ödeme tutarı toplamının 95.504,00 TL olduğunun tespitiyle ve bu tutardan davacı hesabına ... ... tarafından 19/09/2022 tarihinde iadesi yapılan 3.210,00 TL'nin( takdiren 07/06/2024 tarihli son taksit ödemesinden) mahsubu sonrası kalan 92.294,00 TL yönünden davacının, istirdat davasının kısmen kabulüyle, bu tutarın, yapılan ödeme tarihlerinden işleyecek yasal faiziyle (davacı faiz türü belirtmemekle) davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekir. Ayrıca davacının talebine konu 3.999,38-TL'lik KMH limit kullanımının, 16/09/2022 günü 06:15:01' de ... Bankasına ait ... A.Ş. adına kayıtlı TR... IBAN numarasına 4.000,00 TL tutarlı FAST işlemi ile 16/09/2022 günü 06:45:15'de ... adına kayıtlı ... Hesap numarasına 65,00 TL tutarlı Bağış işlemi yönünden yapılan para transfer işlemlerine ilişkin olup kredi geri ödemeleri kapsamında yer aldığından, bu tutara ilişkin davacının iade istemi yerinde olmayıp bu tutara yönelik talebinin reddi gerekmiştir. Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan mahkeme hükmünün HMK'nın 297/2 maddesine aykırılığı yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden belirtilen husular kamu düzeni de gözetilerek Dairemizce yeniden hüküm kurulması suretiyle giderilmiş, davalı bankanın yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiş, davacının istinaf başvurusunun ise kamu düzeni de gözetilerek kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabul kısmen reddine yönelik karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; A)1-Davalı tarafın istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalıdan alınması gerekli olan 13.135,60-TL harçtan peşin alınan 1.694,81-TL istinaf karar harcının mahsubu ile bakiye 11.440,79-TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, A-)1-Davacı tarafın istinaf başvurusunun KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE, 2-Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/07/2025 tarih ve 2023/632 Esas 2025/555 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/(1).b-3 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, B)1-a) Menfi Tespit istemli davanın Kabulü ile, davacının, davalı bankanın ... Şubesinde bulunan TR... IBAN numaralı Vadesiz hesabından 16/09/2022 tarihinde 3. Kişiler tarafından kullanılan 100.000,00-TL tutarlı Bireysel İhtiyaç Kredisi nedeniyle ana para ve ferilerinden davalı bankaya BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, b) 92.294,00 TL tutarlı kredi geri ödemesi yönünden davacının istirdat davasının KISMEN KABULÜ ile, 92.294,00 TL alacağın, 19.570,00 TL'sine 26/07/2023 tarihinden, 6.400,00 TL'sine 24/08/2023 tarihinden, 6.400,00 TL'sine 25/09/2023 tarihinden, 6.400,00 TL'sine 25/10/2023 tarihinden, 13.190,00 TL'sine 29/12/2023 tarihinden, 6.400,00 TL'sine 06/02/2024 tarihinden, 6.450,00 TL'sine 22/04/2024 tarihinden, 6.450,00 TL'sine 20/05/2024 tarihinden, 21.034,00 TL'sine 07/06/2024 tarihinden, İşleyecek değişen oranlardaki yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 2-Fazlaya ilişkin istirdat isteminin reddine, 3-Alınması gereken 13.135,60-TL harçtan yargılama aşamasında davacı tarafından yatırılan 2.663,00 TL harcın mahsubu ile bakiyesi 10.472,60-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere ve bilirkişi ücreti(6.500,00 TL) toplamı 7.971,25-TL yargılama giderinden, davanın kabul/ red oranına( %98) göre hesaplanan 7.811,83-TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan tebligat, müzekkere ve bilirkişi ücreti olarak toplam 1.940,00-TL'nin yargılama giderinden kabul/ red oranına( %2) göre hesaplanan 38,80-TL'nin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, kalan kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı tarafça yatırılan 25,60-TL vekalet harcı, 2.663,00 TL tamamlama harcı toplamı 2.688,60-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 7-Arabuluculuk Kanunu 18A/13 maddesi uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan Ücret Tarifesi uyarınca ödenen 1.600,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul/ red oranına göre hesaplanan 32,00 TL'sinin davacıdan, 1.568,00 TL'sinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 8- Taraflarca yatırılan gider avansı ile delil avansından bakiye tutarlar kalması halinde karar kesinleştiğinde HMK 333 madde hükümleri uyarınca yatıran taraflara iadesine, 9- Davacı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden istinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan takdiren ve daha az olamayacağından 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa ödenmesine, 10-Reddedilen (3.210-TL) kısım üzerinden hesaplanan ve daha fazla olamayacağından 3.210,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa ödenmesine, C)1-Davacı taraftan istinaf kanun yolu başvuru harcı olarak alınan 1.683,10-TL harcın talep halinde davacıya iadesine, 2-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan 315,00-TL istinaf yargılama giderinin tarafların haklılık durumuna göre hesaplanan 151,18-TL si ve 615,40-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı toplamı 766,58- TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmının davacı üzerinde bırakılmasına, 3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 12/01/2026 Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -