T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1673 KARAR NO : 2026/277 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/659 KARAR NO : 2025/401 DAVA TARİHİ: 23/08/2024 KARAR TARİHİ: 14/05/2025 DAVA: İflas (Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas (İİK 177)) KARAR TARİHİ: 25/02/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosy…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1673 KARAR NO : 2026/277 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/659 KARAR NO : 2025/401 DAVA TARİHİ: 23/08/2024 KARAR TARİHİ: 14/05/2025 DAVA: İflas (Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas (İİK 177)) KARAR TARİHİ: 25/02/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı şirket arasında 01/11/2017-01/11/2022 tarihleri arası 5 yıl süreli iş akdi imzalanmış olmasına rağmen, davalı şirketin 04/07/2018 tarihi itibariyle davacının iş akdini feshetmesi üzerine, davacı tarafından davalı şirket aleyhine İstanbul Anadolu 27. İş Mahkemesinin 2018/442 Esas sayılı dosyası ile alacak davası açılmış olup, yapılan yargılama neticesinde mahkemenin 24/11/2021 tarih ve 2021/563 sayılı kararı ile davacı lehine net 147.461,77 TL cezai şart alacağına ve sair yargılama giderlerine hükmedildiğini, bu karara istinaden davalı aleyhine İstanbul Anadolu 22. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile 14/02/2022 tarihinde ilamlı icra takibi başlatıldığını, icra emrinin davalı şirketin (gerekçeli kararda yer alan) vekili Av. ...'nun kayıtlı elektronik posta (kep) adresine 19/02/2022 tarihinde tebliğ edildiğini, davalı aleyhine ilamlı icra takibi başlatılmış ve icra emri tebliğ edilerek icra takibi kesinleşmiş olmasına rağmen şimdiye kadar davalı şirket tarafından ilamlı icra dosyasına herhangi bir ödeme yapılmadığını belirterek davanın kabulü ile İİK'nun 37. ve 177 madde hükümleri gereği tüzel kişi tacir olan davalı şirketin iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin eğitim hizmeti veren özel bir eğitim-öğretim kuruluşu olduğunu, 2020 yılı Mart ayından itibaren ülkemizde de etkisini gösteren COVİD-19 pandemisinin neden olduğu ekonomik sıkıntılar ve alınan tedbirler neticesinde alacaklarını tahsil edilemediğinden ekonomik darboğaza girerek eğitim hayatına son vermek zorunda kaldığını, davaya konu iflas koşullarının oluşmadığını, huzurdaki işbu davanın kötü niyetli şekilde açıldığını, davacının takibe konu ettiği ilamın kesinleşmediğini, bu durumda bu davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; "Dava, ilama dayalı alacağın icra emri ile istenmesine rağmen ödenmemesi iddiasına dayalı iflas istemine ilişkindir. İİK'nın 177/1-4 bendi uyarınca ilama dayalı alacak icra emriyle istenildiği halde ödenmemişse, alacaklının talebiyle, iflasa tabi borçlunun iflası istenebilir. Türkiye'de bir yerleşim yeri veya temsilcisi bulunan borçlunun iflas talebi üzerine dinlenmesi gerekir. İİK'nın 178/2 maddesi yollaması ile İİK'nın 166/2 maddesi uyarınca iflas talebi ilan edilmeli, ayrıca İİK'nın 181. maddesi yollaması ile İİK'nın 160 maddesi uyarınca mahkemece, ilk alacaklılar toplantısına kadar olan masraflar ile iflas kararının kanun yolları için gerekli bütün tebliğ masraflarının peşin verilmesi istenmelidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 73, 81, 82, 83., Avukatlık Kanunu'nun 41., Tebligat Kanunu'nun 11. maddeleri gereğince vekille takip edilen işlerde vekile tebligat zorunludur. Anılan bu düzenlemeler gereğince tebligatın vekile yapılması ile yasal süreler işlemeye başlar, yine bu tarihe göre takip kesinleştirilerek takibe devam işlemleri yapılır.Öte yandan alacaklının, doğrudan iflas davası açabilmesi için, hükmün kesinleşmiş olması şart değildir. Ancak, icraya konan hükmü temyiz etmiş olan borçlu, İİK'nın 36. maddesine göre icra dairesinden bir süre almak ve HUMK'nın 443. maddesi uyarınca Yargıtay'dan icranın geri bırakılması hakkında karar getirmek suretiyle, hükmün kesinleşmesine kadar, iflas davasının ertelenmesini sağlayabilir. Borçlu, Yargıtay'dan icranın geri bırakılması kararı almamışsa, ticaret mahkemesi, iflasa karar vermeden önce, hüküm borçlu lehine bozulacak olursa, iflas davası olduğu yerde durur. (İİK m. 40) Borçlu, Yargıtay'dan icranın geri bırakılması (tehiri icra) kararı alıp ticaret mahkemesine ibraz edince, ticaret mahkemesi, hükmün kesinleşmesine kadar iflas davasını erteleyerek, hükmün kesinleşmesini, iflâs davasında bekletici sorun (HMK m. 165) yapar. Borçlu aleyhine verilen hüküm kesinleşirse, ticaret mahkemesi, borçlunun iflâsına karar verir. Buna karşılık, hüküm Yargıtay'ca borçlu lehine bozulur, bu defa borçlunun hiç borçlu olmadığına (borçlu aleyhine açılmış olan alacak davasının reddine) karar verilir ve bu hüküm kesinleşirse, ticaret mahkemesi iflâs davasını reddeder. Yargıtay'ın temyiz talebi hakkında bir karar vermesinden önce, ticaret mahkemesi borçlunun iflasına karar verirse, iflas açılır. Bundan sonra Yargıtay hükmü borçlu lehine bozarsa, iflas işlemleri yine olduğu yerde durur. Bu bozma üzerine borçlunun, hiç borcu olmadığına karar verilir ise ve bu karar kesinleşirse, o zaman iflas işlemlerinin İİK'nın 40/2. maddesi uyarınca eski hale getirilmesi gerekir. Burada Ticaret Mahkemesi'nin iflas kararının kaldırılması hakkında şekli bir karar vermesi gerekir. (Prof. Dr. Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara, 2013, Sh. 1148, 1149) Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 18.04.2002 tarih ve 2543 E., 2983 K. sayılı ilamında da, icra emrinin dayanağını oluşturan hükmün, borçlunun temyizi üzerine bozulması halinde, sonucunun beklenmesi gerektiği belirtilmiştir. (Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2014/4394 E. 2015/1653 K. Sayılı ilamı) Eldeki davada, davacı, İstanbul Anadolu 27. İş Mahkemesi'nin 2018/442 Esas, 2021/563 Karar sayılı ilamına göre olan alacağını İstanbul Anadolu 22. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takibinde ilamlı icra yoluyla tahsil etmek istemiş, icra emri borçluya (isabetli şekilde borçlu vekiline 19/02/2022 tarihinde) tebliğ edilmiş, ödenememesi üzerine mahkememizde borçlunun iflası istenmiştir. İflas avansı yatırılmış, dava İİK.unn 166'daki usulle ilan (TSG’nde 28/11/2024 ve BİK- Türkgün Gazetesinde 18/10/2024 tarihinde) ilan edildiği görülmüştür. İlan suretleri dosyaya takılmıştır. İİK.nun 177/4 maddesine göre davalı şirket yetkilisine de iflas kararı verilebileceği şerhi ile birlikte tebligat münferit yetkili...’ye 07/02/2025 tarihinde yapılmışsa da duruşmaya gelen, beyan sunan olmamıştır. (Diğer yetkili ...’ın adresi Dubai olmakla her iki yetkili de münferit yetkili olduğundan...‘ye yapılan tebligat yeterli görülmüştür.)İstanbul Anadolu 27. İş Mahkemesi'nin 2018/442 Esas, 2021/563 Karar sayılı ilam, İstanbul BAM 62. HD'nin 2024/1241 Esas, 2024/389 Karar sayılı kararla borçlu aleyhine kaldırılmış, yeni hüküm kurulmuştur. Bu kararın kesin olduğu anlaşılmıştır. Alacaklı bu istinaf kararını da aynı icra dosyasına sunarak borçluya icra emri tebliğini sağlamıştır. Borçlu vekiline icra emrinin 20/02/2025 tarihinde tebliğ edildiği ve icra emrinin tebliğine rağmen ödeme yapılmadığı anlaşılmıştır.Gelinen aşama itibariyle, her ne kadar dava tarihi itibariyle dayanılan ilam kaldırılmışsa da, yukarıda belirtilen açıklamalara göre, borçlu lehine ortadan kalkmamış aksine borçlu aleyhine daha yüksek bir alacağa hükmedilmiştir. Yargıtay 23 HD 2015/8098 E, 2017/750 K sayılı kararında, dayanak ilamın bozulmuş olması gerekçe gösterilerek iflas davasının reddine karar verilemeyeceği belirtmiştir. Davacının ıslah dilekçesi ile istinafın kesin nitelikteki ilamına göre çıkarılan icra emrinin tebliğine rağmen borcun ödenmemesi sebebiyle davalının iflasına karar verilmesi istemi de nazara alınmış, koşulların oluştuğu kabul edilerek davalının iflasına karar verilmiştir." İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; şirket yetkililerinden...'ye yapılan tebligatın usulsüz olduğunu, ...'a ise hiç tebligat yapılmadığını, şirket yetkilisinin dinlenmemesinin yasaya aykırı olduğunu, davanın açıldığı tarihte dayanak olan ilamın BAM kararıyla ortadan kaldırıldığını, dava tarihi itibariyle iflas koşullarının oluşmadığını, davacı ıslah dilekçesi sunmuş ise de ıslahla hangi taleplerini değiştirdiğini açıkça belirtmediğini, ıslahın usulüne uygun olmadığını, borçlunun ödeme gücünün araştırılmadığını, aktif pasif varlığının incelenmediğini, davanın kötüniyetli açıldığını beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır. Dava, ilama dayalı alacağın icra emriyle istenilmesine rağmen ödenmemesi sebebiyle 2004 sayılı İİK'nın 177. maddesi uyarınca açılan iflas davasıdır. İİK'nın 177. maddesinde; "1-Borçlunun malum yerleşim yeri olmaz, taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla kaçar, alacaklıların haklarını ihlal elen hileli muamelelerde bulunur veya bunlara teşebbüs eder yahut haciz yolulyla yapılan takip sırasında mallarını saklarsa, 2-Borçlu ödemelerini tatil eylemiş bulunursa, 3-308 inci maddedeki hal varsa, 4-İlama müstenit alacak icra emriyle istenildiği halde ödenmemişse" alacaklının, önceden takibe hacet kalmaksızın doğrudan borçlunun iflasını istemesi mümkündür.İlamların icrasına ilişkin hükümler İİK'nın 24 ile 41. maddeleri arasında düzenlenmiş, İİK'nın 32 ve devamı maddelerinde ise para ve teminat verilmesi hakkındaki ilamların icrasına ilişkin hükümlere yer verilmiştir. İİK'nın 32. maddesinde; "Para borcuna veya teminat verilmesine dair olan ilam icra dairesine verilince icra memuru borçluya bir icra emri tebliğ eder. Bu emirde 24 üncü maddede yazılanlardan başka hükmolunan şeyin cinsi ve miktarı gösterilir ve nihayet yedi gün içinde ödenmesi..." hükmü, "Haciz veya iflas istemek yetkisi" başlıklı 37. maddesinde; "İcra emrinde yazılı müddet geçtiği halde borcunu ödemeyenlerin malları haczolunur yahut borçlu iflasa tabi eşhastan olup ta alacaklı isterse yetkili ticaret mahkemesince iflasına karar verilir." hükmü yer almaktadır.İlamı icraya koyarak borçluya icra emri gönderen alacaklı, icra emrine konu alacağın ödenmemesi üzerine haciz yolu ile takibe devam edebileceği gibi ticaret mahkemesine başvurarak borçlunun doğrudan doğruya iflasına karar verilmesini isteyebilir.İflas davasında yetkili mahkeme, İİK'nın 154/3 maddesi uyarınca borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerdeki ticaret mahkemesidir. Bu yetki, kamu düzenine ilişkindir. Davalı şirketin muamele merkezi itibariyle işbu dava görevli ve yetkili mahkemece açılmıştır.Davacı tarafından iflas avansı yatırılmış, İİK 177/son maddesi göndermesi ile İİK 178/2 ve İİK 166.maddesi uyarınca yasal ilanlar yapılmıştır. İİK'nın 177/1.4 maddesi gereğince doğrudan doğruya iflas davası açmak için kural olarak ilamın kesinleşmesine gerek yoktur. Ancak, takibin dayanağı ilam için istinaf mahkemesinden ya da Yargıtay'dan "icranın geri bırakılması" kararı alınması halinde ticaret mahkemesi, ilamın kesinleşmesini "bekletici mesele" yapmalıdır (Mahmut Coşkun, Konkordato ve İflas, 2. Baskı, sayfa 726).Somut dosyada; davacı tarafından işçilik alacaklarının tahsili için açılan davada İstanbul Anadolu 27. İş Mahkemesi'nin 2018/442 E. 2021/563 K. sayılı kararı ile "Açılan davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE, 1-Net 147.461,77 TL cezai şart alacağının 5000 TL' sinin dava tarihi 19/10/2018 tarihinden, bakiye kısmının ise ıslah tarihi olan 10/09/2019 tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin talebin Reddine," karar verilmiştir. Bu karara istinaden davacı tarafından İstanbul Anadolu 22. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile 14/02/2022 tarihinde ilamlı icra takibi başlatılmiş, icra emri davalı şirketi vekiline 19/02/2022 tarihinde tebliğ edilmiştir. Ödeme yapılmadığından eldeki doğrudan iflas davası 23/08/2024 tarihinde açılmıştır. İş mahkemesi kararının ayrıca taraflarca istinaf edilmesi sonucu İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 62. Hukuk Dairesi'nin 26/12/2024 tarihli 2024/1241 E. 2024/389 K. sayılı kararı ile davalının istinaf isteminin esastan reddine, davacının istinaf isteminin ise kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmak suretiyle "Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE, -Net 221.192,66 cezai şart alacağının 5.000,00 TL' sinin dava tarihi 19/10/2018 tarihinden, bakiye kısmının ise ıslah tarihi olan 10/09/2019 tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin talebin Reddine" kesin olarak karar verilmiştir. Davacı tarafından istinaf kararına istinaden davalıya 20/02/2025 tarihinde yeniden icra emri tebliğ edilmiş ancak ödeme yapılmamıştır. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 09/03/2017 tarihli 2015/8098 E. 2017/750 K sayılı kararında; "Davacı vekili, müvekkilinin alacaklarının tahsili için başlatılan ilamlı icra takibine rağmen davalının ödeme yapmadığını ileri sürerek, İİK'nın 177. maddesi uyarınca davalı şirketin iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir....Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre;... iflas takibine konu edilen alacaklara ilişkin hükmün temyiz edilerek bozulmakla ortadan kalktığı, 2015/3 yeni esas sayılı dosyasında yeniden kurulan hükmün de taraflarca temyiz edilerek henüz kesinleşmediği, iflas takibine konu alacağın dayandığı mahkeme ilamının bozulmakla ortadan kalktığı gibi menfi tespit davası sonucu hükmedilen alacak kalemlerinin de karar kesinleşmeden icraya konulamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir....Kararların takibe konulması için kesinleşmesine gerek yoktur. Bu nedenle kesinleşmeyen kararın iflas takibine konulması mümkündür. İflas takibine konu edilen kararın bozulması halinde takip hükmünü yitirmez. Bu durumda mahkemece iflas takibine konu kararın verildiği dosyanın sonucunun işbu dava için bekletici mesele yapılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, takibe dayanak ilamın bozulması gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır..." karar verilmiştir. Eldeki dosyada ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmış ise de, kaldırma kararı ardından dava reddedilmediği aksine davacı lehine olacak şekilde karar verildiği için emsal kararda da ifade edildiği gibi mahkemece yeniden verilen kararın nazara alınması yerindedir. Ayrıca davacı tarafından ıslah dilekçesi adı altında sunulan dilekçenin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 62. Hukuk Dairesi'nin 26/12/2024 tarihli 2024/1241 E. 2024/389 K. sayılı kararına göre yeniden çıkartılan icra emrine dair açıklama içerdiği anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde değildir. İİK'nın 177/1.4. bent 2. cümlesi, ''Türkiye'de yerleşim yeri veya mümessili bulunan borçlu dinlenmek için kısa bir müddette mahkemeye çağırılır'' hükmü uyarınca davalı şirket temsilcisinin dinlenilmek üzere meşruhatlı davetiye ile çağrılması, davetiyeye uyarak gelmesi halinde dinlenmesi gerekmektedir. Bu hüküm emredici nitelikte olduğundan mahkemece re'sen gözetilmesi zorunludur. Ayrıca Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 21/06/2021 tarihli 2021/863 E. 2021/2867 K. sayılı ilamında açıklandığı üzere çıkartılacak davetiyede şirket hakkında iflas kararı verilebileceğinin özellikle belirtilmesi gerekmektedir. Tebligat Kanununun 10. maddesinde "Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır.(Ek fıkra: 11/1/2011-6099/3 md.) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartiyle her yerde tebligat yapılması caizdir.",Tebligat Kanununun 21/1. maddesinde; "Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır. (Ek fıkra: 11/1/2011-6099/5 md.) Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.(Ek: 19/3/2003-4829/5 md.) Muhtar, ihtiyar heyeti azaları, zabıta amir ve memurları yukarıdaki fıkralar uyarınca kendilerine teslim edilen evrakı kabule mecburdurlar." hükmü yer almaktadır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2019/13483 E. 2019/18419 K. sayılı ilamında; ''...Tebligat Kanunu'nun 21/1. ve Tebligat Yönetmeliği'nin 30/1. maddeleri değerlendirilerek; Muhatabın, tebliğ adresinde ikamet etmekle birlikte, kısa ya da uzun süreli ve geçici olarak adreste bulunmadığının, tevziat saatlerinden sonra geleceğinin beyan ve bunun tevsik edilmesi halinde ancak, maddede sayılanlardan, örneğin muhtara imza karşılığı tebliğ edilip 2 numaralı fişin kapıya yapıştırılması ve komşunun durumdan haberdar edilmesi işlemlerine geçilebilecektir. Tahkikatta muhatabın adresten kesin olarak ayrıldığının ya da öldüğünün veya tebligatın, tebliğ evrakında belirtilen tarihten önce yapılamayacağının anlaşılması halinde Tebligat Yönetmeliğinin 30. maddesinin 2., 3., 4. ve 5. fıkraları gereğince işlem yapılacaktır. Bu itibarla; Tebligat Yönetmeliğinin 30. maddesinde öngörülen şekilde ve maddede belirtilen kişilere sorularak imzaları da alınmak suretiyle, imzadan çekinmeleri halinde, bu husus da belirtilerek, Tebligat Yönetmeliğinin 35.maddesi gereğince muhatabın adreste geçici olarak bulunmama sebebi ve tevziat saatlerinden sonra geleceği “tevsik edilmeden”, Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre yapılan tebligat işlemi geçersizdir. Zira bu belgeleme işlemi, devamı işlemleri belirlemesi yanında muamelenin doğru olup olmadığına karar verilmesi yönünden yardımcı olacak ve tebliği isteyen makam ve hakimin denetimini sağlayacaktır. Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre yapılan tebligatlarda tebliğ tarihi, maddenin son cümlesinde açıkça belirtildiği üzere, iki numaralı fişin, yani ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarihtir. Tebliğ tarihinin bu şekilde belirlenmesi ve geçerli sayılabilmesi, tebliğ memurunun yukarıda açıklanan araştırmayı mutlaka yapmasına ve belgelemesine bağlıdır.Tebligat Kanunu'nun 21/1. ve Tebligat Yönetmeliği'nin 30/1. maddeleri uyarınca; yapılacak tebliğ işleminde muhatap adreste bulunmaz ise, adreste bulunmama nedeninin yönetmelikte belirtilen kişilerden beyanının alınması, beyanda bulunan kişinin mutlaka adı ve soyadının ve sıfatının tebligat parçasına yazılması, beyanda bulunanın imzasının alınması gerekir. Aksi halde yapılan tebliğ işlemi geçersiz olur.'' şeklinde karar verilmiştir. Davalı şirket yetkililerinin... ve ... olduğu, mahkemece... adına şirket hakkında iflas kararı verilebileceği meşruhatını içeren duruşma gününü bildirir davetiye tebligat çıkartıldığı anlaşılmaktadır. Ancak mazbata incelendiğinde muhatabın evrakı almaktan imtina mı ettiği yoksa adreste mi olmadığı, adreste değil ise olmama sebebinin geçici mi yoksa kalıcı mı olduğu, adreste yok ise tebliğ olunacak evrakın haber verilmesini sağlayacak en yakın komşularından birine, yönetici veya kapıcıya bildirilip bildirilmediği, ihbarnamenin kapıya yapıştırılıp yapıştırılmadığı belli değildir. Zira tebliğ memuru tarafından mazbata üzerine bir şerh düşülmemiştir. Evrak üzerindeki tek yazı "postacının beyan ve tespitine göre telim alınmıştır" şeklinde şerh ve Caddebostan Mahalle Muhtarının mühür ve imzasıdır. Tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21. maddesi gereğince, mahalle muhtarına yapıldığı görülmekte ise de bu durumda muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz iseler tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini, muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar kurulu, zabıta amir ve memurlarından tahkik ederek, beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde de bu durumu yazarak imzalanması gerekir. Gösterilen şekil geçerlilik koşuludur (Y.H.G.K'nun 29/12/1993 tarihli 1993/18-778-876 sayılı kararı). Şirket yetkilileri... ve ...'ın mahkeme kararında da açıklandığı gibi müşterek değil münferiden yetkili olmaları, şirketin yetkilisi ...'ın adresinin Dubai olması sebebiyle sadece...'ye tebligat çıkartılması yeterli ise de... adına çıkartılan tebligatın yukarıda açıklandığı üzere usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği tespit edildiğinden davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüştür. Doğrudan iflası düzenleyen İİK'nın 177/1.4 maddesinde yer alan şekli düzenleme nedeniyle davalının ödeme gücünün olup olmaması yada borca batık olup olmaması bir önem arz etmediğinden, davalı vekilinin bu yöndeki itirazları ise yerinde değildir. Açıklanan nedenlerle; mahkemece şirket yetkilisine usulüne uygun tebligat yapılmadan karar verilmesi yasaya aykırı olduğundan, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/659 E. 2025/401 K. sayılı ve 14/05/2025 karar tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE, 3-Davalı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına, 4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine, 5-Davalının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 25/02/2026