T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ ESAS NO : 2024/22 (KABUL DÜZELTEREK YENİDEN ESAS KARAR NO : 2026/428 HAKKINDA KARAR VERİLMESİ) T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02/11/2023 ESAS NO : 2022/151 E 2023/727 …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ ESAS NO : 2024/22 (KABUL DÜZELTEREK YENİDEN ESAS KARAR NO : 2026/428 HAKKINDA KARAR VERİLMESİ) T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02/11/2023 ESAS NO : 2022/151 E 2023/727 K DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 08/04/2026 YAZILDIĞI TARİH : 29/04/2026 Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ İDDİANIN ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında ticari ilişki kurulduğunu ve davalı yanın üstlenmiş olduğu işler kapsamında patlayıcı maddeleri, nakliye ve patlatma hizmetlerini davacı şirketten satın aldığını, ancak davalı şirketçe satın alınan patlayıcı madde, nakliye ve patlatma hizmeti bedellerinin müvekkil şirkete ödenmediğini, bu doğrultuda Ankara 56. Noterliği'nin 29/06/2021 tarihli ve 09555 yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiğini ve 4.459.636,57 TL alacağın ödenmesinin istenildiğini, ihtarnamenin davalı şirkete tebliğine müteakip davalı şirket tarafından bir kısım ödemelerde bulunulduğunu, buna karşın alacağın tamamının yine yatırılmadığını, bir süre sonra taraflar arasında 29/07/2021 tarihli bir protokol imzalandığını ve protokolün imzalandığı tarih itibariyle davalı şirketin ödenmeyen bakiye borç tutarı olan 1.459.636,37 TL'yi 31/08/2021 tarihinde ve 15/09/2021 tarihinde iki eşit taksitte ödeyeceği hususunun kararlaştırıldığını, ne var ki davalı şirketin bahsi geçen protokol hükümlerine aykırı olarak ödeme taahhüdünü yerine getirmediğini, bunun üzerine bakiye alacağın tahsili için davalı borçlu hakkında Ankara 15. İcra Müdürlüğü’nün 2021/18738 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, devam eden süreçte davalı yanın söz konusu takibe itiraz ettiğini ve icra takibinin durduğunu, davalının haksız ve kötüniyetli olarak borca itiraz ettiğini belirterek, itirazın iptaline ve takibin devamına, ayrıca davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. SAVUNMANIN ÖZETİ Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; eldeki davanın yetkili mahkemede açılmadığını ve icra takibinin yetkili icra dairesinde gerçekleştirilmediğini, müvekkil şirketin adresinin İstanbul olduğunu, bu nedenle İstanbul Anadolu Ticaret Mahkemelerinin ve icra dairelerinin yetkili bulunduğunu, taraflar arasında sözlü/yazılı bir sözleşmenin bulunması durumunda söz konusu sözleşmenin davalı ... temsile ve ilzama yetkili kişiler ile yapılmadığını, davacı şirketin ibraz ettiği "Borç ve Vade Farkı Ödeme Protokolü"nün davalı şirketin yetkili temsilcisi tarafından değil "..." tarafından imzalandığını, dolayısıyla borç mutabakatının müvekkil şirket yetkilisi tarafından imzalanmamış olması nedeniyle davalı şirket açısından bağlayıcılığının bulunmadığını, bunun yanı sıra dosya içerisinde davacı şirketin iddiasını ispata yarar herhangi bir delilin yer almadığını, ayrıca icra takibinde alacağa uygulanan faiz oranının geçersiz olduğunu, davacı şirket tarafından müvekkil şirket adına fatura düzenlenmiş olmasının taraflar arasındaki ticari ilişkiyi ispat için yeterli olmadığını, daha önce itiraz edilerek davacı şirkete iade edilen faturalar yönünden davacı şirketin tekrar fatura tanzim ettiğini, KEP sistemi üzerinden reddedilmiş olduğu sabit olan fatura için müvekkil şirketin sorumlu tutulamayacağını savunarak, davanın reddine ve davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ Mahkemece, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin, davacı şirketten patlayıcı madde ile nakliye ve patlama hizmetleri satın aldığı, taraflar arasında ticari ilişki devam ederken 29/07/2021 tarihli ''Borç ve Vade Farkı Ödeme Protokolü'' başlıklı belge düzenlendiği, belge altında imzası bulunan ...'nun, ticaret sicili kayıtları ve davalı tarafça sunulan Üsküdar Noterliği'nin 17/09/2018 tarih ve 28363 yevmiye numaralı imza sirküsü kapsamında davalı şirketin yönetim kurulu üyelerinden birisi olduğu ve davalı ... temsil yetkisinin bulunmadığı, davalı şirketin temsil yetkisinin ... isimli yönetim kurulu başkanına ait olduğu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin bu protokol düzenlendikten sonra da devam ettiği, bilirkişi raporları dikkate alındığında davacı tarafça düzenlenen 17/11/2021 tarihli ve 139.761,54 TL bedelli vade farkı faturasına davalı tarafça yasal süre içinde itiraz edilerek davacı şirkete gönderildiği, davacı tarafça düzenlenen 30/11/2021 tarihli 65.160,69 TL bedelli vade farkı faturasına ise yasal süresi içerisinde itiraz edilmediği gibi davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarına da işlenmediği, davalı şirket ticari defterleri uyarınca davacı şirketin, satmış olduğu patlayıcı maddeler ve vermiş olduğu hizmetler nedeniyle takip tarihi itibariyle 1.942.652,34 TL alacaklı bulunduğu, davacı şirket defterleri uyarınca ise, davacı tarafın, 2.147.145,57 TL alacaklı olduğu, iki tarafın defterleri arasındaki 204.923,23 TL farkın 30/11/2021 tarihli 65.560,69 TL bedelli ve 17/11/2021 tarihli 139.761,54 TL bedelli vade farkı faturalarından kaynaklandığı, davalı şirket vekilinin ''Borç ve Vade Farkı Ödeme Protokolü''nün davalı ... bağlamayacağı yönünde savunması bulunmakla birlikte, protokol altındaki imzanın davalı şirket yetkililerinden olan ...'na ait olması, taraflar arasındaki ticari ilişkinin bu protokolden sonra da devam etmesi, 30/11/2021 tarihli 65.560,69 TL bedelli vade farkı faturasına yasal süresi içerisinde itiraz edilmemiş olması karşısında, 29/07/2021 tarihli "Borç ve Vade Farkı Ödeme Protokolü"nün ve bu protokol uyarınca vade farkı ödeneceğinin davalı şirketin kabulünde olduğu, yukarıda açıklanan iki adet vade farkı fatura bedelinin hesaba dahil edilmesi sonucu davacı şirketin davalı şirketten, takip tarihi itibariyle 2.147.145,57 TL alacağı bulunduğu, ayrıca alacağın likit nitelikte olduğu, bu itibarla davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi geektiği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; icra inkar tazminatı oranının %20'den daha fazla olması gerektiğini, ayrıca asıl alacak tutarına %16,75 oranında işleyecek avans faizini geçmeyecek üzere değişen oranlarda avans faizi uygulanmasının hatalı olduğunu, %16.75 oranını geçen tutarda avans faizine hükmedilmesinde zorunluluk bulunduğunu belirterek, mahkeme kararının icra inkar tazminatı oranı ve avans faiz oranı yönünden kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; eldeki davanın yetkili mahkemede açılmadığını ve icra takibinin yetkili icra dairesinde gerçekleştirilmediğini, müvekkil şirketin adresinin İstanbul olduğunu, bu nedenle İstanbul Anadolu Ticaret Mahkemelerinin ve icra dairelerinin yetkili bulunduğunu, 19/01/2023 tarihli celsenin 6 numaralı ara kararı ile varsa eksik gider avansının yatırılması için davacı tarafa iki (2) hafta süre verildiğini, davacı şirketin süresi içerisinde gider avansını yatırmadığını, devam eden süreçte söz konusu gider avansının yatırılması için bu kez iki (2) haftalık kesin süre öngörüldüğünü, bu hususta itirazda bulunulmasına karşın itirazların dikkate alınmadığını, bilirkişi raporlarının yeterli düzeyde olmadığını, taraflar arasında imzalanan bir sözleşmenin bulunmadığını, müvekkil şirketi temsil ve ilzam yetkisinin ...'ya ait olduğunu, ismi geçen tarafından davalı ... temsilen imzalanan bir sözleşmenin olmadığını, söz konusu 17/11/2021 tarihli ve 139.761,54 TL bedelli vade farkı faturasına müvekkil şirket tarafından süresi içerisinde itiraz edildiğini, bu durumun bilirkişi raporu içeriği ile sabit hale geldiğini, 28/09/2023 tarihli celsenin 1 numaralı ara kararı ile şirket yetkilisinin kim olduğuna ilişkin imza sirkülerini sunması için davalı tarafa süre verildiğini, bu konuda gerekli tüm açıklamaların mahkemeye yapıldığını, davacı şirketçe kesinlen faturalara ilişkin malların tesliminin gerçekleşip gerçekleşmediğinin ve alacak miktarlarının hangi faturalardan kaynaklandığının araştırılmadığını, BA/BS formlarına göre davacı şirketin otuz sekiz (38) belge ve 2.222.650,00 TL davalı şirketin ise kırk altı (46) belge ve 2.463.783,10 TL bildirimde bulunduğunun belirlendiğini, BA/BS formları ile davacı şirketin kesilen faturalarda sayılı malları müvekkil şirkete teslim ettiği hususunu ispat edemediğini, ayrıca BA/BS formlarının dava konusu faturalara ilişkin olup olmadığının değerlendirilmediğini, kaldı ki alacağın likit nitelikte bulunmadığını, dolayısıyla davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini savunarak, mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR Uyuşmazlık, davacının, takibe konu cari hesap bakiyesi nedeniyle alacaklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ve takibin devamı ile %20 icra inkar tazminatı talebine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır. Ankara 15. İcra Müdürlüğü'nün 2021/18738 Esas sayılı dosyası ile; 29/12/2021 tarihinde davacı tarafından, davalı aleyhine, cari hesap bakiyesi alacağına dayalı 2.147.545,57 TL asıl alacağın (alacağın tahsili tarihine kadar %16.75 avans faizi) tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçlunun süresinde takibe ve borca itiraz ettiği, itirazın iptali davasının İİK 67. maddesi uyarınca süresinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına ve özellikle ayrıntılı ve denetime elverişli bilirkişi raporlarında yer alan açıklamalara, yine Ankara 15. İcra Müdürlüğü'nün 2021/18738 Esas sayılı dosyasındaki ödeme emrinde yazılı bulunan "alacağın tahsili tarihine kadar %16.75 avans faizi" şeklindeki talebe, ayrıca davacı lehine uygulanan %20 icra inkar tazminatı oranının yerinde olmasına, bununla birlikte para borcunun alacaklısının, kendi ikamet adresinde takip yapabileceği ve dosya kapsamında davacı şirketin yerleşim yeri adresinin Çankaya/Ankara olduğu gözetildiğinde, Ankara İcra Dairelerinin ve Mahkemelerinin yetkili bulunmasına, bu hali ile takibin yetkili icra dairesinde yapıldığının ve ilk derece mahkemesinin de yetkili olduğunun anlaşılmasına, öte yandan 29/07/2021 tarihli ''Borç ve Vade Farkı Ödeme Protokolü'' başlıklı belge altında imzası bulunan ...'nun davalı ... temsil yetkisi olmadığı görülmekle birlikte, taraflar arasındaki ticari ilişkinin, protokolün imzalanmasından sonra da devam etmesi ve 30/11/2021 tarihli 65.560,69 TL bedelli vade farkı faturasına yasal süre içerisinde itiraz edilmemiş olması karşısında, 29/07/2021 tarihli "Borç ve Vade Farkı Ödeme Protokolü"nün ve bu protokol uyarınca vade farkı ödeneceğinin davalı şirketin kabulünde olduğunun tespit edilmesine göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair istinaf istinaf itirazlarının esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. Davalı vekilinin kabul edilen bedele yönelik istinaf itirazları yönünden yapılan değerlendirmede ise; Tarafların ticari defterleri de incelenmek suretiyle düzenlenen 17/01/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; takip tarihi itibari ile davalı borçlu şirketin ticari defter kayıtlarına göre, davacı şirketin 1.942.622,34 TL alacaklı göründüğü, davalı borçlu şirket ile davacı alacaklı şirket hesapları arasında, iki (2) adet fatura karşılığı 204.923,23 TL fark bulunduğu, bu farkın 139.671,54 TL (Doğrusu 139.761,54 TL) tutarlı e-fatura ile 65.161.69 TL tutarlı e-fatura toplamından kaynaklandığı, bahsi geçen faturalardan 139.671,54 TL (Doğrusu 139.761,54 TL) tutarlı temel faturaya TTK'nın 21/2. maddesi uyarınca sekiz (8) günlük yasal itiraz süresi içerisinde itiraz edildiği, 65.161,69 TL tutarlı e-faturanın ise borçlu davalı şirketin defter kayıtlarına işlenmediği, ancak TTK 21/2. maddesi uyarınca noter kanalı ile posta ya da kayıtlı elektronik posta (KEP) yolu ile iade edilmediği veya red olunmadığı, dolayısıyla sekiz (8) günlük yasal sürede iade olunmayan faturanın kabul edilmiş sayılacağı, bu durum karşısında 65.161,69 TL tutarlı faturanın davalı şirket kayıtlarında yer alan 1.942.622,34 TL bakiye borca dahil edilmesi gerektiği, bu kapsamda yapılan hesaplamada davalı borçlunun 2.007.784,03 TL borcunun olduğu yönünde görüş bildirilmiş, rapora itirazlar üzerine alınan 18/05/2023 tarihli ek raporda ise özetle, kök rapordaki değerlendirmenin desteklendiği yönünde görüş belirtilmiştir. Bilirkişi raporları içerik olarak denetlendiğinde; taraflar arasında ticari bir ilişki bulunduğu, davacının ticari defterlerine göre, 6.949.905,57 TL tutarında fatura düzenlendiği, bu tutara karşılık davalı şirketin 4.802.360,00 TL ödemede bulunduğu ve davacı şirketin alacağının 2.147.545,47 TL olarak kayda geçirildiği, davalı şirketin ticari defterlerine göre ise, davacı şirketin 1.942.622,34 TL alacaklı göründüğü, taraf defterleri arasındaki farkın iki (2) adet e-fatura toplamından kaynaklandığı anlaşılmıştır. Söz konusu takibe konu faturalardan 139.671,54 TL tutarlı, KKS2021000003767 numaralı ve 17/11/2021 tarihli e-faturanın davacı alacaklı şirket tarafından düzenlenerek davalı borçlu şirkete gönderilmesinden sonra TTK'nın 21/2. maddesi uyarınca davalı şirketin sekiz (8) günlük yasal itiraz süresi içerisinde bahsi geçen faturaya itiraz ettiği ve RRO7026659533 barkodlu posta ile 23/11/2021 tarihinde faturanın davacı şirkete geri gönderildiği, gönderinin, 25/11/2021 tarihinde davacı şirketçe teslim alındığı anlaşılmıştır. Buna göre, itirazın iptali ve takibin devamı istemiyle açılan eldeki davada, takip tarihi itibariyle davalı borçlu şirketin ticari defter ve kayıtlarında yer alan 1.942.622,34 TL tutarlı borç ile itiraz edilmeyen 65.161,69 TL tutarlı e-fatura toplamı 2.007.784,03 TL yönünden davacı şirketin alacaklı olduğunun kabul edilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Hal böyle olunca, mahkemece, dava konusu olayda davalı şirketin 139.671,54 TL (Doğrusu 139.761,54 TL) tutarlı, KKS2021000003767 numaralı ve 17/11/2021 tarihli e-faturaya süresi içerisinde itiraz ettiği, bu nedenle söz konusu tutardan sorumlu tutulamayacağı değerlendirilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı hukuki değerlendirmeye dayalı olarak davacı şirketin takip tarihi itibariyle 2.147.145,57 TL alacağı olduğu gerekçesiyle, itiraz edilen fatura da hesaplamaya dahil edilerek tüm icra takip tutarı üzerinden davanın kabulüne karar verilmesinde isabet bulunmamıştır. Dava dosyası kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri birlikte değerlendirildiğinde, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca esastan reddine, açıklanan nedenlerle mahkemece verilen karar usul ve yasaya aykırı olduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kaldırılmasına ve mahkeme kararının HMK'nın 353/1.b.2.maddesi uyarınca düzeltilerek yeniden esas hakkında karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; 3-Ankara 11.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/151 Esas, 2023/727 Karar sayılı ve 02/11/2023 tarihli kararının HMK 353/1-b-2. maddesi gereğince DÜZELTİLEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE, 4-a-Davanın KISMEN KABULÜ İLE, Ankara 15.İcra Müdürlüğü'nün 2021/18738 Esas sayılı takip dosyasında davalı borçlu tarafından 2.007.784,03 TL asıl alacak tutarına yapılan İTİRAZIN İPTALİ ile, söz konusu tutarın, takip tarihinden itibaren %16,75 oranında işleyecek avans faizini geçmeyecek şekilde değişen oranlarda avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili yönünden TAKİBİN DEVAMINA, İİK'nun 67.maddesi uyarınca kabul edilen alacak üzerinden %20 oranında hesaplanan 401.556,80 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine b-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 137.151,73TL harçtan peşin alınan 25.936,98 TL harcın mahsubu ile kalan 111.214,75 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, c-Davacı tarafından yapılan 80,70 TL başvuru harcının ve 25.936,98 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ç-Davacı tarafından yapılan 3.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 604,60 TL tebligat, müzekkere gideri olmak üzere toplam 3.604,60 TL yargılama giderinden kabul/red oranına göre hesaplanan 3.370,01 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, d-Davalı tarafından yapılan 1.468,50 TL fotokopi masrafı ve 290,00 TL tebligat posta v.s. masrafı olmak üzere toplam 1.758,50 TL yargılama giderinden kabul/red oranına göre hesaplanan 114,44 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, e-Davacı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen kısım yönünden istinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1 maddesi uyarınca hesaplanan 299.089,76 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, f-Davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden red edilen kısım yönünden istinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1 maddesi uyarınca hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, g-Dava öncesi zorunlu arabuluculuk gideri olan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinden kabul/red oranına göre hesaplanan 1.458,75 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan, 101,25 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, h-HMK'nın 333. maddesi gereğince gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, İstinaf aşamasında yapılan harç masraf yönünden 5-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 6-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran davalıya iadesine, 7-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 8-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 9-HMK'nın 333. maddesi gereğince gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, 10-Kararın tebliğinin Dairemizce yapılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 361/1. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren Bölge Adliye Mahkemesi ya da buraya gönderilmek üzere temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi veya İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere, 08/04/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."