İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/10/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin inşaat demiri satış işleri ile işgal olduğunu, müvekkilinin davalı ile ticari alışverişi akabinde faturalar düzenlendiğini, davalı şirketin müve…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/279 KARAR NO : 2025/1467 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 14/10/2021 NUMARASI : 2020/483 Esas - 2021/773 Karar DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/10/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin inşaat demiri satış işleri ile işgal olduğunu, müvekkilinin davalı ile ticari alışverişi akabinde faturalar düzenlendiğini, davalı şirketin müvekkili şirketten almış olduğu 28 ton 600 kg (28.600 kg) inşaat demiri aldığını, ... numaralı 17.05.2017 tarihli faturaya istinaden 60.918,00 TL tutarlı fatura bedelinin ödenmediğini, alacağın tahsili amacıyla İstanbul Anadolu 10. İcra Müdürlüğü'nün... E.sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, arabuluculuk görüşmelerinde sonuçsuz kaldığını, davalının menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının borç miktarına ihtiyaten haczine, fazlaya ilişkin her türlü talep hakları saklı kalmak kaydı ile asıl alacakları olan 46.874,77-TL ve hesaplanacak faizi bakımından iptaline, duran icra takibinin bu miktar üzerinden devamına, davalı aleyhine %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin herhangi bir mal kaçırma kastı bulunmadığını, karşı tarafın ihtiyati haciz taleplerinin yerinde olmadığını, takibe konu borcun müvekkili tarafından 22.05.2017 tarihinde Payas Hatay Şubesi ... İban numaralı alacaklıya ait olan hesabına 60.918,00 TL ödeme yapılarak sonlandırıldığını, buna rağmen ödenmiş olan bu borca ilişkin olarak takip öncesi faiz işletilerek müvekkili aleyhine takip başlatılmasına anlam veremediklerini, davacı tarafın takipte talep etmiş olduğu miktar ile dava değeri olarak göstermiş olduğu miktarın birbiri ile örtüşmediğini, öncelikle ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına, davanın reddine, haksız ve kötü niyetli takip başlatılması sebebi ile karşı taraf aleyhine %20'den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Görüldüğü üzere davaya konu icra takibinin konusunun 17.05.2017 tarihli 60.918,00-TL bedelli tek bir fatura olduğu, söz konusu fatura bedelinin 22.05.2017 tarihinde ödendiği, davacının fatura konusuyla örtüşen açıklama ile fatura tutarı ile birebir örtüşen ödemeyi ihtirazi kayıtsız kabul ettiği, böylece takip dayanağı faturadan dolayı davacının davalıya borcunun olmadığı, bu nedenle de davalının borca itirazında haklı olduğu ortadadır. Davacı vekili dava dilekçesinde taraflar arasındaki tüm faturalara dayanarak 46.878,77-TL üzerinden itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmektedir. İİK'nın 67.maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davaları takiple sıkı sıkıya bağlı olup, mahkeme takibe konu edilmeyen alacak kalemlerini inceleme konusu yapamaz. (EmsalYHGK 2017/19-903 E- 2018/974 K.sayılı kararı, Yargıtay 11.Hukuk Dairesi 2019/4664 E- 2020/2769 K.sayılı kararı) Açıklanan nedenlerle davanın reddine karar vermek gerekmiştir. İİK 67/2.maddesine göre "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın "yüzde yirmisinden" aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." Buna göre davanın reddi halinde davalı lehine kötü niyet tazminatına hükmetmek için davacının takip yapmakta kötü niyetli olduğunun ispatı gerekir. Tarafların ticari defterlerine göre, işbu davanın konusu dışında kalan ve taraflar arasında açık hesap ilişkisinden dolayı davacının davalıdan alacaklı olduğuna dair kayıtların bulunması, ayrıca davalının takip yapmakta kötü niyetli olduğunun ispatlanamaması nedeniyle, şartları oluşmadığından davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddine , ..." karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece HMK m.184/2 uyarınca tahkikat aşamasının bittiği tefhim edilmeden HMK m.186'ya aykırı olarak karar verilerek hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, davayı ıslah ettiğine ilişkin beyanının dikkate alınmadığını, davalının ödeme yaptığından bahisle davanın reddi kararı hukuka aykırı olduğunu, davalı, devam eden dava süresince borcunu ikrar etmiş ve demir bedeli açıklaması ile yaptığı ödemenin hangi faturaya ilişkin olduğunu dekont açıklamasında yazmadığını, ödemenin hangi borca mahsup edileceği gösterilmediğinden davanın reddi kararı hukuka aykırı olduğunu, zira taraflar arası başka faturalar da mevcut olup davalı şirket yetkilisi 14.01.2021 tarihli celsede borçlu olduğunu ikrar etmesine rağmen mahkemenin ret kararının hatalı olduğunu, talimat yolu ile aldırılan Dörtyol 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2021/14t. no'lu 15.03.2021 tarihli bilirkişi raporunda ve mahkemece aldırılan ilk bilirkişi raporunda alacağımız tespit edilmesine rağmen davanın reddi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalının haksız mesnetsiz itirazının iptali ile borcun Ticaret Kanunu'nun 1530. maddesi gereği davalının temerrüt faizi ile ödenmesi gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE :Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı faturadan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali, davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalının yaptığı ödemenin takibe konu faturaya ilişkin olup olmadığı noktasındadır.Davacı tarafından, davalıya 17/05/2017 tarih ve ... no'lu fatura "8 mm nervürlü inşaat demiri" açıklaması ile 60.918,00 TL bedelli olarak düzenlenmiştir.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul Anadolu 10. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı takip dosyasında, "17/05/2027 tarihli, 60.918,00 TL bedelli fatura" sebebine dayalı olarak 60.918,00 TL asıl alacağın, 29.185,15 TL işlemiş faiziyle birlikte tahsili istemiyle 11/08/2020 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, takip borçlusunun itirazı üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca 46.874,77 TL üzerinden itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Davalı tarafça takibe konu faturanın 22/05/2017 tarihinde ödendiği savunulmuştur. Davalı tarafından sunulan 22/05/2017 işlem tarihli dekonta göre, davacı hesabına 60.918,00 TL'nin "... inşaat yapı eleman inşaat demiri" açıklaması ile ödendiği anlaşılmaktadır.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 102/1. maddesine göre, Kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılır. Birden çok borç muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğu kabul edilir. Takip yapılmamış ise ödeme, vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış olur.Davalının 22/05/2017 tarihli "... inşaat yapı eleman inşaat demiri" açıklaması ile davacının 17/05/2017 tarihinde düzenlenen faturadaki "8 mm nervürlü inşaat demiri" açıklaması, ödeme zamanı ve ödeme tutarı ile fatura bedelinin örtüştüğü nazara alındığında, söz konusu ödemenin talebe konu fatura için yapıldığının kabulü gerekir. Dolayısıyla, davacının takip konusu fatura nedeniyle davacıdan alacağı bulunmamaktadır. Eldeki davaya konu icra takibi faturaya dayalı olup, karşı tarafın cari hesaba ilişkin borç ikrarının sonuca bir etkisi bulunmamaktadır. Davacı tarafça, 14/10/2021 tarihli celsede davayı ıslah ettiklerini bildirmiş olmalarına karşın bu beyanın dikkate alınmadığı ileri sürülmüştür. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 180. Maddesinde, davasını tamamen ıslah ettiğini bildiren tarafın, bu bildirimden itibaren bir hafta içinde yeni bir dava dilekçesi vermek zorunda olduğu, HMK'nın 181. Maddesinde ise, kısmen ıslaha başvuran tarafa, ıslah ettiği usul işlemini yapması için bir haftalık süre verileceği düzenlenmiştir. Davacı vekili 14/10/2021 tarihli celsede bir kısım beyanda bulunduktan sonra, mahkeme aksi kanaatte ise ıslah için süre istiyoruz, şeklinde beyanda bulunmuştur. Görüldüğü üzere davacı vekili açıkça ıslaha başvurmamış, mahkemenin kanaatine göre ıslah için süre istemiştir. Ancak yargılamanın bulunduğu aşamada mahkemenin kanaat açıklaması mümkün değildir. Bu kapsamda davacının açık bir ıslah beyanı bulunmadığından mahkemece yargılamaya devam edilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ayrıca, dava basit yargılama usulüne tabi olup davacının dayandığı HMK'nın 184. maddesinin eldeki davada uygulama yeri olmayıp, HMK'nın 321. Maddesine göre hükmün açıklanmasında da bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacının takibe konu fatura alacağı ödeme ile sona ermiş olup bu nedenle, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 23/10/2025