11. Hukuk Dairesi 2023/5171 E. , 2024/7167 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI :2023/218 Esas, 2023/1001 Karar HÜKÜM :Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ :Kocaeli 2.Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI :2020/186 E., 2022/491 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı Asıl davada davalılar-karşı davacılar -birleşen davada asli müdahiller vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilek
**11. Hukuk Dairesi 2023/5171 E. , 2024/7167 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI :2023/218 Esas, 2023/1001 Karar HÜKÜM :Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ :Kocaeli 2.Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI :2020/186 E., 2022/491 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı Asıl davada davalılar-karşı davacılar -birleşen davada asli müdahiller vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2008 yılında zor durumda borca batık bir şekilde iflas aşamasına geldiğini, dava konusu... Petrol Ürünleri Ltd. Şti.'ne 1.500,00 TL ödemek sureti ile % 50 pay sahibi ve aynı oranda ortak olduğunu, şirketi o dönemde iflasın eşiğine getiren ve piyasaya ve bankalara aşırı borçlanmasını gerektiren ortaklığın diğer tarafını oluşturan davalılar, başarılı bir yönetim sergileyemediklerinden ve müvekkili de bu durumu bildiğinden yönetimin en az 5 yıl süre ile müvekkili tarafından ya da atayacağı bir müdür ile yönetileceğinin birlikte kararlaştırıldığını, davalıların mali sıkıntılarını atlattıktan sonra çok kısa bir sürede sürekli şirkete ve müvekkiline ihtarlar çekmek, asılsız suçlamarla suç duyurusunda bulunmak, yönetim aleyhine sürekli davalar açarak yönetimi işlemez duruma getirmek sureti ile sürekli ihtilaf çıkarmaya ve müvekkilini yıldırmaya çalıştıklarını, en son 2016 yılı başlarında da şirketin seçili organlarının asılsız ve mesnetsiz itamlarla şirkete kayyum atanmasına sebebiyet verdiklerini, şirketin 2016 yılı Mart ayından bu yana kayyum eli ile yönetildiğini, şirket müdürünün tedbiren görevden alındığını, 30.05.2016 tarihinde yapılan olağan genel kurulda müdür olarak atanan müvekkili ortak ...'ün müdürlüğünün kayyum tarafından ilan edilmediğini, 30.07.2016 tarihinde kayyum çağrısı ile yapılan genel kurulda da ortaklar arasında oy çokluğu ile yeni bir müdür ataması yapılmadığını, şirketin birbirleri ile ihtilaflı ortaklarından her bir taraf % 50 hisse ve payını oluşturduğundan şirkete yeni bir yönetici yapılamadığına davalı tarafın blok halinde hareket ettiğini, şirketin kayyum eli ile yönetiminin Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/147 esas sayılı dosyası üzerinden rütin ve sürekli hale getirildiğini, 30.05.2016 tarihli genel kurul tarihi ve gündemi % 80 katılımı ile gerçekleşen 31.12.2015 tarihli genel kurulda oybirliği ile belirlenmesine rağmen ve gündemi ve diğer ayrıntıları Şubat 2016 tarihinde ortaklara müdür tarafından noter marifeti ile bildirilmesine binaen 30.05.2016 tarihinde belli edilen zaman ve şirket merkezinde yapıldığını, müvekkilinin bu toplantıda usulüne uygun olarak seçildiğini ancak bu seçimin kayyum tarafından ticaret siciline götürülerek ilan ettirilmediğini, mahkeme de bu hususta ticaret siciline bildirimde bulunmadığını ve kayyumluk görevini de sona erdirmediğini, şirkete bundan sonra müdür atanmasının da zor olduğunu, ortaklar arasındaki derin itilaflar sebebi ile mutabakat ile yönetici seçimi ve şirketin devamının da mümkün görünmediğini, şirketin petrol işinden inşaat işine yöneldiğini, kayyum elinde bulunan inşaatların de elinden gittiğini, yeni işe girilmesinin zor olduğunu, şirketin kayyum elinde devam etmesinin sadece mevcut mal varlığına erime ve eksilmeye sebebiyet verileceğini ileri sürerek şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 636 ncı maddesi hükümlerine göre sona erdirilmesi ile tasfiyesine karar verilmesini talep etmiştir. 2-Karşı davada davacı vekili karşı dava dilekçesinde; davalının şirkete hissedar olmasından ve davalı kardeşinin de müdür olmasından sonra birçok hukuksuzluklar gerçekleştirdiğini, yapılan usulsüzlüklerin dilekçelerinde ayrıntılı şekilde açıklandığını, şirketin ve müvekkillerinin zarara uğramasına sebep olduklarını, şirket hakkında birçok dava açılmasına sebebiyet verdiklerini ileri sürerek müvekkillerinin uğramış olduğu zararın yılı itibari ile tespiti ile davacılar ve karşı davalıya isabet edecek olan tasfiye payından ticari temerrüt faizi ile birlikte tahsiline, davacının şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verilmesini talep etmiştir. 3-Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; asıl dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarla 30.05.2016 tarihinde yapılan olağan genel kurulda müdür olarak atanan müvekkilinin müdürlüğünün kayyım tarafından ilan ettirilmediğini, 30.07.2016 tarihinde kayyım çağrısı ile yapılan genel kurulda ortaklar arasında oy çokluğu ile yeni müdür atamasının yapılamadığını, davalı şirketin yasanın aradığı uzun süreli zorunlu organ oluşturulamaması ve bundan sonra da mutabakatla şirketi yönetecek organ oluşturulamaması koşullarının ortadan kalktığını, davalı şirketin petrol işinden inşaat işine yöneldiğini, kayyım elinde bulunan inşaatlarında müvekkilin elinden gittiğini, yeni işe girilmesinin zor olduğunu, şirketin kayyım elinde devam etmesinin sadece mevcut mal varlığında erime ve eksilmeye sebebiyet vereceğini, ileri sürerek sona erme koşulları oluşan şirketin 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesi hükümlerine göre mahkeme kararı ile sona erdirilerek tasfiye edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1-Asıl davada davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2-Birleşen davada davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin yöneticisi olarak Abidin Öztürk'ün atanmasına ilişkin 21.12.2015 tarihli Genel Kurul kararına karşı diğer ortaklarca Kocaeli Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/147 E. sayılı dosyası ile dava açıldığını, yapılan yargılamada şirket yöneticisinin atanmasına ilişkin 6102 sayılı Kanun'un 623 üncü maddesine aykırı olması sebebi ile genel kurul kararının iptali kararının henüz kesinleşmediğini, müvekkili şirkete kayyım atandığını, kayyım atamasının devamlılık arz edecek nitelikte bulunmadığını, mahkeme kararı çerçevesinde yeni bir genel kurul ile usulüne uygun şekilde yönetici atanması ile kayyım görevinin sona ereceğini, 30.05.2016 tarihli genel kurulda yeni müdür atanmasına ilişkin kararın ilanı için kayyım tarafından Kocaeli Ticaret Sicil Müdürlüğüne başvuru yapıldığını, bu başvuruya verilen cevapta Kocaeli Ticaret Mahkemesinin 2016/147 E. sayılı kararının kesinleşmesi halinde işlem yapılacağının bildirildiğini, bu işleme karşıda Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/885 E. sayılı dosyası ile dava açıldığını, mahkemece 30.05.2016 tarihli genel kurul kararının tesciline karar verildiğini, bu kararın henüz kesinleşmediğini, müvekkili şirkette genel kurul toplantısı yapılması hususunda bir sıkıntı yaşanmadığını, şirketin geçici olarak kayyım eli ile yönetildiğini, dolayısıyla 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin ikinci fıkrasına uyar bir yan bulunmadığını, davacı tarafın tasfiye taleplerinin bu sebeple reddi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 3-Birleşen davada asli müdahiller vekili asli müdahale dilekçesi ile; davalılar arasında Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/88 E. sayılı dosyasında devam eden limited şirketin feshi ve tasfiyesi davasında davalı ...'ün, davalı şirketin fesih ve tasfiyesini talep ettiğini, söz konusu davada davalı şirket yanında feri müdahil olarak yer aldıklarını, davalı ...'ün şirketin feshi ve tasfiyesi talebinin yerinde olmadığını, bilakis kendisinin davalı şirkete zarar verdiğini, müvekkilleri ile davalının şirket ortaklığının devamının imkansız hale geldiğini, davalının şirketin zararına hareket ettiğini, taraflar arasında imzalanan iş ortaklığı sözleşmesini ihlal ettiğini, taraflar arasında görülen davalar ve soruşturma dosyasının bulunduğunu savunarak davalı ...'ün davalı şirketin feshi ve tasfiyesi talebinin reddine, davalının şirket ortaklığından çıkarılmasına, davalının şirkete vermiş olduğu zararların tespiti ile tasfiye payından tahsiline karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, 6102 sayılı Kanun'un 640 ıncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca açılıp görülen asıl davada; ortaklıktan çıkarma talep hakkının münhasıran şirkete ait olduğu, diğer ortakların mevcut yasal düzenlemeye göre ortaklıktan çıkarma talep hakkı olmadığından asıl davanın ve karşı davanın aktif husumet nedeni ile reddi gerektiği, karşı davacılar karşı davalının şirketi zarara uğrattığı iddiası ile tasfiye payına ilişkin takas mahsup talebinde bulunmuş iseler de zarar söz konusu olsa bile bu zararın şirkete ait olduğu, bu durumda da şirketin ancak takas mahsup talebinde bulunabileceğinden takas definin reddi gerektiği, birleşen dava yönünden davalı şirkete %50 oranında ortak davacının öncelikle davalı şirketin 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre organsız kalması sebebi ile feshine istemiş ise de Kocaeli 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/885 esas sayılı dosyası ile ...'ün müdür olarak atanmasına ilişkin genel kurul kararın tesciline ilişkin mahkeme kararının kesinleşmesi sebebi ile şirketin organsız kalmadığı anlaşıldığından anılan madde kapsamında değerlendirme yapılmadığı, şirketin ekonomik durumuna ilişkin alınan bilirkişi raporunda davalı şirketin öz kaynak tutarının yeterli olduğu, sermaye kaybı ve borca batıklık durumunun gerçekleşmediği, şirketin feshini gerektirecek mali bir tabloya sahip olunmadığı hususlarının belirtildiği, esas olanın şirketin devamlılığının sağlanılması olup, ekonomik değer taşıyan şirketin feshi yerine şirketi ayakta tutacak diğer çözüm yollarının hakimce değerlendirilmesi zorunlu olduğu, bu sebeple 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında fesih talebinin reddi gerektiği, ortaklar arasında ciddi anlaşmazlıkların bulunduğu, birlikte çalışmalarını ciddi şekilde güçleştiren olayların meydana geldiği ve bu durumun limited şirketten çıkmak için haklı bir sebep oluşturacağı, asli müdahil olan ortakların davacının ortaklıktan çıkmasına ilişkin talepleri yönünden yapılan değerlendirmede; bir ortağın mahkeme kararı ile ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin dava açma hakkı şirkete tanınmış bir hak olduğundan ortakların buna ilişkin taleplerinin reddedildiği, asli müdahillerin aynı zamanda davacının ortağı olduğu müşterek şirkete vermiş olduğu zararların tespiti ile tahsili talep edilmiş ise de dava konusunun şirketin feshi olması, asli müdahilin dava konusu hak veya şey üzerinde kısmen veya tamamen hak iddia etmesi olduğu, talep ile dava konusu farklı olduğundan asli müdahilin talebinin reddine karar vermek gerektiği gerekçesi ile asıl ve karşı davanın husumet nedeniyle reddine, karşı davadaki takas talebinin reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne, birleşen davadaki asli müdahillerin davasının reddine karar verilmiş, asıl ve birleşen davada davacı ...'ün karardan sonra 28.10.2022 tarihli dilekçesi ile asıl ve birleşen davadan feragat ettiğini beyan etmesi üzerine bu kez 25.11.2022 tarihli ek karar ile asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, 26.10.2022 tarihli mahkeme hükmü asıl davada davalılar- karşı davacılar vekili- birleşen davada asli müdahiller vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle asıl davada davalılar-karşı davada davacılar- birleşen davada asli müdahiller vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar asıl davada davalılar- karşı davada davacılar- birleşen davada asli müdahiller vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava limited şirketin feshi ve tasfiyesi, karşı dava şirket ortaklığından çıkarılma ve uğranılan zararın tespiti ile tasfiye payından tahsili, birleşen dava limited şirketin feshi ve tasfiyesi, birleşen davada asli müdahale davacı ortağın limited şirket ortaklığından çıkarılması ve şirkete verdiği zararın tespiti ile tasfiye payından tahsili istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.6102 sayılı Kanun'un 636, 640 ıncı maddeleri. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, asıl davada davalılar- karşı davacılar- birleşen davada asli müdahiller vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, 08.10.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.