MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/621 Esas, 2023/441 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) SAYISI : 2021/15 E., 2021/261 K. Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun e
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/621 Esas, 2023/441 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) SAYISI : 2021/15 E., 2021/261 K. Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 09.07.2024 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, davalının almış olduğu krediye müteselsilen kefil olduğunu ancak; davalı şirkete el konulup kayyım atandığını, davalı vekilinin itiraz dilekçesinde OHAL'in devam ettiğini belirttiğini ancak; OHAL'in sona erdiğini, davalı şirketin ortak olduğu iştiraklerin satışından ciddi gelirler elde ettiğini, şirketin alacaklarının tahsil edilirken borçlarının ise ödenmediğini, davacı tarafından yetkililere yapılan başvuruların ise itiraz dilekçesinde de gösterildiği üzere 678 sayılı KHK'nın 37 nci maddesi gösterilerek red edildiğini, davacının 678 sayılı KHK'nın 37 nci maddesi gereği kefil olduğu borcu ödediğini ancak davalının bu borcu kabul etmediğini, davalının itiraz dilekçesinde gösterdiği sebebin kabulü mümkün olmayıp davalı tarafından sınırsız ve gayri kabulü rücu imkanı tanıyan bir yasal düzenleme de söz konusu olmadığını, aynı doğrultuda aynı şirkete karşı bir diğer ortak olan ... ... ... adına başlatılan aynı konulu davada Bolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/740 E., 2020/856 K. ile ilamı ile davanın kabulüne, itirazın iptaline karar verildiğini, davalının haksız itirazın iptaline, haksız yapılan itiraz sebebiyle %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirkete yapılan tebligatın usulsüz olup geçersiz olduğunu, davalı şirketin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) müdürler kurulu tarafından yöneltildiğini ve bu kurulun başkanının ... ... Öz olduğunu, dava dilekçesinin tebliği yapılan ...'in ise yalnızca müdürler kurulunda üye olduğunu, davalı şirket tarafından yapılan itirazın borcun esası hakkında yapılan bir itiraz olmayıp yalnızca ödeme yönüyle kefilin sorumluluğuna gidilmesi gerektiğinden bu yönlü bir itiraz olduğunu, Bolu İcra Dairesinin 2019/80682 E. sayılı dosyasına yapılan beyanın borca itiraz olarak ele alınmasının hatalı olduğunu, ayrıca icra inkâr tazminat talebinin de haksız ve hukuka aykırı olduğunu beyanla haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 678 Sayılı KHK'nın 37 nci maddesinin "Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kayyım olarak atandığı şirketlerde, şirketin doğrudan veya dolaylı borçlarının ödenmesi için öncelikle şirket lehine kefil olan ortak, yönetici veya bunlarla bağlantılı üçüncü gerçek veya tüzel kişilerin malvarlığına müracaat edilir. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu, bu kapsamda şirket borçlarının ödenmesi ya da şirket sermaye ihtiyacının karşılanmasını teminen, kefillerin varlıklarının doğrudan veya ticari ve iktisadi bütünlük yoluyla satılması konusunda yetkilidir. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kayyum olarak atandığı şirketlerin, müşterek müteselsil borçluluğu kapsayan kefaletler dahil, kefil olduğu borçlarda ise kayyumluğun devamı süresince borcun öncelikle asıl alacaklıdan ya da diğer kefillerden tahsili yoluna gidilir." hükmüne haiz olduğu, anılan maddenin TMSF'nin kayyum olarak atandığı şirketler aleyhine takip yasağı düzenlemesi getirmediği, borçların tahsilinde izlenecek yolu belirlediği, OHAL döneminde yapılan düzenlemeler ile bu şirketlerin ülke ekonomisine yeniden kazandırılmaya çalışıldığı, şirketlerin iktisadi faaliyetlerini sürdürmesi, üretim ve istihdama katkı sağlamasının hedeflendiği, terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olan şirkete kayyım olarak atanmış TMSF temsilcilerinin içi boşaltılmış ve ağır borç yükü altında olan şirketleri idare etmesi ve ekonomiye yeniden kazandırılmasının önem arz ettiği, bu suretle davalı Şirketin dava dışı Vakıflar Bankası nezdinde imzalanan 04.07.2014 tarih 4.000.000,00 TL limitli Genel Kredi sözleşmesine davacı ... tararfından 3. kefil olarak 10.000.000,00 TL üzerinden müşterek ve müteselsil olarak kefil olunduğu, 2 adet kredinin 23.03.2017 tarihinden sonra taksit ödemelerinin zamanında yapılmaması nedeniyle kefillere ödeme bildiriminin gönderildiği ve davacı tarafça 10 ayrı taksit halinde toplam 786.880,00 TL kredi borcunun ödendiği, bu suretle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (6098 sayılı Kanun) 596 ncı maddesi uyarınca davacının takip tarihi itibari ile davalıdan 786.880,00 TL asıl alacak, 44.895,12 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 831.775,12 TL alacak aslının bulunduğu gerekçesi ile davanın kabulü ile Bolu İcra Müdürlüğü'nün 2019/80682 esas sayılı dosyasında yapılan takibe itirazın iptaline, takibe 786.880,00 TL asıl alacak, 44.895,12 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 831.775,12 TL üzerinden devam olunmasına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren %19,50 ve değişen oranlarda ticari faiz işletilmesine, taraflar arasındaki alacak likit nitelikte ve davalı itirazında haksız olduğundan davacı yanın icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacağın %20'si üzerinden hesaplanan 157.376,00 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin itirazının takip yoluna yönelik ve kendisine takip yapılamayacağına dair bir itiraz olduğunu, bu nedenle aleyhe hükmedilen icra inkâr tazminatının hukuka uygun olmadığını, 678 sayılı KHK'nın amacının kayyım tarafından işletilen şirketlerin kayyım idaresinde olduğu müddetçe yani kayyımlık kararının devamı süresince şirkete karşı rücu talebinde bulunamayacağı anlamını taşıdığını, hesaplamaların hatalı yapıldığını, faizin yanlış hesaplandığını, yerel mahkemenin vermiş olduğu kararın hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, Bolu İcra Müdürlüğünce 2019/80682 E. sayılı dosyasında yapılan ilamsız takibe ilişkin itirazın iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi. 2.6098 sayılı Kanun'un 596 ncı maddesi. 3.675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 16 ncı maddesi. 4.670 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 5 inci maddesi. 3. Değerlendirme 1. 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 16 ncı maddesi; “(1) 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanalları ile bunların sahibi gerçek veya tüzel kişiler aleyhine 17/8/2016 tarihinden önce açılan davalar ile bu kapsamda Hazine ile Vakıflar Genel Müdürlüğüne husumet yöneltilen davalarda mahkemelerce, 15/8/2016 tarihli ve 670 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 5 inci maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle red kararı verilir. Bu kararlar duruşma günü beklenmeksizin dosya üzerinden kesin olarak verilir ve davacılara resen tebliğ edilir. Tarafların yaptığı yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır. (2) 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanalları ile bunların sahibi gerçek veya tüzel kişiler aleyhine 17/8/2016 tarihinden önce başlatılan icra ve iflas takipleri ile bu kapsamda Hazine ile Vakıflar Genel Müdürlüğüne husumet yöneltilen takipler hakkında icra müdürlüklerince, 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5 inci maddesi uyarınca düşme kararı verilir. Bu kararlar dosya üzerinden kesin olarak verilir ve takip alacaklısına resen tebliğ edilir. Tarafların yaptığı takip giderleri kendi üzerlerinde bırakılır. (3) 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanalları ile bunların sahibi gerçek veya tüzel kişiler veya kapatılma ya da resen terkin üzerine Maliye Bakanlığı ile Vakıflar Genel Müdürlüğü aleyhine 17/8/2016 tarihi dahil bu tarihten sonra açılan davalar ile icra ve iflas takipleri hakkında 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5 inci maddesi gereğince dava veya takip şartının bulunmaması nedeniyle davanın reddine veya takibin düşmesine karar verilir. (4) Birinci ve ikinci fıkralar uyarınca verilen kararlarda davacı veya alacaklının 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5 inci maddesinde belirtilen usule uygun olarak ilgili idari makama, tebliğ tarihinden itibaren otuz günlük hak düşürücü süre içinde başvurabileceği belirtilir. İdari başvuru üzerine idari merci tarafından verilecek karar aleyhine idari yargıda dava açılabilir. İdari yargının verdiği karar kesin olup, uyuşmazlık adli yargıda hiçbir şekilde dava konusu yapılamaz,” hükmünü içermektedir. 2.Dava dosyasının incelenmesinde, davacının davalı şirketin dava dışı bankadan çektiği krediye kefil olduğu, OHAL kapsamında kefil sıfatı ile davalının Bankaya olan taksitlerini ödediği, iş bu davanın rücu davası olduğu anlaşılmakla yukarıda bahsedilen 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 16 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile davanın esasına girilerek kabul kararı verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. Dava Dilekçesi Oluştur --> Yargıtay Kararı Son Gönderiler Yapay Zeka ile Hukukta Yeni Dönem: Hızlı, Analitik ve İsabetli 26 June 2026 Yapay Zekâ Hukuk Dünyasını Nasıl Dönüştürüyor? 26 June 2026 Yapay Zeka ve Ceza Hukuku: Dijital Çağda Adaletin Yeni Yüzü 26 June 2026 Geleceğin Hukuku: Yapay Zeka ile Dönüşen Adalet 24 June 2026 Geleceğin Hukuku: Sosyal Ağlarda Çocuk Güvenliği ve Yapay Zeka 24 June 2026 İçtihat Arama Yargıtay Kararları Danıştay Kararları Bölge Adliye Mahkemesi Kararları Kanun Yararına Bozma Kararları Asliye Ticaret Mahkemesi Kararları Fikri Sinai Haklar Kararları Mevzuat Arama Kanunlar Cumhurbaşkanı Kararnameleri Bakanlar Kurulu Yönetmelikleri Cumhurbaşkanlığı Yönetmelikleri Cumhurbaşkanı Kararları Cumhurbaşkanlığı Genelgeleri Kanun Hükmünde Kararnameler Tüzükler Kurum ve Kuruluş Yönetmelikleri Üniversite Yönetmelikleri Tebliğler Mülga Mevzuat Tüm Mevzuatlar Dilekçe × Close Print Haber bültenimize abone ol Kayıt ol Kurumsal Biz Kimiz