T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/603 Esas KARAR NO: 2026/769 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI: 2025/784 Esas- 2025/954 Karar TARİH: 24/12/2025 DAVA: Ticari Şirket (Fesih İstemli) KARAR TARİHİ: 16/04/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvu…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/603 Esas KARAR NO: 2026/769 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI: 2025/784 Esas- 2025/954 Karar TARİH: 24/12/2025 DAVA: Ticari Şirket (Fesih İstemli) KARAR TARİHİ: 16/04/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalı şirketin ortaklarından biri olup %50 hisseye sahip olduğunu, diğer ortak...'ın da %50 hissesi olduğunu, şirketin 2023yılında tescil edildiğini ve her iki ortağın da şirketi münferiden temsil yetkisine sahip olduğunu, şirket faaliyeti kapsamında tüm işin müvekkili tarafından yapıldığını, davalı ortağa sürekli bilgi verildiğini ancak bu kişinin şirketin tüm bilgi ve belgelerini müvekkilinden gizlediğini, şirketle alakalı denetlemelerden dahi haberdar etmediğini, müvek -kilinin haklı sebeplerle şirketin feshini veya ortaklıktan çıkarılmasını talep ettiğini, ortaklıktaki sorunların diğer ortaktan kaynaklandığı-nı ve müvekkilinin bu sorunların oluşmasında kusurlu olmadığını, bu nedenlerle davalı şirketin tasfiyesiz feshedilmesine, mümkün-se müvekkilinin ortaklıktan çıkarılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının anonim şirkete karşı limited şirketlere özgü bir hükme dayanmasının davanın konusunu ve hukuki niteliğini hatalı biçimde belirlemesi sonucunu doğurduğunu, davacının hem fiilen hem de hukuken yetkileri tek başına kullandığını, dolayısıyla şirketin sevk ve idaresine ilişkin tüm sonuçlardan birinci derecede sorumlu olduğunu, müvekkilinin, şirkete 2025 yılı Mayıs ayında ortak olup kısa bir süre sonra yönetim kuruluna seçilmiş olduğunu, bu tarihten önce gerçekleşen hiçbir işlem, faaliyet veya karar sürecinde yer almadığını, şirketin faaliyetlerinin durma noktasına gelmesinde veya iddia edildiği üzere doğmuş olabilecek herhangi bir zararda, müvekkilinin kusurundan veya ihmalinden söz edilmesinin mümkün olmadı -ğını, davacının, yönetim kurulu üyesi sıfatıyla şirketin mali, ticari ve idari işleyişinde şeffaflık, hesap verebilirlik ve dürüstlük ilkelerine uygun hareket etmediğini, bu suretle şirketin malvarlığına, ticari itibarına ve faaliyet sürekliliğine zarar verici fiillerde bulunduğunu, müvekkilinin şirkete ortak olmasından kısa bir süre sonra, davacı tarafından gizlenmiş veya bildirilmemiş birçok borç kalemi ortaya çıktığını, davacının hem yönetim kurulu üyeliği sıfatından hem de fiilen yürüttüğü yönetsel tasarruflardan doğan yükümlülüklerini ihlal ettiğini, bu nedenle şirketin mali dengesi ve ticari itibarı üzerinde doğrudan olumsuz etki yarattığını, müvekkilinin, davacının kusurlu yönetiminden kaynaklanan bu sonuçlardan sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olmadığını, şirkete gelen tebligatlar akabinde müvekkili tarafından yapılan incelemeler sonucunda, şirketin sevk ve idaresini yürüten davacının, şirket işlemlerinde kendi şahsi hesaplarını kullandığının tespit edildiğini, davacının, şirkete gelen hastalarla ilgilenirken, kendi inisiyatifiyle indirim uygulayarak işlem ücretlerini şahsi hesabına aktardığını, ayrıca elden tahsil ettiği ücretleri de şirket muhasebesine bildirmediğini, şirketin, İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü tarafından denetime tabi tutulduğunu, müvekkilinin bu denetimlerden haberdar edilmediğini, bu kapsamda, müvekkili tarafından .... Noterliği’nin 29.08.2025 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi (EK-1) ile davacıdan söz konusu denetime ilişkin açıklama yapmasının talep edildiğini ancak denetimle ilgili herhangi bir rapor, tutanak veya belge iletilmediğini, davacı tarafın-dan müvekkiline isnat edilen hususların, hiçbir somut belge veya delille desteklenmediğini, davacının fesih talebi ve diğer iddialar-nın değerlendirilmesinden önce, şirket hesaplarının, borç ve alacak dengelerinin ve ortakların fiili katkı ve sorumluluklarının bağımsız bir bilirkişi tarafından incelenmesi gerektiğini, öte yandan, şirketin malvarlığındaki herhangi bir azalma mevcutsa, bu azalmanın sadece davacı dönemi ile sınırlı olarak değil, tüm yönetim dönemlerinin topluca değerlendirilmesiyle ve bağımsız bilirkişi inceleme-siyle tespit edilmesi gerektiğini, davacının, şirket muhasebe kayıtlarına göre 681.375,25 TL tutarında şirkete borçlu olduğunu, dava-cının, müvekkiline beyanına göre, şirketin kurucu hissedarı ...’un şirketi yaklaşık 30.000.000 TL tutarında zarara uğrattığını beyanla davanın, TTK 636’ya dayanılarak anonim şirket hakkında açılmış olması neticesinde hukuki dayanaktan yoksun olduğundan öncelik le usulden reddine, Mahkemece esasa girilecekse fesih kararı verilmeden önce; şirket hesapları, banka kayıtları, muhasebe defter-leri, malvarlığı hareketleri ve ortaklar arası borç ilişkilerinin bağımsız bilirkişi incelemesine tabi tutulmasına, davacının şirkete olan 681.375,25 TL borcunun ve önceki ortaklardan kaynaklanan 7.238.657,19 TL tutarındaki şirket alacaklarının dikkate alınmasına, davacı dahil tüm ortakların faaliyet dönemlerindeki işlemlerinin tespit edilerek kusur ve sorumluluk oranlarının belirlenmesine, şirket in feshi yönünde karar verilmesi halinde, öncelikle davacı pay sahibinin şirketten çıkarılması seçeneğinin değerlendirilmesine, yargı -lama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; davanın, hukuki niteliği itibari ile anonim şirketin tasfiyesiz feshi ve davacının ortaklıktan çıkması talebine ilişkin olduğu, davacı yan dava dilekçesinde talebini limited şirketlere ilişkin TTK'nın 636 maddesine dayandırmış ise de ileri sürülen iddialar itibariyle ilgili kanun maddesinin tespit ve uygulanması hakimin görevinde olup davalı şirketin anonim şirket olması itibariyle olayda TTK'nın 531 ve devamı maddesinin uygulanması gerektiği, davacı tarafça ortağı olduğu şirket ile diğer ortağa husumet yöneltilerek açılan davada, davanın yasal dayanağını oluşturan TTK'nın 531 maddesi uyarınca mahkemece haklı sebebin gerçekleştiği kanaatına varılması halinde fesih yerine davacı pay sahibine, payların karar tarihine en yakın tarihdeki gerçek değerlerinin ödenip davacının şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen bir çözüme hükmedebilece ği, kanunda fesih yerine davacının pay değeri ödenerek çıkartılması dışında açıkça başkaca uygun çözümlerin ne olabileceğinin gösterilmediği, hkimin diğer çözüm yollarına hükmetmesi için talebe ihtiyaç olmadığı, limited ortaklıktan farklı olarak anonim ortaklık ta haklı sebeble çıkma veya haklı sebeble çıkartılma ayrıca düzenlenmediğinden gerek ortaklık gerekse pay sahiplerince bu gibi taleplerin ayrıca dava edilemeyeceği, davacının açtığı haklı sebeble fesih davasında diğer şirket ortağına da husumet yönelterek fesih olmadığı takdirde ortaklıktan çıkartılmasını talep ettiği, ortağın haklı sebeble fesih davasında terditli talepde bulunma hakkı bulunmadığı, öte yandan fesih davasının yalnızca şirkete yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup şirket ortağına fesih davasında husumet yöneltilmesi gerekli olmadığından davalı ortak aleyhine açılan davanın bu nedenle reddine karar verilmesi gerektiği; 6102 Sayılı TTK'nın 533. maddesinin 1.fıkrasında; "Sona eren şirket tasfiye haline girer; Kanundaki istisnalar saklıdır" hükmü getirilerek 6762 Sayılı Yasanın 439.maddesindeki tasfiye haline girmeyecek kanuni istisnaların sayılması yönteminin kaldırıldığı, bu suretle tasfiyesiz fesih koşullarının bir maddede sınırlı sayı olarak sayılması usulünden vazgeçildiği ve TTK'daki istisnalar saklıdır, hükmüyle kanundaki tüm istisnaların kapsama alındığı, TTK'da 6762 Sayılı TTK md. 541-454'de olduğu gibi anonim şirketin tasfiyesiz infisah hallerine ilişkin herhangi bir özel düzenlemeye yer verilmediği ancak kanunda tasfiye sürecinin tatbik edilmeyeceğine, koşulları oluştuğu takdirde tasfiyesiz infisaha dair hükümlerin tatbik edilmesi gerektiğine dair düzenleme mevcut olduğu, anonim şirketin; tam bölünmesi, devrolunan taraf olarak birleşmeye katılması ve ticari işletmeye dönüşmesi gibi durumların tasfiyesiz infisah halleri arasında sayılabileceği, öte yandan ilgili anonim şirketin iradesinin şekillendiği genel kurulun herhangi bir karar ve katılımı olmaksız ın ortaya çıkabilecek devletleştirme suretiyle anonim şirketin devralınması ve merkezin yurt dışına taşınması infisah sebepleri arasında sayılabilecek tasfiyesiz infisah hallerinden olduğu, somut olayda ise bu koşulların hiç birinin mevcut olmadığı sabit olup TTK'nın anonim şirketlerde sona ermenin hükümlerine ilişkin 533/1 maddesinde sona eren şirketin tasfiye haline gireceğinin düzen -lenmiş olması, devam eden maddelerde tasfiye sürecinin ne şekilde tamamlanacağına ilişkin düzenlemelerin mevcut bulunması, istisnai durumlar haricinde sermaye şirketlerinin tasfiye sürecini atlayarak feshedilmesine yasal olanak bulunmaması karşısında, davanın hukuki yarar yokluğu ve tasfiyesiz feshe yasal olanak bulunmaması nedeniyle usulden reddi gerektiği gerekçesi ile davanın tasfiyesiz fesih talep edilmesi mümkün olmadığından usulden reddine, davalı... aleyhine açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. DAVACI VEKİLİNCE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ; HMK'nın 31. Maddesi uyarınca hakimin davayı aydınlatma ödevinin bulunduğu, Mahkemenin yalnızca tasfiyesiz kelimesine takılarak şirketin feshi ve ortaklıktan çıkma taleplerini değerlendirmemesinin hatalı olduğu, TTK'nın 531. maddesi ile ortaklıktan çıkma talep edilmesine olanak sağlandığı, bu madde uyarınca ortağın terditli talepte bulunma hakkı olduğu, davalı...'ın diğer davalı şirketin %50 pay sahibi ortağı olması ve dava ile ortaklıktan çıkma da talep edildiğinden Yargıtay kararları ile kabul edildiği üzere davalı ortağa karşı da dava açıldığı, Mahkemece verilen husumetten red kararının hatalı olduğu, Mahkemece deliller toplanıp tahkikat yapılmadan eksik inceleme ile karar verildiği, davalı... lehine fazla vekalet ücretine hükmediliği, nispi vekalet ücretin hükmedilemeyeceği gibi ön inceleme aşamasında usulden red karar verildiği için ücretin yarısına hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, anonim şirketin tasfiyesiz feshi, aksi halde ortaklıktan çıkma talebine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın, davalı şirket yönünden usulden, davalı... yönünden ise pasif husumet yokluğun dan reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Mahkemece gerekçeli kararda isabetli şekil de açıklandığı üzere; davalı şirketin limited şirket değil anonim şirket olduğu, TTK'da anonim şirket ortaklarının, haklı sebeple ortak -lıktan çıkma davası açabileceklerine dair bir düzenlemenin bulunmadığı, TTK'nın 531. maddesinin anonim şirketin haklı sebeple feshini düzenlediği, bu yasal düzenleme gereği şirket ortaklarının ancak şirketin feshini talep edebilecekleri, fesih şartlarının oluşma-sı halinde Mahkemece fesih yerine davacı ortağın ortaklıktan çıkarılmasına karar verilebileceği, bu aşamada öncelikle şirketin haklı sebeple feshi koşullarının oluştuğunun davacı tarafça ispat edilmesi ve haklı sebeple fesih talebinin usulüne uygun şekilde ileri sürülmesi gerektiği, davacı tarafça dava dilekçesinin netice-i talep kısmında açık bir şekilde davalı şirketin tasfiyesiz feshine karar verilmesinin talep edildiği, HMK'nın 26. maddesi uyarınca hakimin taleple bağlı olduğu ve TTK'nın 531. maddesi uyarınca anonim şirketin haklı sebeple feshine karar verilmesi halinde aynı Kanunun 533. maddesi uyarınca şirketin tasfiyeye gireceği, haklı sebeple feshin, tasfiyesiz fesih hallerinden olmadığı, bu itibarla Mahkemece davalı şirket yönünden usul ve yasaya uygun bir talep ileri sürülmediğinden davanın usulden reddine karar verilmesi yerinde olduğu gibi, anonim şirketin haklı sebeple feshi talebinin şirkete yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup, bu itibarla davalı ortak yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesinin de yerinde olduğu, Mahkemece davalı ortak lehine nispi değil maktu vekalet ücretine hükmedildiği, uyuşmazlık yönünden AAÜT'nin 6. maddesinin uygulanma yerinin olmadığı, uygulanacak yasal düzenlemenin AAÜT'nin 7/2. maddesi olduğu ve bu madde kapsamın -da Mahkemece maktu vekalet ücretinin tamamınına hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, davacı vekilinin istinaf başvurusu tümü ile haksız bulunmuştur. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 16/04/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.