T.C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/419 KARAR NO: 2026/417 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 15/01/2026 ARA KARAR ESAS NO: 2025/1095 DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 01/12/2025 KARAR TARİHİ: 25/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 25/02/2026 TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: İhtiyati tedbir…
T.C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/419 KARAR NO: 2026/417 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 15/01/2026 ARA KARAR ESAS NO: 2025/1095 DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 01/12/2025 KARAR TARİHİ: 25/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 25/02/2026 TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "... Davacı ... Karayolları ... Müdürlüğünde işçi olarak çalışmaktadır. Davalı ... da daha önceden aynı işyerinde çalışmış ve emekli olmuştur. Davalı ... emeklilikten sonra da iş yerine sürekli gelip gitmiştir. Her ne kadar taraflar aynı iş yerinde çalışmışlar ise de davacı borçlu ile davalı alacaklı görünen şahıs arasında bir arkadaşlık bulunmamaktadır. Davacı ..., maddi olarak zor durumda iken davalı ...'in faiz karşılığında ödünç para verdiğini iş yeri ortamından duymuştur. Davacı ...'e bankaların kredi vermemesi, davacının kızının üniversiteyi kazanması, şehir dışında okuması gibi ekonomik nedenlerden dolayı paraya ihtiyacı olmuştur. Davalı ile irtibata geçen davacı, her ay 300,00 TL faiz ödemek suretiyle aylık 100 ABD doları borç almıştır. Aylık100 ABD doları alan davacı bu işlemi 6 ay boyunca gerçekleştirmiştir. Yani toplamda davacı, davalıdan 600 ABD doları borç almıştır. Her ay 300,00 TL faiz ödemiştir. Davalı herkese olduğu gibi davacıya da boş senet vermeden faiz karşılığı para vermemiştir. Davacı da ekonomik bunalım nedeniyle boş senedi imzalamak zorunda kalmıştır. Akabinde ödenen faiz miktarları ana para borcu olan 600 ABD dolarını aşmıştır. Davacı artık ödeme yapamayacağını, ödediği miktarın asıl borç miktarı olan 600 ABD dolarını geçtiğini bildirmiştir. Davalı ise borcunun arttığını söylemiştir. Bir kaç defa iş yerine gelen davalı, davacıya borcunun 3.500.000,00 TL olduğunu, 5.000,000 TL olduğunu söylemiştir. Davacı ise senedini istemiş ancak davalı ..., diğer herkese yaptığı gibi davacıya senedi teslim etmemiş, senedi işleme koymuştur. Davacı ... aleyhine Kayseri Genel İcra Dairesi ... sayılı İcra Takip Dosyası ile Kambiyo Senetlerine Mahsus yol ile icra takibi başlatılmıştır. Senede karşı itiraz haklarının (imza) sınırlı olması, senede yapılan itirazın icra takibini durdurmaması, nedeniyle itiraz edilememiş, derhal arabuluculuk kurumuna başvurulmuş, aynı zamanda davalı hakkında Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmuştur. Arabuluculuk sürecinde anlaşma olmamıştır. Davalı ... hakkında başlatılan savcılık soruşturmasında arama ve el koyma kararı verilmiştir. Davalı ...'in konutunda ve aracında yapılan aramalarda; yine Karayollarında çalışan bir çok kişiye ait imzalanmış boş senetler bulunmuştur. Akabinde tutuklama talebiyle Sulh Ceza Hakimliğine sevk edilen davalı, tefecilik suçundan tutuklanmıştır. Şuanda kovuşturma aşamasında bulunan dosyada yargılama devam etmektedir. (Kayseri 17. Asliye Ceza Mahkemesi 2025/695 Esas) Davalı ..., kazanç sağlamak amacıyla müşteki dışında birçok kişiye borç para vermiş ve kendi uyguladığı faiz oranına göre kat ve kat fazlasıyla geri almıştır. Aşağıda Kayseri Genel İcra Dairesinin bazı icra takip dosya numaralarını sunuyoruz. Bu dosyalarda alacaklı her daim ... iken borçluların hepsi Karayolları ... Müdürlüğüne bağlı çalışan personeldir. Ve her nasıl ise icra takibinin temeli kambiyo senedine dayanmaktadır. Bu icra takip dosyalarının celp edilerek incelenmesini talep ediyoruz. Kayseri Genel İcra Dairesi; ... ... ... ... ... ... ... ... ... sayılı icra takip dosyaları. Davacının belirlenen tarihte bu kadar borç alması hayatın olağan akışına açıkça aykırıdır. Senede göre, senet 15/02/2020 tarihinde düzenlenmiştir. Bu tarihte davacı, davalıdan 3.500.000,00 TL borç almıştır. Bu rakam günümüzün alım gücünde; yaklaşık 66.000.000,00 TL para yapmaktadır. Zira 15/02/2020 tarihinde altının gramı 310,00 TL'dir. O tarih itibariyle 11 kg altın yapmaktadır. (Bu konuda Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığına vermiş olduğumuz şikayet dilekçesini tekrar ederiz.) HUKUKİ DEĞERLENDİRMELER. Davalı ..., basit bir savunma ile herkese borç para verdiğini, faiz almadığını, yardım ettiğini ifade etmekte ise de miktarların bu kadar çok olması, mağdurların sayısı, mağdur kişilerin beyanı, ele geçirilen boş/imzalı senetler, davacının alacaklı olduğu icra dosyalarının taraflarının Karayollarında işçi olarak çalışan kimseler olması, her ne tesadüftür ki bütün icra takiplerinin yolu Kambiyo Senetlerine Özgü yol olması gibi haller davalının tefecilik yaptığını, tefecilik nedeniyle bu senetlerin alındığını ortaya koymaktadır. Yüksek mahkeme kararlarında istikrarlı şekilde belirtildiği üzere, tefecilik nedeniyle alınan senetler hükümsüzdür. T.C. YARGITAY 3. Hukuk Dairesi Esas No: 2020/5968 Karar No: 2021/10952 Karar Tarihi: 05-11-2021 ''Davalı ...’in sanık olarak tefecilik suçundan yargılandığı Karşıyaka 5.Asliye Ceza Mahkemesinin 22/05/2014 günlü, 2013/164E-2014/217K. sayılı dosyası kapsamından; davacının tanık olarak dinlenildiği, ... tarafından ...'ya yönelik yapılan icra takipleri, icra takibine konu bonolar, ... ile ilgili banka işlemleri, hesap hareketleri, ...'in oğlu ...'e ait sanık tarafından kullanıldığı anlaşılan hesap, bu hesaba ... tarafından yatırılan çok sayıda para miktarları nazara alındığında, sanığın peyderpey ödünç para verip, daha sonra bu kişilerden yine kendi ve oğlunun banka hesaplarını kullanarak vermiş olduğu ödünç paraları faizi ile birlikte geri aldığı anlaşılmış olup,bu hususlar alınan vergi tekniği raporu ile de sabittir. Davacı ...’ın, kesinleşen ceza mahkemesi kararı ile tefecilik yaptığı sabit olan davalıya tüm borçlarını ödediği, dolayısıyla davalıya verdiği senetler kapsamında da herhangi bir borcunun kalmadığı anlaşılmıştır. Hukuk hakimi, ceza mahkemesinde verilen işbu mahkumiyet kararı ve tespit edilen maddi olgularla bağlı olup aynı kanunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir. Hal böyleyken tefecilik yaptığı iddia olunan davalı hakkında mahkumiyetle sonuçlanmış ve kesilenleşen bir ceza mahkemesi kararının bulunduğu, dava konusu bonoların tefecilik sebebiyle düzenlenip davacı tarafından davalıya verildiğinin ispat edildiği, davacının davalıdan aldığı borçlarını da ödediği anlaşıldığından, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. '' T.C. YARGITAY 19. Hukuk Dairesi Esas No: 2018/176 Karar No: 2019/1959 Karar Tarihi: 25-03-2019 ''..Dava icra takibine konu bonodan dolayı davacının borçlu olmadığına dair menfi tespit davasıdır. Dosya içerisinde bulunan ve kesinleşen ... 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/337 E. - 2011/852 K. sayılı ilamında davacının müdahil, davalının sanık sıfatıyla yer aldığı, suçun tefecilik yapmak suçu olduğu, karar gerekçesinde bu davaya konu bononun tefecilik ilişkisi nedeniyle verildiğinin tespit edildiği, bu durumda ceza davası sonunda tefeciliğe ilişkin maddi vakıa kesinleştiğinden 818 sayılı Borçlar Kanununun 20/1. (6098 sayılı TBK’nın 27/1) maddesi hükmü uyarınca, kanunun emredici hükümlerine, ahlaka ve kamu düzenine aykırı sözleşmeler geçersiz olacağından, mahkemece dava konusu bononun hukuken geçerli olmayıp hükümsüz olması nedeniyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.'' T.C. YARGITAY19. Hukuk Dairesi Esas No: 2013/9675 Karar No: 2013/14260 Karar Tarihi: 19-09-2013 ''..Dosya içerisinde bulunan ve davacı tarafın da müşteki olarak yer aldığı anlaşılan Mudanya Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2012/514 Esas, 2013/39 Karar sayılı dosyasında davalının davacıya karşı tefecilik suçunu işlediğinden bahisle kamu davası açıldığı ve bu dosyada görevsizlik kararı verildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece davaya konu bonoların tefecilik yoluyla alındığının sabit olması durumunda bononun geçerliliğinin tartışılması gerekeceğinden yukarıda anılan ve görevsizlik kararı verilen dosyanın bekletici mesele yapılması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. .'' İstikrarlı yargı kararları dikkate alınarak; davalının tefecilik suçundan TUTUKLANMIŞ OLMASI, ekte sunduğumuz mağdur beyanları, celp edilecek ceza dosyası ile davalının tefecilik yaptığının anlaşılmış olacağından dolayı senedin hükümsüz olduğu anlaşılmaktadır. TEDBİR TALEBİMİZ VARDIR. Her ne kadar takipten sonra açılan menfi tespit davasında tedbir yoluyla icra takibi durdurulamamakta ise de senedin suç nedeniyle alınmış olduğunun görülmesi halinde, bu iddialar karşısında somut delillerin varlığı kabul edilerek İCRANIN DURDURULABİLECEĞİ yargı kararları ile kabul edilmiştir. hukukumuzun; tefecilik suçundan tutuklanmış davalının halen menfaat temin etmesine imkan tanımaması gerekir. T.C. Bölge Adliye Mahkemesi Adana 9. Hukuk Dairesi Esas No: 2021/2065 Karar No: 2022/145 Karar Tarihi: 22-02-2022 ''..Somut olayda; İskenderun İcra Müdürlüğü'ne ait ... sayılı dosyası ile davalı tarafından, davacılar aleyhine kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlatıldığı, davacılar tarafından, takibin dayanağı olan bononun zorla elde edildiği iddiası ile menfi tespit davası açıldığı, İskenderun 9.Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas, ... Karar sayılı karar ile sanık olarak yargılanan davalının, davaya esas teşkil eden bononun düzenlenmesi eylemi nedeniyle, tefecilik sucundan 2 yıl, 1 ay hapis ve 100,00.TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve kararın henüz kesinleşmediği anlaşılmıştır. Davaya konu bononun, kanuna aykırı olarak suç teşkil eden fiil nedeniyle elde edilmiş olduğunun ceza mahkemesi kararı ile ortaya çıkması halinde, davacıların artık soyut bir iddiasından bahsetmek mümkün olmayacağından, 6100 sayılı HMK.'nın 389. maddesi dikkate alınarak takibin tedbiren durdurulmasına karar verilmesi gerekmektedir. Bu nedenle, İlk derece mahkemesince, ceza kararının kesinleşmediğinden bahisle tedbir talebinin reddine karar verilmiş olması hatalı olmuştur. Açıklanan nedenlerle, mahkemece davacıların takibin durdurulması yönündeki ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde reddine karar verilmesinin doğru olmadığı anlaşıldığından, 6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-2 maddesi gereği davacılar vekilinin ilk derece mahkemesi ara kararına ilişkin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi'nin ... Esas ve ... tarihli ara kararının kaldırılmasına ve davacıların ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile; davacılar tarafından, dava değerinin (550.000,00.TL) % 15'i tutarında (82.500,00.TL) teminat yatırıldığında, İskenderun İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasında başlatılan icra takibinin durdurulmasına karar vermek gerekmiş ve buna dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle : 1-İhtiyati tedbir talep eden vekili tarafından İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... tarih, ... Esas sayılı ara kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2- İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... tarih, ... Esas sayılı ara kararının HMK'nun 353/b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 3-İhtiyati tedbir talebinin KABULÜNE,''.. T.C. Bölge Adliye Mahkemesi Konya 6. Hukuk Dairesi Esas No: 2019/2417 Karar No: 2020/5 Karar Tarihi: 06-01-2020 ''..Menfi tespit davası her ne kadar İİK’da düzenlenmiş ise de icra hukukuna özgü bir dava türü olmayıp maddi anlamda kesin hüküm teşkil eden ve HMK’daki genel usul ve yargılama kurallarına tabi olan ve genel mahkemelerde görülen bir dava türüdür. Dolayısıyla usul kuralları bakımından İİK'nın hükümleri ile yetinilmesi doğru olmayıp HMK’daki usul kurallarının ve yasal düzenlemenin dikkate alınması gerekmektedir. Yine menfi tespit davası, İİK da özel olarak düzenlenmiş ise de borçlu olmadığı iddiası ile açılan menfi tespit davasında; ödeme borcun sona ermesi, edimin ifa edilmemesi başta olmak üzere pek çok iddia gerek borcun dayanağı olan belgeye ilişkin def’ilerden gerekse kişisel def’ilere ilişkin olabilir. Diğer yandan takibin durdurulması bakımından HMK’nın ihtiyati tedbirin koşullarına ilişkin genel düzenlemelerinin dikkate alınarak HMK'nun 390/3.maddesinde; “tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.” şeklindeki düzenlemede “yaklaşık ispat” ölçüsünde bir kısım delil ve emarelerle haklılığı ihtimal dahilinde gösteren belgelere dayalı olması koşulu da aranmalıdır. Davacı tanzim borçlusu tarafından yapılan şikayet soncunda Konya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... sayılı soruşturma dosyasının açılmış olduğu, 30/11/2018 tarihli ek protokol örneğinin ibraz edildiği anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince dosyadaki mevcut bilgi ve belgelere göre HMK'nun 389. maddesi kapsamında davacının iddialarının yaklaşık olarak ispat edildiği kabul edilerek ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar vermesi gerekirken yetersiz gerekçe ile talebin reddi doğru olmamıştır. Yukarıda yapılan tespit ve değerlendirmeler sonucunda ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbirin reddine ilişkin verilen kararının hukuka uygun olmadığı, bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK'nın 353/1.b.2 maddesi gereğince ihtiyati tedbir talebinin değerlendirilerek yeniden hüküm kurulmasına, HMK 389 ve 390.maddeleri gereğince talebin kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. '' T.C. Bölge Adliye Mahkemesi İstanbul 16. Hukuk Dairesi Esas No: 2022/466 Karar No: 2022/520 Karar Tarihi: 24-03-2022 İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; "İhtilaf konusu senedin suç teşkil eden eylemler neticesinde elde edildiği konusunda delillerin olması nedeniyle tedbir talebinin İİK.72.maddesine göre değil HMK.389.maddesine göre değerlendirilmesi gerektiğini, Davalı hakkında hem tefecilik hem de yağma suçlarından ayrı ayrı ceza davaları açıldığını, yerel mahkemece 'Yağma suçu yönünden yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiği' kabul edilmesine karşın, istinaf kararlarına rağmen tedbir talebinin reddine karar vermesinin usule aykırı olduğunu, Tefecilik suçu nedeniyle TBK.27.uyarınca yasanın emredici normlarına aykırı olarak düzenlenmiş senet yönünden kesin hükümsüzlüğün sözkonusu olduğunu, Müvekkilin 40.000.000 TL değerindeki taşınmazının haksız yere 22.880.000 TL muhammen bedel üzerinden satışa çıkarıldığını, satışın gerçekleşmesi halinde dava sonunda haklı çıksa bile müvekkilin telafisi imkansız zararlarla karşı karşıya kalacağını, bu nedenle ihtiyati tedbir kararı verilmesinin gerektiğini." beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, talepleri gibi tedbir kararı verilmesi istenmiştir. GEREKÇE: Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından; "'İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez' şeklindeki amir hükmü uyarınca icra takibinin durdurulması, dolayısıyla satışın durdurulması mümkün olmadığından davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine, İİK'nin 72/3. maddesi uyarınca İst. Anadolu ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasındaki takip değeri olan 5.554.931,51 TL'nin %15'i oranındaki 833.239,72 TL teminat karşılığında icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesine" karar verilmiştir. Karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dairemizin 0.12.2021 tarih ve 2021/2148 Esas, 2021/2265 Karar sayılı ilamıyla "Mahkemece İstanbul Anadolu 2.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2021/724 Esas sayılı dosyasının celbiyle, dosya incelendikten sonra dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirilmek suretiyle elde edilecek sonuca göre ihtiyati tedbir konusunda yeniden değerlendirme yapılması gerektiği." gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verildiği, mahkemece 01/02/2022 tarihli ara karar ile; "... davalı hakkında İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2021/724 esas sayılı dosyasında nitelikli yağma suçundan açılan davaya göre davacı açısından yağma suçu yönünden davacının iddiasını yaklaşık olarak ispat etmiş kabul edilmesi gerektiği ve davacı vekilinin iddialarına göre mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale geleceği veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağı anlaşıldığından İİK'nin 72/3. maddesi uyarınca İst. Anadolu ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasındaki takip değeri olan 5.554.931,51 TL'nin %15'i oranındaki 833.239,72 TL teminat karşılığında icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesine" karar verilmiştir. Mahkemenin kabulü ve olayla ilgili olarak davalı hakkında açılan İstanbul Anadolu 2.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2021/724 Esas sayılı dosyasına göre; davacının senedin yağması ve tefecilik iddialarının yaklaşık olarak ispat edilmiş olduğu ilk derece mahkemesinin istinaf incelemesine konu 01/02/2022 tarihli ara kararı ile kabul edilmiş ve bu karara davalının da itiraz etmemiş olması dikkate alındığında, uygun görülecek teminat karşılığında HMK.389.maddesi uyarınca bu aşamada icra takibinin durdurulmasının ileride telafisi güç veya imkansız zararların oluşmasını engellemek için yerinde olacağı anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf isteminin kabulüyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.'' İhtiyati tedbir düzenlemesini içeren 6100 sayılı Kanunumuzun ilgili hükümleri; ''İhtiyati tedbirin şartları'' başlıklı 389. maddesi; ''(1) Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.'' şeklindedir. Teminat düzenlemesini içeren 392. Maddesinde ise; ''İhtiyati tedbirde teminat gösterilmesi'' başlıklı 392. Maddesi ''(1) İhtiyati tedbir talep eden, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorundadır. Talep, resmî belgeye, başkaca kesin bir delile dayanıyor yahut durum ve koşullar gerektiriyorsa, mahkeme gerekçesini açıkça belirtmek şartıyla teminat alınmamasına da karar verebilir. Adli yardımdan yararlanan kimsenin teminat göstermesi gerekmez.'' şeklinde hüküm amirdir. Öncelikle, takibin / satışın durdurulamaması nedeniyle davacının babasından miras kalan arazisinin ihale ile satılacaktır. İhale günü 04/12/2025 tarihinde başlayacaktır. (Kayseri İl, ... İlçe, ... Mahalle, ... Ada, ... Parsel) Bu halde davacının davayı kazansa dahi dava sonunda elde edeceği menfaat ortadan kalkmış olacaktır. Davalının suç teşkil eden eyleminden ötürü davacı mülkiyetine sahip olduğu taşınmazı kaybedecektir. Bu nedenle; takibin dolayısıyla satışın durmaması halinde; ''hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağı endişe edilmesi hâlleri'' nin hepsi somut olayımızda mevcuttur. Buradan hareketle icra takip dosyasının ivedilikle durdurulmasını talep ederiz. Davacının maddi imkansızlıklar nedeniyle teminat gösterememesi; davalının halen haksız menfaat temin etmesine imkan vermemelidir. Ceza soruşturması ile davalının yargılanmakta olması, tutuklanmış olması, ceza dosyasındaki mağdur beyanları, ele geçirilen boş/imzalı senetler ile davacının talebinin resmi delillere ve kesin mahiyette delillere dayandığını ifade eder bu itibarla 392. Maddesinin 1. Fıkrasının 2. Cümlesi gereği icra takibinin teminatsız durdurulmasını talep ederiz. Aksi kanaat hasıl olur ise ''durum ve koşullar gerektir''diği için teminat alınmamasını talep ederiz. Yine aksi kanaat hasıl olacak ise davacının adli yardım talebinin kabulü ile teminatsız olarak ihtiyati tedbir talebinin kabul edilmesini talep eder, bu itibarla icranın durdurulmasını, satışın durdurulmasını talep ederiz. ADLİ YARDIM TALEBİMİZ BULUNMAKTADIR. Davacı, Karayollarında işçi olarak çalışan vatandaştır. Evli olup bakmakla yükümlü olduğu eşi ve çocukları bulunmaktadır. Bu davanın harç ve giderlerini karşılaması mümkün değildir. Bu aşamaya kadar ceza mahkemesinde ve savcılık aşamasında tedbiren durdurma talebimiz reddedilmiş, talebin hukuk mahkemelerine konu olabileceği ifade edilmiştir. Tarafımız da bunun bilincinde olmasına rağmen fakat müvekkilimden satışın durdurulmasına kabil olmak üzere istenecek teminat miktarının, müvekkilim tarafından karşılanması mümkün değildir. Bu nedenle dava, adli yardım talepli açılmak zorunda kalmıştır. Davacının babasından kendisine kalan ... ilçesinde miras malı bir taşınmazı bulunmaktadır. Bu taşınmaz bu aşamada, satışa çıkartılmıştır. İhale günü 04/12/2025 tarihinde başlayacaktır. Hukuk devletinde, tefecilik suçundan tutuklanmış, arama el koyma sonucunda boş senetlerin ele geçirildiği sabit olan kişinin halen bu suçtan gelir elde etmesine imkan verilmemesi gerekir. Davacının bu yargılamanın maddi külfetini sağlayamayacak olması, davalının haksız maddi menfaatine engel olamaması anlamına gelmemelidir. Bilindiği üzere adli yardım yalnızca davanın başvuru harcı, gider avansı gibi harcamaları kapsamasından ibaret değildir. Davanın nispi harcı olası istenecek teminatı karşılama gücü bulunmadığından adli yardım talebimizin kabulüne karar verilmesini talep ediyoruz. ÖZETLE; Davacı ile davalı arasında gerçek bir hukuki ilişki bulunmamaktadır. Davalı, davacıya faiz karşılığında para vermiş, bunun karşılığında da herkesten olduğu gibi davacıdan da boş senet almıştır. Davalı, boş senet almadan faiz karşılığı ödünç para vermemektedir. Davalı hakkında yürütülen soruşturmada yapılan arama - el koyma sonucunda davalının üzerinde yaklaşık 26 tane boş senet bulunmuştur. Soruşturma aşamasında ve kovuşturma aşamasında dinlenen mağdurlar; borçlarını ve faizini de ödemelerine rağmen senetlerinin çeşitli bahanelerle verilmediğini beyan etmişlerdir. Yaklaşık 13 kişi mağdur olarak dinlenmiş, ceza dosyasına eklenmiştir. Davalının alacaklı olduğu icra takip dosyalarının hepsinin kambiyo senedine dayanması, alacaklı olduğu dosyalardaki borçluların Karayollarında çalışan vatandaşlar olması tesadüf değildir. Senedin tanzim tarihindeki meblağ göz önünde bulundurularak paranın alım gücü, davacının ekonomik durumu dikkate alındığında bu miktarda bir borç ilişkisinin kurulmuş olması hayatın olağan akışına aykırıdır. İstikrarlı Yargıtay içtihatları; senedin tefecilik nedeniyle alınmış olduğu hallerde senedin bedelsizliğine karar verilmesi gerektiği yönündedir. Aynı şekilde Bölge Adliye Mahkemelerinin istikrarlı ve yerinde kararları; senede karşı takipten sonra açılan menfi tespit davasında da satışın durdurulması gerektiği yönünde içtihat birliği sağlamıştır. Zira ortada somut deliller ile davalının suç nedeniyle elde ettiği bir senet vardır. Bu aşamada icra takip dosyasının ve satış dosyasının durdurulmasına, ceza yargılamasının bekletici mesele yapılmasına, nihai yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmesi gerekir. Adil olan, budur. HUKUKİ DELİLLER : Kayseri Genel İcra Dairesi ... Kayseri Gayrimenkul Satış İcra Dairesi ... Kayseri 17. Asliye Ceza Mahkemesi 2025/695 Esas sayılı dosyası, Kayseri Genel İcra Dairesi; ... ... ... ... ... ... ... ... ... sayılı icra takip dosyaları. Banka Kayıtları, Tanık, Bilirkişi, Yemin, Vergi Kayıtları, SED, Kolluk araşturması, Tapu Kayıtları, vs. her türlü delil. SONUÇ VE İSTEM: Açıklanan ve re'sen gözetilecek nedenlerle; Öncelikle ADLİ YARDIM TALEBİMİZİN KABULÜNE, Davacı ile davalı arasında mezkur icra takibi dosyasında belirtilen miktarda mevcut ve geçerli bir hukuki ilişkinin bulunmadığının, DAVACININ BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, SENEDİN BEDELSİZLİĞİNE VE HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, TAKİBİN İPTALİNE, (İcra tehdidi altında ödenen bedellerin davacıya iadesine) Mahkemece; Hukuk Muhakemeleri Kanunumuzun 392. Maddesinin 1. Fıkrasının 2. Cümlesindeki hükümleri gereği; talebin resmi bir belgeye, kesin mahiyette delillere dayanması veyahut durum ve koşulların gerektirmesi nedeniyle; Aksi kanaat hasıl olur ise; davacının adli yardım talebinin kabulü sonucuna varılarak; Kayseri Genel İcra Dairesi ... İHTİYATİ TEDBİR KARARI VERİLMESİNE, bu itibarla TAKİBİN DURDURULMASINA, Kayseri Gayrimenkul Satış İcra Dairesi ... İcra Takip Dosyası İHTİYATİ TEDBİR KARARI VERİLMESİNE, bu itibarla SATIŞIN DURDURULMASINA, Davalının haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeni ile takip bedeli miktarın %40’ı üzerinden (aksi kanaatte olunması halinde %20'sinden aşağı olmamak üzere) kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine, ..." karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda 03/12/2025 tarihli gerekçeli ara kararıyla: "...GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesiyle; müvekkilleri aleyhine davalı tarafından Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine dayalı icra takibi başlatıldığını, senedin hükümsüz olduğunu, tefecilik nedeniyle alındığını, senedin boş senet olarak verilmek zorunda kalındığı, hukuka aykırı olarak alındığı davacının borcunun olmadığını, borcunun faizi ile birlikte ödenmiş olmasına rağmen işlem konulduğunu, alacaklının tefecilik yaptığını tüm bu nedenlerle Kayseri Genel İcra Dairesinin ... E. Sayılı dosyasına ihtiyati tedbir verilmesini ve takibin durdurulmasını talep etmiştir. HMK 389/1 maddesine göre mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale gelecek ise veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. HMK 390/2 maddesi göre de talep edenin haklarının derhal korunmasında zorunluluk bulunan hallerde hakim karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebilir. HMK 392 göre ise mahkemem gerekçesini açıkça belirtmek şartıyla teminat alınmaksızın ihtiyati tedbire karar verebilir. İhtiyati tedbir kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca tarafların dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte geniş veya sınırlı hukuki korumadır. İhtiyati tedbir talebinin kabul edilebilmesi için "Yaklaşık ispat" yeterlidir yani çekişmeli vakanın gerçeğe yakın bir derecede kanıtlanması esastır. Mahkeme mevcut delillere göre tedbir isteyenin hakkını muhtemel görmeli ve tedbir verilmesini icap ettiren sebeplerinde varit görülmesi gerekir. HMK'nın 390/3 maddesinde ihtiyati tedbir isteğinin haklılığı konusunda tam kanaat değil kuvvetle muhtemel yaklaşık bir kanaatin yeterli olacağı öngörülmüş olup, iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğu kabul edilmekle birlikte zayıf bir ihtimalde olsa aksinin mümkün olduğu ihtimali gözardı edilmemelidir, bu sebepledir ki davacının haksız olma ihtimali dikkate alınarak HMK'nın 392. maddesi uyarınca teminat alınması gerekir. İİK 'nın 72/3 maddesi hükmüne göre "İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemez ancak borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın % 15 'inden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat karşılığında mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir". HMK 209.maddesine göre " (1) Adi bir senetteki yazı veya imza inkâr edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz.(2) Resmî senetlerdeki yazı veya imza inkâr edildiğinde, senetteki yazı veya imzanın sahteliği, ancak mahkeme kararıyla sabit olursa, bu senet herhangi bir işleme esas alınamaz.(3) Senede dayanılarak verilmiş olan ihtiyati tedbir, o senet hakkındaki sahtelik iddiasından etkilenmez ve gerektiğinde senet sahibi haklarının korunması için yeni tedbirler talep edebilir." hüküm altına alınmış olup 209/2 fıkrasında da belirtildiği üzere Resmi senetlerdeki yazı veya imza inkar edildiğinde, senetteki yazı veya imzanın sahteliği ancak mahkeme kararıyla sabit olması halinde, bu senedin herhangi bir işleme esas alınamayacağı, takip ve dava konusu ve ihtiyati tedbir istenen senedin de Kayseri 17. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2025/695 Esas sayılı ilamıyla sahteliğine dair davalının yargılandığı, dosya kapsamında davalının tutuklu olduğu, anlaşıldığından bu aşamadaki mevcut derdest dava dosya kapsamına göre yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiği kanaatına varılmıştır. Nitekim Kayseri BAM. 6. HD 2023/5 E. 2023/14 K. Sayılı ilamı da bu doğrultudadır. HMK'nun 209/2 ve 389. Maddeleri gereğince, dava konusu bonoya dayalı başlatılmış dava konusu Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takibinin, HMK 392/1,2. cümlesi ve 87. Maddeleri gereğince takdiren takip miktarının %20'si oranındaki nakdi teminat ya da aynı miktarda kesin ve süresiz banka teminat mektubu karşılığında ihtiyati tedbiren durdurulmasına karar verilmesine dair yasaca aranan gerekli ve yaklaşık ispata yeterli koşulların oluştuğu sonucuna varılmıştır. Bu nedenlerle davacının tedbir talebinin kabulüne karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. KARAR :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacıların ihtiyati tedbir talebinin HMK 209/2 ve 389. Maddeleri gereğince KABULÜ ile, Davaya konuKayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip değeri olan 6.532.510,29 nin %20'si oranındaki (979.876,55TL) nakdi teminat ya da aynı miktarda kesin ve süresiz banka teminat mektubu karşılığında ihtiyati tedbiren durdurulmasına, 2-Takdir edilen teminat yasal süresi içinde mahkememize depo edilmesi/sunulması halinde işbu ihtiyati tedbir ara kararından bir suretin ilgili icra müdürlüğüne mahkemece müzekkere ile bildirilmesine, 3-İş bu müteferrik kararın bir suretinin taraflara tebliğine, Dair işbu mütereferrik kararın tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içerisinde itiraz yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu ..." dair karar verilmiştir. Bu karara davalı vekilince sunulan 22/12/2025 tarihli dilekçesiyle süresinde itiraz edilmiştir. Davacı vekili de 28/01/2026 tarihli dilekçesiyle takdir edilen teminat yönünden itiraz ve istinaf etmiştir. Mahkeme itirazı duruşmalı incelemiş, 15/01/2026 tarihli duruşmaya taraf vekilleri katılmış, mahkemece dinlenmişler ve aynı celsedeki kısa kararıyla : "GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:ayrıntısı gerekçeli kararda açıklanacağı üzere; 1- İhtiyati tedbire itirazın REDDİNE, -Davacı vekilinin teminatsız ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE, bu hususta ayrıca istinafı kabil gerekçeli ara karar düzenlenmesine," karar vermiştir. Bu kısa ara kararı hakkında ayrıca gerekçeli olarak 15/01/2026 tarihli ek karar da yazmıştır.Bu ara kararında da : "...GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesiyle; müvekkilleri aleyhine davalı tarafından Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine dayalı icra takibi başlatıldığını, senedin hükümsüz olduğunu, tefecilik nedeniyle alındığını, senedin boş senet olarak verilmek zorunda kalındığı, hukuka aykırı olarak alındığı davacının borcunun olmadığını, borcunun faizi ile birlikte ödenmiş olmasına rağmen işlem konulduğunu, alacaklının tefecilik yaptığını tüm bu nedenlerle Kayseri Genel İcra Dairesinin ... E. Sayılı dosyasına ihtiyati tedbir verilmesini ve takibin durdurulmasını talep etmiştir. İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilinin 03/12/2025 tarihli dilekçesinde özetle; İİK Madde 72/3 Uyarınca Takibin Durdurulması Yasağı, İcra ve İflas Kanunu m. 72/3 hükmü emredici niteliktedir: "İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez." Huzurdaki dava, icra takibi kesinleştikten ve işlemler başladıktan sonra açıldığını, Kanun koyucu bu şekilde takipten sonra açılan davalarda borçlunun takibi sürüncemede bırakmasını engellemek amacıyla takibin durdurulması imkanını kapattığını, emredici bir hüküm olan bu maddenin aksine ihtiyati tedbir kararı verilmesi yerinde olmadığını, mahkemece verilen durdurma kararı, yasal engel ile çeliştiğini, kanuni istisna olarak sadece "Paranın Alacaklıya Ödenmemesi" kararı verilebileceğini, takibi durdurma yasağının tek istisnası, yine aynı maddede belirtildiğini, borçlu, borç miktarının tamamını (ferileriyle birlikte) icra veznesine nakden depo ederse, mahkemece sadece veznedeki paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde bir tedbir kararı verilebileceğini, mahkemece borç depo ettirilmeden, sadece %20 teminatla takibin durdurulması yönünde hüküm kurulmasının usulsüz olduğunu, müvekkilinin haciz yapma ve alacağına kavuşma hakkını hukuka aykırı şekilde kısıtladığını, ihtiyati tedbir şartlarının oluşmaması, davacı, davasında yaklaşık ispat kuralını yerine getirememiş, alacağın varlığına yönelik ciddi bir delil sunamadığını, soyut iddialarla ve kanuna aykırı şekilde icra takibinin durdurulması, alacaklının hak arama özgürlüğü ile borçlunun korunması arasındaki dengeyi alacaklı aleyhine ağır biçimde bozduğunu, itirazlarının kabulü ile 03.12.2025 tarihli ara karardan dönülerek davacının takibin durdurulması yönünden verilen ihtiyati tedbir talebinin reddine, İhtiyati tedbir kararının davacının talebi ve şartlar mevcut ise dosya borcunun ve gerekli teminatın ödenmesi koşuluyla icra dosyasına ödenecek tutarın alacaklı tarafa ödenmemesi noktasında düzeltilmesini talep ettiği görülmüştür. HMK 389/1 maddesine göre mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale gelecek ise veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. HMK 390/2 maddesi göre de talep edenin haklarının derhal korunmasında zorunluluk bulunan hallerde hakim karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebilir. HMK 392 göre ise mahkemem gerekçesini açıkça belirtmek şartıyla teminat alınmaksızın ihtiyati tedbire karar verebilir. İhtiyati tedbir kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca tarafların dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte geniş veya sınırlı hukuki korumadır. İhtiyati tedbir talebinin kabul edilebilmesi için "Yaklaşık ispat" yeterlidir yani çekişmeli vakanın gerçeğe yakın bir derecede kanıtlanması esastır. Mahkeme mevcut delillere göre tedbir isteyenin hakkını muhtemel görmeli ve tedbir verilmesini icap ettiren sebeplerinde varit görülmesi gerekir. HMK'nın 390/3 maddesinde ihtiyati tedbir isteğinin haklılığı konusunda tam kanaat değil kuvvetle muhtemel yaklaşık bir kanaatin yeterli olacağı öngörülmüş olup, iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğu kabul edilmekle birlikte zayıf bir ihtimalde olsa aksinin mümkün olduğu ihtimali gözardı edilmemelidir, bu sebepledir ki davacının haksız olma ihtimali dikkate alınarak HMK'nın 392. maddesi uyarınca teminat alınması gerekir. İİK 'nın 72/3 maddesi hükmüne göre "İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemez ancak borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın % 15 'inden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat karşılığında mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir". Dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; Somut olayda davacı vekili davalı tarafın tefecilik suçundan tutuklandığını ve davaya konu takibe temel bononun haksız olarak suç teşkil eden eylemle ele geçirildiğini bu nedenle hükümsüz olduğunun tespitini istemiştir. Davalı taraf sahtelik iddiasının yaklaşık ispat ile ispat edilemediği, müvekkilinin tutuklu olmasının masumiyet karinesi gereği aleyhe bir durum teşkil etmeyeceği, senede karşı senetle ispat koşulu, takip temelinin bonoya dayanması, imza inkarının bulunmaması sebeplerle İİK gereği ancak %25 teminatla tahsil edilen paranın alacaklıya verilemeyeceğine hükmedilebileceğini beyan ile ihtiyati haciz kararına itiraz etmiştir. Mahkememizce verilen ihtiyati haciz kararına rağmen davacı taraf teminat yatırmamıştır. Ancak belirtmek gerekir ki değişik iş dosyasında verilen kararların aksine esas dosyada verilen ihtiyati haciz kararı, teminatın yatırılmaması ile kendiliğinden kalkmayacaktır. Dolayısıyla ihtiyati haciz kabul kararının devam ettiği kabul edilerek itiraz incelenmiştir. {Bursa BAM 15 H.D. 2024/192 E 2024/236 K.} HMK 209.maddesine göre " (1) Adi bir senetteki yazı veya imza inkâr edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz.(2) Resmî senetlerdeki yazı veya imza inkâr edildiğinde, senetteki yazı veya imzanın sahteliği, ancak mahkeme kararıyla sabit olursa, bu senet herhangi bir işleme esas alınamaz.(3) Senede dayanılarak verilmiş olan ihtiyati tedbir, o senet hakkındaki sahtelik iddiasından etkilenmez ve gerektiğinde senet sahibi haklarının korunması için yeni tedbirler talep edebilir." hüküm altına alınmış olup 209/2 fıkrasında da belirtildiği üzere Resmi senetlerdeki yazı veya imza inkar edildiğinde, senetteki yazı veya imzanın sahteliği ancak mahkeme kararıyla sabit olması halinde, bu senedin herhangi bir işleme esas alınamayacağı, takip ve dava konusu ve ihtiyati tedbir istenen senedin de Kayseri 17. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2025/695 Esas sayılı ilamıyla sahteliğine dair davalının yargılandığı, dosya kapsamında davalının tutuklu olduğu, anlaşıldığından bu aşamadaki mevcut derdest dava dosya kapsamına göre yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiği kanaatına varılmıştır. Nitekim Kayseri BAM. 6. HD 2023/5 E. 2023/14 K. Sayılı ilamı da bu doğrultudadır. HMK'nun 209/2 ve 389. Maddeleri gereğince, dava konusu bonoya dayalı başlatılmış dava konusu Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takibinin, HMK 392/1,2. cümlesi ve 87. Maddeleri gereğince takdiren takip miktarının %20'si oranındaki nakdi teminat ya da aynı miktarda kesin ve süresiz banka teminat mektubu karşılığında ihtiyati tedbiren durdurulmasına karar verilmesine dair yasaca aranan gerekli ve yaklaşık ispata yeterli koşulların oluştuğu sonucuna varılmıştır. Tedbir kararı İİK 72 gereği olmayıp HMK 209.maddesi gereği verilmiştir. Bu surette davalı alacaklı tarafın itirazları yerinde görülmemiş, itirazın reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinin teminatsız ihtiyati haciz kararı verilmesine dair talebi ise davanın niteliği, ceza yargılamasının devam etmesi, davalının menfaatinin korunması adına yerinde görülmeyerek reddedilmiş neticede istinafı kabil şekilde aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan sebep ve gerekçelere göre; 1- İhtiyati tedbire itirazın REDDİNE, -Davacı vekilinin teminatsız ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE, 2-Ek kararın taraflara tebliğine, Dair, ihtiyati haciz isteyen davacı vekilinin yüzüne karşı, ihtiyati hacze itiraz eden davalının yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu açık olmak üzere..." şeklinde karar verildiği belirtilmiştir. İş bu ara kararı hem davacı hem de davalı vekili ayrı ayrı süresinde istinaf etmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinden özetle; "...Mahkemece, 15.01.2026 tarihli duruşmada; ''Davaya konu icra takibinin ve icra takibindeki satışın teminatsız olarak durdurulması'' talebimiz reddedilmiştir. Bu ara karara karşı istinaf kanun yoluna başvuruyoruz. İhtiyati tedbir düzenlemesini içeren 6100 sayılı Kanunumuzun ilgili hükümleri; ''İhtiyati tedbirin şartları'' başlıklı 389. maddesi; ''(1) Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.'' şeklindedir. Teminat düzenlemesini içeren 392. Maddesinde ise; ''İhtiyati tedbirde teminat gösterilmesi'' başlıklı 392. Maddesi ''(1) İhtiyati tedbir talep eden, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorundadır. Talep, resmî belgeye, başkaca kesin bir delile dayanıyor yahut durum ve koşullar gerektiriyorsa, mahkeme gerekçesini açıkça belirtmek şartıyla teminat alınmamasına da karar verebilir. Adli yardımdan yararlanan kimsenin teminat göstermesi gerekmez.'' şeklinde hüküm amirdir. Öncelikle, takibin / satışın durdurulamaması nedeniyle davacının babasından miras kalan arazisinin ihale ile satılacaktır. Bu halde davacının davayı kazansa dahi dava sonunda elde edeceği menfaat ortadan kalkmış olacaktır. Davalının suç teşkil eden eyleminden ötürü davacı mülkiyetine sahip olduğu taşınmazı kaybedecektir. Bu nedenle; takibin dolayısıyla satışın durmaması halinde; ''hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağı endişe edilmesi hâlleri'' nin hepsi somut olayımızda mevcuttur. Buradan hareketle icra takip dosyasının ivedilikle durdurulmasını talep ederiz. Davacının maddi imkansızlıklar nedeniyle teminat gösterememesi; davalının halen haksız menfaat temin etmesine imkan vermemelidir. Ceza soruşturması ile davalının yargılanmakta olması, tutuklanmış olması, ceza dosyasındaki mağdur beyanları, ele geçirilen boş/imzalı senetler ile davacının talebinin resmi delillere ve kesin mahiyette delillere dayandığını ifade eder; bu itibarla 392. Maddesinin 1. Fıkrasının 2. Cümlesi gereği icra takibinin teminatsız durdurulması gerekirken teminat şartı ile satışın durdurulmasına yönelik kararda hukuka uygunluk yoktur. Yine, aksi kanaat hasıl olacak ise ''durum ve koşullar gerektir''diği için teminat alınmamasını talep ederiz. KANUNDA YAZAN DURUM VE KOŞULLARDAN KASIT; TAM OLARAK BU DOSYADA GERÇEKLEŞMİŞTİR. TAKİBİN / SATIŞIN DURDURULMAMASI HALEN TEFECİLİKTEN TUTUKLANAN DAVALININ MENFAAT ELDE ETMESİNE NEDEN OLMAKTADIR. ÖNCELİKLE TEMİNAT ALINMAKSIZIN AKSİ KANAAT HASIL OLACAK İSE DAVACININ ÜZERİNE KAYITLI TAŞINMAZIN TEMİNAT OLARAK KABUL EDİLMESİ GEREKİR. YARGITAY 1. HUKUK DAİRESİ Esas : 1976/9370 Karar : 1976/13138 Karar Tarihi :31.12.1976 ''..Hakim insana, tabiata, gerçeğe, olanağa sırt çevirmeden ve katı kalpler içinde sıkışıp kalmadan uyuşmazlığa "insan kokusu" taşıyan bir çözüm getirmek zorunluluğundadır.'' Öyle ki ihtiyati tedbir düzenlenmesinde; ''Teminat düzenlemesini içeren 392. Maddesinde; ''(1) İhtiyati tedbir talep eden, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorundadır. Talep, resmî belgeye, başkaca kesin bir delile dayanıyor YAHUT DURUM VE KOŞULLAR GEREKTİRİYORSA, mahkeme gerekçesini açıkça belirtmek şartıyla teminat alınmamasına da karar verebilir. Adli yardımdan yararlanan kimsenin teminat göstermesi gerekmez.'' şeklinde hükümde; DURUM VE KOŞULLARIN GEREKTİRDİĞİ konusunda hakime bir değerlendirme tanınmıştır. İnanın ki sayın HEYET, DURUM VE KOŞULLARIN GEREKTİRDİĞİ DURUM; BU DURUMDUR. Tekrara düşmemek adına dava dilekçemizde belirttiğimiz ihtiyati tedbire ilişkin beyanlarımızı tekrar ederiz. Satışın devam etmesi, ihalenin gerçekleşmesi halinde, eldeki davanın davacı açısından önem ve değeri de pek kalmamış olacaktır. Çünkü babasından miras arazisi satılmış, mülkiyet hakkı gitmiş olacaktır. Dolayısıyla satışın durdurulmaması, davacı açısından telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğuracaktır. TALEP SONUCU: Mahkemece; Hukuk Muhakemeleri Kanunumuzun 392. Maddesinin 1. Fıkrasının 2. Cümlesindeki hükümleri gereği; talebin resmi bir belgeye, kesin mahiyette delillere dayanması VEYAHUT DURUM VE KOŞULLARIN GEREKTİRMESİ nedeniyle; Aksi kanaat hasıl olur ise; davacının adli yardım talebinin kabulü sonucuna varılarak İCRA TAKİBİNİN TEMİNAT ALINMAKSIZIN DURDURULMASI SONUCUNA VARILMASI GEREKTİĞİNDEN; İlk derece mahkemesinin 15.01.2026 tarihli aksi yöndeki ARA KARARININ KALDIRILMASINA, Kayseri Genel İcra Dairesi ... sayılı dosyasında TEMİNATSIZ OLARAK İHTİYATİ TEDBİR KARARI VERİLEREK TAKİBİN DURDURULMASINA, Kayseri Gayrimenkul Satış İcra Dairesi ... İcra Takip Dosyasında TEMİNATSIZ OLARAK İHTİYATİ TEDBİR KARARI VERİLMESİNE, bu itibarla SATIŞIN TEMİNATSIZ OLARAK DURDURULMASINA, Yine de aksi kanaat hasıl olacak ise; DAVACININ ÜZERİNDEKİ TAŞINMAZIN TEMİNAT OLARAK KABUL EDİLMESİNE, VEYAHUT %5 veya %10 oranında uygun bir teminat karışılığında TAKİBİN DURDURULMASINA karar verilmesini ..." beyan ve talep etmiştir. Davalı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinden özetle; "... Öncelikle davacı tarafın menfi tespit davası kapsamında ihtiyati tedbir talebi yerinde değildir. Söz konusu dava Kayseri Genel İcra Dairesinde ... nolu dosya kapsamında Kambiyo Senetlerine Mahsus yol ile başlattığımız icra takibi neticesinde açılmış olup tarih itibariyle icra takibinden sonra açılmıştır. İcra ve İflas Kanunu m. 72/3 hükmü uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit davalarında ihtiyati tedbir kararı verilemez. İlgili kanun hükmü emredicidir ve yoruma kapalıdır. İlgili kanun hükmünde "İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez." diyerek bu durumu açıkça belirtmektedir. İlgili kanun hükmü açıkken karşı tarafın ihtiyati tedbir talebinin kabul edilmesi yasaya aykırıdır. Huzurdaki dava, icra takibi kesinleştikten ve işlemler başladıktan sonra açılmıştır. Bu bakımdan mahkemenin verdiği durdurma kararı ilgili mevzuatla tezatlık içermektedir. Yine aynı maddenin devamında kanun istisna olarak teminat karşılığı ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini düzenlemektedir. İİK m.72/3 ''İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir.'' diyerek bu durumu açık bir şekilde söylemektedir. Huzurdaki dava, icra takibi kesinleştikten ve işlemler başladıktan sonra açılmıştır. Kanun koyucu bu şekilde takipten sonra açılan davalarda borçlunun takibi sürüncemede bırakmasını engellemek amacıyla takibin durdurulması imkanını kapatmıştır.Emredici bir hüküm olan bu maddenin aksine ihtiyati tedbir kararı verilmesi yerinde değildir. Mahkemece verilen durdurma kararı, yasal engel ile çelişmektedir. Hak Kaybı ve Takibin Sürüncemede Bırakılması Riski: Takibin durdurulması, icra dosyasındaki haciz, satış ve muhafaza işlemlerinin tamamını engellemektedir. Davacı tarafın haksız olduğu yargılama sonunda ortaya çıktığında, müvekkilin borçlunun mal kaçırması veya malvarlığının azalması nedeniyle alacağını tahsil edememe riski doğacaktır. %20 teminat, doğacak bu muhtemel zararları karşılamaktan uzaktır. İhtiyati Tedbir Şartlarının Oluşmaması: Davacı, davasında yaklaşık ispat kuralını yerine getirememiş, alacağın varlığına yönelik ciddi bir delil sunamamıştır. Soyut iddialarla ve kanuna aykırı şekilde icra takibinin durdurulması, alacaklının hak arama özgürlüğü ile borçlunun korunması arasındaki dengeyi alacaklı aleyhine ağır biçimde bozmuştur. 5-İHTİYATİ TEDBİRİN HMK 209.MADDESİNE GÖRE REDDEDİLMESİ YERİNDE DEĞİLDİR : Mahkemece 6100 sayılı HMK 209.maddesine göre " (1) Adi bir senetteki yazı veya imza inkâr edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz.(2) Resmî senetlerdeki yazı veya imza inkâr edildiğinde, senetteki yazı veya imzanın sahteliği, ancak mahkeme kararıyla sabit olursa, bu senet herhangi bir işleme esas alınamaz.(3) Senede dayanılarak verilmiş olan ihtiyati tedbir, o senet hakkındaki sahtelik iddiasından etkilenmez ve gerektiğinde senet sahibi haklarının korunması için yeni tedbirler talep edebilir." hükmü gerekçe gösterilerek itirazımız reddedilmiştir. Bu gerekçeyi de kanuna ve usule aykırı bulunduğunu ve yerinde göremediğimizi ifade etmek isteriz. Zira gerekçe olarak gösterilen 209. maddede belirtilen şartların aksine; 1.Takibe dayanak senet adi senet değildir. Kambiyo vasfını taşıyan bir emre muharrer senettir. 2.Senetteki imza inkar edilmemektedir. Gerek dava dilekçesi gerekse icra dosyasındaki kayıtlar ile sabit olduğu üzere davacı emre muharrer senetteki imzasını hiç bir zaman inkar etmemektedir. İmzanın kendisine ait olduğunu beyan etmekle senet imzası ikrar edilmiş, mücerret borç ikrarı içeren bir bonodur. 3.İmza inkarı sonucunda senetteki imzanın sahteliğinin mahkeme kararıyla sabit olması koşulu aranmakta olup ortada imzaya itiraz olmadığı gibi imzanın sahteliği de hüküm altına alınmış değildir. 4.Müvekkil hakkında açılan ceza davasında da henüz yargılama devam etmekte olup müvekkilin senedi tefe yoluyla elde ettiği, aralarındaki sözleşmeye aykırı doldurduğuna dair de verilmiş bir mahkeme kararı yoktur. Bu sebeple yerel mahkemenin vermiş olduğu ihtiyati tedbir kararı gerekçesi yerinde değildir. Yukarıda izah ettiğimiz hukuki gerekçelerle Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ihtiyati tedbire ilişkin kararına yaptığımız itirazın reddine dair verilen 15/01/2026 tarihli kararı istinaf etme gereği hasıl olmuştur. HUKUKİ SEBEPLER: İİK, HMK ve ilgili sair mevzuat. HUKUKİ DELİLLER: Kayseri Genel İcra Dairesi ... nolu dosyası, ceza davası ve her türlü yasal delil. SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda izah ettiğimiz hususlar ve mahkemenizce resen gözetilecek diğer hususlar ile Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 15/01/2026 tarihli ara kararının kaldırılarak İSTİNAF TALEBİMİZİN KABULÜNE, İhtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, Yüksek mahkeme tarafından bu talebimiz uygun görülmeyecek olması halinde davacının talebi ve şartlar mevcut ise dosya borcunun ve gerekli teminatın ödenmesi koşuluyla İCRA DOSYASINA ÖDENECEK TUTARIN alacaklı tarafa ödenmemesi doğrultusunda tedbir karar verilmesini, Karşı tarafın HAKSIZ İSTİNAF TALEBİNİN REDDİNE, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini ..." beyan ve talep etmiştir.. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Ön inceleme yönünden bir eksikliğin bulunmadığı anlaşıldığından taraf vekillerince ileri sürülen istinaf sebepleri hakkında inceleme yapılmıştır. İstinaf dilekçesinde ileri sürülen istinaf sebepleri , işbu menfi tespit davasında mahkemesince takdiren tayin edilen teminat türü ve miktarı karşılığında verilen 03/12/2025 tarihli ihtiyati tedbir kararında yazılı ayrıntılı açıklamalar, işbu tedbir kararına davacı ve davalı tarafça dilekçesiyle yapılmış itiraz sebepleri, mahkemesince duruşmalı yapılan itiraz incelemesi sonunda verilen verilen ve istinaf edilen 15/01/2026 tarihli gerekçeli ara kararda yazılı ayrıntılı açıklamalar, davacının da müştekilerinden olduğu ve davalı hakkında atılı suçtan cezalandırılması için düzenlenmiş Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 2025/24779 soruşturma,2025/22070 esas ve 2025/16442 iddianame nolu iddianamenin içeriği ile bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamı birlikte incelenip değerlendirildiğinde ; İşbu derdest, dava konusu bonodan dolayı , icra takibinden sonra açılmış olan menfi tespit davasında, davacı tarafça istenen söz konusu ihtiyati tedbir talebinin kabulü için gerek HMK 389.vd. Gerekse HMK 209. Maddeleri gereğince aranan gerekli ve yaklaşık ispata dair yeterli koşulların bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamına göre bulunduğundan sözkonusu ihtiyati tedbir talebinin kabulü gerektiği sonucuna varılmıştır. Zira burada yasaca aranan kesin bir ispat olmayıp yaklaşık ispat yeterlidir.Bu nedenlerle davalı tarafın işbu ihtiyati tedbir kararına karşı ileri sürdüğü itiraz sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davacı tarafça yapılan itiraz sebepleri yönün yapılan incelemeye göre ise her ne kadar mahkemesince takip değerinin %20 si oranında nakdi teminat ya da aynı miktarda kesin ve süresiz banka teminat mektubu karşılığında ihtiyati tedbirin verildiği belirtilmiş ise de parantez içindeki yazılı teminat miktarının %15 teminat oranına denk gelen bir miktar olması nedeniyle çelişki varsa da bunun maddi hesap/yazım hatası olduğu kabul edilmiştir. Ancak derdest işbu davada verilen ihtiyati tedbirin İİK 72. Maddesine göre değil de HMK 389 ve 290. maddelerine göre verilmiş olması nedeniyle ve bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyasının kapsamı birlikte dikkate alındığında, mahkememizce HMK 87. Md ve 392. Maddesi uyarınca takdiren %10 oranında teminat alınmasının uygun olacağı kanaatına varılmıştır.Bu sebeplerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun bu yönden kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen ihtiyati tedbirin dava konusu menfi tespit istenen Kayseri Genel icra dairesinin ... esas sayılı takip miktarı olan 6.532.510,29TL nin %10 u oranında nakdi teminat ya da aynı miktarda kesin ve süresiz banka teminat mektubu karşılığında verilmesine karar vermek gerekmiştir. Bu nedenle de Davacının tamamen teminatsız olarak ihtiyati tedbir verilmesine dair itiraz ve istinaf sebebinin/talebinin ise HMK 209 ile 392/1 maddesi uyarınca yerinde olmadığı, zira eldeki dava dosyasında HMK 392/1 maddesindeki teminat alınmamasına dair yasaca aranan, talebin resmi belgeye ,başkaca kesin bir delile dayanması yahut durum ve koşulların gerektirmesi halinin varlığının da davacı tarafça yaklaşık olarak ispat edilemediği anlaşılmıştır.Nitekim davacının adli yardım talebinin de ilk derece mahkemesince reddine dair 03/12/2025 tarihli ara kararının verildiği görülmüştür. Açıklanan nedenlerle ve mahkemece , istinaf edilen gerekçeli ek kararı ile, ihtiyati tedbir talep eden davacı tarafın söz konusu ihtiyati tedbir talebinin teminatsız verilmesine yönelik itirazının reddine kısmı ile davalı tarafın ihtiyati tedbire itirazının ve tedbirin kaldırılmasına ilişkin talebinin reddine dair verdiği kısmı yönünden usul,yasa ve bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamı yönlerinden bir isabetsizlik ve aykırılığın bulunmadığı,bu yönlerden davacının ve davalının itiraz ve istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Ancak davacının teminatın miktarı yönünden yaptığı itirazının ise yukarıda açıklanan sebeplerle kısmen kabulü ile mahkemesince verilen ihtiyati tedbirdeki tayin edilen %20 oranındaki teminatın %10 oranına indirilmesi gerektiği halde bu yönden yaptığı itirazının tümüyle reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı sonucuna varıldığından, bu yönden davacının istinaf başvurusunun kabulüne ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus da bulunmadığından ,HMK 353/1-b-2 md uyarınca, 03/12/2025 tarihli ihtiyati tedbir kararına yapılan itiraz hakkında verilmiş ve istinaf edilmiş olan 15/01/2026 tarihli ek kararının kaldırılmasına ve belirtilen yönden düzeltilerek yeniden bir karar verilmesine dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle ; Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/01/2026 tarihli, 2025/1095 Esas sayılı ek kararına karşı, ihtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilinin yaptığı istinaf başvurusunun H.M.K. 'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken istinaf karar ve ilam harcı istinaf eden davalı taraftan peşin olarak alındığından hakkında harçla ilgili yeniden bir karar verilmesine yer olmadığına, İstinaf eden davalı tarafından yapılan istinaf yoluna başvuru harcı ve istinaf posta giderlerinin derdest dava sonunda ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda değerlendirilmesine, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/01/2026 tarihli, 2025/1095 Esas sayılı ek kararına karşı davacı vekilinin yaptığı istinaf başvurusunun H.M.K.'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince KABULÜNE, HMK 353/1-b-2 Md. Uyarınca 15/01/2026 tarihli ek kararının KALDIRILMASINA, Düzeltilerek yeniden bir karar verilmesine,buna göre: "1-Mahkemece verilmiş 03/12/2025 tarihli ihtiyati tedbir kararına ,davalı vekilince yapılan itirazın ve ihtiyati tedbirin kaldırılmasına ilişkin talebinin reddine, 2-Mahkemece verilmiş 03/12/2025 tarihli ihtiyati tedbir kararına ,davacı vekilince yapılan itirazın kısmen kabulü ile,işbu ihtiyati tedbir kararında tayin edilmiş olan %20 oranındaki teminatın %10 oranına indirilmesine,dolayısıyla mahkemece verilen ihtiyati tedbirin HMK 87,389 ,392/1 ve 209. Maddeleri uyarınca, dava konusu menfi tespit istenen Kayseri Genel icra dairesinin ... esas sayılı takip miktarı olan 6.532.510,29TL nin %10 u oranında nakdi teminat ya da aynı miktarda kesin ve süresiz banka teminat mektubu karşılığında verilmesine ve işbu teminat karşılığında sözkonusu icra takibinin ihtiyati tedbiren durdurulmasına, 3-Takdir edilen teminatın yasal süresi içinde mahkemeye (ilk derece mahkemesine) depo edilmesi/sunulması halinde işbu ihtiyati tedbir kararından bir suretin ilgili icra müdürlüğüne mahkemece (ilk derece mahkemesince) müzekkere ile bildirilmesine, 4-Davacı tarafın diğer itirazlarının,teminatsız olarak tedbir verilmesine ilişkin talebinin ise reddine," 6-Davacının yatırdığı istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine, 7-Davacının yaptığı istinaf posta giderleri ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının derdest dava sonunda mahkemesince verilecek nihai kararda değerlendirilmesine, 8-İstinaf incelemesi aşamasında duruşma yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 9-HMK 302/5 maddesi gereğince işbu ilamın kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin , harç tahsil işlemlerinin, HMK 359/4 Maddesi gereğince bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-f ve 394/5 bendi uyarınca KESİN olarak oy birliği ile karar verildi. 25/02/2026