11. Hukuk Dairesi 2024/1761 E. , 2025/553 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/566 Esas, 2024/123 Karar HÜKÜM : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/31 E., 2021/221 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten v
**11. Hukuk Dairesi 2024/1761 E. , 2025/553 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/566 Esas, 2024/123 Karar HÜKÜM : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/31 E., 2021/221 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; yapı kimyasalları alanında lider müvekkili ... 1958 yılında Kore'de kurulduğunu, “...” markasını uzun yıllardır faaliyetleri ile özdeşleştirerek kullandığını, çok sayıda ulusal ve uluslararası marka tescili bulunduğunu, Türkiye'deki faaliyetlerini 2006 yılından itibaren diğer davacı ... Boya Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi (... Türkiye) aracılığıyla gerçekleştirdiğini, bu faaliyetlerin ürün dağıtım ayağı için davacı adına ... Türkiye ve davalı arasında 6 Mart 2009 tarihinde distribütörlük sözleşmesi imzalandığını, davalının Türkiye'de satış temsilciliği görevini üstlendiğini, söz konusu sözleşme ile davalıya herhangi bir fikri mülkiyet hakkının bahşedilmediğini, ... Türkiye tarafından 29 Kasım 2018 tarihinde gönderilen fesih ihbarı ile taraflar arasındaki sözleşmenin feshedildiğini, sözleşmenin 12. maddesinde söz konusu sözleşme ne şekilde sonlanırsa sonlansın satış temsilcisi ve/veya distribütörün faaliyetlerine derhal son vereceğinin davalı tarafından taahhüt edildiğini, bu taahhüdüne rağmen davalının “... ” markasını tescil ettirdiğini, müvekkilinin “...” markasının gerçek hak sahibi olduğunu, tanınmış markanın tüm sınıflar bakımından korunacağını, davacının eylemlerinin marka hakkına tecavüzün yanı sıra haksız rekabet teşkil ettiğini, ayrıca davalının, müvekkilinin gerçek hak sahibi olduğu “...” ibaresini haksız olarak ... alan adı için de kullandığını ileri sürerek 2017/12638 numaralı “... +Şekil” markasının tescilli olduğu tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne, haksız rekabet fiilinin tespitine, men'ine, ref'ine, www.kccturkiye.com adlı alan adının iptaline, davalının ticaret unvanından “...” ibaresinin terkinine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı, davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile işaret üzerinde gerçek hak sahibi olan davacıların ... markasını 1990 yılından beri kullandıkları, davalının davacı şirketlerin önceki distribütörü iken sözleşmenin 29.11.2018 tarihinde feshedildiği, tarafların aynı alanda faaliyet gösterdikleri, davalı şirketin ticari faaliyet alanının davacı şirket adına tescilli 2009/0964 numaralı markanın tescil sınıfı ile aynı olduğu, işaretlerin birebir aynılıkları sebebiyle ortalama tüketici nezdinde karışıklığın doğacağı, benzer bulunan emtia sınıfları bakımından iltibas riskinin oluşacağı, yine taraflar arasındaki distribütörlük sözleşmesi dikkate alındığında davalının marka tescilinin 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (SMK) 6/2 hükmü uyarıca da hükümsüz kılınması gerektiği, davacı markalarının tanınmışlıklarına dair bir delil bulunmadığı, tarafların ticari faaliyet alanlarının aynılığı, davalı şirketin davacıların önceki distribütörü olması, “...” markasının davacılara ait olduğunu bilmesi, buna rağmen kendi adına tescil ettirmesinin kötüniyetli olduğu, SMK’nın 155/1. hükmü uyarıca tescilli marka savunmasının daha önceki marka sahiplerine karşı açılan tecavüz davalarında ileri sürülemeyeceği, davalının davacıya ait “...” markasını aynı ticari faaliyet alanında birebir ayrı şekilde kullanmasının SMK'nın 29/1-b, 7/2-a ve b hükümleri uyarınca marka hakkına tecavüz ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 55/1-a hükmü uyarınca haksız rekabet teşkil ettiği, davalının “...” markasını ticari unvanında tescil ettirmesinin ticari dürüstlüğe aykırılık taşıdığı, adına tescilli www.kccturkiye.com alan adının 14 Nisan 2020 tarihli Asya Alan Uyuşmazlık Çözüm Merkezi kararı ile davacıya devredildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı adına tescilli 2017/12638 numaralı ... DENİZ ibareli markanın hükümsüzlüğüne, davalı tarafından, davacının ... markasına yönelik olarak haksız rekabet fiilinin tespiti, men'i, ref'i ve haksız rekabetten doğan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, davalı adına tescilli ticaret ünvanında ... ibaresinin silinerek ticaret sicilinden terkinine, www.kccturkiye.com adlı alan adı daha önce davacıya devredildiğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davalı tarafça istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki distribütörlük sözleşmesi 29 Kasım 2018 tarihinde feshedildiği halde davalının www.kccturkiye.com alan adını kullanmaya ve internet sitesinde “...” markalı ürün tanıtımlarına devam ettiği, distribütörlük sözleşmesinin davalıya “...” markasını kendi adına tescil hakkı tanımadığı, buna rağmen davalının 2017/12638 tescil numaralı “... +Şekil” markasını 35. sınıfta adına tescil ettirdiği, davacıların bu konudaki muvafakatlarının ispatlanamadığı, davalının taraflar arasında imzalandığını iddia ettiği 20 Mart 2009 tarihli sözleşme örneğini dosyaya sunmadığı, davalının “...” markasının distribütörlüğünü yaptığı davacı ... adına tescilli olduğunu bildiği, özgün şekil unsurunu da aynen kullanarak markayı tescil ettirdiği, tescilin kötüniyetli olduğu, davacının markaları daha önce tescil edildiklerinden SMK’nın 155/1 hükmü uyarınca davalının tescilli markasını markaya tecavüz davasında savunma gerekçesi olarak ileri süremeyeceği, davalının marka kullanımlarının davacının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet niteliği taşıdığı, feshin haksız olup olmadığının sonucu etkilemediği, davalının ticaret unvanının 06 Mart 2009 tarihinde tescil edildiği, aynı tarihte davacı ile davalı arasında imzalanan sözleşmede de davalının bu ticaret unvanını kullandığı, davacıların bilgisi dahilinde ticaret unvanının alındığı, distribütörlük sözleşmesinin sözleşmenin feshi halinde bu ticaret unvanının davalı tarafça kullanılamayacağına dair bir hüküm içermediği, aradan yaklaşık 11 yıl geçtikten sonra ticaret unvanının terkini davası açan davacıların sessiz kalma nedeniyle hak kaybına uğradıkları gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, davalı adına tescilli 2017/12638 numaralı “... DENİZ” ibareli markanın hükümsüzlüğüne, davalı tarafından, davacının “...” markasına yönelik olarak haksız rekabet fiilinin tespitine, men'ine, ref'ine, haksız rekabetten doğan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, ticaret unvanından “...” ibaresinin terkini talebinin reddine, www.kccturkiye.com adlı alan adı daha önce davacıya devredildiğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, marka hükümsüzlüğü, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, ticaret unvanının terkini, alan adının iptali taleplerine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, tarafların temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine, aşağıda yazılı harcın istek halinde temyiz eden davacılara iadesine, 05.02.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.