11. Hukuk Dairesi 2011/8904 E. , 2012/15470 K. "" MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Silivri Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16/02/2011 tarih ve 2010/759-2011/199 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ile davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ..... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, dur…
**11. Hukuk Dairesi 2011/8904 E. , 2012/15470 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Silivri Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16/02/2011 tarih ve 2010/759-2011/199 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ile davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ..... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı aleyhine başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itiraz üzerine takibin durduğunu, limited şirketlerde ortakların şirketin devri halinde devreden ve devralan şahısların devir öncesine ait ve vadesi devir tarihi itibariyle geçmiş olan amme alacaklarının ödenmesinden müteselsilen sorumlu olduklarını, her ne kadar şirket devir sözleşmesinde bütün aktif ve pasifleri hukuki ve mali yükümlülükleri ile hisse devri yapılmış ise de sözleşmedeki maksatın devir tarihinden itibaren tüm mali sorumluluklarının müvekkiline ait olacağı yönünde olduğunu, ticaret siciline tescil tarihinden itibaren devir alan tarafın bu tarihten itibaren doğacak mali sorumlulukları üsteleneceğini, devirden önceki borçlardan müvekkilinin sorumlu olmadığını borçlunun Bakırköy 39. Noterliğinin 8313 yevmiye no ve 04.06.2008 tarihli şirket devir sözleşmesi esnasında şirketin 5.956,10 TL vergi, 654,10 TL SGK borcu bulunduğunu, bu amme borçlarının devreden şirketin asli borçları olduğunu, borçlunun 05.02.2010 tarihli itiraz dilekçesinde devir esnasında şirketin böyle bir borcu yoktur şeklinde bizzat kendi imzası ile beyanı olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile icra takibinin devamına, davalı tarafın %40’tan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, İ.İ.K. 61. Maddesine göre ödeme emrinin tebliğinin düzenlendiğini, bu maddede tasdikli bir örneğinin ödeme emrine eklenerek borçluya gönderileceğinin açıkça belirtildiğini, davalının zamanaşımının dolmadığını, devir öncesinde müvekkilinin böyle bir borcunun bulunmadığını, devir sonrası borçlarda müvekkilinin sorumlu olmadığını savunarak, davanın reddini ve takip miktarından %40'tan aşağı olmamak üzere icra-inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. Mahkemece, bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle, davalı-borçlunun şirket borçlarından müteselsilen sorumlu olduğu ve tarafların iç lişkilerinde oran belirlemesi yapılmadığından, sorumluluğun yarı oranında olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 3.305,100 TL'nın üzerinden takibin devamına, alacak likit olmadığından ise icra inkar tazminatına hükmedilmemesi şeklinde karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili ile davalı vekili temyiz etmiştir.