4. Ceza Dairesi 2023/12072 E. , 2023/21871 K. MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2022/785 Değişik İş SUÇ : İmar kirliliğine neden olma KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Şüpheli hakkında imar kirliliğine neden olma suçundan verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine ilişkin mercii yukarıda tarih ve sayısı belirtilen mercii kararının, Adalet…
**4. Ceza Dairesi 2023/12072 E. , 2023/21871 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2022/785 Değişik İş SUÇ : İmar kirliliğine neden olma KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Şüpheli hakkında imar kirliliğine neden olma suçundan verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine ilişkin mercii yukarıda tarih ve sayısı belirtilen mercii kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.06.2023 tarihli ve KYB-2023/54857 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.06.2023 tarihli ve KYB-2023/54857 sayılı kanun yararına bozma isteminin; 5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre, müştekinin şüphelinin oturduğu daireyi mimari projeye aykırı olarak binanın ortak alanlarına taşacak şekilde büyüttüğü şikayetinde bulunması üzerine yapılan araştırmada ilave yapıldığının tespit edildiği ancak kim tarafından yapıldığının tespit edilemediğinden bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, şüphelinin alınan beyanında sadece kendi bağımsız bölümü üzerinde tuvalet ve mutfak tadilatı yaptığını, binanın ortak alanına ya da müştekinin alanına taşacak şekilde bir tadilat yapmadığını iddia ettiği, ... Belediye Başkanlığı Zabıta Müdürlüğü'nün 22/11/2021 tarihli cevabi yazısında, şüpheliye ait 5 numaralı bağımsız bölüme ilave yapıldığı ancak kim tarafından yapıldığının tespit edilemediğinin belirtilmesi karşısında, anılan bağımsız bölüm üzerinde keşif yapılarak mimari projeye aykırı olarak bir yapının olup olmadığı, yapılmış ise bu yapının şüphelinin işine yarayacak sonuçlar doğurup doğurmadığı, şüphelinin beyanının doğruluğunun tespiti açısından sadece bağımsız bölüm içerisinde tuvalet ve mutfak tadilatı yapıp yapmadığı belirlendikten sonra gerekiyorsa bilirkişi raporu da alınarak tespit edilerek hukuki durumun takdir ve tayini gerekirken, eksik soruşturmaya dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 5271 sayılı Kanun'un 160 ıncı maddesinin birinci fıkrasında, "Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar." ikinci fıkrasında, "Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür." 170 inci maddesinin ikinci fıkrasında, “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenler." 172 nci maddesinin birinci fıkrasında, “Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. hükümleri düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 6545 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten sonraki Cumhuriyet savcısının kararına "itiraz" başlıklı 173 üncü maddesinde ise; (3) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, O Yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.” hükümleri yer almaktadır. Soruşturma evresinin asıl yetkilisi olan Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez ceza yargılamasının temel amacı olan maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için soruşturmaya başlayacaktır. Bir fiilin işlendiği haberinin alınması üzerine, suçu takibe yetkili makamlar tarafından derhal hazırlık soruşturmasına başlanmasını ifade eden ilkeye "araştırma mecburiyeti ilkesi"; hazırlık soruşturmasının neticesinde fiilin takibini gerektirecek hususlarda fiilin ve failin belli olması, yeterli emareler teşkil edecek vakıaların bulunması, başka bir ifade ile, şüphelerin ciddi olduğunun tespit edilmesi ve dava şartlarının gerçekleşmiş olması durumunda, yetkili makam tarafından kamu davasının açılmasını ifade eden ilkeye ise "kamu davasını açma mecburiyeti ilkesi" denilmektedir. Diğer taraftan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 13 üncü maddesi uyarınca da, temel hak ve özgürlükleri ihlal edilen kimselere etkili bir başvuru yapma hakkı tanınması zorunlu olup, anılan hükmün uygulanmasına ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarında, (Örn: Vilko E. - Finlandiya kararı 2007; Sürmeli - Almanya kararı 2006) etkili başvuru yolunun hem teoride, hem pratikte erişilebilir, yeterli ve etkili olması gerektiği belirtilmektedir. İnceleme konusu somut olayda; şüpheli hakkında şikayetçinin, şüphelinin oturduğu daireyi projeye aykırı olacak ve binanın ortak alanlarına taşacak şekilde büyüttüğü iddiasıyla şikayette bulunduğu, bahse konu bağımsız bölüme ilave yapıldığı, ancak kim tarafından yapıldığının tespit edilemediği gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığın dair karar ve karara yönelik itirazın reddine karar verilmiş ise de; şüphelinin beyanında bağımsız bölümde tuvalet ve mutfak tadilatı yaptığını belirtmesi, Belediye Başkanlığının 22.11.2021 tarihli yazısında suça konu bağımsız bölüme ilave alan yapıldığı, maliğe aykırılıkların giderilmesi konusunda tebliğ yapıldığının belirtilmesi karşısında şüpheliye ait bağımsız bölümde keşif yapılarak tadilat yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise bu değişikliklerin, taşıyıcı unsuru etkileyen ve/veya inşaat alanını ve ruhsat eki projelerini değiştiren işlemler olup olmadığı, hangi tarihte yapıldığı hususlarında uzman bilirkişiden rapor alınması, çevrede oturan komşuların tanık sıfatıyla dinlenerek suça konu imara aykırı eylemin kim tarafından yapıldığının araştırılması gerektiği gözetilmeden eksik soruşturma ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği görülmektedir. Bu nedenle itiraz merciince etkin soruşturma yapılmadığı dikkate alınarak, itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesi, Kanuna aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. İstanbul Anadolu 9. Sulh Ceza Hâkimliğinin 11.03.2022 tarihli ve 2022/785 Değişik İş sayılı kararının, kısmen farklı gerekçeyle 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesi gereğince oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.10.2023 tarihinde karar verildi.