T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:25/11/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:06/11/2024 DAVALARIN KONUSU:Tapu İptali ve Tescil, Menfi Tespit ve Tazminat GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:25/11/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelend…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:25/11/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:06/11/2024 DAVALARIN KONUSU:Tapu İptali ve Tescil, Menfi Tespit ve Tazminat GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:25/11/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: ASIL DAVADA DAVACILARIN İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketler ile kefaleten ortakları olarak merkezi Denizli olmak üzere Türkiye'nin birçok ilinde ağırlıklı olarak toplu yemek işi ile iştigal olduklarını, bir çok banka gibi davalı bankanın da müşterisi bulunmakta iken, davalı bankanın, müvekkillerinin ortağı olduğu firmaların lehine kredi sözleşmesi akdettiğini, karşılığında ortaklarının gayrimenküllerinin davalı banka tarafından ipotek edilmek üzere teminat olarak alındığını, firmaların 2007 yılında değişik nedenler ile kamu kurum ve kuruluşlarında ki taahhütlerin tamamlanamamasından dolayı alınan kredilerin ve teminat mektuplarına teminat oluşturma amaçlı davalı bankaya verili şahsi gayrimenkül ipoteklerinin cebri icra yolu ile paraya çevrilirken davalı bankanın yasalara uyma zorunluluğunun bulunmasına rağmen bunu yerine getirmediğini, sonuçlarına katlanmak zorunda olması gerektiğinin yasal zorunluluk olduğunu, davalı banka tarafından kullandırılan kredilerden dolayı doğan yükümlülüklerin sözleşmenin ve mevzuatın ilgili hükümlerine uygun olarak yerine getirilmediğinin bahisle sözleşme ve ilgili yasal hükümler gereği kredi hesabının kat edilip edilmediğinin söz konusu ihtarname ve eklerininin kimlere tebliğ edildiğini, noter hesap kat ihtarnameleri ve tebliğ şerhlerinin yasalara uygun yapılıp yapılmadığının, borcun mueccel hale gelip gelmediğinin tespitinin gerektiğini, davalı bankanın kötü niyetli davranışlarının tespiti halinde, müvekkillerine haksız olarak icrai işlemlerin başlamasından dolayı, müvekkillerinin çalıştığı diğer bankalarda açmış oldukları tüm kredilerinin geri çağrıldığını ve durumun içinden çıkılmaz bir hal aldığını, müvekkillerinin nakde çevirip borçlarını ödeyebilecekleri bazı malvarlıklarına ve 3. kişilerdeki hak ve alacaklarına hacizler konulduğunu, müvekkillerinin tamamıyla kilitlendiğini, bu durumun dahi davalı bankanın ne kadar kötü niyetli hareket ettiğinin kanıtı olduğunu, bu nedenlerle dava ve takip konusu icrai işlemlerden dolayı müvekkillerinin borçlu olmadığının tespiti ile kötü niyetle hareket ederek müvekkillerinin ticari hayatlarına onarılmaz zararlar veren davalı bankaya maddi manevi tazminat hakları saklı tutulması ile haksız icradan dolayı %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacılar vekili 18/07/2024 havale tarihli ıslah dilekçesiyle, belirsiz alacak olarak açtıkları davada taleplerini ... TL'ye yükseltmiştir. ASIL DAVADA DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili, davacı tarafın açmış olduğu davanın takip sonrası açılan menfi tespit davası ve tahsilat olması nedeniyle de istirdat davası olduğunu, dava konusu alacağın icra takibine yapılan tahsilat ile belirlenebilir durumda olduğunu, davacının belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararırın bulunmadığını, müvekkili banka tarafından davacı borçlulara çekilen Denizli 1. Noterliği'nin 26/09/2007 tarih ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile borçluların temerrüde düşürüldüğünü, davacıların bu ihtarnameye rağmen borçlarını ödemediklerini, müvekkili tarafından Denizli 7. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasından ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığını, borçluların iş bu ihtarnameye ve icra takibine itiraz etmediğini, takibin süresinde kesinleştiğini ve ipotekli taşınmazların satışı ile tahsilat sağlandığını, davacının yine dava dilekçesinde konu ettiği usulsüz tebligat ve devamındaki usulsüz işlemleri gerekçe ederek Denizli 1. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas - ... Karar sayılı dosyası ile şikayet ve ihalenin feshi davası açtığını, bu dava dosyasında herhangi bir usulsüzlük olmadığını, yapılan tüm tebligatların usulüne uygun yapıldığı gerekçesiyle davanın reddedildiğini, davacı taraf davada borçlu olmadığını ispat etmek zorunda olduğunu, dava dilekçesinde bu konuya dair hiçbir beyanda ve iddiada bulunmadığını, delillerinde de buna dair herhangi bir şey sunmadıklarını, davacı tarafın dava dilekçesinde borçlu olduğunu zaten kabul ettiğini, borçlu olduğunu kabul etmesine rağmen borçlu olmadığının tespitini talep etmesinin de tamamen hukuki bir çelişki olduğunu, davacının haksız açılan davasının reddinin gerektiğini, mahkeme masrafları ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. BİRLEŞEN ... ESAS SAYILI DAVADA DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyası ile devam etmekte olan, dava dışı ... Bankası A.Ş.'nin İzmir 15. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı ve Denizli 7. İcra Müdürlüğü'nün ... Talimat sayılı dosyaları ile başlattığı icra takipleri ile satışı gerçekleştirilen işlemler ile işbu dosya ile birleştirilmesi talep edilen yine Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında yolsuz tescilin tespiti halinde TMK'nın 1024/2 maddesine göre bağlayıcı olmayan bir hukuki işleme dayanan veya hukuki sebepten yoksun bulunan tescilin yolsuz olduğunu, üçüncü kişinin iyi niyeti olsa bile gayrimenkulü yolsuz tescillikten kurtarıp yasal hale getirmeyeceğini belirterek, adli yardım talebinde bulunmuş ve işbu davanın yine mahkemenin ... Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, gerek yolsuz tescilin tespiti gerekse dava konusu gayrimenkullerin son malikleri davalıların kötü niyetlerinin tespiti, yolsuz tescilin ve kötü niyetlerin tespiti halinde, dava konusu Denizli ili, ... ilçesi, ... mah. ... ada ...-...-...-...parsel nolu gayrimenkullerin tapusunun iptali ve adına tesciline, mümkün değil ise güncel değerlerinin tespiti ve güncel faizi ile tahsiline, kötü niyetli veya iyi niyetli devirlerde dava konusu gayrimenkul alıcılarının davadan haberdar olmaları ve mağduriyetlerinin önlenmesi amaçlı dava konusu gayrimenkullere teminatsız tedbir veya tedbir mahiyetinde olmayan gayrimenkullerin tasarruflarını engellemeyen davalıdır, dava etmektedir şerhlerinin konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. BİRLEŞEN ... ESAS SAYILI DAVADA DAVALILARIN SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı ..., dava konusu arsayı 24/11/2016 tarihinde ...'tan pazarlık ederek aldığını, o günün şartları ile geçmişte bu taşınmazın icra yoluyla diğer davalılara satıldığını dava dilekçesi ile öğrendiğini, kendisinin dava konusu olayda üçüncü kişi konumunda olduğunu belirtmiş, ayrıca zamanaşımı itirazında bulunmuş, taşınmaz değerinin 12.000,00 TL'ye satıldığını iddia etmişseler de dava dilekçelerinde bu taşınmazın değeri 75.000,00 TL değerinde iken 12.000,00 TL'ye satıldığını, kendisinin bu taşınmazı 16/11/2016 tarihinde 75.000,00 TL'ye satın aldığını bu sebeple kendisinin bir kusur ve kabahatinin bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... vekili, davanın görevsiz mahkemede açıldığını, ayrıca müvekkilinin iyi niyetli olduğundan yolsuz tescile ilişkin iddiaların müvekkili açısından herhangi bir bağlayıcılığı bulunmadığını, muvazaanın yazılı delille ispatı gerektiğini belirterek, taraflarına haksız ve hukuka aykırı ikmal edilen işbu davadaki asıl ve terditli istemlerin tüm talep ve sonuçları ile birlikte reddine, taşınmazlara konulan davalıdır şerhinin kaldırılmasını talep etmiştir. Davalılar ... ve ... vekili, davanın görevsiz mahkemede açıldığını, dava dilekçesinde belirtildiği kadarıyla açılan ilk dava usuli anlamda hatalı bir dava olduğunu, davacı yanca yolsuz tescil iddiasında bulunulsa da ihale yolu ile satılan taşınmazlar açısından yolsuz tescil nedeniyle tapu iptali ve tescili davası değil ihalenin feshi davası ikame edilmesi gerektiğini, şayet davacı yanın icra işlemini şikayeti söz konusu ise de icra hukuk mahkemelerinde şikayetten kaynaklı davasını ikame etmesi gerektiğini, davacı yanca açılan ilk dava açısından genel mahkemelerce ihalenin feshine müncer olacak nitelikte, tapu iptali, tapu kaydının terkini adı altında dava açılamayacağını, keza icra mahkemesinin ihalenin feshi talebini reddetmesinden sonra da, genel mahkemelerde, tapu iptali, ihalenin iptali veya bedel davası adı altında, aynı ihalenin feshi sebebine veya sebeplerine dayanarak bir dava açılamayacağını, hukuki yarar yokluğu bulunduğunu, ... Bankası tarafından icra kanalı kullanılarak yıllar önce ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile satılan taşınmazların defalarca el değiştirdiğini ve müvekkillerinin anılan taşınmaz tapularını dava dışı üçüncü kişilerden aldıklarını, müvekkillerinin ne davacı ile bağlantıları olduğunu ne de kendilerinden önce taşınmazın nasıl elde edildiğini bilmediklerini, müvekkili ...'nın doktor olup; 04/02/2020 tarihinde davaya konu Denizli ili ... ilçesi ... mah. ... ada ... parseldeki taşınmazı o dönem 1/2'şer pay sahibi olan ... ve ...'tan Denizli ili ... ilçesi ... mahallesi ... mevkii ... ada 5 parselde bulunan 8 katlı betonarme yapının 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20 nolu bağımsız bölümlerinin ... ve eşi ... ile ... ve eşi ...'a devri karşılığında trampa yolu ile aldığını, tüm tapu devirlerinin 04/02/2020 tarihinde yapıldığını, tarafların ticari ilişkisinin aynı gün içinde tamamlandığını, müvekkili ...'in 01/11/2016 tarihinde davaya konu Denizli ili ... ilçesi ... mah. ... ada ... parseldeki taşınmazı ...'dan ... TL karşılığında 01/11/2016 tarihinde satın aldığını ve ödemenin 300.000,00 TL'lik kısmını banka üzerinden 675.000,00 TL'lik kısmını banka üzerinden yaptığını belirterek, davanın reddine ve Denizli ili, ... ilçesi, ... mah. ... ada ... ve ... parsele konulan davalıdır şerhinin kaldırılmasını talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"...Bu kapsamda ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip talebinin 21/09/2007 tarihi olduğu, yine bu tarihli ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip talebindeki icra emrinin gerek icra dosyasının borçluları olan davacı şirketlere gerekse de taşınmazların maliki olan ipotek borçlusu ...'ye tebliğ edildiği, yine ayrıca ipoteğe konu olan taşınmazların satışa hazırlık işlemleri olan şartname, açık arttırmaya ilişkin bilgilerinde tebliğ edildiği, ana dava dosyasının tarihinin ise 07/09/2021 tarihi olduğu, taşınmazların açık arttırma ile satış tarihlerinin ise 2010 yılı olduğu, davacının ise İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi uyarınca menfi tespite konu etmiş olduğu hususlar kapsamında davasını dosya kapsamı itibariyle ispat edemediği, dava dilekçesinde belirtmiş olduğu usulü işlemlerin hatalı olduğu da dosya kapsamı itibariyle ispat edemediğinden davacının menfi tespit ve buna bağlı olarak istirdat davasının reddine karar verilmiştir. Yine ayrıca yukarıda da ifade edildiği üzere taşınmazların açık arttırma yolu ile satış tarihlerinin 2010 yılları olduğu, bu taşınmazın açık arttırma yolu ile satışının ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra emrine dayandığı, bu icra emri gereğince ipotek kapsamında taşınmazların genel kredi sözleşmesinin alacağı kapsamında taşınmazların satıldığı, davacının ise davasını ana dava dosyasında 07/09/2021, birleşen dava dosyalarını ise bu tarihten sonra açtığı, taşınmazların cebri yolu ile satışından 11 yıl sonra iş bu davanın açılmasının hakkın kötüye kullanılması şeklinde olduğu anlaşıldığından davacının menfi tespit ve istirdat davası bu yönden de reddedilmiştir. Tüm bu sayılan hususlar nedeniyle dosyadaki belgeler, icra dosyası, tapu kaydı, kefalet ve ipotek farklı farklı hukuki kurumlar olup, geçerli olmaları için gerekli şekil şartları ve sağladıkları teminatın niteliğinin farklılık arzetmesine, taraflar arasında ipotek sözleşmesi bulunduğu hususlarının sabit olup, tapuda resmi ipotek senedi ile kurulan ipoteğin ve ipoteğin paraya çevrilmesine dayalı icra takibi üzerine ipoteğin geçerli olduğunun anlaşılmasına, asıl borçlu olan davacı şirketler ile davacı ...'nün ihtarname ile temerrüde düşürülmesi karşısında davalı alacaklı bankanın ipoteğin paraya çevrilmesine dayalı icra takibi başlatmasında ve ipotek borcunun davacı ... tarafından ödenmesinde bir usulsüzlük olmadığı sabit olduğundan davacıların ana dava dosyasında ve birleşen dava dosyalarında menfi tespit ve istirdat davalarının reddine karar verilmiştir. Davacılar vekili ana dava dosyasında ve birleşen dava dosyasında ipoteğe konulan taşınmazların tapu iptali ile davacı ... adına tesciline, bu mümkün olmadığı takdirde güncel değerinin davalılardan tahsilini talep etmiştir. Dava konusu olan ve ipoteğe konu olan taşınmazların Denizli ili, ... ilçesi, ... mahallesi, ... ada ... , ... , ... ve ... parsel taşınmazlar olduğu, söz konusu taşınmazların İzmir 15. İcra Müdürlüğü'nün ... İcra sayılı dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takip neticesinde Denizli 7. İcra Müdürlüğü'nün ... Talimat sayılı dosyasında yapılan cebri icra satışı sonucunda davalı ... Bankası Anonim Şirketi'ne devredildiği, davalı banka tarafından da diğer davalılara satım yolu ile tapuda devredildiği ve tescil edildiği anlaşılmıştır. Davalı bankanın cebri icrada yapılan ihale sonucunda ipoteğe konulan taşınmazları satın aldığı, bu suretle cebri icradan satın aldığı ve cebri icradan satın almasından dolayı resmi satış yolu ile devirden kaynaklanan haklarını koruyacağı ve cebri icra ile satım yolu ile devralan kişiden taşınmazı alan diğer davalıların da tapu kaydına güven ilkesi gereğince iyi niyetlerinin korunacağı sabit olduğundan davacıların Denizli ili, ... ilçesi, ... mahallesi, ... ada ... , ... , ... ve ... parsel sayılı taşınmazların ana dava dosyasında ve birleşen dava dosyalarında tapu iptal ve tescil davasının reddine karar verilmiştir. Davacılar ana dava dosyasında ve birleşen dava dosyalarında tapu iptal ve tescil davası kabul edilmediği takdirde terditli olarak taşınmazların güncel değerinin tahsilini davalılardan talep etmiştir. Dava konusu olan ve ipoteğe konu olan taşınmazların Denizli ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... ada ... , ... , ... ve ... parsel sayılı taşınmazlar olduğu, söz konusu taşınmazların İzmir 15. İcra Müdürlüğü'nün ... İcra sayılı dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takip neticesinde Denizli 7.İcra Müdürlüğü'nün ... Talimat sayılı dosyasında yapılan cebri icra satışı sonucunda davalı ... Bankası Anonim Şirketi'ne devredildiği, söz konusu devrin ipoteğe dayandığı, ipoteğin de resim akit tablosu olduğu anlaşıldığından taşınmazların devrinin yolsuz olmadığı, taşınmazların devrinin ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takip neticesinde alacağın tahsili amacıyla cebri icra neticesinde satıldığından yapılan tapu devrinin de bu suretle geçerli olduğu ve yolsuz olmadığından davacıların ana dava dosyasında ve birleşen dava dosyalarında terditli talepleri olan güncel değerinin tahsiline yönelik davasının reddine" asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, asıl ve birleşen davalarda davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Asıl ve birleşen davalarda davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı bankanın rehnin paraya çevrilmesi yolu ile mi kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile mi veya iki takibi birden mi yaparak dava konusu ipotekli gayrimenkulleri satın aldığının anlaşılamadığını, davalı bankanın cevap ve beyan dilekçelerinde, takibin kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile yapıldığının belirtildiğini, ancak mahkemece ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapıldığının belirtildiğini, davalının iddiası ile gerekçeli karar arasında çelişki olduğunu, davalının hem rehnin paraya çevrilmesi yolu ile hem de kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip yapmış ise başından beri içeriğe girmeden usulsüz ve mutlak butlan olacağını, iki takip birden yapılamayacağını, mahkemece iddialarının ve mutlak butlanının re'sen incelenmediğini, mahkemece davalıdan defalarca istenmesine rağmen muacceliyet ihtarları ile ilgili tebligat mazbatalarının sunulmadığını, icra dosyasındaki birçok tebligatın müvekkillerinin 2007 yılından beri adres değişikliği olmamasına rağmen Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre tebliğ edildiğini, mahkemece tebligatların uygunluğunun incelenmediğini, talepleri incelenmeden dosyada olmayan bilgi, belge ve tebligat mazbataları varmış gibi gösterildiğini, talepleri doğrultusunda, davalı bankanın yaptığı takibin ve ipoteğin paraya çevrilmesi ile edinilen dava konusu gayrimenkullerin takibinin, satışının ilgili hükümlere uygunluğunun incelenmediğini, icra takibine dayanak borç ilişkisinin, takibin usulünce Tebligat Kanunu'na uygun yapılıp yapılmadığının, bu yolla kesinleşen takip sonucu yapılan ihalenin feshi nedenlerinin bulunup bulunmadığının incelenmediğini, asıl ve birleşen davalarda davalıların değinilen aşamalarda usul ve yasaya aykırı davranışlarının bulunup bulunmadığının incelenmediğini, dava konusu gayrimenkullerin yolsuz tescilinin tespit edildiğini, 3. kişinin iyi niyetli olmasının öneminin olmadığını, bankadan ihalesiz, ilansız ve güncel değerinden yirmi de bir düşük fiyatlara satın alınmasının, 3. kişilerin kötü niyetinin gösterdiğini, birleşen davada davalıların alış tarihlerindeki güncel fiyatlar ile alış tarihlerindeki fiyatlar karşılaştırıldığında, davalıların birlikte hareket ettiklerini, yirmi de bir farkla alıp satmaları ile kötü niyetlerinin sabit hale geldiğini beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Asıl dava ve birleşen davalar menfi tespit ve yolsuz tescil sebebi ile tapu iptal ve tescil olmadığı taktirde tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçeyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacılar istemlerinin hukuki sebebini genel kredi sözleşmesi gereğince davacıların kefaletinin geçerli olup olmadığı, hesap kat ihtarnamelerin doğru tebliğ edilip edilmediği, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takiplerin TMK'nın 887, İİK'nın 149 ve 150/ı. maddeleri uyarınca usulüne uygun olarak yapılmadığı, yapılan tebligatların usulsüz olduğu ve alacakların zamanaşımına uğradığı olarak belirtilmiştir. Davanın yolsuz tescile dayalı olması karşısında, davacının bu tescilin dayanağını teşkil eden ihalenin gerçekleştirildiği icra takibine konu borç ilişkisinin doğru olup olmadığı, buna dayalı takibin usulüne uygun yapılıp yapılmadığı ve davalıların değinilen aşamalarda usul ve yasaya aykırı bir davranışlarının bulunup bulunmadığı hususları ile ihalenin feshi nedenlerinin mahkemece araştırma konusu yapılıp yapılamayacağına ilişkin yapılan değerlendirmede Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ... Esas - ... Karar sayılı ilamında da belirtildiği şekilde: Bilindiği üzere hukukumuzda, diğer çağdaş hukuk sistemlerinde olduğu gibi kişilerin huzur ve güven içerisinde alış verişte bulunmaları, satın aldıkları şeylerin ileride kendilerinden alınabileceği endişelerini taşımamaları, dolayısıyla toplum düzenini sağlamak düşüncesiyle, alan kişinin iyi niyetinin korunması ilkesi kabul edilmiştir. Bu amaçla Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinin genel hükmü yanında, menkul mallarda 988 ve 989, tapulu taşınmazların el değiştirmesinde ise 1023. maddesinin özel hükümleri getirilmiştir. Öte yandan bir devleti oluşturan unsurlardan biri insan unsuru ise, bunun kadar önemli olan öteki unsur ise topraktır. İşte bu nedenle Devlet, nüfus sicilleri gibi tapu sicillerinin de tutulmasını üstlenmiş, bunların aleniliğini (herkese açık olmasını) sağlamış, iyi ve doğru tutulmamasından doğan sorumluluğu kabul etmiş, değinilen tüm bu sebeplerin doğal sonucu olarak da tapuya itimat edip, taşınmaz mal edinen kişinin iyi niyetini korumak zorunluluğunu duymuştur. Belirtilen ilke Türk Medeni Kanunu’nun 1023. maddesinde aynen "tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur" şeklinde yer almış; aynı ilke tamamlayıcı madde niteliğinde bulunan 1024. maddede başka bir ifade ile tekrarlanarak, iyiniyetli olmayan üçüncü şahısların kazanımını hükümsüz saymıştır. Anılan yasal düzenlemeye göre, tapu sicilinde ismi geçen kişinin gerçek hak sahibi olduğuna inanan veya kendinden beklenen tüm özeni göstermesine rağmen gerçek malik olmadığını, tapu sicilinde yolsuzluk bulunduğunu bilmesi imkansız olan kişinin iktisabı geçerlidir. Ne var ki; tapulu taşınmazların intikallerinde, huzur ve güveni koruma, toplum düzenini sağlama uğruna, tapu kaydında ismi geçmeyen ama asıl malik olanın hakkı feda edildiğinden iktisapta bulunan kişinin, iyi niyetli olup olmadığının tam olarak tespiti büyük önem taşımaktadır. Gerçekten bir yanda tapu sicilinin doğruluğuna inanarak iktisapta bulunduğunu ileri süren kimse; diğer yanda ise kendisi için maddi, hatta bazı hallerde manevi büyük değer taşıyan ayni hakkını yitirme tehlikesi ile karşı karşıya kalan önceki malik bulunmaktadır. Bu nedenle yüzeysel ve şekilci bir araştırma ve yaklaşımın büyük mağduriyetlere yol açacağı, kişilerin Devlete ve adalete olan güven ve saygısını sarsacağı ve yasa koyucunun amacının ilk bakışta, şeklen iyi niyetli gözükeni değil, gerçekten iyiniyetli olan kişiyi korumak olduğu hususlarının daima göz önünde tutulması, bu yönde tüm delillerin derinliğine irdelenmesi ve değerlendirilmesi gerekmektedir. Nitekim bu görüşten hareketle "kötü niyet iddiasının def'i değil itiraz olduğu, iddia ve müdafaanın genişletilmesi yasağına tabii olmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve mahkemece kendiliğinden (re’sen) nazara alınacağı” ilkeleri 08/11/1991 tarih ... esas ... sayılı İnançları Birleştirme Kararında kabul edilmiş, bilimsel görüşlerde aynı doğrultuda gelişmiştir. Yolsuz tescilin ve buna dayalı davanın açıklanan özellikleri ile önemi gözetildiğinde yolsuzluğu ileri sürülen işlemlerin dayandığı tüm olguların bu yolsuzluktaki payının araştırılması gereği açıktır. Kural olarak; böyle bir iddiayı inceleyen mahkeme yolsuz olduğu ileri sürülen işlemi oluşturan tüm vakıaları tespit ve değerlendirmek durumundadır; eldeki somut olay yönüyle de icra takibine dayanak alınan borç ilişkisinin gerçek olup olmadığı, takibin usulünce yapılıp yapılmadığı, tebligatların yapıldığı adreslerin gerçek olup olmadığı, bu yolla kesinleşen takip sonucu yapılan ihalenin feshi nedenlerinin olup olmadığı ve davalıların değinilen aşamalarda usul ve yasaya aykırı davranışlarının bulunup bulunmadığını araştırarak sonuca varmalıdır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2011/1-321 Esas - 2011/382 Karar sayılı ilamı). Ne var ki, mahkemece ileri sürülen hukuki ihtilafın çözüme yönelik, değinilen hususlarda bir araştırma yapıldığını söyleyebilme olanağı yoktur. Mahkemece davacılar aleyhine başlatılan icra takipleri dosya arasına alınmadığı gibi davacılara ait taşınmazların kambiyo takibi nedeniyle mi yoksa ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip nedeniyle mi veya iki takip birden mi yapılarak satıldığı belirlenmemiştir. Gene mahkemece davacılar ile davalı banka arasındaki kredi sözleşmeleri dosyaya kazandırılmadığı gibi davalı banka tarafından kullandırılan kredilerde o tarihte yürürlükte olan ilgili yasal hükümler gereği kredi hesabının kat edilip edilmediği, noter hesap kat ihtarnameleri ve tebliğ şerhlerinin yasalara uygun yapılıp yapılmadığı, kefaletlerin geçerli olup olmadığı, borcun muaccel hale gelip gelmediği hususlarında hiç bir araştırma yapılmamıştır. Mahkemece eksik inceleme ve araştırmayla sadece taşınmazların başında keşif yapıp değer belirlenmesi için bilirkişiden rapor alınıp esas hakkında karar verilmesi hatalı olmuş davacılar vekilinin istinafının kabulü gerekmiştir. Mahkemece yapılacak iş, davacıların menfi tespit talep ettikleri icra dosyaları ile davacıların taşınmazlarının satıldığı icra dosyalarının tek tek tespit edilerek dosyaya kazandırılması, bu takiplerin dayanağının belirlenmesi, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nca 20/01/2023 tarihli ve ... Esas, ... Karar sayılı“Rehinle teminat altına alınmış ve ayrıca kambiyo senedine de bağlanmış alacağın tahsili amacıyla, borçlu aleyhine tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile aynı anda ve sıra gözetilmeksizin hem rehnin paraya çevrilmesi yolu ile, hem de kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip yapılamayacağı” şeklindeki kararının celp edilen icra dosyalarına tatbik edilmesi, takiplerin usulünce yapılıp yapılmadığı, tebligatların ve ihtarnamelerinin usulüne uygun olup olmadığı hususlarının belirlenmesi gerekirse bu konuda icra mevzuatından kaynaklı nitelikli hesap uzmanı bilirkişiden rapor alınması, icra dosyalarına dayanak davacılar ile davalı banka arasındaki kredi sözleşmeleri dosyaya kazandırılarak, davalı banka tarafından kullandırılan kredilerde o tarihte yürürlükte bulunan ilgili yasal hükümler gereği kredi hesabının kat edilip edilmediği, noter hesap kat ihtarnameleri ve tebliğ şerhlerinin yasalara uygun yapılıp yapılmadığı, kefaletlerin geçerli olup olmadığı, borcun muaccel hale gelip gelmediği hususunun araştırılması bu konuda bankacılık mevzuatından kaynaklı nitelikli hesap uzmanı bilirkişiden(bilirkişiye banka defter ve kayıtları üzerinde yerinde inceleme yetkisi verilerek) rapor alınması, kesinleşen takip sonucu yapılan ihalenin feshi nedenlerinin olup olmadığı ve davalıların değinilen aşamalarda usul ve yasaya aykırı davranışlarının bulunup bulunmadığı hususların araştırılması sonucu yukarıda belirtilen tüm hususlar değerlendirilerek esas hakkında karar verilmesinden ibarettir. Sonuç olarak, asıl ve birleşen davalarda davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Asıl ve birleşen davalarda davacılar vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE, 2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/11/2024 tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi. ...