T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/366 Esas KARAR NO: 2026/459 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO: 2024/601 Esas - 2025/408 Karar TARİHİ: 19/06/2025 BİRLEŞEN İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2025/46 ESAS- 2025/51 KARAR DAVA: Şirketin İhyası KARAR TARİHİ: 05/03/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme son…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/366 Esas KARAR NO: 2026/459 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO: 2024/601 Esas - 2025/408 Karar TARİHİ: 19/06/2025 BİRLEŞEN İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2025/46 ESAS- 2025/51 KARAR DAVA: Şirketin İhyası KARAR TARİHİ: 05/03/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Asıl Dava; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Tasfiye Halinde ....A.Ş ile temlik eden ... A.Ş. arasında 05/09/1996,20/11/1996, 28/04/1998 tarihli Genel Kredi Sözleşmeleri imzalandığı, kredi borcunun ödenmemesi üzerine borçlular aleyhine....İcra Müdürlüğü'nün ... E. (Eski Esas No:......./ E.) Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, alacağın tahsili işlemleri kapsamında, icra dosya borçluları ile muvazaalı tasarruf işlemleri yaptıkları tespit edilen 3.kişilere karşı, İstanbul 41.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2023/78 E. Sayılı dosyası ile TBK 19.maddesin kapsamında muvazaa sebebi ile nam-ı müstear olarak yapılan tasarruf işlemlerinin iptali talepli dava ikame edildiği, söz konusu davada, Tasfiye Halinde ... ...........Şti.'de (VKN:..........) davalı konumunda olduğu, davalılara yapılan tebligat aşamasında, mahkeme dosyasına gelen İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 30/09/2024 tarihli yazısı ile davalı Tasfiye Halinde ... ......... .......Şti' nin ticaret sicilinden terkin edildiğinin öğrenildiği, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün yazı cevabı üzerine, İstanbul 41.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2023/78 E. Sayılı dosyasından taraflarına 04/10/2024 tarihli Muhtıra gönderilerek, taraf teşkilinin sağlanabilmesi amacıyla adı geçen şirketin ihyası için dava açmak üzere kesin süre verildiği, ihyası istenilen şirketin ticaret sicilden terkin edilmiş olması sebebi ile yasa hükümleri gereği yasal hasım olan davalıya husumet yöneltildiği, müvekkilinin alacağına kavuşması amacıyla Tasfiye Halinde ... ....Şti'nin ihyası talepli işbu davayı ikame etme zorunluluğu hasıl olduğu, bu nedenlerle, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarasında kayıtlı Tasfiye Halinde ... ....Şti'nin ihyasına karar verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Ticaret Sicil Müdürlüğünün TTK m.32 ve Ticaret Sicil Yönetmeliği m.34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluk şirketin tasfiye memurunda olduğunu, olağan tasfiye sürecinden kaynaklanan, şirketin kurucusu ve tasfiye memuru olan; tasfiye sürecinde açılan davaya rağmen şirketin ticaret sicilinden silinmesini talep eden tasfiye memurunun kusurundan dolayı Ticaret Sicili Müdürlüğünün sorumluluğu bulunmadığını, müvekkil davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle “yargılama giderleri” ve “vekalet ücreti”nden sorumlu tutulamayacağını beyan ettikleri anlaşıldı. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının, mahkemenin 16.01.2025 tarihli ara kararıyla açtığı ek dava sonucunda müvekkilin savunması alınmaksızın davaya dahil edildiği, bu durumun usule ve adil yargılanma ilkesine aykırı olduğu, Müvekkilin, faal olmayan şirketin tasfiye memuru olarak hukuka uygun şekilde tasfiye işlemlerini tamamladığı, şirkete yöneltilen ihya talebinin gerekçesiz ve dayanıksız olduğu, Davacının dayandığı muvazaa iddialarının soyut kaldığı, şirketin kredi sözleşmesinin tarafı olmadığı ve davanın şirkete yöneltilme nedeninin açık olmadığı, İhya talebine dayanak oluşturan muvazaa iddiasının somut işlem belirtilme den yapıldığı, ...’nun davalı sıfatı henüz belirlenmeden açılan ihya davasının usule aykırı olduğu, davacının alacağını 26 yıl sonra ileri sürmesinin dava hakkının kötüye kullanımı niteliğinde olduğu, dayanak gösterilen icra dosyasının (...e.) imha edildiği, dosyada yalnızca fotokopilerin yer aldığı ve haciz isteme hakkının düştüğü, takip ve alacağın zaman aşımına uğradığı, alacak iddiasına konu kredi sözleşmesinin asıllarının dosyada bulunmadığı, ipotekle temin edilen alacağın çok değerli bir fabrika binasının satışına rağmen tahsil edilemediği iddiasının dayanaktan yoksun olduğu, davacının taraf ehliyetinin temlik asılları ibraz edilmeden kabul edilmesinin mümkün olmadığı, temlik belgelerine ilişkin eksiklerin tamamlanmadığı, İddialara dayanak yapılan İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi kararı infaza elverişli olmadığı ve alacak miktarının ispatının gerektiği, Sonuç olarak: Müvekkilin usule aykırı şekilde davaya dahil edildiği, tasfiye işlemlerinin hukuka uygun biçimde yapıldığı, ihya koşullarının oluşmadığı, davanın hem usul hem de esas yönünden reddini talep etmiştir. Birleşen dava; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Tasfiye Halinde ....A.Ş ile temlik eden ... A.Ş. arasında 05/09/1996,20/11/1996, 28/04/1998 tarihli Genel Kredi Sözleşmeleri imzalandığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine borçlular aleyhine....İcra Müdürlüğü'nün ... Esas Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, alacağın tahsili işlemleri kapsamında, icra dosya borçluları ile muvazaalı tasarruf işlemleri yaptıkları tespit edilen 3. kişilere karşı, İstanbul 41.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2023/78 Esas Sayılı dosyası ile TBK 19.maddesin kapsamında muvazaa sebebi ile nam-ı müstear olarak yapılan tasarruf işlemlerinin iptali talepli dava ikame edildiğini, söz konusu davada, Tasfiye Halinde ... .... Şti.'de (VKN:...) davalı konumunda olduğunu, mahkeme dosyasından davalılara yapılan tebligat aşamasında, mahkeme dosyasına gelen İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 30/09/2024 tarihli yazısı ile davalı Tasfiye Halinde ... .........Şti' nin ticaret sicilinden terkin edildiği öğrenildiğini, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün yazı cevabı üzerine, İstanbul 41.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2023/78 Esas Sayılı dosyasından taraflarına 04/10/2024 tarihli Muhtıra gönderildiğini, taraf teşkilinin sağlanabilmesi amacıyla adı geçen şirketin ihyası için dava açmak üzere tarafımıza kesin süre verildiğini, İstanbul 41. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2023/78 Esas Sayılı dosyasından tarafımıza verilen kesin süre içerisinde; adı geçen şirketin ihyası için İstanbul 13.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/601 Esas Sayılı dosyası ile dava ikame edildiğini, ihyası istenilen şirketin tasfiye memuru olması sebebi ile yasa hükümleri ve İstanbul 13.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/601 Esas Sayılı dosyasından verilen ara karar gereği davalıya husumet yöneltildiğini, 6335 Sayılı Kanun ile 6102 sayılı Kanuna eklenen geçici 7.madde uyarınca, ticaret sicilinden kaydı silinen şirket alacaklılarının (hukuki menfaatleri bulunanların) şirketin ihyasını isteyebilecekleri hüküm altına alındığını, müvekkilinin alacağına kavuşması amacıyla Tasfiye Halinde ... ....Şti'nin ihyası talepli işbu davayı ikame etme zorunluluğu hasıl olduğunu, işbu dava dosyasının İstanbul 13.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/601 Esas Sayılı dosyası ile birleştirilmesini, tensiple birlikte karar verilmesini talep ettiklerini, açıklanan nedenlerle; dosyanın bağlantılı olması sebebi ile İstanbul 13.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/601 E. sayılı dosyası ile birleştirilmesini, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ...... sicil numarasında kayıtlı Tasfiye Halinde ... ....Şti'nin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 19/06/2025 tarih ve 2024/601 Esas - 2025/408 Karar sayılı kararında;"........Şirketin ticaret sicilinden silinmesi işlemi kurucu değil, açıklayıcı nitelik taşır. İncelenen dosyalar kapsamına göre; sicilden tasfiye sonucu terkin edilen Tasfiye Halinde ... ....Şti' aleyhine açılmış derdest dava bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının ihya davası açmakta hukuki menfaati olup, tüzel kişiliğin ihyasının talep edilmesi olanaklı bulunduğundan; İstanbul Ticaret Sicil Memurluğu'nun ... sicil numarasında kayıtlı Tasfiye Halinde ... ....Şti'nin sicil kaydının yeniden ihyasına, tasfiye memuru olarak ...'in atanmasına karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmış; İstanbul 41. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/78 Esas sayılı dosyasının yürütülmesi, sonuçlandırılması ve bu uyuşmazlık kapsamında ortaya çıkacak hukuki ihtilafların görülmesi ve infazı işlemleri ile sınırlı olmak üzere ihyasına karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçesi ile, ''1-)Davanın ve birleşen İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/46 esas sayılı davaların kabulüne, TASFİYE HALİNDE ... DAHİLİ VE HARİCİ ............ŞİRKETİ (........)'nin sicil kaydının İstanbul 41. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/78 Esas sayılı dosyasının yürütülmesi, sonuçlandırılması ve bu uyuşmazlık kapsamında ortaya çıkacak hukuki ihtilafların görülmesi ve infazı işlemleri ile sınırlı olmak üzere yeniden İHYASINA, 2-)... (TCKN:..........)'ın tasfiye memuru olarak atanmasına, kendisine ücret takdirine yer olmadığına, '' karar verilmiş ve karara karşı birleşen dosya davalısı tasfiye memuru ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Birleşen dosya davalısı tasfiye memuru ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin 16.01.2025 tarihli ara kararı doğrultusunda davacı tarafından ek dava açılarak müvekkilin tasfiye memuru olması dolayısıyla hasım gösterilmesi ve birleşen istanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/46 esas sayılı dosyası ile müvekkile dava dilekçesi tebliğ edilmeksizin ve cevapları ile itirazları dinlenilmeksizin birleştirme kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, asıl davada müvekkilin hasım gösterilmemiş olmasının, yerel mahkemenin 16.01.2025 tarihli ara kararı ile davacıya bir çözüm üretilerek ek dava açmak üzere süre verilmesi, açılan davada müvekkile tebligat yapılmaması ve savunmalarının alınmaması neticesinde doğrudan davaya taraf kılınmasının usul kurallarına ve adil yargılanma ilkelerine aykırı olduğunu, bu doğrultuda davanın usulden reddi gerekirken, esasa ilişkin yargılama yapılarak davanın kabulüne karar verilmesi ile müvekkilin adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, dava konusu şirketin tasfiye işlemleri usulüne uygun olarak tamamlandığını ve yine usulüne uygun şekilde terkin edildiğini, Müvekkilin uzun zamandır faaliyeti bulunmayan dava konusu şirketin tasfiye memuru olarak atandığını, hakkında herhangi bir derdest icra takibi bulunmadığı bir dönemde tasfiye işlemlerini tamamladığını ve şirketin bu suretle sicilden terkin edildiğini, bu doğrultuda tasfiye usulüne uygun olarak tamamlanmış olduğunu, şirketin tasfiyesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı gibi şirketin ihyasını gerektirecek bir durum da bulunmadığını, Davacı şirketin ihyası talebine dayanak gösterdiği İstanbul 41. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2023/78 esas sayılı dosyası ile TBK 19. maddesi kapsamında muvazaa sebebi ile nam-ı müstear olarak yapılan tasarruf işlemlerinin iptalini talep etmiş olduğunu, muvazaa iddialarına ilişkin herhangi bir somut delil sunamadığını, davacının soyut iddialara dayanarak haksız olarak ikame ettiği tasarrufun iptali davası ile dava konusu şirketin ihyasını talep etmekte hukuki yararı bulunmadığını, Davacının tasarrufun iptali davasında hangi tarihteki, hangi tasarrufi işlemin, hangi şekilde muvazaalı olduğunu belirtmeksizin, alacaklı olduğunu iddia ettiği kredi sözleşmesindeki borçlulardan herhangi biri adına tapuda kayıtlı olmayan bir kısım gayrimenkullerin satışına izin verilmesini talep ettiğini, huzurdaki davaya konu tasfiyesi gerçekleştirilen şirketin kredi sözleşmesinin tarafı dahi olmadığını, hangi gerekçe ile davanın bu şirkete yöneltildiğinin de tam olarak belli olmadığını, bu doğrultuda dava konusu şirketin davalı sıfatı taşıyıp taşımadığı bile belirsizken, şirket aleyhine ihya davası açılması ve kabul kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Davacı tarafın tasarrufun iptali davasına konu ettiği icra takibi ve icra takibine konu alacak zamanaşımına uğramış olmasına rağmen yerel mahkemenin bu hususu değerlendirmediğini, Türk Borçlar Kanunu'nun 146. Maddesinin "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir." hükmüne amir olduğunu, tasarrufun iptali davasında bahsi geçen kredi sözleşmelerinin tarihinin 1989-1996 yılları arasında olduğunu, son sözleşmeden bugüne neredeyse 29 yıldan fazla zaman geçmiş olması nedeniyle dava konusu edilen alacağın da zamanaşımına uğradığını, Davacı taraf her ne kadar ilgili icra dosyalarında bilfiil işlem yapıldığını iddia etmişse de, dosya esaslarının yenilendiği görülerek icra takip dosyalarında bilfiil işlem yapılmadığını, kaldı ki davacının talebini dayandırdığı ve tasarrufun iptali davasındaki ihtiyati haciz talebine konu, .......... İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı icra dosyası işlemsiz bırakılarak imha edildiğini, ancak dosya aslı imha nedeniyle mevcut olmamasına rağmen davacı tarafından sağlandığı anlaşılan birtakım fotokopiler ile dosyanın yenilendiğini, davacının davasını dayandırdığı, görünüşte güncel olan icra dosyasının tamamen fotokopilerden oluşturulduğunu, yok hükmünde bir icra takibi olduğunu, diğer yandan, icra dosyasında mevcut tensip zabıtları ile icra takibinin kesinleştiğine ilişkin tebligat evrakları mevcut olmadığından alacaklı tarafın taleplerinin reddedildiğinin de görülmekte olduğunu, ayrıca tasarruf iptali davasına konu edilen kredi sözleşme asıllarının, ne icra dosyasında ve ne de dava dosyasında mevcut olmadığını hal böyle iken, davacının alacaklı olduğuna dair somut delil sunamadığı ve dava konusu şirketin tarafı olmadığı icra takibine dayanarak açmış olduğu tasarrufun iptali davası sebebiyle usul ve yasaya aykırı olarak dava konusu şirketin ihyasına karar verildiğini, Öte yandan, davacının açtığı tasarrufun iptali davasında temlik alan konumunda bulunan davacı tarafın temlikname asıllarını da dosyaya ibraz etmediğini, dosyadaki fotokopilerden bu eklerin neler olduğunun sağlıklı olarak anlaşılamadığını, bu nedenle ........ Noterliği'nden ......01.2019 tarih ...yevmive ve 05.12.2019 tarih ... yevmiye numaralı temlikname asıllarının ekleri ile birlikte getirtilmesi gerektiğini, ancak mahkemeci bu hususta herhangi bir inceleme de yapılmadığını, tüm bu nedenlerle davacının öncelikle iddia ettiği alacağının varlığını, bu alacağın dava konusu şirket ile ilişkisini ve muvazaa iddiasını somut delillerle ispat etmesi gerektiğini, ancak bu hususlarda davacının soyut beyanları dışında herhangi bir somut delil bulunmadığını, bu doğrultuda, tasfiye işlemlerinin usulüne uygun bir biçimde yerine getirildiğini, müvekkilin davaya dahil edilmesinin hukuka aykırı bir biçimde gerçekleştirildiğini, tasfiyesi gerçekleşen şirketin ihyasını gerektirecek hukuki bir temel de bulunmadığını, davacı taraf tasfiye edilmiş şirkete yönelik muvazaa nedeniyle tasarrufun iptali davası açmışsa da, bahsi geçen sözleşme ve icra dosyalarına ilişkin olarak şirketin tasfiye süreci içerisinde herhangi bir başvuruda bulunmadığı gibi, ilgililere de herhangi bir bildirimde bulunmadığını, oysaki şirketin tasfiyesi sırasında yasal usullere uygun şekilde alacaklılara başvuru yapmaları için gereken sürenin tanındığını, bu süreçte davacı tarafın üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmemiş olduğunu, herhangi bir kusuru ve sorumluluğu bulunmayan müvekkil aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Asıl ve birleşen dava, ticaret sicilden tasfiye suretiyle terkin edilmiş şirketin ek tasfiye işlemlerinin tamamlanması için TTK 547. maddesine göre ihyası talebine ilişkindir.Mahkemece, davanın kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı birleşen dosya davalısı tasfiye memuru vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2014/14921 Esas - 2014/16864 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, Türk Ticaret Kanununun 547. maddesi uyarınca açılacak ihya davasının, tasfiye memuru ve ticaret sicil memurluğuna husumet yöneltilerek açılması gerekir. Dosya içinde bulunan ticaret sicil kayıtları incelendiğinde, ihyası talep edilen şirketin 04/07/2024 tarihinde tasfiye suretiyle ticaret sicilden terkin edildiği, tasfiye memurunun ... olduğu anlaşılmıştır.İlk derece mahkemesince 16/01/2025 tarihli duruşma ara kararı ile; ihyası istenen şirketin tasfiye memurunun hasım gösterilmediği gerekçesi ile tasfiye memuruna yöneltilecek birleştirme talepli ihya davası açmak üzere davacı vekiline süre verildiği, davacı tarafından ihyası istenen şirketin tasfiye memuru aleyhinde İstanbul 3 Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde birleştirme talepli dava açıldığı, İstanbul 3 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/46 Esas - 2025/51 Karar Sayılı 22/01/2025 tarihli kararı ile tensiben davanın İstanbul 13 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/601 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilip dosyanın İstanbul 13 ATM. Dosyası arasına gönderildiği, mahkemece, birleşen davaya ilişkin yapılan 30/01/2025 tarihli tensip tutanağının ara kararı uyarınca dava dilekçesi ve tensip zaptının birleşen dosya davalısı tasfiye memuru vekili Av. ....... ....'e e tebligat yolu ile 05/02/2025 tarihinde meşruatlı davetiye ile tebliğ edildiği, davalı vekilince 17.02.2025 tarihli cevap dilekçesi ibraz edildiği, dilekçe teatisi tamamlanarak, tüm deliller toplandıktan sonra mahkemece karar verilmiş olup, birleşen dosya davalısı tasfiye memuru vekilinin dava dilekçesinin tebliğ edilmediği ve savunma hakkının kısıtlandığına ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Şirketlerin tüzel kişiliği ticaret sicilinden terkin ile sona ermektedir. Şirketin tasfiye işlemlerinin eksiksiz ve tam olarak yapılması halinde tüzel kişiliğin sona ermesinden söz edilecektir.Tüzel kişiliğin son bulması sonucunu doğuran fesih ve tasfiye işleminin hatalı veya eksik olması halinde gerçek anlamda tasfiyeden söz etmek mümkün olmayıp bu durumda TTK'nın 547. Maddesinde tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğunun anlaşılması halinde şirketin yeniden tescilinin istenebileceği düzenlenmiştir.Somut olayda, davacı Varlık Şirketi tarafından ticaret sicilden terkin edilen ihyası istenilen şirket hakkında terkin tarihinden önce 16/03/2023 tarihinde İstanbul 41. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/78 Esas Sayılı dosyası ile tasarrufun iptali davası açtığı, iş bu dosyada taraf teşkilinin sağlanabilmesi için ilgili şirketin yeniden tescilinin zorunlu olduğu, buna göre davacının iş bu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu, ihyası istenilen şirketin tasfiye suretiyle ticaret sicilden terkin edilmeden önce hakkında açılan ve görülmekte olan bir davanın bulunması halinde tasfiye işlemlerinin tamamlandığından söz edilemeyeceğinden, davalı tasfiye memuru eldeki davanın açılmasına sebep olmuştur. İlanlar sırasında davacı tarafın başvuruda bulunmaması ihya talebine engel teşkil etmediği, bu durumda tasfiye işlemleri eksik bırakıldığından ek tasfiye işlemlerinin yapılması zorunlu olmakta ve kaydı silinen şirketin ek tasfiye işlemlerinin tamamlanması bakımından ihyası gerekmektedir. Mahkemece ek tasfiye işlemlerinin yapılması için şirketin ihyasına karar verilmiştir. Dosya kapsamı ve toplanan tüm delillere göre TTK 547 maddesindeki ek tasfiye koşullarının gerçekleştiği gözetilerek, ihya karar verilmesi ve şirketin yetkilisi, aynı zamanda son tasfiye memuru olan ...'in tasfiye memuru olarak atanması TTK. 547/2 madde uyarınca yerindedir. TTK.547/2 maddesi uyarınca ek tasfiye işlemleri için şirketin ihyası koşullarının oluşması, davalı tasfiye memuru tasfiye işlemlerini eksik bıraktığından dava açılmasına sebep olduğu ve davalı ticaret sicil memurluğunun yasal hasım olup tasfiye işlemlerinde her hangi bir yetki ve sorumluluğunun bulunmadığı, davanın açılmasına ticaret sicil müdürlüğünün sebep olmadığı, HMK'nın 323/1-ğ maddesi uyarınca vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti yargılama giderlerinden olup, HMK'nın 326/1. maddesi uyarınca aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği düzenlenmesine göre, tasfiye memuru aleyhine yargılama gideri, hükmedilmesinin gerekmesi, hükmedilecek bu giderlerin tasfiye ek gideri olarak tasfiye edilen şirketten alınabilecek olması karşısında, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamakla, davalı tasfiye memurunun aleyhine vekalet ücretine hükmedildiğine yönelik istinaf sebepleri yerinde değildir. (Yargıtay 11 HD. 2014/7827 Esas- 2014/10350 Karar sayılı kararı ve Yargıtay 11 HD.nin 2019/5292 Esas- 2020/612 Karar sayılı kararı da benzer mahiyettedir.)Davalı tasfiye memurunun, diğer istinaf sebepleri İstanbul 41. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmekte olan tasarrufun iptali davasına ilişkin olup ihya davasının konusunu teşkil etmediğinden, yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak, ilk derece mahkemesince verilen karar usul ve yasaya uygun olup kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, birleşen dosya davalısı tasfiye memuru vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Birleşen dosya davalısı tasfiye memurunun istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tasfiye memuru tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından, istinaf eden davalı tasfiye memuru tarafından peşin olarak yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL'nin davalı tasfiye memurundan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davalı tasfiye memuru üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda Yargıtay HGK.'nun 14/07/2025 Tarih ve 2024/251 Esas -2025/468 Karar sayılı kararı uyarınca HMK. 362/1-ç maddesi gereğince kesin olarak 05/03/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.