T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2146 KARAR NO : 2025/2491 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 16/06/2023 NUMARASI : 2022/437 E. - 2023/317 K. DAVANIN KONUSU : Ticaret Unvanının Terkini, Marka Hakkına Tecavüz ve Haksız Rekabetin Tespit…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2146 KARAR NO : 2025/2491 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 16/06/2023 NUMARASI : 2022/437 E. - 2023/317 K. DAVANIN KONUSU : Ticaret Unvanının Terkini, Marka Hakkına Tecavüz ve Haksız Rekabetin Tespiti, Men'i, Önlenmesi, Kaldırılması, Maddi ve Manevi Tazminat, İlan Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 16/06/2023 tarih ve 2022/437 E. - 2023/317 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, mikrodalga fırın ve beyaz eşya üretimi ile yapan müvekkilinin "..." ibareli markasının dünyada ve TÜRKPATENT nezdinde tescilli olduğunu, markalarının global olarak tanındığını, davalı şirketin müvekkilinin markasını ve ticaret unvanını, haksız, hukuka aykırı ve izinsiz olarak kullandığını, pazarlama ve satış faaliyeti yaptığını, http://....com.tr web sitesinde müvekkilinin yurt dışındaki tesisisin fotoğrafını izinsiz olarak kullandığını, yanıltıcı bilgiler verdiğini, kendini müvekkili şirketin bir parçası gibi gösterdiğini, davalının bu eylemleri nedeniyle müvekkilinin maddi ve manevi olarak zarara uğradığını, davalı şirkete bildirim yapılmasına rağmen davalının haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz teşkil eden eylemlere devam ettiğini, taraf şirketin aynı alanda faaliyet gösterdiğini ileri sürerek, davalı şirketin ticaret unvanının terkinine, davalı şirketin müvekkilinin marka hakkına tecavüzünün ve haksız rekabetinin tespitine, men'ine, önlenmesine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, hükmün ilanına, belirsiz alacak davası olarak şimdilik 1.000.000,00-TL maddi tazminat, 1.000.000,00-TL itibar tazminatı ve 1.000.000,00-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket temsilcisi, davalı şirketin 01.03.2015 tarihinden beri ... ... üretici şirketinin Türkiye'deki klima bayisi ve distribütörü olduğunu, ... şirketinin daveti üzerine Çin'e gittiklerini, dava dışı şirketin de Türkiye'ye geldiğini, aralarında anlaşma yapıldığını ve şirkete distribütörlük yetkisi verildiğini, üretişi ... şirketinin izniyle bu isimde bir şirket kurduklarını, dava dışı şirketin klima üretimi durduğu ve artık ithalat yapılamadığı için ... klima tanıtımları, logoları ve görsellerini kullanmayı bıraktıklarını, web sitesinden ürün ve fabrikanın verdiği görselleri kaldırdıklarını, dava dışı üretici şirketin izniyle Türkiye'de bu isimde bir şirket kurduklarını, ithalat yönetmeliği hükümleri nedeniyle ithalatı yapılan bir elektrikli ürünün gelecek 10 yıl içerisinde yedek parçalarının da ithalatçı tarafından yurda getirme ve tüketiciyi koruma şartının bulunduğunu, bu durumda 2025 yılı sonuna kadar yedek parça temin etme mecburiyetlerinin bulunduğunu, davacı şirketle bir bağlarının bulunmadığını, kimsenin hakkına tecavüz etmediklerini savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, somut olayda ilk olarak sessiz kalma yolu ile hak kaybı koşullarının oluşup oluşmadığı hususunun irdelendiği; sessiz kalma yolu ile hak kaybının söz konusu olabilmesinin birinci koşulunun marka sahibinin, markanın başkası tarafından tescil ettirildiğini veya kullanıldığını bilmesi ya da bilebilecek durumda olması; ikinci koşulun marka sahibinin, markasının kullanılmasına karşı harekete geçmemesi, dava açmaması, sessiz kalması; üçüncü koşulun marka sahibinin, markasının başka bir kimse tarafından tescil edilmesi veya kullanılması eylemine belirli bir süre sessiz kalması olduğu; SMK'nın 25/6. maddesinde hükümsüzlük davası yönünden 5 yıllık sürenin benimsendiği dikkate alındığında tecavüz davası için de kıyasen sessiz kalma olgusunun en az 5 yıl olması gerektiğinin mahkemece benimsendiği; dördüncü koşula göre ise markayı tescil ettiren veya kullanan kimsenin iyiniyetli olması gerektiği; belirtilen dört koşul gerçekleştiği takdirde, marka hakkı sahibinin, markasının korunması imkanından faydalanamayacağı; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 02.10.2012 tarih ve 2011/7104 E.- 2012/14860 K. sayılı kararda belirtildiği üzere, sessiz kalma yolu ile hak kaybının bir def'i olmayıp itiraz mahiyetinde olduğu ve taraflar ileri sürmese bile, mahkemece re'sen dikkate alınması gerektiği; sessiz kalma yoluyla hak kaybında, hakkın genel olarak sona ermediği, sadece bu haktan eylemine sessiz kalınan kişi ya da kişilerin yararlanmasına katlanıldığı; sessiz kalma yoluyla hak kaybından bahsedilebilmesi için, önceki hak sahibinin ticari ad ve işaretin aynısının veya benzerinin ticaret unvanı olarak tescil ettirildiğini veya başkaları tarafından kullanıldığını bilmesi ve buna rağmen sessiz kalmış olmasının gerektiği; ticaret unvanlarının ticaret siciline tescil edilmek zorunda olmaları ve tescilin olumlu etkisi nedeniyle tescil ve ilan edilmiş ticaret unvanının bilinmediğinin ileri sürülemeyeceği; belirtilen açıklamalar ışığında somut olayda yapılan incelemede; davalı tarafın, ... ... üretici şirketinin Türkiye’deki klima bayisi ve distribütörü olduğunu, ürünleri ondan aldığını ve sattığını iddia ettiği; bu iddiaya karşın davacı tarafın, söz konusu dava dışı şirketin kendi bünyelerinde bir şirket olduğunu kabul ettiği, ancak distribütörlük ilişkisinin ve yetki belgesinin gerçek olmadığını iddia ettiği; davalı tarafından ... ... şirketinden alınmış 01.03.2015 tarihli distribütörlük yetki belgesinin dosyaya ibraz edildiği; davacı tarafından da ... ... şirketine ait aksi yönde beyanın dosyaya sunulduğu, distribütörlük hususu taraflar arasında tartışmalı olmakla beraber, dava dışı ... ... firmasının davacı tarafın organizasyon şeması içerisinde yer aldığı ve aralarında organik bağ bulunduğunun taraflar arasında çekişme konusu olmadığı; davalı tarafından dosyaya fatura ve dekontların delil olarak sunulduğu; bu belgeler incelendiğinde ... ... Ltd. tarafından davalı ... adına düzenlenmiş 21.11.2015 tarihli ve 64.550,00 dolar tutarındaki ... marka klima ürününe ilişkin faturanın ve ödemelerin yapıldığını gösterir dekontların dosyaya sunulduğunun tespit edildiği; ayrıca ... ... Ltd. tarafından davalı ... adına Gemlik Gümrük Müdürlüğünün 19.01.2016 tarihli ve 0055458 seri numaralı gümrük giriş beyannamesinin dosyaya sunulduğu; yine aynı firma tarafından davalı firma adına düzenlenmiş 08.03.2017 tarihli, 24.000,00 dolar tutarındaki ve 05.06.2017 tarihli, 45.500,00 dolar tutarındaki ... marka klima ürününe ilişkin faturaların ve ödemelerin yapıldığını gösterir dekontların dosyaya sunulduğunun tespit edildiği; bunun yanı sıra ... ... Ltd. tarafından Türkiye Cumhuriyeti Ekonomi Bakanlığı'na gönderilen 27.05.2015 ve 22.04.2017 tarihli onay belgelerinde davalı ...'nin 10 yıl süreyle temsilci olarak belirtildiğinin anlaşıldığı; davalı şirket Bursa Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasına kayıtlı olup, 30.03.2015 tarihli ve 8789 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edilen "..." ticaret unvanı altında 24.03.2015 tarihinde kurulduğu; davalının 24.03.2015 tarihinden itibaren aynı ticaret unvanıyla faaliyet gösterdiği, faturaların ve belgelerin de bu ticaret unvanı adına düzenlendiği, ilki 21.11.2015 tarihli olan faturalardan ve 27.05.2015 tarihli onay belgesinden ve açıklanan diğer belgelerden, davacı ile aynı organizasyon bünyesinde yer alan firmanın bilgisi dahilinde satış işleminin gerçekleştiği, davalı taraftan, faaliyetlerinden ve davalı tarafın ticaret unvanından en geç 2015 yılı itibariyle haberdar olunduğu, buna karşın dava dışı ... ... şirketi ile organik bağı olan davacı firmanın hukuki bir süreç başlatmadığı ve aradan geçen yaklaşık 8 yıla karşın hukuki müdahalede bulunmadığı, aksine ticari faaliyetin farklı tarihlerde de devam ettiğinin tespit edildiği; davacı ile dava dışı ... ... firması arasındaki organik bağ göz önüne alındığında, davalının ticari faaliyetlerinin ve ticaret unvanın davacı tarafından bilindiği, en azından bilinmesi gerektiğinin değerlendirildiği; basiretli bir tacir gibi davranması gereken davacının, uzun yıllardır faaliyet gösteren davalı firmadan haberdar olduğunun kabul edilmesi gerektiği, buna karşın uzun yıllar boyunca davalının gerek markasal kullanımına, gerekse ticaret unvanının kullanımına karşı sessiz kaldığı, açıklanan nedenlerle, sessiz kalma yoluyla hak kaybı şartlarının gerçekleştiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, somut olayın yerel mahkeme tarafından gereğince incelenmediğini, müvekkilinin davalının faaliyetlerini 2021 yılı Ağustos ayında ... firmasının attığı mail ile öğrendiğini, bunun üzerine de davalı şirkete ihtarname gönderildiğini, ihtarnemeye cevap dahi vermeyen davalının kötüniyetli olduğunu, davalının internet sitesindeki görselleri kaldırmayıp tuttuğunu, organik bağ olsa dahi grup şirketlerinin birbirinin yaptığı ticari işlemlerin özelini akdettiği sözleşmeleri, verdiği ticari yetkilendirmeleri bilemeyeceğini, bilmesinin de beklenmeyeceğini; yerel mahkemenin yaptığı "organik bağ" değerlendirmesinin bu yönü ile yerinde olmadığını, sessiz kalma yoluyla hak kaybı koşullarının oluşmadığını, işbu davanın marka hükümsüzlüğü davası değil, markaya tecavüzün men'i ve ref'i davası olduğunu, sessiz kalmadan kaynaklanan hak kaybının sadece hükümsüzlük davalarında uygulanmak üzere düzenlendiğini, davalının iyiniyetli olması koşulunun da somut olayda oluşmadığını, markanın başkası adına tescilli olduğunu bilmesine rağmen kullanmaya devam ettiğini; yerel mahkemenin geçerliliği ve doğruluğu belirlenmemiş hukuka aykırı sunulmuş bir belgeye dayanarak hüküm tesis ettiğini, hatta yerel mahkemenin bu belgenin içende "10 yıl süreyle temsilci atama" ifadesi olmamasına rağmen kararında "temsilci" ataması olarak belirterek esaslı bir hata yaptığını, yanlış bir bilirkişi heyeti ataması yapıldığını, sadece bir adet marka patent vekili atanmasının yeterli olmadığını, davalının ticaret unvanının terkininin hem marka hakkına tecavüz hem de haksız rekabete dayalı olarak istenebileceğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, ticaret unvanının terkini, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, men'i, önlenmesi, kaldırılması, maddi ve manevi tazminat ile ilan istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı şirket tarafından cevaba cevap dilekçesinin ekinde sunulan ve davacı şirket ile davalının distribütörü olduğunu ileri sürdüğü dava dışı ... ... Ltd. şirketinin ortaklık yapısını gösteren tabloya göre, davacı şirketin dava dışı şirketin %5 hissesine sahip olduğu, aralarında bu şekilde organik bağ bulunduğu, aynı zamanda grup şirketi oldukları, davacının hissedarı olduğu dava dışı ... ... Ltd. tarafından davalının "..." ibareli ticaret unvanı ve markasal kullanımlarının 21.11.2015 tarihli faturaya göre, en geç bu tarihten itibaren bilindiği; aralarındaki organik bağ nedeniyle bu kullanımların davacı şirketi tarafından da bilindiğinin veya bilinmesi gerektiğinin kabulünün gerektiği, ancak, davacı tarafça bu kullanımlara karşı herhangi bir aksiyon alınmadığı, eldeki davanın ise 23.11.2022 tarihinde açıldığı dikkate alındığında, ilk derece mahkemesi kararında tartışıldığı şekilde, davacı şirket aleyhine sessiz kalma yoluyla hak kaybı koşullarının oluştuğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 345,55-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 19/12/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 08/01/2026 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...