11. Hukuk Dairesi 2009/9537 E. , 2011/3886 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14.11.2008 tarih ve 2008/166-2008/663 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm
**11. Hukuk Dairesi 2009/9537 E. , 2011/3886 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14.11.2008 tarih ve 2008/166-2008/663 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili şirkete emtea nakliyat poliçesi ile sigortalı emtianın deniz yolu ile nakliyesinin davalı şirketin sorumluluğundaki gemiyle konteynır içerisinde gerçekleştiğini, emtianın bulunduğu konteynırın İzmir Liman sahasında açıldığında konteynır zeminindeki karton koli içerisinde istifli bulunan 36 kutunun ıslak olduğunun ve koli içerisindeki pamuk ipliğinde ıslanma çürüme şeklinde fiziki hasar olduğunun tespit edildiğini, hasarın konteynırın deniz suyuna maruz kalması sonucu hasarın meydana geldiğinin belirlendiğini, hasar miktarı olan 13.183,24 YTL nin davacı tarafından sigortalısına ödendiğin ileri sürerek, şimdilik bu meblağın temerrüt faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, dava konusu malların hasarlandığı ve zayi olduğuna ilişkin olarak TTK.nun 1066 ncı maddesi gereğince zorunlu hasar ihbarının yapılmadığını, bu nedenle taşıyanın malları hasarsız olarak teslim ettiğinin kabul edilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin konteynır içi ziya ve hasardan sorumlu olmadığını, hasarın deniz taşıması sırasında meydana gelmediğini savunarak, davanın redddini istemiştir. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporu doğrultusunda, sigortalı emtianın İzmir Limanında konteynırın açılması sonrasında 26 adedinin ıslanma nedeni ile çürüğü/kirlendiği ve kullanılamaz hale geldiği, konteynırın kapı tarafında bulunan yırtık nedeni ile içeriye deniz suyunun girmesi sonucu hasarın oluştuğunun belirlendiği, ihbar külfetine uyulmamasının tazminat hakkının düşmesi sonucunu doğurmayacağı, teslim sırasında tespit yaptırmayan davacının ispat yükü altına girdiği, gönderilenin hasarın veya ziyanın taşıyanın sorumluluğu altında meydana geldiğini kanıtlaması ile kanuni karinenin çürüyeceği, konteynırın suya maruz kalması nedeni ile taşıyanın sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacının olayda BK’ nun 44/1 nci maddesi gereğince kusurlu olduğu kabul edilerek ve takdiren 1/3 oranında indirim yapılarak 8.788,82 YTL’ nin tahsiline karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1- Dava, nakliyat emtia nakliyat sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminatın rucüen tahsili istemine ilişkin olup, davaya dayanak yapılan poliçede, dava dışı İş Bankası A.Ş./Ege Kurumsal İzmir Şubesi dain ve mürtehin olarak gösterilmiştir. TTK’nun 1269. maddesi hükmü uyarınca, malı rehin alan kimse o mal üzerindeki menfaatini kendi adına sigorta ettirebileceği gibi, aynı Yasa’nın 1270. maddesi hükmü gereğince bir başkasının da rehin konusu malı rehin alan hesabına ve onun lehine sigorta ettirmesi mümkündür. Böyle bir durumda, sigortalı durumda olan rehin hakkı sahibi olduğuna göre, sigortadan tazminat talep etme hakkı da öncelikle ona aittir. Bu durumda, sigorta ettiren ancak malın dain ve mürtehini olan ve lehine sigorta ettirilenin açık muvafakatını almak şartıyla ve kendi menfaati de zedelendiği takdirde, tazminat isteme hakkına sahip olur. Dairemiz`in yerleşik uygulamasına göre, poliçe dain ve mürtehin lehine düzenlenmiş olsa dahi sigorta ettirenin tek başına doğrudan sigortaya karşı dava açma hakkı bulunmakla birlikte yargılama sırasında dava dışı dain ve mürtehinin, tazminatın davacıya ödenmesine muvafakatı olup olmadığının araştırılması, muvafakatı sağlandığı taktirde yargılamaya devam edilerek, davanın sonuçlandırılması, aksi taktirde davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesi gerekmektedir. Bu durumda, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, mahkemece, halefiyet ilişkisine dayalı olarak açılan iş bu davada, dain ve mürtehin sıfatı bulunan dava dışı bankadan açılan davaya muvafakat veya icazetleri olduğuna dair gerekli belgeyi sunması için davacı tarafa süre verilmek ve bu usuli işlem tamamlandığı takdirde işin esasına girilmek gerekirken, davacının aktif taraf sıfatına (husumete) ilişkin olan ve re’sen göz önünde bulundurulması gereken bu eksiklik giderilmeden, doğrudan işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. 2- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlere, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 05.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.