7. Hukuk Dairesi 2023/3958 E. , 2024/3899 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1051 E., 2023/670 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Erdemli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/415 E., 2020/42 K. Taraflar arasındaki muhdesatın aidiyetinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi
**7. Hukuk Dairesi 2023/3958 E. , 2024/3899 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1051 E., 2023/670 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Erdemli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/415 E., 2020/42 K. Taraflar arasındaki muhdesatın aidiyetinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin paydaşı olduğu 29 ada 52 parselde kayıtlı bulunan taşınmaz üzerindeki iki katlı, üstü ev, altı depo olan yapı ile 94 metrekare taş yapının ve 427 adet limon, iki adet portakal, iki adet yeni dünya, birer adet hurma ve zeytin ağaçlarının müvekkiline ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalılar vekili; muhdesatların yaşları ve muris ... tarafından kullanım süreleri ve nitelikleri dikkate alındığında davacının muhdesat iddiasının gerçek dışı olduğunu, muhdesatın tamamının yaşının murisin ölüm tarihinden çok öncesine tekabül ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı tarafın, dava sonunda verilecek karardan bir şekilde olumlu ya da olumsuz etkilenecek durumda olan yakın akrabalarının gerçeğe aykırı, yanlı, davalılar ve vekilleri tarafından yönlendirilmiş beyanlarına dayanılarak hüküm kurulamayacağını, dava konusu muhdesatı da müvekkilinin kendi geliriyle, kendi nam ve hesabına edindiğinin dosyadaki bilgi, belge ve tanık beyanlarıyla ispat edildiğini, zirai muhdesatın da yaşları dikkate alındığında büyük bir kısmının müvekkilinin babasının ölüm tarihinden sonra dikildiğinin bilirkişi raporuyla da açıkça ortada olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taşınmazın üzerindeki muhdesatlardan bilirkişi raporunda 70-75 yıllık 2 katlı ahşap sofalı taş binanın dinlenen tanık beyanlarına göre davacının babası tarafından sağlığında yaptırıldığı, davacı tarafından meydana getirilmediği; 2 katlı 30 yıllık yapının ise tarafların baba bir kardeşleri ... için muris tarafından yaptırıldığı; dava konusu taşınmaz üzerindeki ağaçların da murisin sağlığında ekildiği, yaşlanan ağaçların yerine muris adına yeni dikimler yapıldığı, işbu bahçe ve geliri ile de davacı ...'in ilgilendiği anlaşılmakla, davacı tanıklarının yeni ağaçları davacının diktiğini ancak masrafın kim tarafından karşılandığını bilmediklerini beyan ettikleri, davalı tanıklarının ise genel itibariyle bahçenin muris tarafından yapıldığını, her ne kadar eskiyenler yerine yeni ağaçları davacı dikse de işlerin muris adına yürütüldüğünü, murisin ekonomik olarak durumunun iyi olduğunu belirtmeleri karşısında ağaçların davacı tarafından, kendi geliri ile kendi nam ve hesabına yaptırıldığı hususu duraksamasız ispat edilemediği gerekçesiyle istinaf başvusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki, aşamalardaki ve istinaf başvurusundaki iddialarını tekrarla belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, muhdesatın aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK 684/1 m). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK 718 m). 22.12.1995 tarihli ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi eşya hukukunda, muhdesattan, birarazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklindedikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK 722, 724, 729 m.ler), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez. 2. Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK 106/2 m) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi hakim tarafından da re'sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir. (HMK 114/1-h, 115 m.) 3. Öğretide ve Yargıtay'ın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 18.09.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.