11. Hukuk Dairesi 2008/10839 E. , 2010/2527 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Denizcilik İhtisas Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul Denizcilik İhtisas Mahkemesi’nce verilen 24/06/2008 tarih ve 2005/377-2008/179 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olup dava konusu meblağ 12.680 TL’nın altında bulunduğundan HUMK’nun 3156 sayılı Kanun ile değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiy
**11. Hukuk Dairesi 2008/10839 E. , 2010/2527 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Denizcilik İhtisas Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul Denizcilik İhtisas Mahkemesi’nce verilen 24/06/2008 tarih ve 2005/377-2008/179 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olup dava konusu meblağ 12.680 TL’nın altında bulunduğundan HUMK’nun 3156 sayılı Kanun ile değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verilerek dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalının ithal ettiği emtiaların nakliye ve gümrük işlemlerini üstlendiğini, emtiayı yurda getirdiğini, davalının süresinde teslim almadığını, müvekkilinin armatöre demuraj ödemek zorunda kaldığını, davalının ihtara rağmen ödeme yapmadığını, tahsili için yapılan icra takibinin itirazla durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına ve %40 inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, dayanak icra takibinin iptal edildiğini, davacının aktif dava ehliyetinin olmadığını, istemin zamanaşımına uğradığını, müvekkili ile sözleşmesel ilişkinin bulunmadığını, davacının acenteliğini yaptığı dava dışı Mearsk firmasıyla hukuki ilişkisinin olduğunu, doğrudan kendi adına hareket edemeyeceğini, müvekkiline atfedilecek kusuru olmadığını, konteynere haksız yere Ambarlı Gümrük Müdürlüğünün el koyduğunu, davanın bu kuruma ihbarının gerektiğini, davacının bir ödemesi mevcutsa müvekkilini ilgilendirmeyeceğini, esasen dava dışı Mearsk firmasının zararının doğmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporlarına göre, somut olayda konteyner taşımasından kaynaklanan demuraj alacağının talep edildiği, bu taşımalarda konteynerin ya taşıyan tarafından ya da yükle ilgili kimse tarafından tahsis edildiği, kim tarafından tahsis edilirse edilsin tahsis edene iade edildiği, aksi halde demuraj adı altında bekleme ücretinin ödendiği, bu tahakkukun dayanağının sözleşme veya konişmento olduğu, sunulan konişmento içeriğinden gönderilenin davacı bulunduğu, onun da dava dışı firmaya demuraj ücreti ödediği, uyuşmazlığın davacının ödemiş olduğu ücreti davalıdan talep edip etmeyeceği noktasında toplandığı, sorumluluğun doğması için taraflar arasında sözleşme ilişkisinin olması veya konteynerin çekilmesinde gerçek alıcının kusurunun bulunmasının gerektiği, sözleşmenin varlığının ve geç çekilmede davalının kusurunun varlığının ispat edilemediği, esasen geç çekilmenin gümrük mevzuatından kaynaklandığı, buna kimin neden olduğunun belirlenemediği, konteynerin kim tarafından tahsis edildiğine dair belge ile demuraj çizelgesinin de sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, ödenen konteyner demuraj bedelinin emtia alıcısından rucuan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, hüküm yeterli araştırma ve incelenmeye dayanmadığı gibi doğru değerlendirmeler de içermemektedir. Davacı vekili, davalının ithal ettiği emtianın zamanında gümrükten çekilmemesi nedeniyle müvekkilinin emtianın bulunduğu kap olan konteyner dolayısıyla taşıyana demuraj ücreti ödediğini, bunun sorumlusunun emtianın gerçek alıcısı davalı olduğunu iddia etmiştir. Somut olayda davacının demuraj ödemesine neden olan emtianın Hong Kong’tan İstanbul’a 18.07.2001 tarihinde geldiği, bu emtianın taşınmasına ilişkin iki konşimentonun olduğu, anılan konşimentolarda yükleme ve boşaltma limanları, gemi adı ve konteyner bilgileri bakımından aynılık olmasına rağmen taşıyanlar, yükleten, alıcılar ve diğer bilgiler bakımından farklılıklar bulunduğu anlaşılmaktadır. Başka bir anlatımla, aynı taşıma için iki ayrı konşimento düzenlendiği, ana konşimento ile ara konşimentonun mevcut olduğu çekişmesizdir. Birinci konşimentonun gönderilen ve ihbar adresi kısmında davacı adına yer verilmiştir. İkinci konşimentoda ise gönderilen kısmında Garanti Bankası A.Ş, ihbar edilecek kişinin de davalı olduğu belirtilmiştir. Öte yandan, dosya içerisinde davacının konşimentoya göre boşaltma limanı olan Armaport-İstanbul gümrüğüne hitaben yazdığı yazıda konteyner kapsamı emtianın davalı adına teslim edilmesini içerir talimat verdiği de sabittir. Esasen, davalı vekili demuraj ödenmesine neden olduğu iddia edilen konteyner içindeki emtianın müvekkiline ait olduğunu kabul etmiştir. Gümrüklemenin de davalı adına yapıldığı anlaşılmaktadır. Nitekim, dosyaya ibraz edilen ve gümrük idaresince temyiz yoluna başvurulduğu için kesinleşmediği anlaşılan ceza mahkemesi kararından davalının yetkilisinin bu emtiayla ilgili olarak kaçakçılık suçundan yargılandığı ve beraat ettiği anlaşılmaktadır. Konteyner vasıtasıyla taşıma, deniz taşımasının yerleşik taşıma türüdür. Bu taşıma türünde konteyner ya taşıyan ya da emtia ilgilisi tarafından tahsis edilmektedir. Ancak, kim tarafından temin edilirse edilsin taşıma kabı olarak kullanılan konteynerin tahsis edilene iadesi gerekmektedir. Aksi halde, konteyner ilgilisi iade edilmeyen zamanla bağlantılı olarak demuraj adı altında bir bekleme ücretine hak kazanacaktır. Bu bekleme ücretinin kaynağı genelde konşimento veya sözleşmedir. Ancak, sözleşme olmasa bile, deniz ticaret uygulaması bakımından zamanında iade edilmeyen konteyner nedeniyle konteyner ilgilisi demuraja hak kazanacaktır. Mahkemenin kabulünün aksine, yazılı bir sözleşme bulunması da şart değildir. Ayrıca, yine mahkemenin kabulünün aksine demuraj ücreti, sözleşme ile kararlaştırılmış ise buna göre, böyle bir kararlaştırma olmadığı takdirde de rayice göre belirlenecektir. Demuraj ücretinden de malın konteynerin zamanında iade edilmemesinde kimin kusuru varsa onun sorumlu olacağı kuşkusuzdur. Dava konusu olayda taraflar arasındaki ilişki tam olarak açıklığa kavuşturulmamıştır. Davanın ret gerekçeleri de yerinde görülmemiştir. Bu durum karşısında mahkemece, taşınan emtia ile ilgili olarak öncelikle gümrük belgelerinin aslı veya onaylı örnekleri ile davalının yetkilisi hakkındaki ceza dosyasının işbu dosyaya getirtilmesi, uzman bilirkişi kurulu oluşturulması, taraflar arasındaki ilişkinin tüm kanıtlarla birlikte değerlendirilerek tespit edilmesi, emtianın zamanında gümrükten çekilip çekilmediğinin, ne kadar süre sonra çekildiğinin ve varsa demuraj süresinin belirlenmesi, davacının defter ve kayıtların üzerinde inceleme yapılarak bu taşıma dolayısıyla gerçekten demuraj ücreti ödeyip ödemediğinin, ödemiş ise yapılan bu ödemenin rayice uygun olarak yapılıp yapılmadığının açıklığa kavuşturulması, davalıya rücu imkanının olup olmadığının incelenmesi, rücu imkanı mevcutsa davalı yetkilisi hakkındaki ceza davasının davalı bakımından kusursuzluk hali olmayacağı, ancak davalı bakımından şikayette bulunan gümrük idaresine rücu hakkı doğuracağının dikkate alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararının bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 08.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar Verildi.