T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/2089 Esas KARAR NO : 2025/1997 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2025/883 Esas (Derdest Dava Dosyası) TARİHİ 15/10/2025 (Ara Karar Tarihi) İHTİYATİ HACİZ İSTEYEN TALEP:İhtiyati Haciz KARAR TARİHİ: 27/11/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen ar…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/2089 Esas KARAR NO : 2025/1997 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2025/883 Esas (Derdest Dava Dosyası) TARİHİ 15/10/2025 (Ara Karar Tarihi) İHTİYATİ HACİZ İSTEYEN TALEP:İhtiyati Haciz KARAR TARİHİ: 27/11/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen ara karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: İhytiyati haciz isteyen davacı dava dilekçesinde özetle; Davalıdan satın aldığı 2020 model, ... marka, ... plakalı, ... şasi numaralı aracın gümrük kaçağı olduğundan bahisle araç hakkında tedbir kararı verildiğini, Aracın hukuki ayıplı hale geldiğini, TBK'nın 219.maddesi doğrultusunda ayıba karşı tekeffül borcu doğduğunu, maddi zarara uğrandığını, maddi zararın araç hakkındaki tedbir kararının verildiği tarih olan 16.04.2024 tarihindeki araç değeri kadar olduğunu, bu tarihteki araç değerinin 7.500.000 TL olduğunu, 10.06.2025 takip tarihine kadar işlemiş faizin 4.190.000 TL olduğunu, İstanbul 16. İcra Müdürlüğü, ... E. Sayılı dosyada toplam 11.690.000 TL alacak için takip başlatıldığını, takibe haksız olarak itiraz edildiğini belirterek itirazın iptali ile %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini, ayrıca alacağın rehinle de temin edilemediğinden, borçlunun menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının uygun görülecek teminat karşılığında ihtiyaten haczine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 15/10/2025 tarih ve 2025/883 Esas sayılı ara kararında;".......İhtiyati haczin kabulü için kuvvetle muhtemel ve muaccel bir alacağın söz konusu olması gerektiği, sadece araca el konduğu, iade edilmesinin mümkün olabileceği, aracın tamamen tasarrufunun devleti mi geçirileceği yoksa eksik vergi tahsil edilerek davacıya mı iade edileceği ve her şeyden önce bir tedbir niteliğindeki el koymanın yargılama esnasında iddia edilen hususların gerçek olup olmadığı yönündeki ceza davası sonucuna nazaran; şu an itibarıyla kuvvetle muhtemel bir alacağın bulunmadığı, bu alacağın miktarına araç bedeli mi yoksa ödenecek eksik vergimi olduğunun da ceza yargılaması ve aracın akıbeti sonucunda ortaya çıkacağı nazar alınarak talebin reddine karar vermek gerekmiştir." gerekçesi ile, ''İhtiyati haciz talebinin REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı ihtiyati haciz isteyen vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İhtiyati haciz isteyen davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin 15.12.2022 tarihinde davalı ...'den Noter Satış Sözleşmesi ile 6.130.000,00 TL bedelle araç satın aldığını, ancak 16.04.2024 tarihli mahkeme kararıyla aracın gümrük kaçağı olduğu gerekçesiyle el koyma kararı verildiğini, bu ayıplı araç nedeniyle müvekkil,in satıcı / davalı ...'e dava açmak zorunda kaldığını, mal kaçırma riskine karşı mahkemeden ihtiyati haciz talebinde bulunduğunu, yerel mahkemenin ihtiyati haciz talebinin reddine yönelik kararının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ve kaldırılması gerektiğini, Somut olayda müvekkil şirket tarafından satın alınan ve hakkında adli makamlarca el koyma kararı verilen 2020 model ... aracın, Ticaret Bakanlığının ticaret müfettişliğinin raporu ve devam eden ceza soruşturması kapsamında gümrük kaçağı olduğunun tespit edildiğini, ilgili araç ve aynı ithalatçı firma tarafından yurt dışından ithal edilen toplam 165 araç hakkında sahte beyan ve eksik vergi ödeme nedeniyle yürütülen soruşturmanın araçların ceza mahkemesi tarafından müsadere edilerek müvekkil şirketten geri alınmasının kuvvetle muhtemel olduğunu gösterdiğini, bu kapsamda mahkemece “vergilerin tamamının ödenmesi halinde aracın iade edilebileceği” yönündeki gerekçenin ceza soruşturmasının seyrine ve somut dosya içeriğine aykırı olduğunu, zira vergi kaçakçılığı ve sahtecilik iddialarının bulunduğu bu tip hallerde, TCK ve Gümrük Mevzuatı hükümleri uyarınca müsadere işleminin zorunlu olduğunu, aracın müvekkile iadesinin hukuken mümkün olmayacağını, bu nedenle ihtiyati haczin reddine karar verilmesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ve müvekkilin hak ve menfaatlerinin korunması açısından usul ve yasaya aykırı olduğunu, Sonuç itibariyle mevcut dava sürecinin bir suç ve ceza yargılamasını içermekte olduğunu, devlet makamları tarafından araç üzerinde vergi kesintisi hesaplanması veya alacakların tahsili değil, aracın suçta kullanıldığı gerekçesiyle müsadere edilmesinin öngörüldüğünü, bu nedenle mahkemenin araç iadesi ihtimali üzerinde durmasının somut olayın gerçekliğine aykırı ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, Ezcümle; yerel mahkeme kararı vergi eksiklerinin tamamlanması halinde iade edilebileceği ihtimalini öne sürmekte ise de, mevcut ceza soruşturması ve yürütülen kovuşturmanın aracın suçta kullanılması sebebiyle müsadere edileceğini açıkça ortaya koyduğunu, dolayısıyla aracın müvekkil şirkete iadesinin mümkün olmayacağını, bu hususun ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin mahkeme kararının hukuki dayanağını zayıflattığını ve somut delillerle desteklenmediğini gösterdiğini,Müvekkil şirketin gümrük kaçağı olduğu gerekçesiyle el konulan ve ekonomik değeri oldukça yüksek olan ... plakalı aracının davalıdan 15.12.2022 tarihinde 6.130.000,00TL bedelle satın aldığını, araca 16.04.2024 tarihinde mahkeme kararıyla el konulmuş olduğunu ve ceza soruşturmasının halen derdest olduğunu, söz konusu ceza yargılamasının süresinin belirsiz olduğunu, müsadere sürecinin ne zaman tamamlanacağı ve kararın kesinleşeceğinin öngörülemediğini, bu süreçte müvekkil şirketin satın aldığı ve tasarrufta bulunamadığı ayıplı araç nedeniyle ciddi zarara uğramakta olduğunu, alacağın tahsil imkanının ise her geçen gün azaldığını, ceza yargılamasında sadece müvekkile ait araç değil, toplam 165 araç yönünden müsadere talebi bulunduğunu ve birçok sanık hakkında ayrı ayrı cezai sorumluluk araştırıldığını, ceza yargılamalarının istinaf ve temyiz aşamaları da göz önüne alındığında, bu sürecin en az 5 ila 10 yıl süreceğinin kuvvetle muhtemel olduğunu, halihazırda müvekkil şirketin zararının yaklaşık 12.000.000 TL'yi bulmakta olduğunu ve bu büyüklükteki bir alacağın herhangi bir teminata bağlanmaksızın süresiz şekilde bekletilmesinin alacağın tahsil kabiliyetini tehlikeye düşüreceğini, Tüm bu süreç dikkate alındığında davalının mal kaçırma ihtimalinin somut olarak mevcut olduğunu, müvekkilin hak ve alacaklarını güvence altına almak adına ihtiyati haciz kararı verilmesinin 6100 sayılı HMK’nın 389. ve devamı maddeleri uyarınca zorunlu olduğunu, aksi halde yargılama süreci sonunda müvekkilin elde edeceği kararın icra edilemez hale gelebileceğini, mahkemenin sadece alacak ilişkisinin varlığına dayanarak karar vermesinin hatalı olduğunu, Müvekkil şirketin ayıplı mal nedeniyle yaptığı satış sözleşmesine dayalı alacağının açıkça muaccel hale geldiğini ve satış bedelinin iadesinin talep edildiğini, satılan araç hakkında başlatılan ceza soruşturmasının da bu durumun sadece sonucu olduğunu, ceza soruşturmasının alacak hakkının varlığını ortadan kaldırmayacağını, yalnızca aracın statüsünü etkileyen bir süreç olduğunu, mahkemenin ceza yargılamasının sonucunu bekleyerek ihtiyati haciz talebini reddetmesinin hem hukuken hem de uygulamada yerleşmiş içtihatlara aykırı olduğunu, ayrıca bu karar şekliyle müvekkil şirketin olası bir hak kaybının önlenmesi amacıyla düzenlenen ihtiyati haciz kurumunu işlevsiz hale getirdiğini, ceza yargılamalarının uzun sürmesi ve araç bedelinin yüksek olması dikkate alındığında alacağın tahsilinin ciddi anlamda riske gireceğini, ceza yargılaması sonucunda araç müsadere edilse dahi bunun müvekkilin satıcıya karşı alacak hakkını ortadan kaldırmayacağını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak ihtiyati haciz taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Talep, davacının davalıdan satın aldığı araçtaki hukuki ayıp nedeniyle araca adli makamlarca el konulduğu belirtilerek satış bedelinin tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasında ihtiyati haciz istemine ilişkindir.Mahkemece, İhtiyati haciz talebinin reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı taraf; Davalıdan satın aldığı 2020 model, ... marka, ... plakalı, ... şasi numaralı aracın gümrük kaçağı olduğundan bahisle araç hakkında tedbir kararı verildiğini, Aracın hukuki ayıplı hale geldiğini, TBK'nın 219.maddesi doğrultusunda ayıba karşı tekeffül borcu doğduğunu, maddi zarara uğrandığını, maddi zararın araç hakkındaki tedbir kararının verildiği tarih olan 16.04.2024 tarihindeki araç değeri kadar olduğunu, bu tarihteki araç değerinin 7.500.000 TL olduğunu, 10.06.2025 takip tarihine kadar işlemiş faizin 4.190.000 TL olduğunu, İstanbul 16. İcra Müdürlüğü, ... E. Sayılı dosyada toplam 11.690.000 TL alacak için takip başlatıldığını ileri sürerek ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.Davaya konu ... Plakalı aracın Kadıköy 29 Noterliğinde düzenlenen 15/12/2022 tarih ve ... yevmiye nolu araç satış sözleşmesi ile ... tarafından ... Enerji A.Ş.'ne 6.130.000,00 TL. Bedel karşılığında satıldığı anlaşılmıştır. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 28/03/2024 tarih ve 2024/25782 muhabere havaleli yazısı ile Ticaret Bakanlığı İstanbul Gümrük Muhafaza Kaçakçılık Ve İstihbarat Müdürlüğü'nün 27/03/2024 tarih ve 2024/155 Muh. sayılı yazıları ile ilgili olayda elde edilenlere el koyma ve inceleme işlemi hususunda karar verilmesi talep edilmekle; Bakırköy 2 SCH tarafından 29/03/2024 tarih ve 2024/3480 D.İş sayılı kararı ile aralarında dava konusu aracında bulunduğu toplam 165 araç hakkında soruşturma sonuna kadar CMK'nun 128/4 maddesi kapsamında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından şerh konulmak suretiyle el konulmasına izin verilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.Bakırköy CBS'nin 2024/25782 soruşturma, 2024/46322 Esas ve 2024/11234 iddianame nolu iddianamesiyle, Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesine dava açıldığı ve bu dosyanın getirtilip incelenmediği anlaşılmıştır.İhtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini güvence altına almak için mahkeme kararı ile, borçlunun mallarına geçici olarak el konulmasıdır.İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için İİK'nın 257. maddesindeki şartların oluşması gerekir. İİK'nın 257/1.maddesine göre, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı ihtiyati haciz talebinde bulunabilir. İİK'nın 258/1. maddesinin 2. cümlesine göre, "İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacaklı, alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek delilleri göstermeye mecburdur." Bu madde uyarınca İhtiyati haciz talep eden, İİK'nın 257/1. maddesi kapsamında bir para borcunun alacaklısı olduğunu, borcun rehinle temin edilmediğini ve borcun vadesinin gelmiş olduğunu yaklaşık olarak mahkemeye kanaat getirecek şekilde ispat etmek durumundadır. Somut olaya döndüğümüzde; Davacının davalıdan satın aldığı dava konusu aracın hukuki ayıplı olduğu, bu ayıp nedeniyle T.B.K'nun 219 ve 227. maddelerindeki düzenlemeler uyarınca sözleşmeden dönme ve satış bedelinin tahsili şartlarının oluşup oluşmadığı ve miktarı açılan eldeki davada iddia ve savunma doğrultusunda yargılama içinde toplanıp incelenecek deliller ışığında yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenecek bilirkişi raporuna göre yargılama sırasında ortaya çıkacaktır. Talep eden davacı tarafından dosyaya ibraz edilen belgeler ve dosya kapsamındaki delillere göre HMK'nın 390/3 maddesine göre yaklaşık olarak ispata yeterli değildir. Karşı tarafın, mallarını kaçırmaya, gizlemeye veya kendisinin kaçmaya çalıştığını gösterir delil de sunulmamıştır. Bu hali ile, ara karar tarihi itibariyle İİK 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediği, değişen durum ve şartlara göre de her zaman yeniden talepte bulunulabilecek olup buna göre, ilk derece mahkemesince ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin verilen karar, usul ve yasaya uygun olduğundan talep eden davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1- Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, 7-Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 27/11/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.