11. Hukuk Dairesi 2011/7183 E. , 2012/13029 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 23/03/2011 tarih ve 2009/709-2011/222 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı-karşı davacı, diğer davalılar vekili ile katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 11/09/2012 günü hazır bulunan davacı karşı davalı vekili Av. ... ile davalı-karşı davacılar vekili Av. ... ....…
**11. Hukuk Dairesi 2011/7183 E. , 2012/13029 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 23/03/2011 tarih ve 2009/709-2011/222 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı-karşı davacı, diğer davalılar vekili ile katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 11/09/2012 günü hazır bulunan davacı karşı davalı vekili Av. ... ile davalı-karşı davacılar vekili Av. ... ....ve Av...... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalıların da ortağı bulunduğu Samsung ve Vodafone’un distribütörlüğünü yapan anonim şirketin ortağı olduğunu, bu şirketteki %40 hissesini 10.000.000 Euro karşılığında davalılardan ...’na devri konusunda anlaştıklarını, 01.05.2007 tarihli yazılı sözleşmeyi imzaladıklarını, her ne kadar diğer davalılar bu sözleşmede taraf değilseler de gerçekte hisselerin üç davalıya devrinin yapıldığını, davalılar Bülent Bahadır ve ...’in aynı zamanda Avea’nın distribütörü olan firmanın ana ortaklarından olduğu için sözleşmede imzalarının bulunmadığını, ayrıca tüm davalıların birlikte iş yaptıklarını, durumun savcılık soruşturmasıyla sabit olduğunu, devrin ticaret sicil gazetesinde yayınlandığını, hisse devir bedelinin bir kısmının davalıların ortak olduğu şirketlerin alacaklarına mahsup edildiğini, ancak mahsup edilen miktardan fazlasını müvekkilinin sahibi olduğu şirketten şahsen veya ortağı oldukları şirketlere transfer ettiklerini, ayrıca bu kısımla ilgili tazminat davasının açılacağını ileri sürerek ve ıslah isteminde bulunarak, 7.260.000 Euronun devir tarihinden itibaren temerrüt faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar M. Bülent Bahadır ile İ. Önder Ciner vekili, müvekkillerinin davacıyla sözleşmesel bir ilişkilerinin olmadığını, bu davada ortağı olduğu şirketin zararını tahsil edemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili, müvekkilinin hisse devir bedelini tamamen ödediğini, aksine davacının hileli yollarla hisseleri müvekkilinden üzerine aldığını, öncesinde hisselerinin tamamı müvekkiline ait olan Simge A.Ş’yi kurduğunu, bu şirketin hisseleri devre konu şirketten olan alacağını hisse devir bedeline mahsuben sildiğini, her ne kadar kayıtlara eksik geçmiş ise de davacıya elden ödemeler de yapıldığını, devir bedelinin ödendiğinin davacı tarafından da ikrar edildiğini, iddiaların yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiş, karşı davasında da; davacının hileli şekilde Ekim 2007 tarihinde bedelini ödediği şirket hisselerine el koyduğunu, bedelini ödemediğini belirterek 10.000.00 Euronun tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, iddialar, savunmalar, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davaların anonim şirket hisse devir bedeline ilişkin olduğu, işbu davaların gerçek kişilerle ilgili bulunduğu, iddialarını kesin delillerle kanıtlamaları gerektiği, asıl davada davalı devir alan ödemeyi davacıya kısmen nakden kısmen de davacının ortağı bulunduğu şirket ile hisseleri devre konu şirkete dolaylı şekilde yapıldığını savunduğu, doğrudan devir bedelinin ödendiğine dair kanıt sunulmadığı, hisse devir sözleşmesinde devir bedelinin şirkete sermaye artırım bedeli olarak konulacağı belirtilmiş ise de doğrudan devir alan davalı tarafından bunun yapılacağının kararlaştırılmadığı, buna dair yazılı belge ibraz edilmediği, soyut ödeme savunmasına itibar edilmediği, sözleşmenin 2. maddesi kapsamında kalan ve davacı-karşı davalı tarafından kabul edilen 2.740.795 Euronun mahsubuyla bakiyesinin ödenmediğinin kabul edildiği, dosyaya ibraz edilen belgeler, davalıların aynı vekille temsil edilmeleri, davalı-karşı davacı tarafından ileri sürülen iddiaların diğer davalılarca da ileri sürülmesi, kendileri yönünden tedbir kararı verilmemesine ve davalı-karşı davacıya tebligat yapılmamasına rağmen bu davalıların ısrarla tedbirin kaldırılmasını istemeleri, Üsküdar 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/473 esas sayılı davasındaki savcılık mütalaası birlikte değerlendirildiğinde davalıların birlikte hareket ettikleri, resmiyette hissenin M.Serdar Çengeloğlu tarafından devir alınmasına rağmen birlikte devir aldıkları, bedelden birlikte sorumlu olacakları, hisselerin usulüne uygun şekilde davalı-karşı davacıya intikal ettiği, tekrar davacı-karşı davalıya intikal ettiğine dair kanıt sunulmadığı, karşı davanın ispat edilemediği, hisse devir sözleşmesinde vade belirtilmediği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, 100.000 Euronun dava, 7.159.205 Euronun ise ıslah tarihinden itibaren faiziyle davalılardan tahsiline, karşı davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davalı-karşı davacı, diğer davalılar vekili ile katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir. 1-Davacı-karşı davalı vekiline davalı-karşı davacı ile diğer davalılar vekilinin temyiz dilekçesi 18.04.2011 günü tebliğ edilmiş ve hüküm HUMK.nun 433 ncü maddesinde yazılı süre geçirildikten sonra 05.05.2011 tarihinde katılma suretiyle temyiz edilmiştir. Aynı Yasa’nın 432/4 ncü maddesine göre, süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi 01.06.1990 gün 3-4 sayılı İBK uyarınca Yargıtay da bu konuda bir karar verebileceğinden, davacı-karşı davalı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine karar verilmiştir. 2-Mahkeme kararı, davalı-karşı davacı ... vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir. Ancak, anılan davalı-karşı davacı asil 14.06.2012 tarihli dilekçesiyle temyiz isteminden feragat etmiştir. 6100 sayılı HMK’nın 307 inci(Mülga HUMK’nun 91 nci) maddesine göre feragat, iki taraftan birinin talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. O halde, feragat nedeniyle davalı-karşı davacının temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. 3-Davalılar M. Bülent Bahadır ve İ. ... vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Asıl ve karşı dava, anonim şirket hisse devir bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Davacı-karşı davalının dava dışı anonim şirketteki hisselerinin % 40’nın 10.000.000 Euro karşılığında davalı-karşı davacıya devri konusunda 01.05.2007 tarihinde yazılı sözleşme imzalandığı, devrin anonim şirket pay defterine yazıldığı, ayrıca davalı-karşı davacının ortaklık durumunun 14.05.2007 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığı hususları uyuşmazlık konusu değildir. Ayrıca, devre konu anonim şirketin hisselerinin nama yazılı olduğu, pay senedi veya ilmühaber çıkarılmadığı, davalı-karşı davacının, diğer davalıların temsilcisi olarak hareket etmediği, sözleşmeyi kendi adına imzaladığı yönleri de dosya kapsamıyla sabittir. Davaya uygulanacak mülga 6762 sayılı TTK’nun 416. maddesi uyarınca, nama yazılı hisse senetleri, esas sözleşmede aksine hüküm olmadıkça devrolunabilir. Devir, ciro edilmiş senedin devralana teslimi ile olur. Şu kadar ki; devir, şirkete karşı ancak pay defterine kayıtla hüküm ifade eder. Hisse senedine veya ilmühabere bağlanmamış nama yazılı payların devri ise, alacağın temliki hükümlerine tabi olup, yazılı şekilde yapılması geçerlilik koşuludur. Anonim şirket hisse devir sözleşmeleri, menkul satımı niteliğindedir. Akdin nispiliği ilkesi gereği ancak tarafları hakkında hüküm ve sonuç doğurur. Somut uyuşmazlıkta anonim şirket hisse devir sözleşmesinin geçerli şekilde yapıldığı hususu çekişmesizdir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, anonim şirket hisse devir sözleşmesine diğer davalıların da taraf olup olmadıkları ile devir bedelinin ödenip ödenmediği noktalarında toplanmaktadır. Mahkemece, yazılı gerekçelerle davalı-karşı davacı dışındaki diğer davalıların da 01.05.2007 tarihli devir sözleşmesinin tarafı olduğu kabul edilerek hüküm kurulmuştur. Ancak, hisse devir sözleşmesi, geçerli şekilde davacı-karşı davalı ile davalı-karşı davacı arasında imzalanmış olup, diğer davalılar bu sözleşmede taraf değildirler. Davalı-karşı davacı, pay defteri ve diğer kayıtlarda halen dava dışı şirketin % 40 pay sahibi olarak görünmektedir. Davacı-karşı davalı, bu sözleşmede kararlaştırılan devir bedelini akdin nispiliği gereği ancak kendi akidi davalı-karşı davacıdan talep edebilir. Davalı-karşı davacının daha sonra bu paylarını diğer davalılara devir etmiş olma ihtimalinde bile, bu durum onları davacı-karşı davalının akidi haline getirmez. Diğer davalıların davalı-karşı davacı hakkında işbu davada verilen tedbir kararına itiraz etmiş olmaları, aynı vekile temsil edilmiş bulunmaları, benzer yönde savunma yapmaları ve devirden sonraki aşamada davalılar arasındaki ilişkilerin varlığı, onların devir sözleşmesinin tarafı olduğu sonucunu doğurmaz. Öte yandan, davalı-karşı davacı ile diğer davalılar hakkındaki ceza dosyasında davalıların sözleşmenin tarafı olduklarına yönelik bir kabulleri olmadığı gibi bu dosyanın kesinleşmesi beklenilmeden sunulan savcılık görüşüne itibar edilmesi de doğru değildir. Bu durum karşısında, açıklanan hususlar çerçevesinde bir değerlendirme yapılarak anılan davalıların hukuki durumlarının tayin ve takdir edilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle haklarında hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı-karşı davalı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı-karşı davacının temyiz isteminin feragat nedeniyle reddine, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalılar M. Bülent Bahadır ve İ. ... yararına BOZULMASINA, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacı karşı davalıdan alınarak davalılar ... ve ...'e verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 2,75 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı ... ve ...'e iadesine, alınmadığı anlaşılan 21,15 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı-karşı davacı ...'ndan alınmasına,11/09/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.