T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1597 Esas KARAR NO: 2026/530 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2021/335 Esas- 2023/324 Karar TARİH: 23/05/2023 DAVA: İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan Semenin Tenzili) KARAR TARİHİ: 12/03/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karş…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1597 Esas KARAR NO: 2026/530 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2021/335 Esas- 2023/324 Karar TARİH: 23/05/2023 DAVA: İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan Semenin Tenzili) KARAR TARİHİ: 12/03/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında şubat 2020 ve mart 2020 tarihlerinde ....satın alımı üzerinde anlaşma sağlandığını, işbu sözleşme kapsamındaki ürünler davalı şirket tarafından müvekkil şirket'e teslim edildiğini, müvekkilinin ... hastanesi olarak ilan edildiğini, covid-19 salgını 11.03.2020 tarihi itibari ile ülkemizde de görülmeye başlanmış olup, vaka sayıları hızla artmış e buna bağlı olarak sağlık bakanlığı ve diğer ilgili bakanlıklar tarafından salgının önlenmesi amacıyla çeşitli tedbirlere başvurulduğunu, pandemi hastanesi olarak hizmet verilecek dönemde, başvuran hasta sayıları ve hastalığın bulaşma oranı da dikkate alındığından çok yoğun tıbbi malzeme tedariği gerektiğini, bu nedenle davalıdan 27/02/2020 tarih ve ... numaralı fatura ile birim fiyatı 20,00 tl’den 10.000 adet, 13/03/2020 tarih ve ... numaralı fatura ile birim fiyatı 22,00 tl’den 2.000 adet, 14/03/2020 tarih ve ... numaralı fatura ile birim fiyatı 22,00 tl’den 6.000 adet, 17/03/2020 tarih ve ... numaralı fatura ile birim fiyatı 22,00 tl’den 2.000 adet, 17/03/2020 tarih ve ...numaralı fatura ile birim fiyatı 22,00 tl’den 7.000 adet, 20/03/2020 tarih ve ...numaralı fatura ile birim fiyatı 22,00 tl’den 3.000 adet tek kullanımlık .....satın alındığını, tamamen acil ihtiyaçtan dolayı, toplam 691.000 TL bedeli 26/02/2020, 10/03/2020, 16/03/2020 ve 20/03/2020 tarihinde nakit olarak acil ihtiyaçları karşılamak adına ve tedarikçinin bu yöndeki talebi neticesinde banka havale yoluyla ödendiğini, ancak devam eden süreçte, Sağlık Bakanlığı sağlık hizmetleri genel müdürlüğü tarafından yapılan duyuruya istinaden gerekli olacak malzemelerin ... (uluslararası sağlık hizmetleri a.ş.) tarafından tedarik edileceği bildirilmiş ve solunum maskeleri için satış fiyatı 9,50 TL olarak belirlendiğini, sağlık bakanlığı tarafından belirlenen fiyatlar ile davalı'ya zorunluluktan ötürü ödenmek zorunda kalınan fiyatlar arasında çok büyük bir fark olduğunu 30.000 adetlik solunum maskesi için ... tarafından belirlenen fiyat ile alım birim fiyatlarımız arasında oluşan fiyat farkına ilişkin düzenlenen faturalar davalı tarafa tebliğ edilmişse de; davalı tarafından bugüne kadar herhangi bir ödeme yapılmadığını, mevcut olayda aşırı yararlanma/gabin mevcut olduğunu, müvekkilin tacir olması ve de basiretli olmasının beklenilmesi işbu dava kapsamında söz konusu olamayacağını, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını, tüm bu nedenlerle açılan davanın kabulüne, davalı şirket'in malvarlıkları (banka hesapları, araç, gayrimenkul vesair) üzerine tedbir konulmasına, müvekkilinin, davalı şirkete zorunluluktan ötürü ödemek zorunda kaldığı, 383.400-tl'lik fazladan yapılan ödemenin davalı şirket'ten ödeme tarihi itibariyle işletilecek olan ticari faiziyle birlikte tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirket ile müvekkkili şirket 28.02.2020-20.03.2020 tarih aralığında .... alım satımı yaptıklarını, ürünlerin teslimatı 20.03.2020 tarihinde bitmiş olup davacı ile davalı müvekkil arasındaki alım satım sözleşmesi sona erdiğini, davacı şirket ticari ilişkinin bitiminden sonra .... Noterliğinin 30.03.2020 tarih ... yevmiye numaralı ihtarı ile birlikte iade faturasını müvekkilinin ticaret merkezi eski adresine gönderildiğinden taraflarına tebliğ edilmediğini, davacının 07/07/2020 tarihinde yaklaşık 4 ay kadar sonra müvekkil firmaya 26.03.2020 tarih ve .... numaralı 383.400,00 TL bedelli İade Faturasını mail yolu ile gönderdiğini, müvekkilin bu iade faturasından 07.07.2020 tarihinde haberdar olduğunu, davacı şirketin müvekkili firmaya kesmiş olduğu bu iade faturasına ..... Noterliğinin 13/07/2020 tarih ve .......yevmiye numaralı ihtarı ile itiraz ettiğini, davacının iddialarının asılsız olduğunu, müvekkil firma, davacı firmaya zorla bir mal satımı yapmadığını, tüm talepler davacıdan gelmiş olup, müvekkilin vermiş olduğu fiyat teklifleri cazip gelmiş olsa gerek ki .... alımını müvekkil şirketten gerçekleştirildiğini, yine davacı taraf pandemi hastanesi olarak ilan edildikten sonra da alımlarını ...'dan değil ısrarla müvekkil firmadan maske talebinde bulunduğunu o tarihte müvekkil firma ... ile imzalanan sözleşme gereği teslim etmesi gereken maskeleri yetiştirmeye çalışırken, davacı taraf 24.03.2020 tarihinde müvekkil firmaya mail göndermiş, alım yapma taleplerini ...'a bildirdiklerini, ''Sağlık Bakanlığının aldığı tedbirlere de riayet ederek .....den günlük üretiminin 2000 adet kısmı için'' izin talebinde bulunduğunu bildirdiğini, davacının ... tarafından 9.50 TL den şimdiye kadar maske alıp almadığını, aldı ise ne kadar ve hangi birim fiyatttan aldığını açıklamamış ve buna ilişkin bir fatura vs. Belge de sunmadığını, davacı firma 9,5 TL birim fiyattan sadece o dönemde kamu teşebbüsü olan ...'a satış yaptığını, müvekkilin hiç bir özel firmaya 9.50 TL'den satış işlemi yapmadığını, öncesinde ve sonrasında diğer ticari firmalara yine davacıya satış yaptığı birim fiyattan satım gerçekleştirdiğini, müvekkili firmadan alınan mallar ile ilgili olarak aynı nitelikte farklı marka ve model malzemelerin tedariki serbest piyasadan temini mümkün olup müvekkil firma tekel olmadığını, davacı firmaya satılan maske türü ile ...'a satılan maske türleri ve özellikleri de farklı olduğunu, tüm bu nedenlerle açılan davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini beyan etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 23/05/2023 tarih ve 2021/335 Esas- 2023/324 Karar sayılı kararında; "....6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 28. (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 21.) maddesinde aşırı yararlanma (gabin) düzenlenmiş olup, maddenin 1. fıkrasında "bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa, bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiği takdirde, zarar gören, durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir" denilmek suretiyle, gabinin unsurları ile sonuçları hüküm altına alınmış; maddenin 2. fıkrasında ise, "zarar gören bu hakkını, düşüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiği; zor durumda kalmada ise, bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanabilir" denilmek suretiyle, gabin iddiasında bulunan tarafın, bu hukuksal nedene dayanan hakkını kullanabileceği hak düşürücü süreler hüküm altına alınmıştır.Gabinin varlığından söz edebilmek için, objektif ve subjektif unsurlarının somut olayda bulunması gerekmektedir. Gabinin subjektif unsuru, gabine uğradığını iddia eden tarafın zor durumda olmasından, düşüncesiz liğinden ya da deneyimsizliğinden diğer tarafın yararlanmış olmasıdır. Objektif unsuru ise taraf edimleri arasında aşırı bir oransızlık bulunmasıdır.Somut uyuşmazlıkta davacı taraf davalının kendisine sattığı maske fiyatları ile Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenen maske fiyatları arasında büyük oranda farklı olduğu, zorunluluk hali sebebiyle maske bedellerinin ödendiğini, aşırı yararlanma sebebiyle nispetsizliğin giderilmesini talep ettiği, davalı tarafın da davacıya zorla mal satılmadığı, tekel olarak maske satmadıklarını, zor durumdan yararlanma halinin olmadığını, ... tarafından tedariği yapılan maskeler ile davacıya satılan maskelerin farklı kalite ve özellikte olduğunu beyanla davanın reddini istediği görülmüştür.Teknik yönden maskeler üzerinde yapılan inceleme de davalının davacıya sattığı maskeler ile dava dışı ...'a sattığı maskelerin birbirinden farklı ürünler olduğu, Davalı ....... Ltd. Şirketinin, Davacı ..... Anonim Şirketi 22,00-TL+KDV birim fiyatla satmış olduğu “...... + ....” solunum maskesinin, Davalı şirketin Dava dışı ... şirketine 9,50 TL+KDV birim fiyatla satmış olduğu “. . . . + .: ... ..” adlı üründen hem Toplam İçe Doğru Sızdırma (TIL) ve Filtre Geçirgenlik Verimliliği açısından % olarak daha hassas olması hem de Ventilli olması nedeniyle kalite açısından farklı ürün olmaları nedeniyle aralarındaki fiyat farkının, davacı dışındaki müşterilerine 23,00 – 25,00-TL arasında satmış olduğu da göz önüne alındığında o dönem için Davacıya satış fiyatının normal olduğu tespit edilmiştir. Yukarıdaki açıklamalar dikkate alındığında gabin hükümlerinin uygulanması için objektif ve subjektif şartların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. Somut olayda maske fiyatlarının o dönemki koşullarda piyasa şartlarına uygun olduğu, diğer müşterilerine göre davacıya daha uygun fiyata make satışı yapıldığı, ...'a satılan maske ile davacıya satışı yapılan maskelerin kalitesinin farklı olduğu bu durumun da fiyat farkını doğurduğu teknik bilirkişi raporu ile tespit edildiğinden, edimler arasında aşırı bir oransızlık bulunmadığından gabinin subjektif şartları gerçekleşmemiştir. Ayrıca davalının davacının zor durumunda olmasından yararlandığı, istismar kastının bulunduğu hususu ispat edilemediğinden gabinin objektif şartı da gerçekleşmemiştir. Hal böyle olunca davacının gabin hükümlerine dayanarak davalıdan talepte bulunamayacağından davanın reddi yolunda aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir...."gerekçesi ile, ''1-Davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme kararında anayasanın ve kanunun aradığı anlamda gerekçe oluşturulmadığını, HMK'nın 297. maddesi ile hükmün kapsamı belirtilmiş olduğunu, bu madde hükmüne uygun olarak deliller tartışılmadığını; gerekçeli kararda, toplanan delillerin ne olduğunun belirtilmediğini; delillerin tartışılmasının yapılmadığını; buna göre de hangi delile neden üstünlük verildiği gibi hususların da müphem kaldığını, Yerel mahkeme kararının eksik inceleme neticesinde verildiğini, yerel mahkeme tarafından bilirkişi incelemesi yapılması yönündeki talebinin değerlendirilmediğini, yine davanın temelini oluşturan vakıalar ve onunla ilişkisi bulunan hususlar hakkında isticvap kararı verilebileceğini, hiçbir delil toplanmadan doğrudan hüküm verildiğini, tanık delilinin değerlendirilmediğini, yerel mahkeme tarafından bu yöndeki taleplerinin hiç bir şekilde değerlendirilmediğini, delil listesinde "yemin" delili belirtilmiş olmasına rağmen, yerel mahkeme tarafından yemin hakkının olduğu hususunun göz ardı edildiğini, ilk alınan bilirkişi raporu ile hukuki kanaatin bildirildiğini, bu kapsamda itiraz edildiğini, devamla da; bilirkişi raporu ile hukuki ihtilafın aydınlatıcı bir şekilde rapor tanzim edilmediğini, müvekkile satılan ürün türü ile ...'a satılan maskelerin aynı olmadığının rapora net bir şekilde tespit edildiğini, davalı tarafın 2020 yılına ait defterlerinin incelenmemiş olmasının, eksiklik olduğunu, taraflar arasındaki ihtilaf döneminin 2020 yılına dayandığını, bu nedenle de, bilirkişiler bu kapsamda davalının ilgili dönemi de kapsayan ticari defterlerini incelememesinin usuli bir eksikliktir olduğunu, "Davalı şirketin 2020 yılı ticari defterleri üzerinde fiziki inceleme yapılamamış olup, sunulan cari hesap ekstresinden ise Dava dışı ... şirketi ile ticari ilişkisinin 20.03.2020 tarihinde başladığı, bu cari hesap ilişkisi kapsamında alınan örnekleme faturalarda Dava dışı şirkete faturada “... ...” açıklamalı ürünü 9,50 TL+ KDV birim fiyatla faturalandırdığı görülmüştür." mahkemece, verilen görev kapsamında bilirkişilerin ilgili dönem defterlerini incelemeden görüş bildirmesinin kabul edilemeyeceğini, ek rapor ile de; kök rapora yapılan tespitlerde bir değişiklik olmadığının kanaatini belirtildiğini, bilirkişi tarafından; "Tabloda detaylandırılan fatura açıklamalarından görüleceği üzere Davalı.... şirketinin Davacıya fatura ettiği ...açıklamalı ürünle birebir eşleşme yapılamamış, ancak faturalandırılan ürünün detayları Sektörel yönden uzmanlık alanım dışındadır. (Medikal malzeme olması nedeni ile)" demek suretiyle uzmanlığı dışındaki hususa ilişkin olarak bir değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığını, işbu nedenle de, konusunda uzman bilirkişiye dosyanın tevdi edilmesi gerektiğini, yerel mahkemece, delillerin toplanmadığını, toplanmadığı gibi değerlendirilmediğini, delillerinin hiçbiri hakkında da karar verilmediğini, Covid-19 salgını sebebiyle aciliyetten ve zaruretten dolayı davalıdan maske alındığını, davalının bu zaruret halini bildiğini ve söz konusu ürünleri fahiş fiyat üzerinden davacıya sattığını, davalı tarafından satılan ürünlerin birim fiyatı ile ... (.... A.Ş.) tarafından tedarik edilen ürünlerin birim fiyatı arasında fahiş fark olduğunu, sözleşmeye konu solunum maskelerin birim fiyatları ile Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan birim fiyatlar arasında açık bir oransızlığın söz konusu olduğunu, davacının zor durumundan faydalanıldığını ve TBK 28 maddesinde düzenlenen aşırı yararlanma şartlarının somut uyuşmazlıkta oluştuğunu, yerel mahkeme tarafından, maskenin piyasa rayiç değerine ilişkin herhangi bir araştırma yapılmaksızın, piyasa rayiç değerleri arasında kaldığı kabulü ile davasını reddetmesinin usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, Mahkemece itirazlarının dikkate alınmaksızın hüküm kurulmasının hukuki dinlenilme hakkının ihlali niteliğinde olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, taraflar arasındaki satış sözleşmeleri uyarınca teslim edilen maskelere karşılık davalıya ödenen bedellerin, aşırı yararlanma nedeniyle kısmen iadesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.TBK'nın 28. maddesi uyarınca bir sözleşmede aşırı yararlanma (gabin) dan bahsedilebilmesi için, karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık bulunması, bu oransızlığın, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirilmesi gerekir. Bu durumda sözleşmenin zarar gören tarafı, durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir. Somut uyuşmazlıkta; taraflar arasında birim fiyatı 20,00 TL'den 10.000 adet, 22.00 TL'den 20.000 adet ffp3 solunum maskesi satışına ilişkin sözleşme yapıldığı ve davalı tarafından fatura konusu ürünlerin davacıya teslim edildiği, davacı tarafından faturaların kabul edilerek ihtirazi kayıt ileri sürülmeksizin bedellerinin ödendiği, ... (.... A.Ş.) tarafından söz konusu maskeler için satış fiyatının 9,50 TL+KDV olarak açıklanması üzerine davacının aşırı yararlanma iddiasında bulunarak bu fiyata göre fiyat farkı faturası düzenlediği ve davalıdan talepte bulunduğu, dava konusu maskelerin satın alınması için davacı tarafından davalıya teklifte bulunulduğu ve maskelerin farklı tarihlerde satın alındığı, serbest piyasa ekonomisi gereği davacının basit bir araştırma ile davalıdan daha uygun fiyata satış yapan şirketlerden maske satın alma serbestisine sahipken davalıdan maske satın aldığı, nitekim bilirkişi ek raporunda tespit edildiği üzere davacının davalıdan maske satın almadan önce farklı bir firmadan daha düşük bedelle maske satın aldığı, buna rağmen davalıyı tercih ederek dava konusu maskeleri satın aldığı, yine davalıdan maske aldıktan sonra da farklı firmalardan daha düşük bedelle maske satın aldığı, bilirkişi raporunda davacıya satılan maske ile dava dışı ...'a satılan maskelerin farklı maskeler olduğunun ve davacıya satılan maskelerin hem toptan içe doğru sızdırma ve filtre geçirgenlik verimliliği açısından % olarak daha hassas hem de ventilli olması sebebiyle kalite açısından farklı olduğu, bu sebeple fiyat farkının normal olduğunun ve aşırı oransızlığın bulunmadığının tespit edildiği, yine davalı tarafından dava dışı müşterilerine daha fazla bedelle söz konusu maskelerin satıldığı, bunun yanında maske alım tarihlerinde ülkemizde henüz covid-19 vakıalarının yoğun bir şekilde görülmediği, başlangıç aşamasında olduğu ve maskelerin büyük çoğunluğunun hastanelerin pandemi hastanesi ilan edilmeden önce satın alındığı, bu sebeple ve farklı firmalardan maske tedarik ettiği dikkate alındığında davacının zor durumda kaldığının ve muhakeme yetisini kaybettiğinin söylenemeyeceği, basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü bulunan davacı daha uygun fiyatlar ile maske satan şirketler olduğunun bilincinde olmasına rağmen kendi özgür iradesi ile davalıyı tercih ettikten sonra aşırı yararlanma iddiasında bulunarak ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin ödediği bedelleri talep etmesinin yasal olarak mümkün olmadığı, bunun yanında davalının satış fiyatları ile ...'ın satış fiyatı arasında serbest piyasa koşulları içerisinde olağanüstü bir fark bulunmadığı ve aşırı yararlanma koşullarının oluşmadığı, Mahkemece tarafların delillerinin toplandığı, bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, rapora itiraz edilmesi üzerine ek rapor alındığı, isticvap, tanık beyanı veya yemin delili ile ispat edilebilecek bir vakıanın söz konusu olmadığı, Mahkemece verilen red kararının gerekçesinin açıklandığı, davacının itirazlarının Mahkemece değerlendirildiği ve adil yargılanma hakkının ihlal edilmediği, yapılan yargılama ve verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmış olup, davacı vekilinin aksi yöndeki tüm istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 12/03/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.