T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/216 - 2026/442 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/216 KARAR NO : 2026/442 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 05/10/2023 NUMARASI : 2023/106 E. - 2023/287 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/216 - 2026/442 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/216 KARAR NO : 2026/442 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 05/10/2023 NUMARASI : 2023/106 E. - 2023/287 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 05/10/2023 tarih ve 2023/106 Esas - 2023/287 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar ... ile ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili şirketin 2004/28576, 2013/38522, 2013/39558, 2014/83237, 2015/24514, 2015/24515, 2015/69992, 2016/64991, 2016/65119, 2017/37444, 2019/43138 sayılı "...", "...", "...", "...", "... ...", "...", "..." ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı gerçek kişinin bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "... ...+şekil" ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere diğer davalı Kuruma başvurduğunu, 2021/089385 kod numarasını alan başvuruya müvekkilince yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, alınan kararın hatalı olduğunu, söz konusu kararda taraf markalarının kapsamına giren hizmetlerin benzerliğine ilişkin hiçbir değerlendirme yapılmadığını, ayrıca müvekkili markalarının tanınmışlığı nedeniyle daha geniş bir korumadan yararlanması gerektiği hususunun da göz ardı edildiğini, halbuki dava konusu edilen markanın müvekkili markalarına görsel, işitsel ve kavramsal açılardan yakın derecede benzediğini, dava konusu edilen markada geçen "..." ibaresinin neredeyse gözle görülemeyecek derecede küçük puntolarla yazıldığını, ayrıca bu ibarenin Antalya’nın bir ilçesinin adı olması nedeniyle markasal hüviyette ayırt ediciliğinin bulunmadığını, dolayısıyla söz konusu markanın esas ve baskın unsurunun tek başına "..." kelime öbeği olduğunu, bu kelime öbeğinin müvekkili markalarında olduğu gibi beyaz bir zemin üzerine aynı turuncu renkli ve kalın harflerle yazıldığını, işarette geçen alışveriş arabası görselinin de müvekkilinin ana faaliyet alanını işaret ettiğini, müvekkili tanıtımlarında da alışveriş sepeti figürünü sıklıkla kullandığını, "..." ve "..." ibarelerinin de sadece başlangıç kısımlarının farklı olduğunu, aralarındaki harf ve dizin ortaklığı nedeniyle her iki markanın okunuşlarının da ayniyete yakın benzer bulunduğunu, bu özellikleri haiz dava konusu markanın, doğrudan müvekkilinin tanınmış "..." markasına benzetilme amacıyla oluşturulduğunu, davalının markasının tescil edilmek istendiği 35. sınıftaki hizmetler yönünden müvekkili markalarının tescilli olduğunu, dolayısıyla somut uyuşmazlıkta emtia benzerliği şartının da gerçekleştiğini, başvurunun tescil edilmesi durumunda davalı şahsın, müvekkili markalarının tanınmışlığından haksız bir fayda elde edeceğini ve bu markaların itibarına zarar vereceğini, davalı şahsın böyle bir markayı tercih etmesinin, davalının kötü niyetini gösterdiğini ileri sürerek, YİDK'in 2022-M-18460 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili, karşılaştırılan markalar arasındaki iltibas ihtimali değerlendirilirken, mal/hizmetlerin hitap ettiği ortalama tüketici kitlesinin dikkat ve özeninin esas alınması gerektiğini, taraf markalarının tescili kapsamına giren 35. sınıftaki hizmetlerin yüksek dikkat düzeyine sahip kişilere hitap ettiğini, ayrıca içerdikleri farklı unsurlar, yarattıkları bütünsel algı ve kapsamlarında yer alan çekişme konusu hizmetlerin niteliği birlikte göz önüne alındığında, taraf markaları arasında iltibas ihtimalinin bulunmadığını, müvekkili başvurusunda "..." ve "..." ibarelerinin ayrı iki kelime olarak yazıldığını ve aralarına logo eklenmek suretiyle kelimelerin ayrı kelimeler olduğunun vurgulandığını, "..." ibaresinin yerleşik anlamı nedeniyle, tüketici kitlesinin bu ibareyi ayrı bir kelime olarak okuyup algılayacağını ve davacı markasındaki "..." ibaresinin ikinci hecesiyle bir ilişki kurmayacağını, ayrıca okumanın soldan sağa doğru yapıldığı gerçeği göz önüne alındığında, markadaki "..." ibaresinin esas unsur konumunda bulunduğunu, müvekkili markasında turuncu rengi tercih edilmesinin sebebinin, Antalya'nın narenciyesinin ilgili tüketici kitlesi tarafından bilinmesi olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalı başvuru markası kapsamında yer alan tüm hizmetlerin, davacının muhtelif markaları kapsamında yer alan mal ve hizmetlerle benzer olduğu, taraf markalarını oluşturan "..." kelimesi ve "... ..." kelime öbeğinde, sadece baş harflerin farklı bulunduğu, her ne kadar "..." ibaresindeki "G" ve "S" harfleri dava konusu edilen kelime öbeğinde ikişer defa kullanılmışsa da bu kullanımın ardışık yapılması nedeniyle harf dizinlerinde fark edilebilir bir değişiklik yaratmadığı ve ibarelerin aynı şekilde okunduğu, bu ibarelerin markasal hüviyette ayırt edicilikleri incelendiğinde, "..." ibaresinin Türkçe’de ve yaygın olarak bilinen dillerde yerleşik herhangi bir anlamının olmadığı, "... ..." tamlamasında geçen kelimelerin ise İngilizce’de "büyük" anlamını haiz bulunduğu, ancak bir arada kullanılmalarının, tamlamanın bütünsel olarak orijinal hale gelmesini, dolayısıyla da markasal hüviyette ayırt ediciliği haiz olmasını sağladığı, davacı tarafından orijinal olarak türetilmiş/markasal hüviyette ayırt ediciliği yüksek "..." ibareli markalarla seri marka yaratıldığı ve bunun sonucunda da davalı markası ile benzerliğin meydana geldiği, davalı markasının, davacının markalarının serisi olarak algılanabileceği ve alt marka algısı yaratmaya uygun nitelikte olduğu, davacı markalarının tanınmışlığı nedeniyle de davalı markasının, kapsamına giren perakendecilik hizmetleri yönünden tescil engeli bulunduğu, davalı şahsın kötü niyetli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, YİDK'in 2022-M-18460 sayılı kararının iptaline, 2021/089385 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ... vekili, "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, herkesin kullanımına açık bu ibareden ziyade markada yer alan diğer unsurlar üzerinden karıştırılma ihtimalinin değerlendirmesi gerektiğini, oysa mahkemece "... ..." ibaresinin, tek bir kelime gibi ele alındığını, anlamsal farklılığın göz ardı edildiğini, "..." ibaresinin anlamı nedeniyle tüketicinin, bu ibareyi ayrı bir kelime olarak okuyup algılayacağını ve davacı markasındaki "..." ibaresinin ikinci hecesiyle bir ilişki kurmayacağını, markaların görsel, işitsel ve anlamsal düzeyde tamamen farklı olduğunu, somut olayda SMK'nın 6/5 maddesi şartlarının oluştuğu sonucuna varılmasının da hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, mahkeme kararının, bilirkişi raporunun kopyalanmasıyla verilmiş, gerekçesiz bir karar olduğunu, davacı markalarının tanınmışlığının, dosya kapsamında ispatlanamadığı belirtilmesine rağmen, bu hususun mahkemece resen göz önüne alınarak karar verilmesinin de hukuka aykırılık teşkil ettiğini, psikolojik araştırmalara göre insan zihninin görsel imgeleri daha çok akılda tuttuğunu, kelimeleri unutsa da fotoğraf/imgeleri hatırladığı açıkken müvekkili markasında yer alan alışveriş arabası figürünün hiç değerlendirilmemesinin yerinde bulunmadığını, taraf markalarının tescili kapsamına giren 35. sınıftaki hizmetlerin, yüksek dikkat düzeyine sahip kişilere hitap ettiğini, ayrıca içerdikleri farklı unsurlar, yarattıkları bütünsel algı ve kapsamlarında yer alan çekişme konusu hizmetlerin niteliği birlikte göz önüne alındığında, taraf markaları arasında iltibas ihtimalinin bulunmadığını, renk dışında hiçbir benzerliği olmayan "..." ve "... ..." markalarının birbirine benzediğine dair tespitlerin hatalı olduğunu, davacının "...", "... ...", "..." gibi markalara açtığı davaların reddedildiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE :Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İşlem dosyasının incelenmesinden, davalı ...'ın 17.06.2021 tarihinde 2021/089385 sayılı "... ...+şekil" ibareli marka başvurusu yaptığı, başvuru kapsamında 35. sınıf hizmetlerin yer aldığı, davacı tarafından 2004/28576, 2013/39522, 2013/39558, 2014/83237, 2015/24514, 2015/24515, 2015/69992 , 2016/64991 ,2016/65119, 2017/37444 , 2019/43138 sayılı ve "..." ibareli markalara dayalı olarak SMK'nın 6/1,4,5,9 maddeleri kapsamında başvuruya itiraz edildiği, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından davacı itirazının reddine karar verildiği, davacı Şirketin bu kararın yeniden incelenmesi talebinin ise YİDK'in 28.12.2022 tarih ve 2022-M-18460 sayılı kararıyla reddedildiği, anılan kararın davacı tarafa 29.12.2022 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince dava konusu başvuru ile davacı markaları arasında, başvuru kapsamında yer alan hizmetlerin tamamı bakımından SMK'nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma tehlikesi bulunduğu, ayrıca davacı markalarının tanınmışlığı nedeniyle SMK'nın 6/5 maddei kapsamında da tescil engelinin olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş olup, istinaf incelemesine konu uyuşmazlık, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunup bulunmadığı, SMK'nın 6/5 maddesi kapsamında bir tescil engelinin olup olmadığı hususlarında toplanmaktadır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Öte yandan, markaların ayırt edicilik güçlerinin de iltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde dikkate alınması gerekmektedir. Zira, ayırt edici niteliği zayıf olan markalar yönünden iltibas ihtimali daha düşük olacaktır. Diğer bir deyişle, tescili istenilen mal ve hizmetleri, diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt etme gücü düşük kalan, zayıf marka olarak nitelendirilebilecek markaların koruma alanı daha dar bulunmaktadır. Böyle durumlarda, küçük farklılıklar dahi tescil olunmak istenen markaya ayırt edicilik kazandırabilecektir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, dava konusu başvuru, "... ..." ibaresi ile "..." ve "..." ibareleri arasına konumlandırılmış bir alışveriş arabasından oluşmaktadır. Başvuruda, "..." ibareleri, turuncu renkli standart karakterlerle daha büyük olacak biçimde yazılmış, sol üst kısımda ise daha küçük puntolarla "..." ibaresine yer verilmiştir. Antalya iline bağlı bir ilçenin adı olan "..." ibaresi, hem bu nedenle hem de tertip tarzı ile ayırt edici olmadığı gibi başvuruda yer verilen şekil unsuru da tali unsur konumunda olduğundan, başvurunun asli unsurunu "..." ibaresi oluşturmaktadır. Davacı markalarının asli unsuru ise "..." ibaresidir. Zira, davacının itirazına mesnet markalarında yer alan "TV, ..., turuncu, hemen, aldım bitti, size iyi gelecek, M, ..." gibi ibareler, ya tanımlayıcı ya ayırt edici ya da yine ayırt edici olmayan slogan niteliğinde olduğundan, ayırt ediciliğe katkıları yoktur. Buna göre taraf markalarının asli unsurlarını oluşturan "..." ibaresi ile "..." ibareleri arasında karıştırılmaya yol açacak derecede benzerlik olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Taraf markalarında ortak olarak yer alan "..." ibaresi, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere İngilizce ve Almanca’da "büyük" anlamlarına gelmektedir. Anılan ibare, günümüzde geniş ürün yelpazesini içeren büyük ölçekli market türü adı olarak yaygın kullanıma sahip olduğundan, 35. sınıftaki hizmetler yönünden ayırt ediciliği olmayan ya da son derece düşük bir ibare niteliği taşımaktadır. Her ne kadar tescilli olduğu sürece markanın korunması esas ise de ayırt ediciliği zayıf ya da tanımlayıcı ibareleri içeren markaların koruma kapsamları dar değerlendirilmelidir. Diğer bir deyişle, anılan ibarenin ortak olarak yer aldığı markalarda yapılacak küçük değişikliklerin dahi iltibas tehlikesini ortadan kaldıracağının kabulü gerekmektedir. Bu kapsamda yapılan değerlendirmede, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, taraf markalarında ortak olarak kullanılan "..." ibaresinin zayıf ayırt ediciliği nedeniyle dava konusu başvuruya bir bütün olarak yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, iki ayrı kelime şeklinde oluşturulan dava konusu başvurunun, tüketicilerce bir bütün olarak algılanmayacağı ve bu itibarla davacı markaları ile karıştırılmayacağı, başvuruda turuncu rengin kullanılmasının da, taraf markalarının karıştırılmasına yol açmayacağı, zira renklerin kimsenin tekelinde olmadığı kanaatine varılmış, aksi yöndeki ilk derece mahkemesi yerinde görülmemiştir. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 15/05/2019 tarih, 2018/2261 Esas, 2019/3769 Karar sayılı ilamında "...", 10/06/2019 tarih, 2018/2739 Esas, 2019/4215 Karar sayılı ilamında ise "..." ibaresinin, "..." ibaresi ile karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzer olmadığı kabul edilerek, aynı sonuçlara ulaşılmıştır. Her ne kadar, dava konusu başvurunun kapsamındaki hizmetlerle davacının itirazına mesnet markaların kapsamlarındaki hizmetler arasında aynılık mevcut ise de taraf marka işaretleri arasında benzerlik görülmediğinden, bu durumun sonuca etkisi olmamıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 tarih ve 2014/11-696 E.- 2016/778K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesi de yaptırılmamıştır. İlk derece mahkemesince, davacı markalarının tanınmışlığı nedeniyle de perakendecilik hizmetleri yönünden tescil engeli bulunduğu kabul edilmiş ise de yukarıda açıklanan nedenlerle taraf markaları arasında benzerlik olmadığından, bu yönden de ilk derece mahkemesi kararı yerinde görülmemiş, somut uyuşmazlıkta SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının oluşmadığı kabul edilmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesince, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka işaretleri arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığı, SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının da somut olayda oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalılar ... ile ... vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 05/10/2023 tarih ve 2023/106 Esas - 2023/287 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA, 2-Davanın REDDİNE, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 179,90-TL harçtan mahsubu ile bakiye 552,10-TL karar ve ilam harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 4-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerine göre belirlenen 55.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 6-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 228,00-TL posta masrafı ile 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan toplam 1.397,40-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı Kuruma verilmesine, 7-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 738,00-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine, 8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip resen taraflara iadesine (HMK m.333), 9-Davalı ... tarafından peşin olarak yatırılan 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, kararın kesinleşmesinden sonra ve talebi halinde davalı Kuruma iadesine, 10-Davalı ... tarafından peşin olarak yatırılan 269,85-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, kararın kesinleşmesinden sonra ve talebi halinde anılan davalıya iadesine, 11-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 26/02/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/02/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.