T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:15/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:31/01/2023 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:15/12/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:15/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:31/01/2023 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:15/12/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, Davalı tarafından müvekkili aleyhine Antalya Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile 6.250,00 Euro bedelli, 09.11.2020 düzenleme tarihli, 30.08.2021 vade tarihli bono ve 6.250,00 Euro bedelli, 09.11.2020 düzenleme tarihli, 30.09.2021 vade tarihli bono ile Kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatıldığnı, söz konusu takibe ilişkin taraflarınca Antalya 7.İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile borca itiraz ve şikayet yoluna gidildiğini, Antalya 7.İcra Hukuk Mahkemesi'nin kararıyla takibin iptaline karar verildiğini, söz konusu kararın henüz kesinleşmediğini, kararın kesinleşmesinin akabinde alacaklının tekrar takip başlatacağını, müvekkili ile davalı arasında 09.11.2020 tarihli işyeri devir sözleşmesinin imzalandığını, sözleşmenin devir bedeli olarak 119.625,00 TL belirlendiğini, devir bedelinin yanına ise 12.500,00 Euro X 9,57 TL ibaresinin yazıldığını, sözleşmenin 1.maddesinin 1. Ve 2.fıkrasında devir bedeli olan toplam 119.625,00 TL (12.500,00 Euro X 9,57 TL) alacağın alacaklısı ... (...) borçlusu ... olan 09.11.2020 tanzim 30.08.2021 ödeme tarihli 6.250,00 Euro bedelli ve 09.11.2020 tanzim 30.09.2021 ödeme tarihli 6.250,00 Euro bedelli senetler karşılığında devrettiğini, başka bir alacağının kalmadığını beyan ettiği şeklinde sözleşmede madde bulunduğunu, tarafların işyeri devri hususunda toplam 119.625,00 TL karşılığında anlaştıklarını, devir bedeli olan 119.625,00 TL'nin teminatı için o dönem Euro'nun Türk Lirası karşılığı olan 9,57 TL kur üzerinden 6.250,00 Euro meblağlı 2 adet bono tanzim edildiğini, asıl borç ilişkisinin teminatı olarak davalı ... ...'e teslim edildiğini, bu hususun sözleşmede de açık bir biçimde belli olduğunu, söz konusu senedin kambiyo vasfını yitirdiğini, müvekkilinin sözleşme bedeli olan 119.625,00 TL üzerinden borçlu olduğunun tespiti gerektiğini, yine taraflar arasın imzalanan 09.11.20220 tarihli sözleşmenin 1. Ve 2.maddesinde “... Marketini yukarıda gösterilen bedel karşılığında ödenen kira bedeli olan (12.200 EURO) ile birlikte işletme hakkının tamamı ve içinde bulunan demirbaşlar ile birlikte devir ve teslim ettim ...” şeklinde özel bir anlaşma maddesi bulunduğunu, davalının 01.07.2020-01.07.2021 tarihleri olarak işyeri malikine peşin olarak ödediği kira bedellerinin de bakiye kalan süre bakımından (12.200 Euro) işyeri devir sözleşmesinde kararlaştırılan kira bedellerine dahil olduğunun belirtildiğini, davalı alacaklının sözleşmede kararlaştırılanın aksine sözleşmeye aykırı olarak ...'dan 09.11.2020 tarih ve ... numaralı iade faturası kestiğini, açıkça gözükeceği üzere davalı alacaklının Aralık 2020/Haziran 2021 dönemi için toplam 86.436,00 TL iade aldığını, müvekkilinin haberi olmaksızın almış olduğu 86.436,00 TL'nin sözleşmeye aykırı olduğunu, borcun asıl kaynağından mahsup edilmesi gerektiğini, işyeri devri için kararlaştırılan ll962500 TL'den sözleşmeden aykırı olarak alınan 86.436,00 TL'lik iade kira bedeli düşüldükten sonra kalan bakiye borç miktarının 33.189,00 TL olacağını, müvekkilinin borcunun 33.189,00 TL olduğunun kabulüyle bu miktarın fazlası bakımından müvekkilinin borçlu olmadığının tespitinin gerektiğini, lehdarı davalı olan 6.250,00 Euro bedelli, 09.11.2020 düzenleme tarihli, 30.08.2021 vade tarihli bono ve 6.250,00 Euro bedelli, 09.11.2020 düzenleme tarihli, 30.09.2021 vade tarihli bonoların kambiyo vasıflarını yitirdiklerinin ve teminat senedi olduklarının tespitini, bonolarda yazılı olan yabancı paranın sözleşmenin hükümleri uyarınca 9,57 TL üzerinden Türk Lirasına çevrilmesiyle 119.625,00 TL fazla miktar yönünden müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini, sözleşmeye aykırı olarak işyeri sahibinden alınmış olan 86.436,00 TL'ni asıl alacak olan 119.625,00 TL'den düşülerek bu miktar 86.436,00 TL yönünden müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini, ileride açılacak icra takibi bakımından 9420'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili, Müvekkili ile davacı taraf arasında 09.11.2020 tarihli iş yeri devir sözleşmesi imzalandığını, sözleşmede belirtilen Marketin malikinin ... olduğunu, müvekkili ile dükkanın maliki ... arasında kiracı-kiraya veren ilişkisinin yıllarca devam ettiğini, en son olarak banka dekontunda da anlaşılacağı üzere müvekkili tarafından 27.08.2020 tarihinde 2020-2021 dönemi için bir yıllık kira ve aidat bedeli olarak 17.230,00 Euro'nun dükkan maliki ...'a ödendiğini, ödeme karşılığında dükkan maliki tarafından müvekkiline 13.10.2020 düzenleme tarihli 148.176,00 TL bedelli (12 ay X 12.348 TL) mal/hizmet açıklamasında Temmuz2020--Haziran 2021 yılı 1 yıllık kira ve aidat bedeli olarak belirtilen satış ESMM (fatura) düzenlediğini, davacı ile müvekkili arasında işyeri devir sözleşmesindeki anlaşma gereği davalı/borçlu tarafından 09.11.2020 düzenleme tarihli, 30.08.2021 ödeme tarihli, 6.250,00 Euro bedelli ve 09.11.2020 düzenleme tarihli, 30.09.2021 ödeme tarihli, 6.250,00 Euro bedelli, olmak üzere toplam 12.500,00 Euro bedelli 2 adet senedin iş yeri devir sözleşmesindeki borca karşılık davacı tarafından müvekkiline verildiğini, iş yerinin devrinin davacı tarafından yapıldığından dükkan sahibi ...'un müvekkili adına düzenlemiş olduğu 13.10.2020 ESMM'nin vergisel olarak iadesini/düşümünü sağlamak için müvekkili tarafından dükkan sahibi ... adına 09.11.2020 tarihinde 09.1 1.2020 düzenleme tarihli, 86.436,00 TL bedelli (7 ay X 12.348 TL) mal/hizmet açıklamasında Aralık 2020-Haziran 2021 kira iade faturası olarak belirtilen iade ESMM'si düzenlediğini, müvekkili tarafından dükkan sahibi ... adına düzenlenen iade faturasına istinaden müvekkilinin ... Bankası hesabına 17.11.2020 tarihinde 36.436,00 TL ve 50.000,00 TL olmak üzere toplam 86.436,00 TL'nin dükkan sahibi ... tarafından gönderildiğini, gönderilen 86.436,00 TL'nin dükkan sahibi ... hesabına müvekkili tarafından geri iade edildiğini, bu tutarın dükkan sahibi ...'a ait olduğunun tartışmasız olduğunu, devir sözleşmesine istinaden alınan 2 adet senedin davacı tarafından ödenmemesinden dolayı Antalya Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile davacı aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlattıklarını, haksız ve mesnetsiz kötü niyetli açılan davanın reddini, davacı aleyhine *020'den az olmamak üzere kötü niyet-icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Yerleşik Yargıtay ilamlarında teminat senedi itirazında dayanak bononun hangi ilişkinin teminatı olduğunun yazılı bir belge ile ispatlanmasının zorunlu olduğu (HGK.'nun 14/03/2001 Tarih ve ... sayılı - yine HGK.'nun 20/06/2001 Tarih ve 2001/12-496 sayılı kararları), takip dayanağı senedin teminat senedi olduğu iddiasının, hangi ilişkinin teminatı olduğunun senet üzerine yazılmak suretiyle ya da takip dayanağı senede atıf yapan İİK'nın 169/a-1 maddesinde yazılı nitelikte bir belge ile ispatlanmasının gerektiği (HGK'nun 06.03.2013 tarih ve 2012/12-768 E., 2013/312 K. ve 20.06.2001 tarih ve 2001/12-496 sayılı kararları) belirtilmektedir. Buna ilişkin davacının davalı ile akdedilen sözleşmeyi ibraz ettiği, taraflar arasında imzalanan 09.11.2020 tarihli İş Yeri Devir Sözleşmesi içeriğinde teminat açıklamasına yahut bu hususta bir düzenlemenin bulunmadığı dava konusu bonoların üzerinde "Teminat senedidir" ibaresinin yazılı olmadığı, bonoların teminat amacıyla verildiğine dair başkaca yazılı delil ibraz edilmediği anlaşılmakla dava konusu bonoların taraflar arasında imzalanan sözleşme uyarınca davacı tarafından davalıya teminat olarak verildiğinin ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır. Davacı taraf ayrıca davalı tarafça ödenen kira bedellerinin devir sözleşmesi bedeline dahil olduğu ancak davalı tarafından iade faturası kesilen bedelin kira bedellerinin mahsubu ile kalan miktarın belirlenmesi gerektiği iddiasında bulunmuş ise de; alınan bilirkişi raporu ile davalı ile dava dışı taşınmaz maliki ... arasındaki hesap hareketlerinden 7 aylık kira bedelinin taşınmaz malikine ödendiği anlaşılmıştır. Son olarak davacı taraf sözleşme gereği devir bedeli karşılığının sözleşme tarihindeki kur karşılığı olarak tespiti talebinde da bulunmuştur. Antalya7. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas, ... karar sayılı ilamı sonrasında taraflar arasında görülen bir takip dosyası bulunmamaktadır. Dolayısıyla davalının bonolar yönünden alacak talebinde bulunup bulunmayacağı, hangi tarihli kur karşılığında talepte bulunacağı da belirli değildir. Davacının bu talebi yönünden de henüz hukuki yararının bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Menfi tespit davalarında, davalı alacaklı yararına tazminata hükmedilebilmesi için, alacaklının borçluya karşı bir icra takibi yapmış olması ve borçlunun bu icra takibinin durdurulması veya icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı almış ve bu kararın infaz edilmiş olması gerekir. Takip ve kötüniyet koşulları bulunmadığından davalının tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Döviz alacağına ilişkin davada, hüküm altına alınan döviz için alınması gereken nispi karar harcının matrahının hesaplanmasında hükmolunan döviz cinsinin dava tarihindeki efektif satış kuru esas alınır (Yargıtay 19. HD., 2019/1862 E., 2020/159 K.) Ayrıca, mahkemece hükmedilen yabancı para alacağının, vekâlet ücretinin talep edilen yabancı paranın dava tarihindeki döviz kuru karşılığı bulunarak Türk Lirası üzerinden, karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi esas alınarak belirlenmesi gerekir. (Yargıtay 11. HD., 2014/9968 E., 2015/6929 K.) Mahkememizce vekalet ücretinin hesaplanmasında dava tarihindeki yabancı paranın Türk lirası karşılığı üzerinden talepte bulunulduğundan ve başlangıçta harç bu değer üzerinden ikmal edildiğinden, bu bedel üzerinden hesaplama yapılmıştır. ..." şeklinde karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine davalı tarafından Antalya Genel İcra Dairesi ... E. Sayılı dosya kapsamında bonolarla ilgili başlatılan icra takibi sonucu işbu menfi tespit davasının açıldığını, takibe konu bonoların kambiyo vasfını yitirdiğini, davalı tarafından iş yeri devir sözleşmesi ile kararlaştırılan kur üzerinden değil de fiili ödeme tarihi üzerinden icra takibi başlatıldığını, bu sebeple talep edilen miktar kadar müvekkilin borcu bulunmadığının tespitini ve iş yeri devir sözleşmesindeki hükümlere aykırı bir biçimde peşin ödenen kira bedelinin davalı tarafından mülk sahibinden iade alındığını bu sebeple borç tutarından bu iade miktarının düşülmesi gerektiği belirtilerek menfi tespit isteminde bulunulduğunu, taraflar arasında imzalanan işyeri devir sözleşmesinde devir bedelinin sabit kur üzerinden belirlendiğini ve bu durumun bilirkişi raporunda da tespit edildiğini, ilk derece mahkemesinin bu talepler yönünden hukuki yarar bulunmadığı yönündeki değerlendirmesinin hatalı olduğunu, takibin iptaline dair kararın kesinleşmediğini, müvekkilin cebri icra tehlikesi altında bulunduğunu, kararın kesinleşmiş olması halinde bile davalının iradesini gösterdiğini yani ödemeyi fiili ödeme tarihindeki kura göre talep edeceğinin açık olduğunu, öncelikle teminat senedi vasfında olmaları sebebiyle bonoların kambiyo vasfını yitirdiğinin tespitine ve müvekkilinin bu senetler bakımından borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerektiğini aksi takdirde bono bedelinin sözleşmedeki sabit kur üzerinden talep edilebileceğinin tespitiyle fazla istenen tutarın mahsubu ve davalı tarafından iş yeri devir sözleşmesine aykırı olarak alınan ve kira bedellerine dahil olduğu belirtilen 86.436,00 TL tutarındaki kira bedeli davalıya iade edildiğinden bunun da mahsubu yapılarak fazla istenen tutar yönünden menfi tespit taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, bonolar nedeniyle menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava konusu bonoların davalı tarafça konu edildiği takip dosyası, davacının şikayet yoluyla icra hukuk mahkemesine başvurması sonucu Antalya 7. İcra Hukuk Mahkemesinin 28/03/2022 tarih ... esas ... karar sayılı ilamı ile, ödeme emrinde yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığının gösterilmediği gerekçesiyle iptal edildiği, istinaf başvurusu sonucu Antalya BAM 12. Hukuk Dairesi'nin ...esas ... karar sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun temyiz yolu açık olmak üzere reddedildiği anlaşılmaktadır. Eldeki dava, bonolar nedeniyle açılmış bir menfi tespit davasıdır. Keşidecisinin davacı, lehtarının davalı olduğu dava konusu iki adet bononun 09.11.2020 tanzim tarihli 6.250,00 Euro bedelli oldukları görülmektedir. Taraflar arasında varlığı ihtilafsız olan işyeri devir sözleşmesinin incelenmesinde; işletme hakkı davalıda olan ... isimli iş yerinin davacıya devri konusunda tarafların anlaştıkları, sözleşmede devir bedelinin "119.625,00.-TL (12.500 euro x 9,57 )" olduğunun ifade edildiği, bu sözleşme bedeline davalı tarafça mülk sahibine peşin ödenen 12.200 euro bedelin de dahil olduğu, devir bedelinin yukarıdaki paragrafta ifade edilen ayrı ayrı 6.250,00.-EURO bedelli olan iki adet bono ile ödeneceğinin kararlaştırıldığı görülmektedir. Dava konusu bonoların ifa amacıyla düzenlenen bonolar olduğu anlaşıldığından davacının bonoların teminat amacıyla düzenlendiği iddiaları isabetsiz olup bu konudaki istinaf sebepleri yerinde değildir. Tanzim edilen bilirkişi raporu, banka hesap hareketleri ve tüm dosya kapsamına göre yapılan incelemede; peşin kira bedeline ilişkin olarak, davalı, iş yeri devrinden önce bir yıllık kira bedelini peşin ödemiştir. Mülk sahibi tarafından düzenlenen bir yıllık kira ve aidat faturası mevcuttur. Davalı tarafından devirden sonra yalnızca 86.436,00 TL tutarında iade faturası düzenlenmiş, mülk sahibi bu tutarı davalıya iade etmiş, ancak davalı aynı gün bu tutarı yeniden mülk sahibine göndermiştir. Dolayısıyla davacı tarafından iddia edildiği gibi davalı lehine gerçekleşmiş bir kira iadesi bulunmadığından, kira bedelinin sözleşme bedelinden düşülmesi talebi de yersiz olup davacının bu konudaki istinaf sebepleri haklı görülmemiştir. Sözleşme bedelinin TL üzerinden mi, Euro üzerinden mi belirlendiği hususu tartışmalıdır. Bonoların Euro üzerinden düzenlenmiş olması ve davalının cevap dilekçesinde fiili ödeme günündeki kura göre talepte bulunacağını belirtmiş olması, takipten önce de menfi tespit davasının açılabilmesinin mümkün olması sebepleriyle, sözleşme bedelinin belirlenmesi ve buna göre ileri sürülen menfi tespit isteminde davacının hukuki yararının olduğu göz ardı edilerek, salt devam eden takibin bulunmaması ve davalının henüz talepte bulunmamış olması sebebiyle davacının hukuki yararının olmadığı gerekçesiyle verilen karar hatalı bulunmuş, davacının bu konudaki istinaf başvurusu haklı görülmüştür. Sözleşmenin içeriği ve ödeme amaçlı verilen senetlerin euro olarak düzenlenmiş olması dikkate alındığında, sözleşme bedelinin yabancı para cinsi üzerinden kararlaştırıldığı anlaşıldığından davacının bu konudaki iddiaları yerinde görülmemiş yukarıda yapılan açıklamalar ile tüm dosya kapsamı birlikte ele alındığında davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜYLE; yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince düzelterek esas hakkında yeniden karar verilmek üzere ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 31/01/2023 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, 2-Davanın REDDİNE; 3-Koşulları ve yasal unsurları oluşmadığından davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 179,90-TL harcın peşin alınan 3.492,89-TL peşin harçtan mahsubu ile, bakiye 3.312,99-TL' nin karar kesinleştiğinde istem halinde davacıya iadesine, 5-Davacının yaptığı masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Aleyhe bozma yasağı gereğince ve karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 31.634,38 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan bakiye kısmın HMK 333. maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra masrafı kendisine ait olmak üzere davacının göstereceği bir IBAN/hesap numarasına yatırılmasına ancak hesap numarası bildirilmemiş veya bildirilmez ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak gönderilmesine veya davacıya iadesine, 8-İstinaf incelemesi yönünden; a-Davacının istinaf başvurusu kabul edildiğinden 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 179,90 TL maktu istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince davacıya İADESİNE, b-Davacı tarafından istinaf incelemesi için yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerine bırakılmasına c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, d-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 9-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin ilk derece karar tarihi itibariyle temyiz kesinlik sınırının altında olması nedeniyle kesin olarak karar verildi. ...