7. Hukuk Dairesi 2021/7545 E. , 2022/584 K. "" 7. Hukuk Dairesi MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVALILAR : Hazine vd. Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 12/12/2014 gününde verilen dilekçe ile zilyetliğe dayalı tescil istenmesi üzerine Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 17/07/2020 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili ve davalı ... vekili tarafından istenilmekle süre…
**7. Hukuk Dairesi 2021/7545 E. , 2022/584 K.** **"İçtihat Metni"** 7. Hukuk Dairesi MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVALILAR : Hazine vd. Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 12/12/2014 gününde verilen dilekçe ile zilyetliğe dayalı tescil istenmesi üzerine Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 17/07/2020 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili ve davalı ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Mahkemece, Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin bozma ilamı doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılarak verilmiş olan karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, Harçlar Kanununun 13/j maddesi gereğince Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19/01/2022 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi. (Muhalif) KARŞI OY İlk derece mahkemesince, Türk Medeni Kanununun 713/1., Kadastro Kanununun 14. ve 17. maddelerinde belirtilen sürelerin dolduğu, taşınmazın 1978 yılından sonra imar ve ihyasının yapılarak zeytinlik haline dönüştürüldüğü kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, her iki davalı vekilinin temyizi üzerine dairemizin çoğunluk görüşü ile kararın onanmasına karar verilmiştir. Dava konusu taşınmaz 1965 yılında kadastro görmüş ve kadastro çalışmaları sırasında tescil harici bırakılmıştır. Tescil harici bırakılma da bir kadastro işlemidir. Nitekim 3402 sayılı Yasanın 16. maddesinin "C" bendinde: "Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan kayalar, tepeler, dağlar (bunlardan çıkan kaynaklar) gibi, tarıma elverişli olmayan sahipsiz yerler ile, deniz, göl, nehir gibi genel sular tescil ve sınırlandırmaya tabi değildir, istisnalar saklıdır." denilmek suretiyle, tepelik yerlerin tescil edilemeyeceğine hükmedilmiştir.