Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2023/1216 E. , 2024/4747 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2023/1216 Karar No:2024/4747 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Radyo Televizyon ve Dijital Yayıncılık A.Ş. VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı şirkete a
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2023/1216 E. , 2024/4747 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2023/1216 Karar No:2024/4747 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Radyo Televizyon ve Dijital Yayıncılık A.Ş. VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı şirkete ait ''...'' logosuyla yayın yapan televizyon kanalında ...tarihinde saat 07.00'de yayınlanan "..." adlı programda 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun’un 8. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinde yer verilen "Yayın hizmetleri; ... Tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerini esas almak ve toplumda özgürce kanaat oluşumuna engel olmamak zorundadır; ..." şeklindeki yayın ilkesinin ihlal edildiğinden bahisle, aynı Kanun'un 32. maddesinin 2. fıkrası uyarınca 28.238,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin ...tarih ve ...sayılı Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (Üst Kurul) kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; uyuşmazlığa konu programda sunucu tarafından sarf edilen sözlerin sunucunun kendi bakış açısıyla yaptığı siyasi yorum ve eleştirilerden ibaret olduğu, somut olarak belirli bir kuruma ya da kişiye yöneltilmediği, Ramazan ayı vesilesiyle Diyarbakır ili Bağlar ilçesinde ihtiyaç sahibi vatandaşlara gıda yardımı yapılması ile ilgili görüntüler üzerine sarf edilen sözlerin gıda yardımından yararlanmak isteyen kişileri hedef almadığı, söz konusu ifadelerin yapılan uygulamalara ve hükümet politikasına yönelik ağır eleştiri niteliğinde olduğu, hükümetlere ve siyasetçilere yöneltilen eleştirinin sınırının diğer kişilere göre daha fazla olduğu, söz konusu ifadelerin genel yorum ve ağır eleştirilerden ibaret olduğu ve düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti kapsamında kaldığı anlaşıldığından dava konusu Üst Kurul kararında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesince; düşünce özgürlüğünün Anayasa, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve kanunlar ile teminat altına alındığı, bu özgürlüğün haber veya fikir alma ve verme özgürlüğünü de kapsadığı, söz konusu düzenlemeler ve yerleşik içtihatlar uyarınca ifade ve basın özgürlüğünün sınırsız olmadığı, uyuşmazlığa konu programda sarf edilen sözlerin tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ile ilgili yayın ilkesini ihlal ettiği anlaşıldığından, dava konusu Üst Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır Açıklanan nedenlerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca istinaf isteminin kabulü ile İdare Mahkemesinin dava konusu işlemin iptali yolundaki kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, uyuşmazlığa konu programda sarf edilen sözlerin somut olarak belirli bir kuruma ya da kişiye yönelik olmadığı, sunucunun kendi düşüncelerini paylaştığı genel yorum ve ağır eleştiri niteliğinde olduğu, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti kapsamında kaldığı, siyasi eleştirilerin doğası gereği sert ve kırıcı olabileceği, tipiklik unsurunun gerçekleşmediği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, uyuşmazlığa konu programda tarafsızlık, doğruluk ve gerçeklik ilkelerinin ihlal edildiği, farklı görüşlere yer verilmediği, eleştirinin muhataplarına söz hakkı tanınmadığı, alternatif görüş ve değerlendirmelere yer verilmediği, dava konusu işlemin tipiklik unsuru yönünden sakat olduğu ileri sürülmüş ise de mahkemelerin sebep ikamesi yaparak işlemin dayandığı hukuki sebebi değiştirebileceği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: ESAS YÖNÜNDEN: MADDİ OLAY : Davacı şirkete ait '...'' logosuyla yayın yapan televizyon kanalında ... tarihinde yayınlanan "..." adlı programda sunucu tarafından saat 07.09'da "... evet Diyarbakır'da patates... Ya 20 lira o patates. 10 kilo patates. Pardon 20 kilo. Bir lira ya kilosu, 20 lira. Bak ne oluyor Diyarbakır'da... Sonra işte bir türlü görevini doğru düzgün yapamayan, işini yapmayan sadece 'eyvah yukarıdan ne derler' diyen bu valiler, kaymakamlar, onlar, bunlar, şunlar ... efendim işte halkımız ama biz de böyle, hayır kardeşim sen yapmışsın. Oraya götürüyorsun, bu milleti arsızlığa alıştırdınız bakın bu yoksulluğun göstergesi değil. Sırf yoksul oldukları için o patatese saldırmıyorlar. Arsızlaştırdığınız için, onurlarını ellerinden aldınız insanların, insanları böyle 3 kuruşluk avanta için birbirlerini çiğneyen hale getirdiniz. Sorunumuz bizim bu. ..."; saat 08.07.21'de "... İşte ben de bu iktidara buradan devamlı çağrıda bulunuyorum. Bak kardeşim! Bir yere kadar geldiniz ama şu anda güç patlaması yaşıyorsunuz. Müthiş bir güç şımarıklığı var. Bunun sonu kötü. Dünyada da hep böyle olmuş. Bu kadar kibre kendini kaptıran ve özellikle maiyette olanların artık kendi benliklerini, kendi gururlarını, kendi onurlarını, kendi şahsiyetlerini bir kenara bırakıp sadece ve sadece bir tek kişi için kavga vermeleri ama o kavgayı verirken elbet de güzel karşılığını almaları bir yere kadar gider. Ondan sonra böcek gibi ezilirsiniz bak. Aynen söylüyorum."; saat 09.06.39'da, "Şu emperyalizm lafından ben sıkıldım. Kim emperyalist? Bak şu anda Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni yöneten ... iktidarı ve saray tipik emperyalist yaklaşım içinde. Şu kadar ülkede askerimiz var demeye başladığın an işte sana al Türkiye de oluyor emperyalist ülke. Yayılmacı oluyorsun. O zaman Amerika'ya niye kızıyoruz? Rusya'ya niye kızıyorsun? Daha fazlasını yapıyoruz. Rusya'nın kaç ülkede askeri var kardeşim? Bak Türkiye'nin kaç ülkede var? Hemen sayıverelim; Azerbaycan'da var, Afganistan'da var, Somali'de var, Sudan'da var. Nerede? Katar'da var. Suriye'de var. Irak'ta var. Libya'da var. Bak Rusya'nın var mı ya bu kadar? Amerika'nın var. Öbürlerinin uçak gemileri var işte dolanıyorlar oralarda. Ama bak biz ne kadar? Al sana emperyalist ülke. Ama kifayetsiz emperyalist ülkeyiz biz. Henüz o çapa da gelmedik. Ama kafamız o. Halkın kafası da o. Bayağı faşist yayılmacı zihniyet hakim şu anda..." şeklinde ifadeler sarf edilmiştir. ... tarih ve 2... sayılı Üst Kurul kararıyla, ihlale konu yayında sunucu tarafından sarf edilen ve yukarıda koyu renkli olarak aktarılan ifadelerin tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkeleriyle bağdaşmadığından bahisle 6112 sayılı Kanun'un 8. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinin ihlal edildiği gerekçesiyle aynı Kanun'un 32. maddesinin 2. fıkrası uyarınca davacı şirkete 28.238,00-TL idari para cezası verilmesine karar verilmiştir. Bunun üzerine anılan Kurul kararının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Cumhuriyetin nitelikleri" başlıklı 2. maddesinde, "Türkiye Cumhuriyeti, ... demokratik ... bir hukuk Devletidir."; "Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması" başlıklı 13. maddesinde, "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."; "Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti" başlıklı 26. maddesinde, "Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet Resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. ... Bu hürriyetlerin kullanılması, milli güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir. ..."; "Basın Hürriyeti" başlıklı 28. maddesinde, "Basın hürdür, sansür edilemez. ... Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alır. Basın hürriyetinin sınırlanmasında, Anayasanın 26 ve 27'nci maddeleri hükümleri uygulanır. ..." kurallarına yer verilmiştir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin "İfade özgürlüğü" başlıklı 10. maddesinde, "1. Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ülke sınırları gözetilmeksizin, kanaat özgürlüğünü ve haber ve görüş alma ve de verme özgürlüğünü de kapsar. Bu madde, Devletlerin radyo, televizyon ve sinema işletmelerini bir izin rejimine tabi tutmalarına engel değildir. 2. Görev ve sorumluluklar da yükleyen bu özgürlüklerin kullanılması, yasayla öngörülen ve demokratik bir toplumda ulusal güvenliğin, toprak bütünlüğünün veya kamu güvenliğinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın, başkalarının şöhret ve haklarının korunması, gizli bilgilerin yayılmasının önlenmesi veya yargı erkinin yetki ve tarafsızlığının güvence altına alınması için gerekli olan bazı formaliteler, koşullar, sınırlamalar veya yaptırımlara tabi tutulabilir." kuralı yer almaktadır. 5187 sayılı Basın Kanunu'nun "Basın özgürlüğü" başlıklı 3. maddesinde, "Basın özgürdür. Bu özgürlük; bilgi edinme, yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarını içerir. Basın özgürlüğünün kullanılması ancak demokratik bir toplumun gereklerine uygun olarak; başkalarının şöhret ve haklarının, toplum sağlığının ve ahlâkının, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği ve toprak bütünlüğünün korunması, Devlet sırlarının açıklanmasının veya suç işlenmesinin önlenmesi, yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması amacıyla sınırlanabilir." kuralına yer verilmiştir. 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrasında, "... Yayın hizmetleri; ... ı) Tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerini esas almak ve toplumda özgürce kanaat oluşumuna engel olmamak zorundadır; ...''; "İdari yaptırımlar" başlıklı 32. maddesinin ikinci fıkrasında, "8'inci maddenin birinci fıkrasının diğer bentleri ile ikinci ve üçüncü fıkralarında ve bu Kanunun diğer maddelerinde belirlenen ilke, yükümlülük veya yasaklara aykırı yayın yapan ve/veya bu Kanun hükümleri kapsamında Üst Kurul tarafından belirlenen yükümlülüklerini yerine getirmeyen medya hizmet sağlayıcıya ihlâlin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı gözönünde bulundurularak, ihlâlin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden yüzde üçüne kadar idari para cezası verilir. İdarî para cezası miktarı, radyo kuruluşları için bin Türk Lirasından, televizyon kuruluşları ve isteğe bağlı medya hizmet sağlayıcıları için onbin Türk Lirasından az olamaz." kuralları yer almaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)'ne göre, siyasi tartışma özgürlüğü, "tüm demokratik sistemlerin temel ilkesi"dir (AİHM kararı, Lingens/Avusturya, B. No: 9815/82, Karar tarihi: 08/07/1986, §41-42). Hükümetler yalnızca yasama organı ve yargı organlarınca denetlenmemelidirler, hükümetlerin aynı zamanda halk ve kitlesel medya tarafından da denetlenmeleri gerekmektedir (AİHM kararı, Şener/Türkiye, B. No: 26680/95, Karar tarihi: 18/07/2000, §40). AİHM’in yerleşik içtihatlarında da belirttiği gibi, hükümetler kullandıkları kamu gücünden dolayı kendilerine yöneltilmiş en ağır eleştirileri bile hoşgörü ile karşılamak zorundadır. Sağlıklı bir demokrasi, bir hükümetin yalnızca yasama organı veya yargı organları tarafından denetlenmesini değil, aynı zamanda sivil toplum örgütleri, medya ve basın veya siyasi partiler gibi siyasal alanda yer alan diğer aktörlerce de denetlenmesini gerektirir (AİHM kararı, Castells/İspanya, B. No: 11798/85, Karar tarihi: 23/04/1992, §46). Hükümetlere ve siyasetçilere yöneltilen eleştirinin sınırı özel kişilere göre daha geniştir (AYM kararı, Bekir Coşkun Kararı, B. No: 2014/12151, Karar tarihi: 04/06/2015, §69). İfade özgürlüğü, büyük ölçüde eleştiri özgürlüğünün güvence altına alınmasını hedeflemektedir ve düşüncelerin açıklanması ve yayılması sırasında kullanılan ifadelerin sert olması doğal karşılanmalıdır. Öte yandan, siyasi tartışma özgürlüğünün “tüm demokratik sistemlerin temel ilkesi” olduğu göz önüne alındığında, diğer ifade türlerine nazaran, başvuru konusu konuşmalardaki gibi politikaları ve siyasileri eleştiren, politikaları veya siyasi açıklamaları muhalif bir tarzda ele alan siyasi ifade özgürlüğüne ayrıca önem vermek gerekmektedir (AYM kararı, Tansel Çölaşan, B. No: 2014/6128, Karar tarihi: 07/07/2015, §64). AİHM'e göre ifade özgürlüğü demokratik toplumun temelini oluşturan ana unsurlardandır. AİHM, ifade özgürlüğüne ilişkin kararlarında ifade özgürlüğünün toplumun ilerlemesi ve bireyin gelişmesi için gerekli temel şartlardan birini teşkil ettiğini yinelemektedir. AİHM'e göre 10. maddenin ikinci paragrafı saklı tutulmak üzere ifade özgürlüğü sadece toplum tarafından kabul gören ya da zararsız veya ilgisiz kabul edilen "bilgi" ve "fikirler" için değil incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerlidir. Bu, yokluğu halinde "demokratik bir toplum"dan söz edemeyeceğimiz çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir. AİHM, 10. maddede güvence altına alınan bu hakkın bazı istisnalara tabi olduğunu ancak bu istisnaların dar yorumlanması ve bu hakkın sınırlandırılmasının ikna edici olması gerektiğini vurgulamıştır (Handyside/Birleşik Krallık, B. No: 5493/72, 7/12/1976, § 49; Von Hannover/Almanya (No. 2), B. No: 40660/08 ve 60641/08, 7/2/2012, § 101). AİHM, verdiği pek çok kararında basının önemi üzerinde durmaktadır. Castells/İspanya kararında basının önemini,"... hukukun üstünlüğü ile yönetilen bir Devlet içinde basının seçkin rolü unutulmamalıdır. Gerçi basının 'düzensizliğin önlenmesi' ve 'başkaların haysiyetlerinin korunması' için konan sınırları aşmaması gerekir; ancak basın, siyasi sorunlar hakkında ve kamu yararıyla ilgili konularda haber ve düşünceleri yayma görevini üstlenmiştir. Basın özgürlüğü halkın siyasi liderlerin düşünceleri ve davranışları hakkında fikir sahibi olmalarını sağlamaktadır. Ayrıca siyasetçilere, kamuoyunun zihnini meşgul eden sorunlar hakkında düşünceleri ve yorumlarını belirtme fırsatı vermektedir. İfade özgürlüğü herkesin, demokratik bir toplumun özünde yer alan serbest siyasi tartışmaya katılmasını mümkün kılmaktadır." şekilde belirtmektedir. Buna karşın demokratik bir toplumda basına, siyasetçileri ve kamu görevlilerini eleştirme ve onlar hakkında yorum yapma hakkı tanınmış olmakla birlikte Anayasa'nın 26. ve 28. maddeleri tamamen sınırsız bir ifade özgürlüğünü garanti etmemiştir. Anayasa'nın 12. maddesinin "Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder." biçimindeki ikinci fıkrası, kişilerin sahip oldukları temel hak ve hürriyetleri kullanırken ödev ve sorumluluklarına da gönderme yapmaktadır. 26. maddenin ikinci fıkrasında yer alan sınırlamalara uyma yükümlülüğü, ifade özgürlüğünün kullanımına basın için de geçerli olan bazı "görev ve sorumluluklar" getirmektedir. Basın özgürlüğü, ilgililerin meslek ahlakına saygı göstermelerini, doğru ve güvenilir bilgi verecek şekilde ve iyi niyetli olarak hareket etmelerini zorunlu kılmaktadır. Kötü niyetli olarak gerçeğin çarpıtılması kabul edilebilir eleştiri sınırlarını aşabilir. Dolayısıyla haber verme görevi zorunlu olarak ödev ve sorumluluklar ile basın kuruluşlarının kendiliğinden uymaları gereken sınırlar içermektedir. Dosyanın incelenmesinden, davacı şirkete ait televizyon kanalında 20/04/2021 tarihinde yayınlanan programda kullanılan ve dava konusu Kurul kararında davacı şirket hakkında idari yaptırım uygulanmasına esas alınan ifadelerin, sunucunun, Diyarbakır'da gerçekleştirilen gıda yardımından faydalanmak isterken sosyal mesafe kuralını ihlal eden vatandaşlarla ilgili olarak kullandığı ifadeler, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin askeri stratejileri ve milli menfaatleri kapsamında farklı ülkelerde asker bulundurması ile ilgili yaptığı yorum ve değerlendirmeler ile hükümeti ve maiyetindeki insanları kast ederek yaptığı yorumlardan ibaret olduğu görülmektedir. Bu durumda, dava konusu yayının, ülkenin ekonomik sorunları, günün iç ve dış olayları konusunda fikirlerin ileri sürüldüğü bir program olduğu, yayında kamuoyunu ilgilendiren konularla ilgili yorum ve açıklamalarda bulunulduğu, düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünün araçlarından birinin de eleştiri yapmak olduğu, eleştiri övgü olmadığından, sert, kırıcı ve incitici olmasından ötürü eleştiri sırasında kullanılan ifadelerin doğal karşılanması gerektiği, bu tür eleştirilere kamu otoriteleri veya toplumun bir kesimi için hoş olmayan düşüncelerle şiddeti teşvik etmediği, terör eylemlerini haklı göstermediği ve nefret duygusunun oluşmasını desteklemediği sürece sınırlama getirilmemesi gerektiği, kaldı ki ifade özgürlüğünün sadece memnuniyetle karşılanan zararsız veya önemsiz sayılan insanların kayıtsız kalabileceği bilgi ve fikirler için değil aynı zamanda demokratik toplumu şekillendiren çoğulculuğun, hoşgörünün ve geniş fikirliliğin doğasında bulunan bir gereklilik olarak rahatsızlık veren fikirler için de uygulanması gerektiği, programda kullanılan ifadelerin güncel olaylara ilişkin sunucu tarafından yapılan ve eleştiri içeren yorum niteliğinde olduğu, yorumların içeriği itibarıyla eleştiri sınırları içerisinde kaldığı, eleştiri sınırları içerisinde kalan bu nitelikteki haber ve yorumların ise basın ve ifade özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği dikkate alındığında, dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, dava konusu işlemde hukuka uygunluk, dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin kabulüne, 2. Dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 13/11/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.