11. Hukuk Dairesi 2014/7610 E. , 2015/4818 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ...(Kapatılan) 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04/02/2014 tarih ve 2012/136-2014/18 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 07/04/2015 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ..., davalılardan ... vekili Av. ... ile davalı banka vekili Av. ...dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre
**11. Hukuk Dairesi 2014/7610 E. , 2015/4818 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ...(Kapatılan) 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04/02/2014 tarih ve 2012/136-2014/18 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 07/04/2015 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ..., davalılardan ... vekili Av. ... ile davalı banka vekili Av. ...dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankada 137.243,18 USD hesabı bulunduğunu, 26.01.2006 tarihinde bilgileri ve talimatları olmadan diğer davalının hesabına aktarıldığını öğrendiklerini, bankanın gerekli özeni göstermediğini, diğer davalı...'ın da haksız yarar sağladığını ileri sürerek, anılan miktarın müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, davacının talimatı ile işlem yapıldığını, bankanın gerekli dikkat ve özeni gösterdiğini, uzun süre yapılan işleme itiraz edilmediğini, davacının kötüniyetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı... vekili, davacının müvekkilinin kardeşi olduğunu, 2005 yılı Kasım ayında oğlunun Fransa'ya mastır yapmak için vize başvurusu yaptığını, davacının hesabında para bulunması gerektiğini, bu nedenle davalının kardeşinin hesabına 1-2 ay sonra geri almak üzere dava konusu miktarı aktardığını, sonradan da davacının parayı müvekkili hesabına havale ettiğini, davanın kötüniyetli olarak açıldığını, havale işleminden uzun süre geçtikten sonra böyle bir talepte bulunmanın dürüstlü kuralı ile bağdaşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, imza incelemesi raporu ve dosya kapsamına göre, davaya konu talimattaki imzanın davacının eli ürünü olmadığı, davacı ile davalı ... arasındaki eylemin inançlı işlem niteliğinde bulunduğu, taraflar kardeş bile olsa ancak yazılı delil ile ispat edilebileceği, davacının hesabındaki paranın bilgisi ve rızası dışında aktarıldığı, bankanın gerekli özeni göstermediği, diğer davalının ise hesabına aktarılan parayı sahiplendiği, inançlı işlem mevzusunu ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, 137.243,18 USD'nın davalılardan faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalılar vekilleri ayrı ayrı temyiz etmiştir. 1-Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece hesabın havale yapıldığı davalı ... yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir. Oysa, bankalar, kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61 nci maddesi). Bu tanımlamaya göre mevduat, ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 306 ve 307 nci maddeleri uyarınca ödünç alan akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 472/1 nci maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir. Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; usulsüz işlemin gerçekleşmesinde havalenin yapıldığı davalı ... yönünden de yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Ancak, davacı ile bu davalı ... arasında bankacılıkla ile ilgili bir sözleşme olmadığı gibi, dava konusu iddia edilen zarar, aslında diğer davalı bankanın zararıdır. Davacının alacağı, davalı banka açısından aynen devam etmektedir. Davacı talebini, akidi davalı bankaya yöneltmelidir. Şayet usulsüz işlemde davalı ...'ın bir kusuru mevcut ise, bu hususu ileri sürme hakkı, mevduatı saklamakla yükümlü, bu davalının eylemi ile zarar gördüğünü ileri süren davalı bankaya aittir. Bu durum karşısında, davacının açtığı davada davalı ...'a husumet düşmeyeceği dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın anılan davalı yararına bozulması gerekmiştir. 2- Davacı taraf, davalı bankada 25.11.2005 tarihinde 137.000 USD vadeli hesap açtığını, iki yıl kadar hesabı ile ilgilenemediğini, sonradan 26.01.2006 tarihinde paranın davalı ... hesabına bilgisi ve rızası dışında havale edildiğini ileri sürmüş, davalı banka ise davacı ile davalı ...'un kardeş olduğunu, 2005 yılı Kasım ayında beraber bankaya geldiklerini, davacının oğlunun Fransa'da mastır için vize başvurusunda bulunduğunu, vize kolaylığı için davalı ...'un hesabında bulunan parayı davacının hesabına 1-2 aylığına aktaracaklarını belirttiklerini, bu kapsamda davalı ...'un verdiği talimata göre paraların davacı hesabına aktarıldığını, 2 ay sonra da davacının talimat vererek parayı davalı ...'un hesabına gönderdiğini savunmuş, mahkemece talimattaki imzanın davacının eli ürünü olmadığı, bankanın gerekli özeni göstermediği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. Oysa, davacının 25.11.2005 tarihinde açılan USD hesabının davalı ...'un verdiği talimatla açılması, yani hesabın davalı ...'un hesabından aktarılan parayla oluşturulması, 25.12.2005 tarihindeki birinci vade sonunda davacı tarafından faizin hesap cüzdanına işletilmesi, bu tarihten sonra bir daha faizi hesap cüzdanına işletmek için bankaya müracaat etmemesi, 18.01.2008 tarihinde banka tarafından davacı tarafa hesabına ilişkin ekstreler sunulduğu halde, davanın bu tarihten itibaren 10 ay, paranın çekilmesinden sonra ise 34 ay sonra açılması, davalı ...'un hesabına havale edilen paranın hemen çekilmeyip 06.02.2007 tarihine kadar ...'un hesabında kalmasına rağmen davacının talepte bulunmaması, davacının bankadan para çekilme işlemini öğrendiği 18.01.2008 tarihinden sonra davalı ... ile birlikte ortağı olduğu şirketin feshi için 15.02.2008 tarihinde dava açması, yine davalı ... hakkında 08.04.2008 tarihinde hisseli daire satımından dolayı alacak isteminde bulunması, bir başka deyişle davalı ... ile aralarında husumet oluştuktan sonra 26.01.2006 tarihli havalenin bilgisi ve rızası dışında yapıldığını iddia etmesi, Savcılık soruşturma dosyasında dinlenen davalı banka çalışanlarının, davacı ile...'un beraber bankaya geldiklerini, vize işlemleri için davalı ... hesabında bulunan paranın davacı hesabına geri iade edilmek üzere yatırıldığını ifade etmeleri, davacının kardeşi ...'ın ifadesinde paranın...'a ait olduğunu, vize işlemleri için geçici olarak davacı hesabına aktarıldığını, davacının böyle bir davayı neden açtığına ailesinin bir anlam vermemesi karşısında, 26.01.2006 tarihinde yapılan havalenin davacının bilgisi ve rızası dışında yapıldığından bahsetmek mümkün değildir. Bu itibarla, mahkemece davalı banka yönünden davanın reddine karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davalı ... yararına, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davalı banka yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.